KUTLU FORUM

Bilgi ve Paylaşım Platformuna Hoş Geldiniz
 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 SEYYİD NİGARİ VE ŞİİRLERİ .

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
huzeyfe
Süper Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 6630
Rep Gücü : 15653
Rep Puanı : 23
Kayıt tarihi : 27/03/09

MesajKonu: SEYYİD NİGARİ VE ŞİİRLERİ .   Cuma Mart 25, 2016 11:11 am

http://tarihvebilgi.blogcu.com/seyyid-nigari-ve-siirleri/2349959

SEYYİD NİGARİ VE ŞİİRLERİ



.


Seyyid Hamza Nigârî

 
Seyyid Nigari'den

Ah nice ağlayam kılmayam feryat
Giriftar-ı aşkın binevasıyım
Leyla'nındır Mecnun Şirin'indir Ferhat.
Ben de Şehy Nigari'nin müptelasıyım.
Neylerem dünyayı neylerem mali
Neylerem keşmiri neylerem şali
Ben divan-i aşkım zülfün pamali
Kiliseyi aşkın Mesihasıyım
Ey Seyyid Nigari ey aşkı tuğyan
Ey aşık-ı şeyda ey kar-ı efgan
Keruban-ı aşka benim saruban
Ferhad'ın Mecnun'un rehnumasıyım..

Kaside olarak dinlemek için AGAH adlı sanatçıdan  http://www.firaset.net/izle.php?id=9637
 
Bülbül Tek Uyandım Bir Seher (Orjinal)
Bülbül tek uyandım bir seher nagah
Gördüm uğramışsın bir gülüzare
Alıştım dem be dem yakıldım eyvah
Tutuştum bend-ü bend nar-ı hezara
Feleği sergeşte eyledi ünüm
Arş-ı muallada oynar tütünüm
Uçuptur sitarım batıptır günüm
Ne çare eyleyem ben günü kare
Gördüler beni ki halim perişan
Cem oldu Eflatun Aristo Lokman
Nabzıma el vurdu bin bir tabiban
Dediler derman yok buna ne çare
Zehrabın çektim zülfü şahmarın
Fitnesine düştüm çeş-i sahharın
Vaktaki uğradım darına yarin
Hallac'ı tek oldum çekildim dare
Ey Seyyid Nigari ey aşıkızar
Ey esir-i sevda derde giriftar
Bilmedin mi eyler seni tarumar
Pes niçün uğradın güyn güyu-nigar
Seyyid Nigari

Ragıp Şevki Yeşim, Seçme Türküler, s. 96. Kaynakta türkünün Recai Damacı'dan ibaresi bulunmaktadır. Fasikül halinde yayımlanan seçme türküler Ragıp Şevki Yeşim önsözüyle yayımlanmıştır. Tarih tesbit edilememiştir
www.bitmeyenturku.de/turku-klam/B-Harfi/Bulbul-Tek-Uyandim-Bir-Seher-(Orjinal).php
 
 
Evet, Seyyid Nigari ne hoş söyler:
“Cânan dileyen dağdağa-i câna düşer mi;
Cân isteyen endişe-i Cânana düşer mi?”
Cânan’ı diliyorsan, kalbinde can dağdağası olamaz, mal sevgisi orada yer tutamaz. Gerekirse her şeyini, malını, mülkünü ve hatta canını bir keseye koyar; “Maksud O’dur, matlup O’dur, mahbub O” dediğin Allah uğrunda tereddüt etmeden verirsin. Aksine, “malım-mülküm” diyor ve can derdine düşüyorsan, Cânan’a ayırdığın gönlünü fani şeylere kaptırmış ve O’na karşı gereken teveccühü gösterememiş sayılırsın.
http://www.herkul.org/kiriktesti/index.php?article_id=1542&herkultools=f7f2440c06d2651e..
 
SÜRGÜNÜNE SEBEB OLAN İNANCININ BİR TERENNÜMÜ OLAN BİR ŞİİRİ

SİZ BİR TARAF, BİZ BİR TARAF 
**** Nât-i Serif ****

Ey muavîler ümmeti vey düsmeni Muhammedî ;
Siz küfrani, biz sükrani ; siz bir taraf, biz bir taraf.
Sizler tugyânî milleti, bizler Muhammed ümmeti,
Siz mervanî, biz Kuranî ; siz bir taraf, biz bir taraf.
Siz mervanî cehennemî, biz Muhammedî cennetî,
Siz seytanî, biz rahmanî ; siz bir taraf, biz bir taraf.
Siz muavîler askeri, biz Hayderî’ler leskeri,
Siz kahranî, biz Hakkanî ; siz bir taraf, biz bir taraf.
Sizler düsmen-i Mustafa, biz bende-yi Âl-i Âbâ,
Siz hasmanî, biz Rahmanî ; siz bir taraf, biz bir taraf.
Siz katil-i Âl-i Zehrâ, biz matemdâr-i Mustafa,
Siz simranî, biz hüznanî ; siz bir taraf, biz bir taraf.
Siz haccacî siz leccacî, biz Kamberî vü Peygamberî,
Siz nefsanî, biz rûhânî ; siz bir taraf, biz bir taraf.
Siz seytanî, biz Rahmanî, zid ender ziddiz elhasil,
Siz zulmanî, biz nurânî ; siz bir taraf, biz bir taraf.

Seyyid Hamza Nigârî
Mîr Hamza Nigâri’den
Öyle müstesnâ habîbem kim bana yoktur bedel

Benden ey dil munkatı’ olmuş kamu illâ güzel

Öyle bir zârem nizârem zülf-i sevdâsında kim

Bir belâ ol hâl ile bulmaz beni kılmaz mahal

Tâ leb-i dildârâ cân virmiş dil-i sûzânemiz

Sûzişim artar dem-â-dem âteşim bulmaz halel

Kavs-ı gerdûndan atıldıkca belâ bî-iştibâh

Köydürür âhım odı kül eyler ânı al-be-al

Yârlık kılmaz bana gönlüm nidem ma’zûrdur

Bir güzel sevdâsına düşmüş ki tâ rûz-ı ezel

Benzemez mey-hâre zâhid bülbüle benzer mi hâr

Başkadır kirdâr-ı Edhem başkadır kâr-ı bagal

Öyle var cânında bir âteş ki ‘âlem havf ider

Ol sebebdendir ki bu etrâfıma gelmez ecel

Âteş-i sûzân-ı tab’ımdan haberdâr olmayan

Okusun Dîvân-ı dil- sûzumdan alsun bir gazel

Ey Nigâri ben melâmet mülkünün sultânıyam

Beyle ki Mansûrdur bayrak-ı ‘aşkım bî-cedel

Divân-ı Seyyid Nigârî adlı yapıttan alıntıladık bu nutk-u şerîfi A. Azmi Bilgin hazırlamış, Kule yayımlamış. Teşekkür ederiz. Fezâ’dan bir yıldız daha, güneşi imleyen


[url=http://www.blogcu.com/etiket/SEYY%C4%B0D N%C4%B0GAR%C4%B0]SEYYİD NİGARİ[/url]

***

Aşk Şairi Seyyid Nigârî

Muhsin YOLCU

Hicretin ikinci yılında, baskılardan dolayı uzak yerlere gitmeye mecbur bırakılan ehl-i beytten bazı aileler yurt edinmek için Kafkasya'yı tercih etmişlerdi. Bu bölge yönetimleri, söz konusu ailelere değer vermişler, bu ailelerden vergi almamışlar ve askerlikten muaf tutmuşlardı. Seyyid olduklarına dair ailelere berat vermişlerdi. İşte bu ailelerin torunlarından biri olan Seyyid Nigârî de bu coğrafyada, Karabağ'a bağlı Perküşad kasabasının Cicimli köyünde 1805 yılında dünyaya geldi. Babası Seyyid Emir Paşa, annesi ise Hayrünnisa Hanım'dı.

"Nesl-i İsmail'sin aslı Arab / Âl-i Muhammed'sin âl-i nesebsin / Müntehâbsın silsile-i zehebsin / Ey Seyyid Nigârî ey Karabağî " dörtlüğünde Seyyid Hamza Nigârî, kendisinin Peygamberimizin soyundan olduğunu belirtir. Âlim ve salih bir insan olan babası Emir Paşa'ya paşalık unvanı, dedesi Rükneddin Paşa'dan geçmiştir. Babası Dağıstan'da siyasi sebeplerden dolayı şehit edildiği zaman Seyyid Hamza Nigârî, henüz dokuz aylık bir bebekti.
Küçük yaştan itibaren Seyyid Hamza'nın eğitim ve terbiyesine önem verilmiştir. Özellikle annesi onun eğitimi için medreselere gitmesini sağlamıştır. Arapça ve Farsça öğrenmiş olan Mir Hamza Nigârî, on beş yaşından sonra Karabağ'da Karapirim Köyü'ne giderek Karakuş Mahmut Efendi'den ders almaya başlar. Birkaç yıl Şeki tarafına giderek Küçük Dehne denilen yerde Şikest Abdullah Efendi'nin rahle-i tedrisinden geçer.

Seyyid Nigârî, Şirvân'ın Şamahı ve Şeki kasabalarında eğitimini tamamladıktan sonra bir mürşid bulabilmek için yollara düşer. 1830'lu yıllarda Mevlana Halid-i Bağdâdî Hazretlerinin şöhretini işiterek Harput'a gider. Burada Mevlânâ Halid-i Bağdâdî'nin 1826'da Şam'da kolera sebebiyle vefat etmiş olduğunu öğrenir. Bir gece rüyasında gördüğü Hazret-i Ali'nin isteğine uyarak Halid-i Bağdâdî'nin talebelerinden Şeyh İsmail Şirvânî'ye intisab etmek üzere Şirvân bölgesindeki Kürtemiri'ye gider ve şeyhe intisap eder. Ruslar Şeyh İsmail Şirvânî'yi bir müddet sonra Sibirya'ya sürer. Müritleri yardımıyla Sibirya'dan kaçmayı başaran İsmail Şirvânî, Sivas'a yerleşir.1

Sivas'ta sülûkunu tamamladıktan sonra İsmail Şirvânî'yle birlikte Amasya'ya gelir. Amasya'da Şeyh İsmail Şirvânî'nin dergâhında tarikat terbiyesine ve tahsiline devam eder. Amasya Gümüşlü Medresesi'nde dersler alır ve hâlvete girer. Seyyid Nigârî, mürşidinin izniyle Konya'ya gider. Mevlânâ'nın türbesinde erbain çıkarır. Daha sonra Mekke ve Medine'ye giderek ziyaretlerde bulunur, buralarda da erbain çıkarır. Kudüs ve Şam'ı da ziyaret ettikten sonra tekrar Amasya'ya döner. Seyyid Nigârî, mürşidine bir yıl kadar hizmet ettikten sonra irşad için icazet alır.2
1948'de Şeyh İsmail Şirvânî'nin halifesi ve Nakşibendi tarikatının tanınmış mürşitlerinden biri olarak Karabağ'ın Perküşad kasabasına gider. Burada tarikat ve hakikat nurlarını yaymaya başlayan Seyyid Hamza Nigârî, Sünni Karapapak (Terekeme) Türklerinin içinde nüfuz ve tesir sahibi olur. Bölgedeki şiî-sünnî çatışmasını önlemeye çalışır.

Allah'ı Muhammed'i Ali seven dostaniyiz
Ne sünniyiz ne şii biz hâlis müselmânız
Çâr yârı isteriz zira ki Mustafa'nın
Dostuna dostuz Allah hasmına hasmaniyiz
gibi mısralarında ehl-i beyt sevgisinin izleri görülür.

Seyyid Nigârî, burada kaldığı süre içinde Emine Hanım'la evlenir ve Siraceddin adlı bir oğlu olur.

Çubuk içen bir zat olan Hamza Nigârî'nin sohbetine bir gün bir sofu gelir. Gelen adam, içinden, "İyi bir hoca ama çubuk içiyor." diye geçirir. Sohbet devam ederken gelen adam oturduğu yerde uyuyakalır. Uyuklarken kendini asr-ı saadette görür. Rüyasında Resulullah Efendimiz bir sokakta bir yere gitmektedir. Ahâliden gençler, çocuklar gelip Efendimizin elini öperler. Sofu adam Resulullah Efendimizin elini öpmek için davrandığı sırada ayağı bir taşa takılır ve düşer. Düşünce uyanır. Bakar ki Şeyh Hamza Nigârî'nin sohbetindedir. Hamza Nigârî dönüp yüzüne bakar ve "Çubuğuma takılmasaydın Resulullah Efendimizin elini öperdin." der.3

Seyyid Nigârî, Kırım Muharebesi'ne birçok müridiyle iştirak ettikten sonra Kars tarafından Anadolu'ya geçerek orduya katılır. Savaştan sonra 1851 yılında memleketinden ayrılarak Erzurum'a gelir. Erzurum'un Bakırlar Mahallesi Camii dershanesinde üç yıl kalarak tarikat ve marifet dersi verir. Bu vazifesi sırasında kendisine beş yüz kuruş maaş bağlanır.4 Alvarlı Efe Hazretlerinin babası olan Hüseyin Efendi de Seyyid Nigârî'nin yanında manevî ilimler tahsilini tamamlamak gayesiyle iki erbain çıkartır. Seyyid Nigârî Hazretleri daha sonraları Efe Hazretleri'nin Divanı'na önemli feyiz kaynağı olur.

1854 yılında İstanbul'a giden Hamza Nigârî, buradaki sohbetleriyle kısa sürede geniş bir çevre tarafından tanınır. İstanbul'da kaldığı günlerde Mustafa Reşit Paşa ile görüşür. Paşa, kendisine Fatih'teki Emir Buhârî Dergâhı'nın şeyhliğini teklif ettiyse de Seyyid Hamza Nigârî teklifi kabul etmemiş, aynı yere halifesi Taşâbâdîzâde Mustafa Sabri Efendi'nin atanmasını sağlamıştır.5
Seyyid Nigârî, bir sene kadar İstanbul'da kaldıktan sonra Amasya ve Erzurum'a gelerek hadis ve tefsir dersleri verir. Bu arada hanımını ve oğlu Siraceddin'i de memleketinden getirtir ve 1865'te Amasya'ya yerleşir. Burada irşat ve ilim tedrisi ile meşgul olur. 1875 yılında oğlu Siraceddin vefat eder.

Zamanla yayılan şöhreti ve cemaatinin büyüklüğü Amasya'nın ileri gelenlerini rahatsız etmeye başlar. Amasya müftüsü Hacı İsa Efendi, Seyyid Nigârî'ye bağlandıktan sonra görevinden istifa eder. Daha sonra bu göreve Seyyid Nigârî'nin atanması, kendisinin yerinde gözü varmış zannına kapılan Hacı İsa Efendi'yle aralarının açılmasına sebep olur. Siyasi güç oluşturduğu yolundaki tevzirât sebebiyle İstanbul'a çağrılır ve Amasya'yı terk etmesi istenir. Bunun üzerine 1878'de Merzifon'a çekilir. Orada irşat ile meşgul olmaya devam eder. Fakat Amasya'da kazandığı şöhret ve nüfûz bazı kimseleri hâlâ rahatsız etmektedir. İsyan edecek diye çıkartılan dedikodular sonucunda 1883'te Mir Hamza Nigârî hakkında bir mazbata düzenlenerek, irade-i padişah ile Merzifon'dan çıkarılıp İstanbul'a gönderilir.6

İstanbul'da altı ay kaldıktan sonra yine hakkında ikinci defa bir mazbata düzenlenerek Anadolu'ya sevk kararı alınır. Harput'a sürgün edilir.

1886 yılında Harput'a giden Seyyid Nigârî burada bir buçuk sene kadar yaşadıktan sonra 1888 yılının Muharrem ayında Hakk'ın rahmetine kavuşur. Vasiyeti gereği cenazesi sevenleri tarafından Amasya'ya getirilerek Bayezid Mahallesi'nde hazırlanan kabre konur. Bu kabrin etrafında daha sonraları Azerbaycan'dan gelen yardımlarla amcasının oğlu Mir Hasan tarafından bir camii ve türbe yapılır. O dönemde uzun süren yolculuğa rağmen cenazesinin çürümemesi onun kerameti olarak gösterilir.

Amasyalı şair Sebâtî, Seyyid Nigârî'nin ölümü üzerine
"Hatif-i gaybi getirdi söyledim tarihini
Gitti hayfâ cihândan mürşîd-i âğâhımız"
tarihini düşmüştür.

Rivayete göre Seyyid Hamza, dokuz yaşlarındayken Karabağ hanedanından Nigâr Hanım isminde ilâhî aşka düşmüş bir kadını rüyasında görür ve ona âşık olur. Bundan on yıl sonra ilim tahsili için Şirvan'a giderken bir handa Nigâr Hanım'la karşılaşır. Nigâr Hanım'ın "Gördüğün rüya hatırında mıdır?" demesiyle cezbeye kapılır. Tahsilden sonra aşk-ı mecâzî aşk-ı hakikîye dönüşür. Bu hadise Seyyid Nigârî'nin manevi terakkisine sebep olduğu için "Nigârî" mahlasını alır.7 Seyyid Nigârî'nin Türkçe Divân'ından başka Farsça Divân'ı, "Fütühât-ı Mekkiye'ye Tevzihat" ve "Nigârname" isimli eserleri de vardır.

Seyyid Nigârî'nin Azeri Türkçesiyle yazmış olduğu Divan'ı halifelerinden Erzurumlu Puslu Mahmut Efendi'nin himmetiyle 1885'te İstanbul'da Süleyman Efendi Matbaası'nda; 1910 yılında Hacı Musa Efendi tarafından Tiflis'te Gayret Matbaası'nda olmak üzere iki defa basılmıştır.

Şiirlerinde kelimeleri ustalıkla seçip kullanan Seyyid Nigârî, vezin olarak çok başarılı değildir. Divan edebiyatına ait mazmunları eserlerinde çokça kullanır. Mürettep Türkçe Divan'ının tek yazma nüshası Ankara Milli Kütüphane'de Yz. A. 5181 numarayla kayıtlıdır. Bu Divan'da 643 gazel, 129 rübai, 48 kıt'a, terkib-i bent şeklinde yazılmış 28 bentlik sâkiname, 21 terkib-i bent, 18 terci-i bent, 5 tahmis, 3 müstezat, 49 adet hece ölçüsüyle yazılmış şiir, 1 mektup, Çayname ve Menâkib-i Seyyid Nigârî isimli iki mesneviden oluşmuştur.8

Seyyid Nigârî, tarikata girdikten sonra hem aruz ölçüsüyle, hem hece ölçüsüyle şiirler söylemeye başlar. Seyyid Nigârî'nin şiirleri geniş halk kitleleri tarafından beğenilerek sohbet ve zikir meclislerinde ezberlenip okunur. Seyyid Nigârî, bu şiirleri vasıtasıyla Doğu Anadolu'da çokça tanınır.

Nigârî'nin Azerbaycan'da bulunduğu sırada müritleri arasında Ağa Rasim, Dilbâzî, Şahnigâr, Hanım Rencur, Hacı Mecid Efendi, Kadı Mahmud Efendi birçok şair yetişmiştir. Seyyid Nigârî, için her şey aşktan gelir. Üstadı İsmail Şirvânî, Seyyid Hamza için "Mîr Hamza, aşk-ı ilâhî ile mahv-ı vücûd etmiştir. Anın mürşîdi aşktır." demesi onun üstadının "aşk" olduğunu anlatır.

Dipnotlar
1. Bezbân-ı Türkî Divân-ı Seyyid Nigârî, Haz. Kurtuluş Altunbaş, 2004 İstanbul.
2. Divân-ı Seyyid Nigârî, Azmi Bilgin, Kule İletişim Yayınevi 2003.
3. http://sadiky.blogspot.com./2007/05/turul-inaner-sinema-bir-ibret-ve-hikmet.html
4. Seyyid Nigârî Divanı Muzaffer Akkuş, Niğde Üniveristesi Yayınları, 2001.
5. Seyyid Nigârî Divanı Muzaffer Akkuş, Niğde Üniveristesi Yayınları, 2001.
6. Bezbân-ı Türkî Divân-ı Seyyid Nigârî, Haz: Kurtuluş Altunbaş, 2004 İstanbul.
7. Seyyid Nigârî Divanı Muzaffer Akkuş, Niğde Üniveristesi Yayınları, 2001.
8. Seyyid Nigârî Divanı Muzaffer Akkuş, Niğde Üniveristesi Yayınları, 2001. [url=https://www.addtoany.com/share#url=http%3A%2F%2Fwww.yagmurdergisi.com.tr%2Farchives%2Fkonu%2Fask-sairi-seyyid-nigari&title=Ya%C4%9Fmur Dergisi - A%C5%9Fk %C5%9Eairi Seyyid][/url]


http://www.yagmurdergisi.com.tr/archives/konu/ask-sairi-seyyid-nigari

_________________
Mevla Görelim Neyler
Neylerse Güzel Eyler
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
SEYYİD NİGARİ VE ŞİİRLERİ .
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
KUTLU FORUM :: EDEBİYAT-TARİH- SANAT :: Şiirler-
Buraya geçin: