KUTLU FORUM

Bilgi ve Paylaşım Platformuna Hoş Geldiniz
 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Sosyal bilimler ve ilahiyat - ilahiyat ve sosyal bilimler ..İhsan Yılmaz

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
huzeyfe
Süper Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 6414
Rep Gücü : 15117
Rep Puanı : 23
Kayıt tarihi : 27/03/09

MesajKonu: Sosyal bilimler ve ilahiyat - ilahiyat ve sosyal bilimler ..İhsan Yılmaz   Salı Şub. 16, 2016 12:24 pm

Sosyal bilimler ve ilahiyat - ilahiyat ve sosyal bilimler

İhsan Yılmaz
i.yilmaz@meydangazetesi.com.tr
16 Şubat 2016
http://www.meydangazetesi.com.tr/sosyal-bilimler-ve-ilahiyat-ilahiyat-ve-sosyal-bilimler-makale,2642.html

Az sayıdaki nas ve doğa kanunu dışındaki binlerce konu ile ilintili her tür din ya da kainat üzerine bilgi, aslında, ifadenin Popper’cesi ile (yoruma dayalı olduğu için) yanlışlanabilir ve eleştirel analize tabi tutulabilir (geçici) epistemik parçacıklardır. Dolayısı ile nas olmayan din üzerine bilgilerin kendi aralarında, evrene dair kanun olmayan bilgilerin kendi aralarında ve de din üzerine bilgi ile evren üzerine bilgi arasında, hiyerarşik bir ilişki yoktur.


Bir mümin için elbette nasların asli belirleyiciliği vardır ama bunlar bile bazı durumlarda tevil edilir, yorumlanır, yeni veriler ışığında anlaşılmaya çalışılır. Hatta bazı özel durumlarda naslar arasında tercih ve hatta nassın geçici terki gerekir; zarurete, istihsana, istishaba, maslahata vs. başvurulur. Bu, her konuda böyle olmak zorunda değildir. “Mucizat” ya da “ibadat” gibi konularda, “Bu bir imani meseledir” denilir ama bunlara inanmak evrene dair bilgiye ket vurmaz.  


Olması gereken, dine dair bilgiye sahip olanlar ile evrene ve sosyal fenomenlere dair bilgiye sahip olanların (ki bu bilgi dalları, ikili karşıtlıkla ve dışlayıcılıkla birbirlerinden kesinkes ayrılmaz) birbirlerine üstünlük kurmaya çalışması değil, interdisipliner bir mantıkla, hem kendi dimağlarında hem de “cemai içtihat” komitelerinde, birbirlerinin tefsirine yardımcı olmalarıdır. Her bilgi dalının kendine dair bir epistemik kümesi, metodolojisi, usulü vardır ve her tür âlimin farklı alanlara dair bu usulleri, en azından ansiklopedik seviyede, bilmesi gereklidir.   


Evreni çalışanlar nasıl ki evrenin sözcüsü değilse, dini bilgiler üzerine çalışanlar da Allah’ın sözcüsü değildir; böyle bir pozisyon vardı ise de Hz. Peygamber (SAV) ile bitmiştir.

Dolayısı ile kat’i naslara dayalı olmayan konularda, kimsenin “bu haram, şu yasak, şu da tabu” demesi yakışık almaz. Aynı konuda birbiri ile çelişen, aynı mezhebin içinde bile pek çok yorum ve hüküm olduğu bilgisi göz ardı edilemez. Bir din âlimi, topluma en “katı, zor, köşeli” yorumu değil, aksine, en pratik ve yaşanabilir yorumları (ruhsat evreni) lanse etmeye çalışır. İsterse “zor” yorumu da verir ama vicdanların, mezhep içi tercih ve mezhep dışı tahayyur hakkına ket vurmaya çalışmaz. Yoksa “nefret ettirici” olunur; din, hayattan kopar. Katı yorumları herkes isterse kendi şahsına uygulayabilir. Maalesef çoğunlukla görülen, kendine “ruhsatlı” âleme bol “haram(!)”lı tavır alınmasıdır.   


“Bunlar çok hassas konular, gayb vs. yıllarca üzerinde çalışmayan, konuşmasın” denilen pek çok mesele, bilgiye ulaşımın çok kolay olduğu bu çağda, her yerde konuşulur ve sorgulanır haldedir. Her tür tarih bilgisi ve yorumu da, din bilgisi ve yorumu da buna dahildir. Mümin entelektüellerin bu konularda donanımlı olması ve glokal (hem global hem de lokal) ölçeklerde tatmin edici, akla yatkın cevapları ya da en azından argümanları zihinlerinde olgunlaştırması gereklidir. Zira, muhatapların, “Bu konular konuşulmaya açık değil” cevabı ile tatmin olmayacağı ortadadır. Belki bir istisna, “itikat” ve “ibadat” için getirilebilir ki Bediüzzaman gibiler itikadi konularda da (en azından Haşir risalesinde) hodri meydan demiştir. Onun çizgisi geriletilmemelidir. 


“Medenilere galebe, ikna ile” olacaksa, onların karşısına, üzerinde konuşulamaz, tabulaştırılmış, anlaşılamaz ve anlaşılması dahi teklif edilemez bir dini bilgiler hamulesi ile çıkmak, antitebliğ ruhlu bir tavırdır. Ayrıca, hem Batı’da hem de Müslüman dünyasında pek çok Müslümanın çocuğu kafalarındaki pek çok soruya tatmin edici cevaplar bulamadıkları için bazen açıktan ama çoğunlukla gizli mürtet ya da selefi, “cihadist”, El Kaideci vs. olmaktadırlar. Dini ve tarihi bilgileri anlaşılmaya ve dolayısı ile de müzakereye açmaktan başka çare görünmemektedir. Bunun için de âlim adayı her sosyal ve doğal bilimcinin dini bilgiler metodolojilerine vâkıf olması kadar her âlim adayı ilahiyatçının da doğal ve sosyal bilimlere vâkıf olması gereklidir.  


Bu devirde hoca olmak da âlim olmak da mümin bir sosyal bilimci olmak da kolay iş değildir.



_________________
Mevla Görelim Neyler
Neylerse Güzel Eyler
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Sosyal bilimler ve ilahiyat - ilahiyat ve sosyal bilimler ..İhsan Yılmaz
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Z İ Y A P A Ş A
» Kadın olmanın dayanılmaz keyfi (Beyler Dikkat)

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
KUTLU FORUM :: İslami ilimler ve dini kültür :: DİNİ KONULAR -İLAHİYAT-
Buraya geçin: