KUTLU FORUM

Bilgi ve Paylaşım Platformuna Hoş Geldiniz
 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Hoca Efendinin eserlerin sohbetlerinde geçen şiirler

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
huzeyfe
Süper Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 6657
Rep Gücü : 15716
Rep Puanı : 23
Kayıt tarihi : 27/03/09

MesajKonu: Hoca Efendinin eserlerin sohbetlerinde geçen şiirler   Cuma Haz. 03, 2016 8:06 am

http://www.academia.edu/16242265/Fethullah_G%C3%BClen_in_Alt%C4%B1_Eserlerindeki_%C5%9Eiirler_Ve_Konulara_G%C3%B6re_Tasnifi


*****


http://fethullahgulensiirleri.blogspot.com.tr/



Kadem bastın gönül tahtına Sultanım safa geldin


Kadem bastın gönül tahtına sultanım safa geldin
Dil-i pür-renc ü tab-ı derde dermanım safa geldin

Kapundur matla-i a’la tapundur maksad-ı aksa
Senindir rütbe-i’ulya benim şahım safa geldin

Gel ey dilberlerin şahı Melahat burcunun mahı
Geda’nın halini gâhî sorup şahım safa geldin.

Gel ey sultan-ı âli-şan ki sensin Hüsrev-i devran
Sana hep bende-i ferman buyur şahım safa geldin

Gedai geldi ol cane can olsun yolunda kurban
Seadet tahtına sultan buyur şahım safa geldin

Gedaî

****

Yandıkça yandım bir su ver


Ey saki aşkın oduna
Yandıkça yandım bir su ver
Düşeli dilber derdine
Yandıkça yandım bir su ver

Ol su ki gözlerden nihan
Görmez onu ehl-i cihan
Rahmeyle saki el-eman
Yandıkça yandım bir su ver

Öyle bilmezdim kendimi
O ben miyem ya ben o mu?
Âşıkların budur demi
Yandıkça yandım bir su ver

Ol suyu kim içse heman
Kalbe doğar şems-i cihan
Verir hayat-ı Cavidan
Yandıkça yandım bir su ver

Bak bu gedanın haline
Bend oldu zülfün teline
Parmağı aşkın balına
Bandı GEDAİ bir su ver


Gedaî

****

Bir bîçare âşığım ey Yâr Sen'den dönmezem (Tekrar ve tekrar ve tekrar; sonsuza dek...)


Bir cefâkeş aşıkem ey Yâr Senden dönmezem

Hançer ile yüreğimi yar Senden dönmezem
Ger Zekeriya tek beni baştan ayağa yarsalar
Başıma koy erre Neccâr Senden dönmezem
Ger beni yandırsalar, toprağımı savursalar
Külüm oddan çağırsalar Settâr Senden dönmezem.

-Nesîmî-


****

Mir'at-ı Muhammed (Sallahu Aleyhi Vesellem)


Âyinedir bu âlemde her şey Hakk ile kaim,
Mir'ât-ı Muhammed'den Allah görünür dâim.

Anonim

***


Sen ile Ben


Sûrete nazar eyler isen "sen" ile "ben" var,
Ammâ ki hakikatte, ne sen var ne de ben var.

Anonim

****


Min cân olsaydı


Min cân olsaydı âh men-i dil-şikestede
Tâ her biriyle bir kez olsaydım feda sana.

Fuzûlî

***


Hocaefendi'yi Anlamak...


Hocam'a kurban olurum ben.

Ona iftira atanlar da er ya da geç anlayacaklar onun derdinin dünya olmadığını, Aziz Üstad Bediüzzaman Said-i Nursî'nin davasını bihakkın temsil etmekten başka derdi olmadığını.

Allah, Üstadımız'dan da Hocamız'dan da ebediyyen razı olsun; himmetlerini üzerimizden eksik etmesin.

"Allahümme feracen ve mahracen"(33 defa)
"إِنَّمَا أَشْكُو بَثِّي وَحُزْنِي إِلَى اللّهِ"

****


Ey Bülbül-ü Şeydâ


Ey bülbül-ü şeydâ, yine efgâna mı geldin?
Azm-i gül edip zâr ile giryâna mı geldin?
Pervâne gibi ateşe dâim cân atarsın,
Yoksa bu aşk oduna sen yana mı geldin...

Anonim

****


Lütfun da Hoş Kahrın da


Gelse celâlinden cefâ,
yahut cemalinden vefâ
İkisi de câna safâ,
senden hem o hoş, hem bu hoş.

İ. Hakkı

***


Fâniyim, Fâni Olanı İstemem


Fâniyim, fâni olanı istemem,
Âcizim âciz olanı istemem
Ruhumu Rahmân’a teslim eyledim gayr istemem!
İsterim, fakat bir Yâr-ı Bâkî isterim
Zerreyim, fakat bir Şems-i Sermed isterim,
Hiç ender hiçim, fakat umum mevcudatı beraber isterim.

-Bediüzzaman-

***


Abes Fiil İşlemez Allah


Bulunmaz Rabbimin zıddı ve niddi, misli âlemde,
Ve suretten münezzehtir, mukaddestir Teâlallah.
Şerîki yok, berîdir doğmadan doğurmadan ancak,
Ehaddir, küfvü yok, "İhlâs" içinde zikreder Allah.
Ne cism u ne arazdır, ne mütehayyiz ne cevherdir
Yemez, içmez, zaman geçmez berîdir cümleden Allah.
Tebeddülden, tagayyürden, dahi elvân u eşkâlden,
Muhakkak ol müberrâdır budur selbî sıfâtullah.
Ne göklerde ne yerlerde, ne sağ u sol ne ön ardda,
Cihetlerden münezzehtir ki hiç olmaz mekânullah
Hudâ vardır velî, varlığına yok evvel ü âhir;
Yine ol varlığıdır kendinden, gayrı değil vallah.
Bu âlem yoğ iken ol var idi, ferd ü tek ü tenhâ;
Değildir kimseye muhtaç O, hep muhtaç gayrullah.
Âna hâdis hulûl etmez ve bir şey vacib ol maz kim;
Her işte hikmeti vardır, abes fiil işlemez Allah.

İbrahim Hakkı Hazretleri

***


Kul Oldum



مَنْ بَنْدَه شُدَمْ بَنْدَه شُدَمْ بَنْدَه شُدَمْ
مَنْ بَنْدَه بَخِدْمَتِ تُوسَرْ اَفْكَنْدَه شُدَمْ
هَرْ بَنْدَه كِه آزَادْ شَوَدْ شَادْ شَـوَدْ
مَنْ شَـادْ اَزْ آنَمْ كِه تُرَا بَنْدَه شُـدَمْ


“Kul oldum, kul oldum, kul oldum! 
Ben Sana hizmette iki büklüm oldum. 
Kullar âzad olunca şâd olur; 
Ben Sana kul olduğumdan dolayı şâd oldum.”

Hz. Mevlana (R.A.)

****


Kerem Kıl, Kesme Sultanım Keremin Bînevâlerden


Kerem kıl, kesme Sultanım keremin bînevâlerden
Keremkâne yakışır mı kerem kesmek gedalerden...

Alvarlı M. Lütfi Efendi


***


Bir bîçare âşığım ey Yâr Sen'den dönmezem


Bir cefâkeş aşıkem ey Yâr Senden dönmezem
Hançer ile yüreğimi yar Senden dönmezem
Ger Zekeriya tek beni baştan ayağa yarsalar
Başıma koy erre Neccâr Senden dönmezem
Ger beni yandırsalar, toprağımı savursalar
Külüm oddan çağırsalar Settâr Senden dönmezem.

-Nesîmî-

(Sonuna "Gaffar senden dönmezem" kısmını Hocaefendi ilave etmektedir.)

****



Beyhude Yorulma Kapılar Sürmelidir


Bir güzel şuha dedim iki gözün sürmelidir,
Dedi billahi seni Hind'e kadar sürmelidir...
Dedim ateşler yaktı ciğerim oldu kebab,
Dedi söndürmek için payime yüz sürmelidir...
Dedim Ey Mehlika, al bu gece bezme men'
Dedi beyhude yorulma kapılar sürmelidir...
Dedim aşıklara cevrin ne cefadır güzelim,
Dedi aşık olanın üstüne at sürmelidir...

Şahi (Azeri)

****


Yandıkça Yandım Bir Su Ver


Öyle bilmezdim ben kendimi
O ben miyim ya ben O mu?
Âşıkların budur demi
Yandıkça yandım bir su ver!

Gedâî
****


Değildir bu bana layık bu bende


Değildir bu bana lâyık bu bende
Bana bu lutf ile ihsan nedendir?”

Alvarlı M. Lütfî

****


BÂD-I HAZÂN


Bâd-ı hazân esti bağlar bozuldu,
Gülistânda katmer güller mi kaldı?
Şecerler kırıldı, bârlar üzüldü,
El atacak dahî dallar mı kaldı?

Bir sel aldı sahrâları bürüdü,
Ağaçlar kurudu, kökler çürüdü,
Erler yüreğinde yağlar eridi,
Hasb-i hâl edecek kâller mi kaldı?

Bozuldu dünyanın bâğ u bostânı,
Zâğ-ı siyeh yaktı bu gülistânı,
Bülbüller okusun dertli destânı,
Elvân nakış, keşmir şallar mı kaldı?

Er olan eridi yağ gibi gitti,
Şîr-i nerler zîr-i türabda yitti,
Serviler yerinde mugaylan bitti,
Petekler söndüler, ballar mı kaldı?

Ebnâ-yı zemânın gaflet serinde,
Oynarlar, gülerler yerli yerinde,
Saâdet, hidayet binde birinde,
Helâki fark eder haller mi kaldı?

Er olan çekildi çıktı aradan,
Her biri mahvoldu gitti sıradan,
Gazab etti âlemleri yaradan,
Mübtela olmamış iller mi kaldı?

Dillerde kalmamış hidayet nûru,
İslâm’ın kalmamış kalbde süruru,
Kurban olur İslâm bulsa kubûru,
Lutfî, Hak söyleyen diller mi kaldı?

Alvarlı Efe Hazretleri (M. Lutfi)

****


Bayram O Bayram Olur


Mevlâ bizi afvede
Gör ne güzel ıyd olur
Cürm ü hatalar gide
Bayram o bayram olur

Merhamet ede Rahîm
Dermanı ver Hakîm
Lutfede luf-i Kadîm
Bayram o bayram olur

Feyz-i mehabbet-i Hak
Nur-i hidayet siyak
Cennet-i â’lâ durak
Bayram o bayram olur

Hakk’ı seven merd-i şîr
Kalbi olur müstenîr
Allah ola destigîr
Bayram o bayram olur

Merhametin kânıdır
Afv ü kerem şânıdır
Hep ânın ihsânıdır
Bayram o bayram olur

El tuta kitâbını
Dil tuta hitâbını
Can tuta şitâbını
Bayram o bayram olur

Mevlâ’yı candan seven
Rıza-yı Hakk’a even
Lüft-i Hüdâ’ya güven
Bayram o bayram olur

Hakk’ı seven dîl ü cân
Aşkı eden heyecân
Feth ola bâb-ı cinân
Bayram o bayram olur

Bahr-i keremden Hüdâ
Gark eden nûr-i Hüdâ
Afv ola bây u gedâ
Bayram o bayram olur

Ganîler ede kerem
Ref’ ola derd-i verem
Sahî ola muhterem
Bayram o bayram olur

Nûr-i hidayet dola
Dilde hidayet bula
Nâsırın Allah ola
Bayram o bayram olur

Tevhîd ede zevk ile
Hakk’ı seve şevk ile
Tasdîk inerse dile
Bayram o bayram olur

Dilde ki Rahmân olur
Dertlere dermân olur
zâde fermân olur
Bayram o bayram olur

Lutfî’ye lutf u kerem
Dâhil-i bâb-ı harem
Dâima Allah direm
Bayram o bayram olur.

Alvarlı Hace Muhammed Lütfi Hazretleri

****


Sen Mevlâ’yı sevende Mevlâ seni sevmez mi?


Sen Mevlâ’yı sevende Mevlâ seni sevmez mi?
Rızasına erende rızasını vermez mi?

Sen Hakk’ın kapısında canlar feda eylesen
Emrince hizmet kılsan Allah ecrin vermez mi?

Şer-i Şerif yolunda havf-i Huda dilinde
Ehlullah’ın hâlinde Allah hâlin sormaz mı?

Variyetin mahv edip Kurân yolunda gidip
Yâr ile yâran olsan yârin yâver olmaz mı?

Dert ile cângâhında ateş yansa âhında
Âh u feryadlar etsen derde dermân vermez mi?

Cânın cânân elinde cânân cânın dilinde
Yarelensen yolunda yâran merhem urmaz mı?

Lütfi’ye lütf-i Mevlâ rahm eyleye Teâlâ
Allah diye çağırsan Kerîm kerem kılmaz mı?

Alvarlı Efe Hazretleri (M. Lutfi)

****


Nedendir ki ahzân içinde sürersin vâhid?

Nedendir mübarek zamirinde vardır melal?

…………………………………………….

Cevap vermeyip bunlara tuttu gitti gerû,

Varıp halvetine yine eyledi intikâl.

……………………………………………..

Dedi: Kalp müştak, nefsim eder ihtirâk,

Gözümden akar yaş nedir Hâkim uş Lâyezâl?

Karârım çû seîb oldu, hiç tâkâtım kalmadı;

Ne kılsın dilâram, çû canımda yoktur mecâl

……………………………………………..

Çıkıp dağa yüzünü turâba koydu secdede,

Tazarru edip ağladı, dedi: Ey Bî Zeval!

Melekler görüp sızladı, hûr-i în döktü yaş-

Ki İlâhî Habibin elif kametin kıldı “dal”....


 Yazıcızâde Mehmed Efendi

***


Keşke Sevdiğimi Sevse Kamu Halk-ı Cihan


Kâşki sevdiğimi sevse kamû halk-ı cihân
Sözümüz cümle hemân kıssa-i cânân olsa
 
Taşlıcalı Yahyâ


****


Gözyaşı zanneyliyor çeşmim seni


“Bak ne istiğraka sevkettin beni,
Gözyaşı zanneyliyor çeşmim seni”


Muallim Naci


****


Ey Dide Nedir Uyku Gel Uyan Gecelerde


Ey dîde nedir uyku gel uyan gecelerde
Kevkeblerin et seyrini seyrân gecelerde

Bak, hey’et-i âlemde bu hikmetleri seyret
Bul Sâniini ol O’na hayrân gecelerde

Çün gündüz olursun nice ağyâr ile gâfil
Ko gafleti, dildârdan utan gecelerde

Gafletle uyumak ne revâ abd-i hakîre
Şefkatle nidâ eyleye Rahmân gecelerde

Cümle geceyi uyuma Kayyûm’u seversen
Tâ hay olasın Hayy ile ey cân gecelerde

Âşıklar uyumaz gece hem sen uyuma kim
Gönlün gözüne görüne cânân gecelerde

Dil beyt-i Hudâdır onu pâk eyle sivâdan
Kasrına nüzûl eyler o Sultân gecelerde

Az ye az uyu hayrete var fânî ol ondan
Bul cân-ı bekâ ol O’na mihmân gecelerde

Allah için ol halka mukârin gece gündüz
Ey Hakkı, nihân-ı aşk oduna yan gecelerde

İbrahim Hakkı Hazretleri


****


Hak tecelli eyleyince


Hak tecelli eyleyince her işi âsân eder,
Halk eder esbabını bir lâhzada ihsan eder. 

Anonim

****



Dîdemin envârı Hû'dur, aklımın fermânı Hû;
Dilimin ezkârı Hû'dur, nâlemin efgânı Hû;
Gönlümün seyrânı Hû'dur, cânımın cânânı Hû;
Âşık-ı sermest olanlar Hû iledir Hû ile,
Nakd-i cânın harç kılmış yoluna dildârının,
Vaslı Hû'dur, faslı Hû'dur, derdine dermânı Hû.
 
Abdiyâ

****



Yandıkça Yandım Bir Su Ver


"Bak şu gedanın haline
Bende olmuş zülfün teline
Parmağım aşkın balına
Bandıkça bandım, bir su ver!

Ey sâkî, aşkın oduna yandıkça yandım, bir su ver;
Parmağım aşkın balına bandıkça bandım, bir su ver!"

"Ey sâki aşkın nârına yandıkça yandım bir su ver
Düşeli dilber derdine yandıkça yandım bir su ver "


Gedai

****

http://kutluforum.bedavaforum.biz/post?f=75&mode=newtopic

_________________
Mevla Görelim Neyler
Neylerse Güzel Eyler


En son huzeyfe tarafından Cuma Haz. 03, 2016 8:42 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
huzeyfe
Süper Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 6657
Rep Gücü : 15716
Rep Puanı : 23
Kayıt tarihi : 27/03/09

MesajKonu: Geri: Hoca Efendinin eserlerin sohbetlerinde geçen şiirler   Cuma Haz. 03, 2016 8:09 am

http://fethullahgulensiirleri.blogspot.com.tr/search?updated-min=2011-01-01T00:00:00-08:00&updated-max=2012-01-01T00:00:00-08:00&max-results=25

Her şey senden (Rabbim sana döndüm yüzüm)


Her şey Sen’den Sen Gani’sin
Rabbim Sana döndüm yüzüm
Hem evvelsin hem âhirsin
Rabbim Sana döndüm yüzüm

Bulduğumu Sen’de buldum
Batıl şeylerden kurtuldum
Gelip kapında kul oldum
Rabbim Sana döndüm yüzüm

Ayan ışığın her yerde
Gözsüzlere eşya perde
Huzurun derman her derde
Rabbim Sana döndüm yüzüm

Dünyalar Seninle cennet
Nimet Sen’den kime minnet
Gel kuluna merhamet et
Rabbim Sana döndüm yüzüm

Gönüllere hayat, iman
İnanlarda itmi’nan
Gafillerin hali yaman
Rabbim Sana döndüm yüzüm

Işığınla aydın her yan
Şaşkınlar arıyor bûrhan
Tecellin her yerde âyan
Rabbim Sana döndüm yüzüm

Âlem, kitap, eşya ap ak
Otlar, ağaçlar ve toprak
Sen’i söyler yaprak yaprak
Rabbim Sana döndüm yüzüm

Arif gönlün bağlayarak
Âşık her dem ağlayarak
Kulun bağrın dağlayarak
Rabbim Sana döndüm yüzüm


M. Fethullah Gülen Hocaefendi

000****00000



Sultân-ı rusül, şâh-ı mümeccedsin Efendim


Sultân-ı rusül, şâh-ı mümeccedsin Efendim,
Bîçârelere devlet-i sermedsin Efendim,
Dîvân-ı ilâhîde ser-âmedsin Efendim,
Menşûr-u "le'amrük"le müeyyedsin Efendim;
Sen Ahmed ü Mahmûd u Muhammed'sin Efendim,
Hak'tan bize sultan-ı müebbedsin Efendim.

Hutben okunur minber-i iklîm-i bekâda,
Hükmün tutulur mahkeme-i rûz-i cezâda,
Gülbang-ı kudûmun çekilir Arş-ı Hudâ'da,
Esmâ-i şerîfen anılır arz u semâda;
Sen Ahmed ü Mahmûd u Muhammed'sin Efendim,
Hak'tan bize sultân-ı müeyyedsin / müebbedsin Efendim.

Şeyh Gâlib

****



Gel Ey Aşık


Bana Haktan nida geldi
Gel ey aşık ki, mahremsin
Bura mahrem makamıdır
Seni ehl-i vefa gördük
Mekanım lâ mekân oldu
Bu cismim cümle cân oldu
Nazar-ı Hak ayân oldu
Özüm mest-i likâ gördüm.
Beni mesteyleyen daim
O meyden Mustafâ gördüm.

Nesimi


****



Cemalin


"Cemalini nice yüzden görem diyen dilber,
Şikeste âyineler gibi pâre pâre gerek.."

Anonim

***


Beni Yalnız Bırakma


Gönlüm gözüm Sen’in ile açılır,
Geçilmezler Sen’in ile geçilir,
Adın anılınca nurlar saçılır;
Doğ rûhuma beni hasretle yakma!
Hak aşkına kulun yalnız bırakma!
Ben bir kapıkulu, Sen de Sultansın,
Yolda kalmışlara Haktan emansın,
Ben bir cesed isem, Sen onda cansın;
Doğ rhuma beni hasretle yakma!
Dost aşkına kulun yalnız bırakma!
Âşıklar ararlar Sen’i her yerde,
Dudağın şerbeti dermandır derde..
Ben bir dertli isem dermanım nerde?
Doğ rûhuma beni hasretle yakma!
Hak aşkına kulun yalnız bırakma!
Bir yüzü karayım pek çok vebâlim,
Düşe-kalka, kalmadı hiç mecâlim..
Bilmem ki ötede ne olur hâlim..?
Doğ rûhuma beni hasretle yakma!
Hak aşkına kulun yalnız bırakma!
Bir zaman mevsimler bütün bahardı,
Korkarım o günler bir bir karardı..
Merhamet! Yollarım bir sarpa sardı..
Doğ rûhuma beni hasretle yakma!
Dost aşkına kulun yalnız bırakma!

M. Fethullah Gülen


****


Ey kimsesizler kimsesi


"Hiç kimse yok kimsesiz,
Herkesin var bir kimsesi
Ben bugün kimsesiz kaldım,
Ey kimsesizler kimsesi."

Avni (Fatih Sultan Mehmet Han)

****


Ey Saruban-ı Müşfik


"Ey Saruban-ı Müşfik
Sen olmadın mı aşık?
Ahesterevlik etme,
Rahmeyleyip bu zâre..."

şeklinde Hocaefendi'nin vaazlarında geçen şiirin tamamı;

"Ey sârubân zimamı çek semt-i kûr-i yâre
Virâne dilde zîra yer kalmadı karâre
Ey sarubân-ı müşfik sen olmadın mı âşık
Aheste revlik etme rahmeyleyip bu zâre"

Sarı Abdullah Efendi


****

http://fethullahgulensiirleri.blogspot.com.tr/search?updated-min=2011-01-01T00:00:00-08:00&updated-max=2012-01-01T00:00:00-08:00&max-results=25

_________________
Mevla Görelim Neyler
Neylerse Güzel Eyler
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
huzeyfe
Süper Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 6657
Rep Gücü : 15716
Rep Puanı : 23
Kayıt tarihi : 27/03/09

MesajKonu: Geri: Hoca Efendinin eserlerin sohbetlerinde geçen şiirler   Cuma Haz. 03, 2016 8:18 am

http://fethullahgulensiirleri.blogspot.com.tr/search?updated-min=2012-01-01T00:00:00-08:00&updated-max=2013-01-01T00:00:00-08:00&max-results=5

Kalmadı...


Vârımı ol Dost'a verdim, hânumânım kalmadı,
Cümlesinden el yudum, pes dû cihânım kalmadı.
Çünkü hubbullah erişti çekti beni kendine,
Açtı gönlüm gözünü, artık humârım kalmadı.
Ayn-ı tevhid açılıp hak-ka'l-yakîn gördüm ânı,
Şirki sürdüm aradan, şekk ü gümânım kalmadı.

Ahmedî

****


Hassan bin Sâbit'den (R.A.) ...


وَمَا مَدَحْتُ مُحَمَّدًا بِمَقَالَت۪ي
وَلٰكِنْ مَدَحْتُ مَقَالَت۪ي بِمُحَمَّدٍ



(Ben, bana ait sözlerle Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi vesellem'i medh ü senâ etmedim; ben (O'nun nâm-ı celîlini sözlerime mevzu edinmekle) kendi ifadelerime O'nunla övünülebilirlik kazandırdım.)

Hassan bin Sâbit (R.A.)

****


Yokluğunda var olan, varlıkta bilmez yokluğu


"Yokluğunda var olan, varlıkta bilmez yokluğu,
Sohbet-i Yâr lezzetini bilmez beyim, ağyâr olan"

İsa Mahvî

***


"Ey varlığı, varı var eden Var!


"Ey varlığı, varı var eden Var!
Yok yok, Sana yok demek ne düşvâr.!"

Ziya Paşa-Harâbât mukaddimesinden

***


Cevahir kadrini cevher fürûşan olmayan bilmez


"Perişanım bugün cânâ perişan olmayan bilmez.
Cevahir kadrini cevher fürûşan olmayan bilmez."

Alvarlı Efe
****

http://fethullahgulensiirleri.blogspot.com.tr/search?updated-min=2013-01-01T00:00:00-08:00&updated-max=2014-01-01T00:00:00-08:00&max-results=13


Ey Bülbül-ü Şeydâ


Ey bülbül-ü şeydâ, yine efgâna mı geldin?
Azm-i gül edip zâr ile giryâna mı geldin?
Pervâne gibi ateşe dâim cân atarsın,
Yoksa bu aşk oduna sen yana mı geldin...

Anonim

***



Lütfun da Hoş Kahrın da


Gelse celâlinden cefâ,
yahut cemalinden vefâ
İkisi de câna safâ,
senden hem o hoş, hem bu hoş.

İ. Hakkı

***


Dervişlik, özüne hâkim olmaktır


Dervişlik, özüne hâkim olmaktır,
Esîr-i nefs olan derviş değildir.
Aşkı rehber edip Hakk’ı bulmaktır,
Keşkül, teber, asâ, tığ, şiş değildir.

İbadet namına dalgın oturma!
Bağırma, tepinme, göğsüne vurma!
“Yâ Hû”, “yâ Hay” diye köpürüp durma,
Zikr-i Hak hazm için geviş değildir.

Sırr-ı Hakk’ı gönlünden öğren,
Gönüldür aşk ile dîdârı gören;
Ârif-i âgâha o zevki veren,
Beng ü bâde, afyon, haşhaş değildir.

Keramet umma hiç Necef taşından,
Ayrılma insandan, öz kardaşından;
Hakk’ı göremezsin Bağlarbaşı’ndan,
Gerçek er sultandır, keşiş değildir.

Ham ervah her yanda var yığın yığın,
Nedir onlarla verip aldığın!
Uzlete mâil olan gönlüne sığın!
Cihan gönül kadar geniş değildir.

Rıza Tevfik

Cânân dileyen dağdağa-i cana düşer mi


Cânân dileyen dağdağa-i cana düşer mi;
Can isteyen endişe-i cânâna düşer mi.

Seyyid Nigârî

****


Bâb-ı Hak açıktır merd-i âgâha


Bâb-ı Hak açıktır merd-i âgâha,
Candan geçenlerdir eren Allah’a.
Hakikat yolunda ben bu dergâha,
İsteyerek gelmiş kurbanlar gördüm.

Tokâdîzâde Şekip

****


Hak Teâlâ eder müttakîdir ulunuz


Hak Teâlâ eder müttakîdir ulunuz
Müttakînin makamı Cennet,
içtiği kâfûr olur.

Anonim

***


Lâ na'büdü illâ iyyâh


Lâyık oldur ki hemen sâlik-i râh,
Diye "lâ na'büdü illâ iyyâh"

Hâkânî

***


Çağırırım Dost Dost


Dünya gamından geçip,
Yokluğa kanat açıp,
Şevk ile her dem uçup,
Çağırırım Dost Dost.

Niyazi-i Mısrî

***


Sanman bizi kim şîre-i engür ile mestiz


Sanman bizi kim şîre-i engür ile mestiz,
Biz ehl-i harâbâttanız, mest-i elestiz.

Bağdatlı Rûhî


****


Şevk Mezhebi


Arkadaşlar, arkadaşlar,
Şevk mezhebi yoldur bize!
İmana doymuş yoldaşlar,
Dikenler hep güldür bize!
Şükür, gördük Hak yüzünü,
Bulduk özlerin özünü,
Minhâc ettik her sözünü,
Beyanı burhandır bize.
Kuvvet O'nun, biz güçlüyüz;
O'nun namıyla ünlüyüz..
Zirveler aşar yürürüz;
Zorluklar âsândır bize.
Malımız yok, pek ganîyiz;
O'nun ile olduk aziz.
Tefekkürdür mesleğimiz;
Yaş-kuru irfandır bize.
Ova-oba, bütün çöller,
Her yanda zikreden diller,
Rengârenk açılmış güller,
Her biri beyandır bize!
Şevkle hizmet şiârımız,
O'nu düşünmek kârımız,
Evvel-âhir âvâzımız:
Kitabı imamdır bize!
O'nu bilip onu bulduk,
Hüzn ü yeisten kurtulduk;
Bulanıktık.. ve durulduk,
Rahmeti ummandır bize.

Hocaefendi

****


Derd-i derûnuma derman arardım


Derd-i derûnuma derman arardım,
Dediler derttir dermanın senin.
Dergâh-ı dildâra kurban arardım,
Dediler ki kurbandır cânın senin.

M. Lütfî

****


Yansam da ocak gibi gayra eylemem izhar


Yansam da ocak gibi gayra eylemem izhar,
Yakma beni ateşlere ey çarh-ı cefakâr! 

Ketencizâde

****


Yâr için ağyâre minnet ettiğim aybeyleme


Yâr için ağyâre minnet ettiğim aybeyleme,
Bağbân bir gül için bin hâre hizmetkâr olur.

Fuzûlî


****



_________________
Mevla Görelim Neyler
Neylerse Güzel Eyler
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
huzeyfe
Süper Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 6657
Rep Gücü : 15716
Rep Puanı : 23
Kayıt tarihi : 27/03/09

MesajKonu: bazıları Hoca Efendinin okuduğu şiirlerden ilham alınarak hazırlanmıştır   Cuma Haz. 03, 2016 8:36 am

Aşağıdakilerden bazıları Hoca Efendinin okuduğu şiirlerden ilham alınarak hazırlanmıştır..hepsini sohbetlerinde kullanMAmıştır





























































































https://www.facebook.com/kutluforum/photos/a.555648844477322.1073741844.176887895686754/530793936962813/?type=3&theater

_________________
Mevla Görelim Neyler
Neylerse Güzel Eyler
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
huzeyfe
Süper Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 6657
Rep Gücü : 15716
Rep Puanı : 23
Kayıt tarihi : 27/03/09

MesajKonu: Geri: Hoca Efendinin eserlerin sohbetlerinde geçen şiirler   Cuma Haz. 03, 2016 8:51 am

 

O,

“ümitvarız” konusunu

 

anlattığı yerde, anlattıklarına kuvvet vermek adına Rahmi’nin şu beyitlerini zi

kreder:

“Şu istikbal inkılâbatı içinde en yüksek ve gür sadâ İslam’ın sadâsı olacaktır.

 

Gün doğmadan meşime

-

i şebden neler doğar 

.



 

(Rahmî) (Asrın Getirdiği Tereddütler,

s.124)

Hoca Efendi’nin ümit ve ümitsizlikle ilgili alıntı yaptığı diğer şiirleri de şunlardır:

 

“M. Akif’in meşhur şiiri bu hususta ne tatlı ve yürekten çağrıdır;

 

 Ey dipdiri meyyit, 'İki el bir baş içindir.' 

 

 Davransana... Eller de senin, baş da senindir!

 

 His yok, hareket yok, acı yok... Leş mi kesildin?

 

 Hayret veriyorsun bana... Sen böyle değildin.

 

 Kurtulmaya azmin neye bilmem ki süreksiz?

 

 Kendin mi senin, yoksa ümidin mi yüreksiz?

 



 

 

9

Ye's öyle bataktır ki; düşersen boğulursun.

 

Ümîde sarıl sımsıkı, seyret ne olursun!

 

 Azmiyle, ümidiyle yaşar hep yaşayanlar;

 

 Me'yûs olanın ruhunu, vicdanını

ba

 ğlar.

 



 

 Fer yâdı bırak, kendine gel, çünkü zaman dar...

 

Uğraş ki: telâfi edecek bunca zarar var.

 

 Fer yâd ile kurtulması me'mûl ise haykır!

 

Yok, yok! Hele azmindeki zincirleri bir kır!

 

'İş bitti... Sebatın

 

 sonu yoktur! ' deme, yılma.

  Ey millet-

i merhume, sakın ye'se kapılma.

(Mehmet Akif Ersoy)

Hoca Efendi bu beyitlerden sonra içinden geçenleri şöyle açıklar ve der ki:

 

“Biliyor musunuz, korkudan yüreğimin ağzıma

 

geldiği anlar çok olmuştur”. (Ü

mit Burcu, s.25,26)

 

“Aslında, fevkalade bir Heraklit bekleyişi mazlum ve mağdur milletlerin kaderi mülahazaları olmuştur. Hani Mehmet Akif Ersoy,

 

“Sus ey divane! Durmaz kâinatın

seyri

mu’tadı.  Ne sandın? Fıtratın ahkâmı hiç dinler mi feryadı

?

 Bugün, sen kendi kendinden ümid et ancak imdadı

;

 Evet, sen kendi ikdâmınla kaldır git de bîdâdı. Cihan kânûn

-

ı sa’yin, bak, nasıl bir hisle münkatı’!  Ne yaptın? “Leyse li

l-

insani illa mâ

-

 se’â” vardı!”

 (Mehmet Akif Ersoy)

Der ya; işte

kendi

ceht ve gayretleriyle o bidadı kaldırma hakikatine kapalı bir kısım temel ruhlar, miskin ve aciz fıtratlar gökten gelecek böyle bir Heraklit beklemektedirler. (Ümit Burcu, s.35).

 

“Ye’sin babası şeytanken, neden kendimi onun acımasız kollarına bırakayım? Hayır, M. Akif gibi;

 

“Azmiyle, ümidiyle

 

 yaşar hep yaşayanlar /

 Meyus olan ruhunu,

vicdanını

 

bağlar”

 

(Mehmet Akif Ersoy)

demeli; ayağa kalkıp doğrulmalı, elime tövbe

 

 baltasını alarak bütün günahların başını kırmalıyım.

 

(Ümit Burcu, s.241)

 

Merhum Mehmet Akif de kendini

salan insanların hâlini şu mısralarıyla dile getir 

ir:

"Ey dipdiri meyyit, "İki el bir baş içindir." 

 

 Davransana... Eller de senin, baş da senindir!

 

 His yok, hareket yok, acı yok... Leş mi kesildin?

 

 

10

 Hayret veriyorsun bana... Sen böyle değildin.

 

 Kurtulmaya azmin neye bilmem ki süreksiz?

 

 Kendin mi senin, yoksa ümîdin mi yüreksiz?" (Mehmet Âkif Ersoy)

 

(Yaşatma İdeali,

s.73)

Evet, bu büyükleri her yâd edişimde M. Akif'in sözlerini hatırlıyorum; gelecek adına ümitsiz olmasam da (az değiştirerek) şöyle demek geliyor içimden:

 Ne âlî kavm idik 

 , hayfa ki sefil ettiler;

 Bütün ümmîd 

-

i istikbâli müstahîl ettiler." (Mehmet Akif Ersoy), ( Ümit Burcu, s.86)

 

“harap iller,

 

 yıkılmış hânu mânları,

 

kimsesiz çölleriyle”

 

(M. Akif Ersoy) (Zamanın Altın Dilimi,

s.24)

Aslında sağımızda solumuzda, delinen ve çatlayan dünyaların

 

yırtıklarından dışarıya

 s

ızan

 

hırıltılar da bunları

ifade etmektedir:

“Gün doğmadan meşime

-

i şebden neler doğar” (Rahmi)

 

(Zamanın Altın Dilimi, s.171)

 

2.2.

 

Hz. Muhammed (SAV)

Hoca Efendi

 peygamber aşığı bir insandır. Bu sebeple eserlerinde ve konuşmalarında sık sık peygamberimizi ve onun yüce ahlakını anlatır. O’nu anlattığı bazı yazılarında çok sevdiği şairlerin şiirlerinden alıntılar yapar. Aşağıda Efendimiz ile alakalı şiirlerden bazı

 

örnekler sunulmuştur:

 

Umum ehli marifetin ve tahkikin imamları, Sadi

-

i Şirazî gibi derler; "Ey Sâdî!  Muhammed'i (sav) örnek almadan bir kimsenin selâmet ve safâ yolunu bulması imkânsızdır." (Sadi

-

i Şirazî), ( Ümit Burcu, s.72)

 

Hoca efendi bir yazısında, “Siz Onun sevgisi, hoşnutluğu ve şefaati arkasında bu kadar koşarsanız, o Rahmet Peygamberi de mutlaka geri dönüp size teveccüh buyuracak ve elinizden tutacaktır. Alvar 

 

İmamı'nın ifadeleriyle sorayım.” der ve aşağıdaki şiiri

zikreder:

"Sen

 Mevla’yı

 seven de Mevla seni sevmez mi?

 Rızasına iven de Hak rızasın vermez mi?

 

Sen Hakk'ın kapısında canlar feda eylesen,

 

 Emrince hizmet etsen Allah ecrin vermez mi?" (Alvarlı Efe Hazretleri)

 

 

11

Şiiri söyledikten sonra kısa bir yorumla bu şiiri Peygamberimiz için yazılmış gibi değerlendirir 

:

“Evet, "Sen gönülden bir kerecik ‘ya Rasulallah' deyiversen, O "ümmetim!.." deyip imdadına koşmaz mı?"

 

( Ümit Burcu, s.79)

 

“Allah adın zikredelim evvela

Vacip

oldur cümle işte her kula  Allah adın her kim ol evvel ana  Her işi âsan eder Allah ona.

( Süleyman Çelebi)

 

Diyerek

 başlayıp Peygamberimizin üstün meziyetlerini, güzel vasıflarını, ahlâkının eşsizliğini, hayatını ve mucizelerini anlatmak ve nihayet, O'nun şefaatine

 

sığınmak, salât ü selâmlarla O'na yönelmek mendup sayılabilir. ( Ümit Burcu, s.279)

 Arif Nihat Asya hani bir yerde der ya:

 

“Gel, ey Muhammed, bahardır...  Dudaklar ardında saklı  Aminlerimiz vardır!

 

 Hacdan döner gibi gel;  Miraç’tan

 iner gibi gel;

 Bekliyoruz yıllardır”

!

(Arif Nihat Asya)

 



İşte, öyle yeni bir ses olmalı, bambaşka bir soluk ve derin bir heyecanla program ortaya konmalı; nihayet, orada hazır bulunanlar gönülden yakarışa geçmeli ve "Miraç’tan

 iner gibi gel; / bekliyoruz

yıllardır!" demeli”

.

 

(Ümit Burcu, s.281)

 

Hoca Efendi aşağıda ki satırlarda aslında Efendimiz (sav) için yapılan programların çok ciddi şekilde öneminden bahsediyor. Ve şöyle devam ediyor yazısına:

 

“O insanlar da, öyle mübarek bir program için çok ciddi ön hazırlıklar yapmalı, gönüllerini ortaya koymalı ve konuşurken bile o işin hakkını verememe mahcubiyetiyle

 

M.

 

Akif gibi



,

 

"Perişan sözlerimden bıkma, hoş gör, ya Rasûlallah, / Kulun şeydâdır amma, açtığın vadide şeydâdır!" (Mehmet Akif Ersoy)

 

Deyip

iki büküm olmalı

 ya da;

 

(Ümit Burcu, s.282)

 

Yıllar geçiyor ki, yâ Muhammed.

 

 

18

 Benzer mi fürû'un sönük envârına

 Bedr'in?

Caiz sana dense güneşi leyle

-i kadrin,

 Ey nûr 

-

ı hidâyet!" 

 

(İsmail Safâ)

 

Şimdi, aç ağzını konuş ki, ağzının suyuna susamış gönüller cana gelsin; diller ve dudaklara şeker 

-

şerbet erişsin!

(Zamanın Altın Dilimi, s.81)

 

Bizler bir kere daha

şem ’ine

 pervane

olalım!

 

"

 Ey hutbe-

i ezeliye, ey nâzilet'ül 

-

arş!..

 

 Nâsût nüzulünle ziyâdâr 

-

ı Muhammed...

  Ey nefha-

i lâhut!" 

( İsmail Safa )

 

Hakk’ın ezeli hutbesi olarak, Arş’dan iniyor gibi in! İn ki; gönüller, Hazreti Ahmed’in aydınlık dünyasına

bir kere daha uyan

sın!

(Zamanın Altın Dilimi, s.82)

 

“Müslümanlığın tevazu mahviyet ve hacaletten ibaret olduğunu kabul edecek, kulluğu her türlü payenin üstünde görecek Hazreti Mevlana gibi”

;

“Kul oldum, kul oldum, kul oldum!  Ben Sana hizmette iki büklüm oldum.  Kullar âzad olunca şâd olur;  Ben Sana kul olduğumdan dolayı şâd oldum.”

(Hz. Mevlana)

 

Diyeceklerdir

. (Ümit Burcu, s.42)

 

Yukarıda denildiği gibi bir kul Allah ile olunca mutlu ve mesut olur. Yoksa yaşadığı zaman dilimi içerisinde Allah’ı bulamamışsa dünyalar onun olsa bir değer arz etmez. Onun için her yer karanlık olur.

2.5.

 

İnsanı Allah’a Ulaştıran Yollar

 

Allah yolunun yolcul

arı nefsinin isteklerine boyun eğmemelidir. Hayatlarını hep ötelere ulaşma duygusu ile dopdolu yaşamalı ve Allah’ın yapın dediği şeyleri yapmalı, yapmayın dediği şeylerden ise uzak durmalıdırlar.

 

“Muhammed Bahâeddin Nakşibendî Hazretlerinin yolu anlatılırken, bildiğiniz üzere şu dört esasa dikkat çekilir”

:

“Der tarîk 

-

i Nakşibendî lâzım âmed çâr terk:

Terk-

i dünya, terk 

-

i ukbâ, terk 

-

i hestî, terk 

-

i terk.” (Muhammed Bahâeddin Nakşibendî)

 

 

19

Yani Nakşibendî tarikatına göre dört şeyi terk etmek gerekir.

(Yaşatma

 

İdeali, s.169)

 

İbrahim Hakkı Hazretleri;

 

“Dil beyt 

-

i hüdadır, ânı pak eyle sivadan.  Kasrına nüzul eyleye Rahman gecelerde”

( İbrahim Hakkı)

 diyor 

. (Yaşatma İdeali, s.170)

 

“Sultan Selîm

-

i Evvel’i râm etmeyip ecel,  Fethetmeliydi âlemi şân

-

ı Muhammedî. Gök nûra gark olur nice yüz bin minareden, Şehbal açınca ruh

-

ı revan

-

i Muhammedî.”

 (Yahya Kemal)

“Bu insanlar ömürlerini bunun sevdalısı olarak geçirince, aşk ve heyecanlarını derinleştirmişler ve böylelikle solmanın, sönmenin ve partallaşmanın önünü almışlar ve Allah’ın izniyle uzun ömürlü olmuşlardır”

.

(Yaşatma İdeali, s.265)

 

 Hak tecelli eyleyince her işi âsân eder,  Halk eder esbabını bir lâhzada ihsan eder.

 (Anonim) Deyip

Allah’ın

 

hakkımızdaki takdirlerini intizar etmekte kalıyordu… (Zamanın Altın

Dilimi, s.36)

Diğer yandan, Cîlî'nin ifadesiyle;

 



 Hakiki

insân

-

ı kâmil Peygamber Efendimiz (aleyhissalatü vesselam) ise – 

ki O'dur 

 – 

 ,

O'nun getirdiği din de hakîkî, kâmil dindir”.

(Cîlî')

 

Zaten, Allah Teâlâ "İşte bugün sizin dininizi kemâle erdirdim ve üzerinizdeki nimetimi tamamladım. Sizin için din olarak İslâmı seçtim." (Mâide, 5/3) diyor.

( Ümit Burcu, s.132)

 

2.6.

 

Ezanımız

 

Ezanlarla büyüyen bir milletiz biz. Her köşe başında müezzinin o muhteşem çağrısı ile koşturulur camilere

ve kendi

içimizde de bir Nevbahar 

 

yaşarız adeta. Hoca Efendi’nin de dediği gibi:

 

 

20

“Günde beş defa minarelerimizden olduğu gibi gönüllerimizden de yükselen ezanımızı düşünün, her namaza yürüyüşümüzde”

,

“Gök nûra

 

 gark olur nice yüz bin minareden,

 

Şehbâl açınca rûh

-

u revân

-

ı Muhammedî;

 

 Ervah cümleten görür "Allahu Ekber"i,

 

 Aks eyleyince arşa lisân

-

ı Muhammedî”.

(Yahya Kemâl)

 

Sözlerinin hakikatini seslendiriyor ve önce ezanla vefamızı ilan ediyoruz.

(Ümit Burcu,

s.72)

2.7.

 

Müminlerin

 

Boşluğu

 

Müminin her günü ve gecesi dopdolu olmalıdır. Bir mümin Allah’a giden yoldan saptığı zaman merhum Mehmet Akif’in ifadesiyle;

 

"Müslümanlık nerede, bizden geçmiş insanlık bile;

 

 Âlem

 aldatmaksa maksat, aldanan yok nafile,

 Kaç hakiki Müslüman gördümse, hep makberdedir,

 

 Müslümanlık, bilmem amma, galiba göklerdedir!"

(Mehmet Akif Ersoy),

 

Deyip

iki büklüm olmalıdır 

.

( Ümit Burcu, s.117)

 

“Bu hakikati dile getirmek ve vakayı rapor etmek gereksiz görülebilir. Fakat, bazı

problemleri bilme ve

onları teşhis etme tedavi adına çok önemlidir. Ziya Paşa'nın”

;

“Bil illeti, kıl sonra müdâvâta tasaddî,  Her merhem her yâreye derman mı sanırsın?  En ummadığın keşfeder esrar 

-

ı derunun, Sen herkesi kör, alemi sersem mi sanırsın?”

 

(Ziya Paşa)

 

“Dediği

 

gibi her şeyden önce illetin bilinmesi, hastalığın teşhis edilmesi, doktorların ifadesiyle 'tanı'nın ortaya konması lazımdır.

( Ümit Burcu, s.142)

 

“Bu ifadelerim müminler hakkında su

-

i zansa, Rabbimden affımı dilenir, sizden de özür dilerim. Reyhâni kadınları taşladığı bir yerde;

 

 

21

"Duyarsa kadınlar taşlarlar seni/ Kimisi bilir dini imanı/ Asiye, Meryem gibi sultana

benzer 

"( Reyhâni )

 

der halk ağızıyla. Aramızda dini

-

imanı iyi bilen, Ebû bekir, Ömer gibi sultana benzeyen insanlar da vardır 

.

( Ümit Burcu, s.117)

 

2.8.

 

Nasılsak Öyle İdare Ediliriz

 

 Nasılsak öyle yönetiliriz. Bir gün birisi Haccac

-

ı Zalim’in yanına gelerek 

 Hz.

Ömer’in adaletinden bahsetmeye başlar ve Haccac’ın

 

verdiği cevap,

 

konumuzun başlığı ile de alakadardır. M

eselemize netlik

kazandırması bakımından

 da

mühimdir.

 

“Siz Ömer zamanındaki insanlar olsaydınız, hiç şüphesiz ben de Ömer olurdum...”

(Haccac-

ı Zalim), (Ümit Burcu, s.47)

 

2.9.

 

İffet ve İradenin Hakkı

 

İffet ve irade hakkını vermek zor iştir. Bunula alakalı da, daha çok merhum Âkif'in şu sözlerini insana hatırlatmakta yarar var zannedersem:

 

"Hayâ sıyrılmış, inmiş: Öyle yüzsüzlük ki her yerde...  Ne çirkin yüzler örtermiş meğer bir incecik perde!

Vefa

 yok, ahde hürmet hiç,

emanet lafz-

ı bî 

-

medlûl; Yalan râic

 ,

hıyanet 

 

mültezem her yerde, hak meçhul 

. ...

 Beyinler ürperir,

 ya Rab

 , ne korkunç inkılab

 

olmuş:  Ne din kalmış, ne iman, din harâb, iman türâb olmuş!  Mefahir kaynasın gitsin de, vicdanlar kesilsin lâl...  Bu izmihlâl 

-

i ahlâkî yürürken, durmaz istiklâl!

"

(M. Akif Ersoy)

 

ve hoca efendi sonra satırlarına şunları da ekler ve der ki:

 

“Evet, günümüzde bu konuda, üst üste çözülme, dağılma, kırılma ve deformasyonlar var”

.

(Yaşatma İdeali, s.133)

 

 

22

2.10.

 

Bizim Köyümüz

Hoca Efendi kendisinin köyde büyüdüğünü ifade eder bir yerde ve hüzünlü bir şekilde şöyle der:

“Benim gibi, o günün köyünü ve köylüsünü az dahi olsa görüp

-

tanımış olanlar yıllar ve yıllar sonra aynı, şeyleri sinelerinin derinliklerinde duyacak ve günümüzün; üzerine toz

-

toprak elenmiş köy ve kasaba şeklindeki

 

“harap eller, yıkılmış hanümanlar, kimsesiz çöller”

(Mehmet Akif Ersoy)

 

Esir

ruhları, meflûç

 

iradeleri aşk 

 

u heyecansız gönülleriyle karşılaşıp da, gurbetlerin en acısını, yalnızlığın en hüzünlüsünü vicdanlarında duydukları…”

der ve kim bilir içinden başka neler geçer.

 

(Zamanın Altın Dilimi, s.41)

 

2.11.

 

Gönül

 

Hoca Efendi gönül için çok şeyler söylemiştir. Bunlardan bir tanesini de aşağıdaki satırlarda şu şekilde ifade etmiştir:

 

“Gönül; insanoğlunun, en önemli, en ciddî yanı; onun

manevi

varlığının

ifadesi, his ve

inançlarının kaynağı ve insan derinliklerine açılan yolların hem sona kadar uzayıp gideni,

hem de ilk menzilidir



.

“Muhabbet bir Süleyman'dır 

 

Gönül taht 

-

ı

revan

olmuş”

(Muhammed

Lütfi)

 

Hoca Efendi’nin de ifade ettiği gibi:

“Gönlüyle kanatlananlar birşeye takılıp kalmaz”

.

(Zamanın Altın Dilimi, s.133)

 

 

23

2.12.

 

Kendi Değerlerimiz ve Bizim Yuvamız

 

Merhum Mehmet Akif’in şu

 

incilerden daha değerli olan enfes

 ifadeleri sanki o

dönemi tasvir etmektedir:

 

“Harap iller; serilmiş hanümanlar; başsız ümmetler;

 

 Düşünmez başlar; aldırmaz yürekler; paslı vicdanlar;

 

 Emek mahrumu günler fikr 

-

i ferda bilmez akşamlar,

 

Geçerken, ağladım geçtim; dururken, ağladım durdum;

 

 Duyan yok, ses veren yok, bin perişan yurda başvurdum.”

(Mehmet Akif Ersoy)

(Yaşatma İdeali, s.99)

 

Yukarıda da görüldüğü gibi Hoca Efendi her zaman kendi değerlerimize sahip çıkmamız gerektiğini söyler.

 

 [size=18]http://www.academia.edu/16242265/Fethullah_G%C3%BClen_in_Alt%C4%B1_Eserlerindeki_%C5%9Eiirler_Ve_Konulara_G%C3%B6re_Tasnifi[/size]

_________________
Mevla Görelim Neyler
Neylerse Güzel Eyler
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Hoca Efendinin eserlerin sohbetlerinde geçen şiirler   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Hoca Efendinin eserlerin sohbetlerinde geçen şiirler
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» EĞİTİCİ FİLMLER
» yav ekmn konuyu açmşn insanı iki bişe yazar=Pp

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
KUTLU FORUM :: EDEBİYAT-TARİH- SANAT :: Şiirler-
Buraya geçin: