KUTLU FORUM

Bilgi ve Paylaşım Platformuna Hoş Geldiniz
 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Gerçek Aşk..risalelerden ve yol yordam dan

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Semanur
Özel Üye
avatar

Mesaj Sayısı : 929
Rep Gücü : 2257
Rep Puanı : 18
Kayıt tarihi : 23/06/09
Yaş : 53
Nerden : İzmir'den

MesajKonu: Gerçek Aşk..risalelerden ve yol yordam dan   Cuma Nis. 02, 2010 12:22 am

http://www.facebook.com/video/video.php?v=1442832271192&ref=nf

Gerçek Aşk..risalelerden ve yol yordam dan

Karşı cinsi sevmemiz, On'u bize Allah'ın bahşettiği bir sevgili olarak bakar ve sonsuza kadar bir sevgili olarak görürsek o da hakiki aşktır. Mecazi aşk, sırf çıkarı için, dünyası için, maddesi itibariyle sevmektir ki, bu Allah'tan bağı kopuk sevgidir. Mecazi aşk tanımı benim tanımım değil, açın İslam literatürünü, bilginlerin kitaplarını, edebiyat kitaplarını aynı tanımı göreceksiniz. Örneğin:
Mecazi aşk sahibi, iradesi ile, yüzü Hakk'a ve hakiki aşka dönüştürülebilir. Ama şehvani sevmek ise ancak matlubunu elde edince harareti söner.
Burada, iradenin yapacağı tek bir şey vardır. O da şehvani sevmesini haramda değil de, helalde gidermesidir. Şehvani sevmekten kasıt, insanın karşı cinse olan fıtri ihtiyacı ve şehvetidir. Yani cinsi latife olan fıtri meylidir. Tıpkı yemek ve suya olan meylimiz gibi. Bunların aşkı değil, helal ve haramı olur.
Bir elma ve bir cinsi latif düşünelim. Bunlara iki türlü sevgi olabilir. Biri mecazi sevgi, yani irade ile, yüzü hakikiye çevrilebilen sevgidir. Diğeri ise şehvani sevgidir. Bunun çevrilecek yüzü ve yanı yoktur. Ancak ihtiyaç giderilirse sükun bulur. Elmayı yemedikçe, cinsi latife nikah yapmadıkça sükun bulamaz. Ama bu sevgiyi haram ve helal yollarla gidermekte iradenin rolü vardır ve mesuldür.
Allah, mecazi sevmenin hesabını sorar. Zira sen ayiney-i samed olan kalbini fena ve fani mahbuplara açtın ve kirlettin. Ama şehvani sevmenin ve bunu helal yoldan gidermenin hesabını sormaz. Şayet şehvani sevgi, mecazi sevgi sınıfından olsa idi, peygamberler, ne yemek yer, ne de evlenebilirlerdi. Zira onların kalbine Allah aşkından başka bir aşk yerleşemez. Öyle ise, şehvani sevgi, mecazi aşk sınıfına girmez...


Dünyanın fâni yüzüne karşı olan mecazi aşk, eğer o âşık, o yüzün üstündeki geçici olma ve kaybolma çirkinliğini görüp ondan yüzünü çevirse, sonsuz bir sevgili arasa, dünyanın pek güzel ve Allah’ın güzel isimlerinin ayinesi ve ahiretin tarlası olan iki diğer yüzüne bakmaya muvaffak olursa, o helal olmayan mecazî aşk, o vakit hakiki aşka dönmeye yüz tutar. Fakat bir şartla ki, kendinin geçici ve hayatıyla bağlı kararsız dünyasını haricî dünyaya karıştırmamaktır. Eğer gaflet ehli gibi kendini unutup, âfâka dalıp, umumî dünyayı hususî dünyası zannedip ona âşık olsa, tabiat bataklığına düşer, boğulur.

"Meselâ, şu güzel, süslü odanın dört duvarında, dördümüze ait dört endam aynası bulunsa, o vakit beş oda olur: biri hakikî ve umumî, dördü misalî ve hususî. Herbirimiz, kendi aynamız vasıtasıyla, hususî odamızın şeklini, heyetini, rengini değiştirebiliriz. Kırmızı boya vursak kırmızı, yeşil boyasak yeşil gösterir. Aynada tasarrufla çok vaziyetler verebiliriz. Çirkinleştirir, güzelleştirir, çok şekillere koyabiliriz. Fakat haricî ve umumî odayı ise kolaylıkla değiştiremeyiz. Hususî oda ile umumî oda hakikatte birbirinin aynı iken, hükümce ayrıdırlar. Sen bir parmakla odanı harap edebilirsin; ötekinin bir taşını bile kımıldatamazsın."

"İşte, dünya süslü bir odadır. Herbirimizin hayatı bir boy aynasıdır. Şu dünyadan herbirimize birer dünya var, birer âlemimiz var. Fakat direği, merkezi, kapısı kendi hayatımızdır. Belki o hususî dünyamız ve âlemimiz bir sahifedir, hayatımız bir kalem olup, onunla amel sayfalarımıza geçecek çok şeyler yazılıyor."

"Eğer dünyamızı sevdikse, sonra gördük ki, dünyamız, hayatımız üstünde bina edildiği için, hayatımız gibi geçici, fâni, kararsızdır, hissedip bildik. Ona ait muhabbetimiz, o hususî dünyamız ayna olduğu ve temsil ettiği Allahın güzel isimlerinin nakışlarına döner, ondan da isimlerinin cilvelerine intikal eder."

"Hem o hususî dünyamız, âhiret ve Cennetin geçici bir fidanlığı olduğunu anlayıp, ona karşı şiddetli hırs ve talep ve muhabbet gibi duygularımızı onun neticesi ve meyvesi ve sümbülü olan ahiretteki faydalarına yönlendirsek, o vakit o mecazî aşk hakikî aşka döner."

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
@bdulKadir
Adminstratör
avatar

Mesaj Sayısı : 6380
Rep Gücü : 10014422
Rep Puanı : 97
Kayıt tarihi : 17/03/09
Yaş : 54
Nerden : İzmir

MesajKonu: Geri: Gerçek Aşk..risalelerden ve yol yordam dan   Salı Nis. 06, 2010 6:03 am

Aşk Öyle Bir Ateştir Ki, Sevdiğinden Başka Her Şeyi Yakar - Mehmet AKAR

Aşk, kainatın mayasında vardır. İnsanın kalbindeki aşk, Allah’ın şahididir. Aşk nazarını O’ndan alamamak Sonsuz Bir Cazibadar’ın cazibesine kapılmaktır. Aşk ikiliği silmektir.Aşk faniyi sinede yakmak, orda iki sevgiye yer bırakmamaktır. Aşk kalbin talebidir.Yalanı değil, gerçeği , yoku, değil “Var”ı sevmektir.
Aşk bir haldir. Aşkın en güzel tarifini ve izahını yapanlardan birisi olmasına rağmen Hz. Mevlana

“Her ne var dünyada şerh eyler kalem;/
Aşkı anlat derseniz çatlar o dem./
Aşkı tefsir etsek: aciz beşer./
Aşkı tefsir etse ancak aşk eder.” Der(115-116-1)

Aşkı, ancak aşık ve aşkın kendisi tarif eder. Aşk, ölümsüzü sevmek ve O’nda, O’nun sunduğu canla yaşamaktır. O’nu peygamberler, veliler sevmiş, kuvveti O’nun aşkında bulmuşlardı.
“Sevgin ölmez; sev ölümsüz kimseyi;/
Can sunar, can doldurup peymaneyi./
Aşkı bir kuvvet O’nun, gelmez sonu;/
Sevdi peygamber dahi: Sen sev O’nu”(220-221-1)

Bediüzzaman Hazretlerinin tarifiyle, “aşk şiddetli bir muhabbettir.”Bir cazibadarın cezbiyle” kendinden geçmedir.”Akıl işini bıraksa, hakikati görmeyi ihmal etse, vicdan Sanii unutamaz. Kendini inkar etse, yine de onu görür. Onu düşünür. Ona yönelmiştir. İbresi sapmaz, sağa sola çevrilmez(Mesnevi-i Nuriye-S)

Allah(cc)çok sevilendir, Vedud’tur. “Vedut ismine mazhar olan ve hakikate eren Allah dostları,”Bütün kainatın mayası muhabbettir. Bütün mevcudatın harekatı muhabbetledir. Bütün çekicilikler, cezbeler ve cazibeler o sevgi kanunundandır.” demişlerdir.(32.Söz)

İnsanın kalbindeki aşk Allah’a şahittir. “Evet ağacın mahiyetinde olmayan bir şey meyvesinde olamaz. Kainat ağacının meyvesi olan insandaki ilahi aşk, o ağacın tamamında ciidi bir aşkın ve sevginin olduğunu gösterir. Kainatın kalbine yerleşen, zerrelerine nüfuz eden o aşk,bir Ezeli Güzelin varlığına delildir. Güzellik olmadan aşk olmaz.”(33. Söz-S)

Aşk, sonsuz güzellik karşısında büyülenme ve gönlün bin yerinden tutuşmasıdır.
“Büyüleyen gözlerle bir kez baktı yar,/
bin yerinden gönlü birden yaktı yar.”(1796-1)

İnsan Rabbine muhtaçtır. “Şiddetli ihtiyaçtan iştiyak doğar. Şiddetli istek sevgiyi doğurur. Şiddetli sevgi İlahi aşkı netice verir.”(32.Söz)

Sevgi, ruhun kemaline göre derecelenir. Allah’ın isimlerine muhabbet, Allah’ın zatına muhabbete dönüşür.

“Gerçek sevgili benzeri olmayan sevgilidir. Geliş O’ndan, gidiş O’nadır.” İnsan, “kimin Allah’ı talep ettiğini görürse onun dostu olmalıdır.(1418-1446-3)

“Köle, azad olmayı ister. Aşık, ebedi kulluğu ister./Denizin damlaları sayılmaz. Okyanuslar aşka nispetle damladır.” (2720-2735-5)

Görünen sevgililer birer fitnedir, yol şasırtıcıdır. “Bazılarının görüneni reddetmiş, görünmeyene gönül vermiştir./Aşkları meydanda, sevdikleri gizlidir.” (700-701-2)

Mutlak güzeli gören, O’na iman eden, fani ve fani şeylere kalbini bağlayamaz. Allah’ı bulanın gözü sağa sola kaymaz. Yasak dairesinde işi olmaz.

“Sevdiğinden başkasına bakan gerçek aşık değildir. Onun aşkı boş bir sevdadır. Aşk öyle bir ateştir ki, sevdiğinden başka her şeyi yakar”.

Allah’ı bulanın kalbinde Allah’tan gayrısı yoktur. İkilik yoktur. “La kılıcı, Hak aşkından başkasını keser. Orda “yok” dan sonra ne kaldı./Ancak “İllallah” kaldı, her şey yok oldu. Ey ikiliği yakan aşk, şad ol, daim ol!"(587-590-5) Aşk, Allah’tan ötürü olmayan her sevgiyi yakmış, yok etmiştir. Böyle bir kalbin Rabbinin hoşnut olmadığı bir şeyi sevmesi, ondan hoşnut olması mümkün değildir.

O sevdiğini Allah için sever.Rabbini hatırlatanı sever,Rabbini hatırlatmayanı sevmez.
“Bir güzel aşığa:”Gurbtte bir çok şehir görmüşssün. Gezdiğin yerlerden hangisi daha güzel?” diye sordu. Aşık: ‘Yarın bulunduğu şehir’ dedi.” (3808-3809-3)

Sevgiyle kanatlanmış ruhlar, dünyadan da cennettende geçmiş , “Seni; senin hoşnutluğunu istiyoruz Allah’ım” demişlerdir. Zira çok iyi bilirler ki O’nun sonsuz güzelliği yanında cennette çok sönük kalır.

Vedud ismine mazhar bir kısım evliya, ‘Cenneti istemiyoruz. İlahi muhabbetin bir parıltısı bize ebede kadar yeter' demişlerdir.

Hem ondandır ki, hadiste geldiği gibi ‘Cennette bir dakika Allah’ın sonsuz güzelliğini görnek, cennetteki lezzetlerin tamamından üstündür’ “(32.Söz-S)

Aşık istikamet insanıdır. Baktığı her yerde Allah’a ait hakikatleri görür, dersini alır. Aşığın dersi “yarın güzelliğidir.”(3847-3)

İnsan, çok şeyi sevdiği gibi helalinide sevebilir. Fakat insanın elinin görme kabiliyeti olmadığı gibi kalbinin de Allah’tan başkasına aşık olma özelliği yoktur. “Çünkü insanın kalbindeki sınırsız sevgi, sonsuz bir güzelliğe yönelmek için verşilmiş, ibresi Onu bulmak üzere programlanmıştır.” (3. Lem’a-S)S

Ona bakmayan ibre bozuktur. Fani mahbup, kainatın fihristesi olan o kalbin ihtiyacına cevap veremez, açlığını doyuramaz. Kalp, Mutlak Güzel’den başkasına razı olmaz.

Aşk ihtiyacı olmayanın sıfatıdır. O’ndan başkasına aşık olmak asılsız bir hevestir.

Mecazi aşkın, dışı süslü, nurlu, içi sisli dumanlıdır.
Nur gidince duman meydana çıkar. Mecazi aşk solar dona.”(971-973-6)

Aşk, kalbin Allah’a “evet” demesidir. Kalbin aradığı Allah olduğu için başka şeye “evet” demesi mümkün değildir. Öyle ise, “mecazi aşk” asılsızdır., aşk değil sevgilerden bir sevgidir.

“Geçici sevgilere yöneldiği zaman, o aşk kendi sahibini daimi bir azap ve elemde bırakır.”(9.Mektup-S)

Bediüzzaman Hazretleri,”Fıtratı aşkla yoğrulmuş, özünde toplanan aşkla kendinden geçmiş” diye tarif ettiği Mevlana Cami Hazretlerinin, yüzleri çokluktan Bir’liğe ve gerçek aşka çeviren şu sözleri nakleder:
“Yalnız Biri iste;başkaları istenmeye değmiyor. Biri çağır; başkaları imdada gelmiyor. Biri talep et; başkaları layık değiller. Biri gör; başkaları her vakit görünmüyorlar, zeval perdesinde saklanıyorlar.”(17.Söz)


Kendi hislerinide şu enfes cümlelerle ifade eder. Sanki kainatın kalbini konuşturmaktadır: “ Faniyim, fani olanı istemem. Acizim, aciz olanı istemem. Ruhumu Rahman’a teslim eyledim;gayr istemem. İsterim, fakat bir yar-ı baki isterim. Hiç ender hiçim; fakat bu mevcudatı birden isterim.” (26. Söz)

Aşk, iki sevginin sığmayacağı dar gönül evini faniden temizlemek, “evim Allah aşkı ile doludur” diyebilmektir.(2804-5)

MEHMET AKAR
"MEVLANA'YI OKURKEN BEDİÜZZAMANI DINLEMEK
SEMA VE NUR" ISIMLI KITAPTAN ALINTI YAPILMIŞTIR
.

_________________


Elif gibi yalnızım,
Ne esrem var, ne ötrem.
Ne beni durduran bir cezmim,
Ne de bana ben katan bir şeddem var.
Ne elimi tutan bir harf,
Ne anlam katan bir harekem...
Kalakaldım sayfalar ortasında.
Bir okuyan bekledim,
Bir hıfzeden belki...
Gölgesini istedim bir dostun med gibi…
Sızım elif sızısı...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://kutluforum.bedavaforum.biz
 
Gerçek Aşk..risalelerden ve yol yordam dan
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
KUTLU FORUM :: İslami ilimler ve dini kültür :: Tasavvuf-Dua-Gönül Dünyamız-
Buraya geçin: