KUTLU FORUM

Bilgi ve Paylaşım Platformuna Hoş Geldiniz
 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Beğendiğimiz Şiirler Beyitler

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
minikalem

avatar

Mesaj Sayısı : 456
Rep Gücü : 1032
Rep Puanı : 10
Kayıt tarihi : 03/01/10

MesajKonu: Beğendiğimiz Şiirler Beyitler   Cuma Tem. 02, 2010 3:27 am

yare açık yare
yare açmaya ne hacet
feryadım duyulur aşikare
dile dökmeye ne hacet
güllerim döndü hare
hare küsmeye ne hacet
dil avare dudak bi çare
parelenmeye ne hacet


***********************

Dîvan Şiiri ve Seçme Beyitlerden Seçmeler

Telh ider âdemin elbette mezâk-ı ıyşin
Bâde nûş eyle bugün eyleme fikr-i ferdâ

Telh ider: Uzaklaştırır
Mezâk-ı Iyş: İşret zevkleri
Bâde: İçki
Nûş etmek: İçmek
Fikr-i Ferdâ: Gelecek düşüncesi

* * *

“Tahsîl-i kemâlât, kem âlât ile olmaz”

Tahsil: Öğrenim, edinmek
Kemâlât: Olgunluk
Kem: Kötü
Âlât: Aletler

* * *

Bakma yâ Rab sevâd defterime
Ânı yak âteşe benim yerime
(Lâ edri)

Sevâd: Dünyâda işlenen günahlar

* * *

Sakın terk-i edebden kûy-i mahbûb-ı Hudâdır bu
Nazar-gâh-ı ilâhîdir, makâm-ı Mustafâdır bu
(Nâbî)

Terk-i Edeb: Edepsizleşmek
Kûy-i Mahbûb-ı Hudâ: Allah’ın sevgilisinin köyü, mekânı
Nazar-gâh: Bakılan, nazar edilen yer

* * *

Hep hüsn ü aşka dâir imiş hep güft ü gûy-i halk
Dillerde dâsitân imiş esrâr sandığım
(Çelebi-zâde Âsım)

Hüsn ü Aşk: Güzellik ve aşk
Güft ü gûy-i halk: Bütün yaratılmışların konuştukları konular
Dâsitân: Destan
Esrâr: Sır

* * *

Bizimle saltanat lâfın idermiş ol Karamânî
Hudâ fırsat verirse ger kara yere karam ânı
(Avnî – Fâtih Sultan Mehmed)

* * *

Sen pister-i gülde yatasın şevk ile handân
Ben hicr ile bâlîn edinem hâr- sebeb ne
Bu saltanat-ı dünyâ ola adle mukârin
Haccü’l-Haremeyn anı taleb kılsa aceb ne
(Cem Sultan)

Pister: Yatak
Handân: Gülen
Bâlîn: Yastık
Hâr: Diken
Mukârin: Yakın, denk
Haccü’l-Haremeyn: Hacı olmuş kişi

(Cem Sultan saltanat da’vâsıyle birâderi Sultan Bayezid’e bu şiiri gönderir. Cevap olarak da şu şiiri alır: )

Çün rûz-ı ezel kısmet olunmuş bize devlet
Takdîre rizâ vermiyesin böyle, sebeb ne
Haccü’l-Haremeyn oldığına râzi olaydın
Bu saltanat-ı dünyevîye bunca taleb ne
(Sultan II. Bayezid Han)

Rûz-ı Ezel: Ezel gününde
Rizâ vermek: Râzı olmak, rızâ göstermek
Saltanat-ı dünyevî: Dünya saltanatı (geçici ve çok büyük sorumluluk olan saltanat)

* * *

Merdüm-i dîdeme bilmem ne füsûn etdi felek
Giryemi kıldı füzûn, ekşimi hûn etdi felek
Şîrler pençe-i kahrımdan olurken lerzân
Beni bir gözleri âhûya zebûn etdi felek
(Yavuz Sultan Selim’e atfedilir)

Merdüm-i Dîde: Göz bebeği
Füsûn: Büyü
Girye: Gözyaşı
Füzûn: Ziyâde, fazla
Eşk: Gözyaşı
Hûn: Kan
Şîr: Aslan
Lerzân: Titreyen, titrek
Âhû: Ceylân
Zebûn: Zayıf, güçsüz

* * *

Ey serâser âleme sultan Süleymânım baba
Tende cânım cânımın içinde cânânım baba
Bâyezîdine kıyar mısın benim cânım baba
Bî-günâhım Hak bilür devletlû sultânım baba
(Şâhî – Şehzâde Bâyezîd)

Serâser: Baştan başa
Bî-günah: Günahsız

(Şehzâde isyân ett,ü, babasından bu murabbâ ile af dilemiştir. Kânûnî Sultan Süleyman ise ona cevâben şu murabbâyı göndermiştir: )

Ey demâdem mazhar-ı tuğyân-ı isyânım oğul
Takmıyan boynuna her giz tavk-ı fermânım oğul
Ben kıyar mıydım sana ey Bâyezîd Hânım oğul
Bî-günâhım deme bâri tevbe kıl cânım oğul

Demâdem: Her zaman
Tuğyân: Taşkınlık
Mazhar-ı Tuğyân: Taşkınlık gösteren
Tavk-ı Fermân: Ferman (buyruk) gerdanlığı

* * *

Biz bülbül-i muhrik-dem-i gülzâr-ı firâkız
Âteş kesilir geçse sabâ gülşenimizden

(2. selim..isk pala)
(Muhibbî – Kânûnî Sultan Süleyman)

Mânâsı: Biz ayrılığın gül bahçesinde yanık ve ateşli şarkısıyla meşgul bir bülbülüz
Sabah rüzgârı gül bahçemizden geçecek olsa, serinletmek yerine ateş olur yakar.

* * *

Yıkılıptır şu cihân sanma ki bizde düzele
Devleti çerh-i denî verdi kamu mübtezele
Şimdi ebvâb-ı seâdetde gezen hep hezele
İşimiz kaldı hemân merhamet-i Lem-yezel’e
(Cihangîr – Sultan III. Mustafa)

Çerh-i Denî: Alçak felek
Mübtezel: Aşağılıklar
Ebvâb: Kapılar
Hezele: Ayak takımı
Lem-yezel: Alla
h
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
minikalem

avatar

Mesaj Sayısı : 456
Rep Gücü : 1032
Rep Puanı : 10
Kayıt tarihi : 03/01/10

MesajKonu: Geri: Beğendiğimiz Şiirler Beyitler   Paz Tem. 04, 2010 12:33 pm

Kurtulamam üç nesnenin elinden; Biri firkat,biri gurbet,biri aşk...
Üçü bilmez birbirinin hâlinden; Biri firkat,biri gurbet,biri aşk...


**************************************

"Can verme gam-ı aşka ki aşk afet-i candır

Aşk afet-i can olduğu meşhur-u cihandır"
Fuzuli


********

"Tîz-i reftâr olanın pâyine damen dolaşır

Erişir menzil-i maksuda aheste giden"


(acele edenin eteği ayağına dolaşır aheste giden amacına ulaşır)

******************

"Nush ile yola gelmeyeni etmeli tekdir

tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir"


Nush : öğüt


tekdir : ikaz , uyarı

Z.PAŞA


********************

"Nerden gelir yolun senin ya nere varır menzilin
Nerden gelip gittiğini anlamayan hayvan imiş"

Niyazi-i Mısri

**************

"Sağı solu gözler idim dost yüzünü görsem deyû
Ben taşrada arar idim ol cân içinde cân imiş"

deyû : diye

Niyâzî-i Mısrî


*******************

Elem bahçesinde çiçekler dermiş,
Gül ile dikeni birlikte sevmiş,
Pazarlıksız cânı, Cânan’a vermiş,
Yâr'ını ağyârdan,seçen Fuzuli...


**************

"Bulamadım dünyada gönüle mekan

Nerde bir gül bitse etrafı diken"



Sümmani


*******************

Vâiz'in nâr-ı cehennem dediği firkât imiş..


****

Gören sanır ki safâdan semâ-ı râh ederim
Döner döner kûy-i yâre âh ederim...

Esrar Dede'mmm...


********************

"Derdim nice bir sînede pinhân ederim ben

Bir âh ile bu âlemi vîrân ederim ben"

Nef'i

pinhan : Gizli

****************************

"Ey fitnesi çok kavli yalan yandım elinden,

Bir nâz ile bin gönlüm alan yandım elinden"


AHMED PAŞA

KAVL : SÖZ


***********************

" Aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabib

Kılma dermân kim helâkim zehri dermânındadır"

Fuzûlî

(Ey tabip! Ben aşk derdinden memnunum. Beni iyileştirmekten vazgeç.Derdime derman arama.Çünkü senin ilacın beni öldüren bir

zehirdir...Senin vereceğin ilaçlar benim hastalığımı iyileştirmez, benim ilacım yalnızca sevgilidedir ve ben bu dert ile hoşum)



************************

"Canımı canan eğer isterse minnet canıma

Can nedir kim kurban etmeyem cananıma"

Fuzûlî

(sevgili benden canımı isteyecek olursa, canıma minnet, can dediğin nedir ki onu cânânıma kurban etmeyeyim ? )

*****************

"Yârun ayağı tozuna kıymet cihân gerek

Belki cihân ne nesne ola baş u cân gerek "

Adnî

******************************

"Yemez içmez melektir sanki askerler çırılçıplak

Şehîd olmak için bîçâreler dönmez azîmetten "


****************

"Yârdan mehcûr iken düşdük diyâr-ı gurbete

Dehr gösterdi yine hicrân hicrân üstüne"


(Sevgiliden ayrı kalmıştık, bir de gurbetlere düştük. Felek bize hicran üstüne hicran gösterdi )

(birinci hicran sevgilinin ayrılık azabı, ikincisi de gurbet elemidir)

***************************************

"Kimsesiz hiç kimse yok her kimsenin var kimsesi

Kimsesiz kaldım yetiş ey kimsesizler kimsesi"



Rûşeni YADA fATİH


***************


Hastalık, sevgisizlik, öksüzlük...
Neler geçirdim ben!
Çıkabilseydi bir, "güzel" diyecek.
Güzelleşirdim ben!

cAHİT sITKI

**************


Elemin Kays'a kıyâs etme dil-i mahzûnun
Yok idi aklı ne derdi var idi Mecnûn'un...


***********************

"Derman aradım derdime derdim bana derman imiş

Bürhan aradım aslıma, aslım bana bürhan imiş"

Niyâzî-i Mısrî

Bürhan : Delil

***************************

"Işk derdinin devâsı terk-i cân etmektedir "

Terk-i cân derler bu derdin mu'teber dermânına"

FUZULİ

( Aşk derdinin devası canı terk etmektir , ancak ölüm bu dertten kurtarır, bu derdin işe yarayan , kabul gören dermanına canı

terketme derler )


****************************

"Hoşça bak zâtına zübde-i âlemsin sen

Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen "

Şeyh Galib

"Değerli özüne hoşca bak ki sen alemin hülasası ve özüsün..Kainatın gözbebeği olan insansın sen"

**************************************************

"Efendi âh eder ağlatma 'âşıkı zinhâr

Zemîni yaşı deler âhı âsumâna çıkar"

EMRî

(Efendi sakın ha aşığı ağlatma , zira onun gözyaşı zemini deler , ahı gökyüzüne ulaşır"

***************************

"Kendi elimle yâra kesip verdiğim kalem

Fetva-yı hûn-ı nâ-hakımı yazdı ibtidâ "

(SULTAN III.SELİM )

(Kendi elimle kesip sevgilime verdiğim kalem , ilk olarak benim nâhak yere ölüm fetvamı yazdı )


******************

"Senin mihr ü vefâ gösterdiğin ağyâra çok gördüm

Galattır kim seni bî-mihr okurlar bî vefâ derler"

FUZULİ

( Senin vafasız ve muhabbetsiz olduğunu söylemeleri yanlıştır, zira ben senin ağyara , yani benden başka herkese muhabbet ve vafa gösterdiğini çok gördüm )

*********************

"Arz-ı hal etmeğe cana seni tenha bulamam

Seni tenha bulıcak kendimi asla bulamam"

(Selikî)

(Ey sevdiğim) halimi sana arz etmek için, seni yalnız göremiyorum, seni yalnız gördüğüm zaman ise kendimi orada göremiyorum !

( Senin yanında geldiğim vakitlerde dilim tutuluyor, adeta buharlaşıyorum)

***********************************

"Sağı solu gözler idim dost yüzünü görsem deyû

Ben taşrada arar idim ol cân içinde cân imiş"


Niyâzî-i Mısrî

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
minikalem

avatar

Mesaj Sayısı : 456
Rep Gücü : 1032
Rep Puanı : 10
Kayıt tarihi : 03/01/10

MesajKonu: Geri: Beğendiğimiz Şiirler Beyitler   Paz Tem. 04, 2010 1:02 pm

"Gice gündüz işüm âh u zâr u efgân oldı gel

Bu benüm dîvâne gönlüm gel ki vîrân oldı gel"


Kırımlı Selim Divane

*****************************



"Âşıkın ancak murâdı dostunun maksûdudur

Çekse de bin derd ü mihnet hep sebât etmek gerek"


******************************

"Zülfüne dil vermeyen bilmez gönül ahvâlini

Anlamaz hal-i perişanı perişan olmayan"

Ziya Paşa


**********************************

"Gözümün nûru ve gönlümün sürûrudur kapın

Hasta gönlüm çâresisin derdimin dermânısın"

Necati Bey


******

"Yâ Rab ol düşman bakışlu yara n'itdüm n'eyledüm

Sevdüğümden gayrı ol dil-dâra n'itdüm n'eyledüm"

Necati


*****************

"Dün gice deryâya düşdüm düşde gark oldum sanup

Uyanup gördüm gözüm yaşı imiş deryâ meğer"

Cem Sultan

******************


"Görmedim gül yüzünü âh u figân etmedeyim

Akıdıp göz yaşımı dert ile nâlân olayım"

Şanlıurfalı Lütfî

nalan= ağlayan , sızlayan

****

"Aşkta kanun imiş âşıklara cevr eylemek

Âşık oldur kim cefâ-yı yâre sabretmek gerek"

Adile Sultan


*************************

"Yanayım mı hasretinden geçeyim mi ülfetinden

Hele derd ü firkatinden sana bin şikâyetim var"

Enderunlu Vasıf Efendi

*******************

"Ben yitirdim ben ararım yar benimdir kime ne

Gah girerim öz bağıma gül dererim kime ne "

Nesimi


*********************

"Nesimi'ye sordular ki yarin ile hoş musun

Hoş olayım olmayayım o yar benim kime ne "


*******

"Fuzûlî rind-i şeydâdır hemîşe halka rüsvâdır

Sorun kim bu ne sevdâdır bu sevdâdan usanmaz mı "

(Fuzûli çılgın bir divanedir , her zaman halka karşı rezil rüsva bir durumdadır, ona sorun ki bu ne biçim bir sevdadır ki bu sevdadan usanmıyor )

**************************************

"Dimezem vuslat ümîdiyle beni şâd eylegil

Razıyam cevr ü cefâ kılmağ içün yâd eylegil "

(Fatih Sultan Mehmet ( AVNİ )

( Ey sevgili sana demiyorum ki beni vuslatının ümidi ile sevinçlere gark et! Eziyet ve cefa etmek için bile hatırlayıversen buna da razıyım )

***********************************

"Yâ Râb belâ-yı aşk ile kıl âşinâ beni

Bir dem belâ-yı aşktan etme cüdâ beni "


Fuzûlî

******************

"Yandurmağuma yeter hayalün

Yohdur mana tâkat-i visâlün"

Fuzulî

( Ey sevgili ! Benim ruhumu yakmak için hayalin yeter de artar bile..Çünkü senin visaline ermeye bende takat kalmamıştır )


*****************

"Vefâ görmedin ölürsem eğer ben gül-'izarumdan

İrişe dem-be-dem bûy-i vefâ hâk-i mezârumdan"

AVNİ

"Eğer ben o gül yanaklı sevgilimden vefa görmeden ölürsem , toprağımdan devamlı olarak etrafa vefa kokusu yayılır..."


Açıklama : sevgiliden göreceği vefa ve bağlılığın hasreti ile yaşayan aşığın varlığına işleyen bu duygu , ölümü ile birlikte toprağa karışacak ve mezarının üzerinde biten otlara ve çiçeklere geçerek buradan etrafa yayılacaktır...


********************

"Göz gördü gönül sevdi seni ey yüzü mâhım

Kurbânın olam var mı benim bunda günâhım"

Nahîfî

**************

Padişah-ı âlem olmak bir kuru kavga imiş

Bir veliye bende olmak cümleden âlâ imiş

(Yavuz Sultan Selim)

********************************

şöyle gird olmuş Firengistan birikmiş bir yere
sonra gelmiş gûşe-i ebrûda hâl olmuş sana...

Nedim

Firengistan(güzelleri)bir yerde toplanmış,sonra kaşının köşesinde ben olmuş sana..
Firengistan'dan murat;Galata'dır.O dönemlerde en güzel kızlar Galata'da bulunur.Özellikler Hristiyan güzeller.Yani şair diyor ki bütün Hristiyan güzelleri bir araya toplansa senin ancak bir ''ben''in edebilir.
Şairin özellikle Firengistan kelimesini tercih edişinin bir başka sebebise;bilindiği gibi Firenk gayr-i müslimler için kullanılan bir tabirdir.''ben''in siyah oluşu ve güzelliği hasebiyle kişiyi yoldan çıkarışı arasında bir münasebet kurulur Klasik şairlerce.İslam dışındaki dinlr küfürdür ve küfrün tabiatı siyahtır.Sevgilinin ''ben''i de siyah oluşu,kişiyi küfre götürüşü ve yoldan çıkarışı telakkisiyle özellikle Müslüman değil Hristiyan güzellere benzetilmiştir.

*****************


Çeşm-i ibretler nazar kıl, bu dünya müsafirhanedir,
Bir mukim adem bulunmaz, ne acib bir kaşanedir,
Bir kefendir akibet sermayesi şah-u geda,
Pes buna mağrur olan, mecnun değil, ya nedir ?
ANONİM


************************************

"Gittin ammâ ki kodun hasret ile cânı bile

İstemem sensiz olan sohbet-i yârânı bile"


*****************************

"Çün sana gönlüm mübtela düştü

Derd ü gam bana aşina düştü "

Niyâzî-i Mısrî


**********************************

Şeb-i yeldayı müneccim muvakkit ne bilir?

Müptelâyı gâma sor kim geceler kaç saat”

La_Edri

(Gecelerin uzunluğunu müneccimle vakti tayin edenler ne bilsin, gecelerin kaç saat olduğunu gam müpteleasına sor)


**************************

Tahammül mülkünü yıktın, Hülâgü Hân mısın kâfir
Aman dünyâyı yaktın, âteş-i sûzân mısın kâfir


*********************

Düşüp ol cefâ-şiâre, gönül oldu pâre pâre
Çekerim gamın ne çâre, geçemem muhabbetim var...
Vâsıf

******************************************

Beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı

Felekler yandı âhımdan murâdım şem'i yanmaz mı

FUZULİ


( Beni canımdan usandıran sevgili bana eziyet etmekten usanmıyor mu, felekler bile âhımdan yanmışken muradımın mumu yanmaz mı ? )

*******************************************


Kamu bîmârına cânân deva-yı derd eder ihsan

Niçün kılmaz bana derman beni bîmar sanmaz mı

( Cânân bütün hastalarının dertlerine devâ olurken benim derdime neden dermân olmuyor, yoksa beni hasta sanmıyor mu ? )



Şeb-i hicran yanar cânım döker kan çeşm-i giryânım

Uyarır halkı efgânım kara bahtım uyanmaz mı


[Ayrılık gecesi canım yanar, ağlayan gözlerim kan(lı yaş) döker. Feryadım halkı uyandırır (da) kara bahtım uyanmaz mı?]



********************************


Ne beyân-ı hâle cür'et, ne figâna tâkatım var

Ne recâ-yı vasla gayret, ne firâka kudretim var

Enderunlu Vasıf Efendi


("Ne hâlimi arz etmeye cür'et edebiliyorum, ne de feryat etmeye takatım var. Ne vuslat umudu için gayrete geliyorum, ne de ayrılığa güç yetirebiliyorum.")

****************************

"Gûl-i ruhsârına karşu gözümden kanlu akar su

Habîbim fasl-ı güldür bu akar sular bulanmaz mı " FUZULİ

(Gül yanağına karşı gözümden kanlı göz yaşları dökülüyor, sevdiğim ! gül mevsimidir, bu akan sular bulanmaz mı ? ( akan göz yaşlarımın kanlı olması çok normal, çünkü mevsim bahar mevsimidir, yani gül mevsimidir.)


Ruhi ile Fuzuli yolda giderlerken, Ruhi yoldaki köpeği işaret ederek 'bu köpek burada Fuzuli' der,

ee Fuzuli boş durur mu? bu söze karşılık '" bas kuyruğuna çıksın Ruhi" der ve cevabını yapıştırır

****************************************

"Gâmım pinhan tutardım ben dedîler yâre kıl rûşen

Desem ol bî-vefâ bilmem inanır mı inanmaz mı "

(Ben gamımı (derdimi) gizli tutardım dediler ki derdini sevgiliye açıkla; ben sevgiliye derdimi anlatsam o vefasız sevgili bilmem bana inanır mı inanmaz mı ? )

*******************

"Değildim ben sana mâil sen ettin aklımı zâil

Bana ta'n eyleyen gâfil seni görgeç utanmaz mı "

( Ben sana meyilli değildim, benim aklımı başımdan alan sensin, beni ayıplayan gafiller seni gördükleri zaman utanmayacaklar mı ? )


*************************************


gönder efendi sîneme tîr-i belâlarun
olsun siper beâlarına mübtelâlarun...

BakÎ

*********************

söylesem tesiri yok;konuşmasam gönül razı değil...
Hilleli Mehmed

bu söz fuzuli'ye ait değilmi?
ayrıca 'konuşmasam' değil 'sussam' olarak.
************************

cânı kim cananı içün sevse cânânın sever
cânı içün kim ki cânânın sever cânın sever

********************************

Gülüm şöyle gülüm böyle demektir yâre mu’tâdım

Seni ey gül sever cânım ki cânâne hitâbımsın...


Nedim


******************************

"Âvâzeyi bu âleme Dâvud gibi sal

Bâki kalan bu kubbede bir hoş sada imiş"

Baki

(Âvâzeyi Hz Davud (a.s) gibi salmalı bu dünyaya, bu kubbede ebedi olarak sadece hoş bir sada kalır..)

yani bu dünyada bizden geri sadece söyleyeceklerimiz kalacak..

****************************


Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi
Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi

kanuni MUHİBBİ

***************************

"Akar yaşım sele benzer ömür geçer yele benzer

Güler yüzün güle benzer ne bilsin geçe bu çağlar"

( Yunus Emre )


**************************

"Allâh adın zikredelim evvela

Vacib oldu cümle işte her kula"

Süleyman Çelebi

*************************

"Şirler pençe-i kahrımda olurken lerzan

Beni bir gözleri ahuya zebun etti felek"

( Yavuz Sultan Selim )

( Aslanlar bile şiddetimden titrerken felek beni bir ahu gözlü güzele karşı aciz bıraktı)

***************************

Marifet iltifâta tâbidir

Müşterisiz metâ zâyidir

Lâ-edrî

*****************************************

Cihân ârâ cihân içredir ârâyı bilmezler.
Ol mâhîler ki deryâ içredir deryâyı bilmezler.

Hayali

(O balıklar ki, dünyanın cevherinin yine dünyanın içerisinde olduğunu bilmeyen insanlar gibi, denizin içinde denizin ne olduğundan habersizlerdir.)



***************************


"Süzme çeşmün gelmesin müjgan müjgan üstüne

Urma zahm-ı sineme peykân peykân üstüne"

Gözlerini süzme, kirpiklerin(göz kapakların) üst üste gelmesin, yaralı olan yüreğime peykânlar ( peykan: ok ucu ) gönderme..Yüreğim senin aşkınla yaralıdır, bir de bakış oklarını bana gönderip sinemi dağlama )

AÇIKLAMA : Divan şiirinde sevgilinin kirpikleri peykâna yani ok ucuna benzetilmiştir, sevgili şaire baktıkça ve gözkapaklarını üst üste getirdikçe şairin zaten yaralı olan yüreği dağlanmaktadır, şair diyor ki, benim sinem zaten yaralıdır, bir de gözlerini süzerek ok üstüne ok vurma bana diyor..


Hababam sınıfı versiyonu ;

Kış geliyor ört hocaaam yorgaan yorgan üstüne
*****************************************


"Kimsenin aybını görüp kılma zinhâr âşikâr

Günde yüz bin aybın örterken ilâhe’l- âlemîn "


MUHİBBÎ ( Kanuni Sultan Süleyman)


( Alemlerin Rabbi günde yüzbin ayıbını örterken sakın kimsenin ayıbını görüp aşikar etme)

********************************************************

" Uyandır çeşm-i cânı hâb-ı gafletten seher hîz ol

Çemen bülbülleriyle subh-dem zikreyle Mevlâyı "

Bâkî

(Seher vakti kalk da can gözünü gaflet uykusundan uyandır , Çemendeki bülbüllerle Mevla'yı zikreyle)

***********************

Vaslım dilersin çün dedin lutf edeyin olsun dedin ...
Yarın dedin birgün dedin ferdalara saldın beni ...









Sayfa başına dön Aşağa gitmek
minikalem

avatar

Mesaj Sayısı : 456
Rep Gücü : 1032
Rep Puanı : 10
Kayıt tarihi : 03/01/10

MesajKonu: Geri: Beğendiğimiz Şiirler Beyitler   Paz Tem. 04, 2010 1:11 pm

Derdmend ü hasteyüz bîçâre vü üftâdeyüz
Düşmüşüz bir derde kim olur degül dermân ana

(dertli-hasta-çaresiz ve düşkünüz.Öyle bir derde düştük ki hiç bir şey ona derman olamaz-olacak gibi değil- )

**********************

gel iy gamze kerem eyle rakib-i pür-fitneden geç!
beni anunla bir itme,ya ondan geç ya benden geç...

ey gamze-sevgili- gel fitne dolu rakibi bırak,beni onunla bir tutma ya ondan geç ya benden...

********************

bende yok sabr u sükûn sen de vefadan zerre
iki yoktan ne çıkar fikr idelim bir kerre...

******************

Ey güzel,sen ki bana derdi derman edensin
Şimdi 'çekil önümden'diye ferman edersin
Senin yüzün canımın kıblesi olmuş bir kez
Ne yapsın,kıble mi değiştirsin bu can dersin...(Hayyam)

******************

dilde ger aşk ola akl eyleyemez anda karar
dûzde zindan olur dâr ki mihmân uyumaz

-eğer gönülde aşk varsa akıl orada bulunamaz.tıpkı misafirin uyumadığı evin hırsız zindan oluşu gibi(hırsızın orada bulunamayışı gibi)

*************************

âlem oldu şâd senden
ben esîr-i gam henüz...
Hilleli Mehmed

********************


ör zâhidi kim sahib-i irşâd olayım der
dün mektebe vardı bugün üstâd olayım der...

Ruhî-i Bağdadî

***********************

Sanman taleb-i devlet ü câh etmeğe geldik
Biz âleme bir yâr için âh etmeğe geldik....


dünyaya glişimizin devlet-yer talep etmek olduğunu sanmayın sakın,biz bu dünyaya bir yar için ah etmeye geldik...

*************************

Dâr-ı dünya deli gönlüm gibi virân olsa

Ne cihân olsa, ne cân olsa, ne hicrân olsa

(Taşlıcalı Yahya)


(Dünya yeri benim bu deli gönlüm gibi viran olsa (paramparça olsun) ve ne cihan ne can ne de ayrılık olsa..)

**************************

Dâne dâne ruh-ı dilberde arak gören dir

Cem'-i kevkeble ne bulmış meh-i tâbân revnak

Avnî (Fatih Sultan Mehmet)

( Sevgilinin yanağında birikmiş damla damla ter tanelerini görenler , derler ki : "Parlak ay, etrafında toplanmış yıldızlarla ne de güzel bir görünüm almış " )

*********************

"Ne bilsin aşk işin pâk olmayanlar

Bitirmez şah-ı gül hâk olmayanlar"
ŞEYHî

(Aşk işini gönlü temiz olmayanlar bilemez , toprak olmayanlar gül bitiremez)

****************************

"Bir şu'lesi varki şem'i cânın

Fanûsuna sığmaz âsumânın"

(Şeyh Galib)

(Can mumunun öyle bir alevi vardır ki alevi sema fanusuna sığmaz )

*************************

"Dost bî-pervâ felek bî-rahm devrân bî-sükûn

Derd çok hem-derd yok düşmen kavî tâli' zebun"

( FUZûLî )


( Dosta pervasız felek merhametsiz dünyada sükûn kalmamış ; Derd çok derdi paylaşacak yok..Düşman güçlü..Talih ise zayıf, yenik
düşmüş )

**************************

Âlim ile yâr olan,
Bulur mertebe
Cahil ile yâr olan
Döner merkebe...

*******************

Gelmenin bir gitmesi var ey hümam!
Gitti gelmek, kaldı gitmek vesselam...

*******************

sûz-i dilden bî-haberdir sanmayın canâneyi
şem'i yakmaz mı ol ateş ki yakar pervâneyi...

bu çevirme işi mecburi mi =))hiç sevmiyom...çevirdik mi iş bitmiyo ki...kast edilen bambaşka...neyse....

(sevgiliyi bu yanan gönülden habersiz zannetmeyin,pervaneyi yakan ateş mumu yakmaz olur mu hiç )

********************


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
minikalem

avatar

Mesaj Sayısı : 456
Rep Gücü : 1032
Rep Puanı : 10
Kayıt tarihi : 03/01/10

MesajKonu: Geri: Beğendiğimiz Şiirler Beyitler   Salı Tem. 06, 2010 1:05 pm

Belâ budur ki alıştı belâlarınla gönül
Gamın da gelse dile bâis-i me
serret olur
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Limoni
Co-Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 5022
Rep Gücü : 12580
Rep Puanı : 43
Kayıt tarihi : 27/05/09

MesajKonu: Geri: Beğendiğimiz Şiirler Beyitler   Cuma Tem. 23, 2010 3:05 pm

Yere teşrîfin haber verdikte ey âl-i cenâb
Dedi hasretle felek “Yâ leytenî küntü türâb”
(Sezâyî-i Gülşenî Hz.)

Teşrif: Şeref verme
Âl-i Cenâb: Yüce yaratılışlı
Felek: Gökyüzü
“Yâ leytenî küntü türâb”: Ah keşke toprak olsaydım

* * *

Seni seyr itmek içün reh-güzer-i gülşende
İki cânibde durur serv-i hırâmân sâf sâf
(Bâkî)

Reh-güzer-i Gülşen: Gül bahçesinin yolu
Cânib: Yan; taraf
Serv-i Hırâmân: Selvi ağacı

* * *

Yoluna cânâ revân etsem gerek cânım dedim
Yüzüme bin hışm ile bakdı dedi cânın mı var
(Zâtî)

Cânâ: Sevgili

* * *

Ağlatmayacakdın yola bakdırmayacakdın
Ol va’de-i tekrâr-be-tekrârı unutma
(Esrâr Dede)

Va’de: Vaad
Tekrâr-be-Tekrâr: Tekrarlanarak

* * *

Tîz reftâr olanın pâyine dâmen dolaşır
Erişir menzil-i maksûduna âheste giden
(Hâtemî)

Tîz-reftâr: Hızlı yürüyen
Pây: Ayak
Dâmen: Etek
Menzil-i Maksûd: Arzu edilen yer

* * *

Tehammül mülkünü yıkdın Hülâgû Han mısın kâfir
Aman dünyâyı yakdın âteş-î sûzan mısın kâfir
(Nedîm)

Âteş-i Sûzan: Kül edici ateş
Kâfir: (bu şiirde) Sevgili

* * *

Geçmiş zamân olur ki hayâli cihâne değer

* * *

Dil harâb-ı aşkınam sensin sebeb berbâdıma
Bir tesellî ver gelüb bârî dil-i nâ-şâdıma
Taş mıdır bağrın ki gelmezsin benim imdâdıma
Dîni ayrı kâfir olsa rahm eder feryâdıma
(Enderûnî Vâsıf)

* * *

Körfezdeki dalgın suya bir bak göreceksin
Geçmiş gîcelerden biri durmakda derinde
Mehtâb iri güller ve senin en güzel aksin
Ve’l-hâsıl o rûyâ duruyor yerli yerinde
(Yahyâ Kemâl)

* * *

Güllü dîbâ giydin ammâ korkarım âzâr ider
Nâzenînim sâye-i hâr-ı gül-i dîbâ seni
(Nedîm)

Dîbâ: Elbise
Nâzenîn: Nâzik yapılı
Sâye: Gölge
Hâr: Diken

* * *

Muhabbetten Muhammed oldu hâsıl
Muhammed’siz muhabbetten ne hâsıl?

* * *

Bed-asla necâbet mi verir hiç üniforma
Zerdûz palan ursan eşek yîne eşektir
(Ziyâ Paşa)

Bed: Kötü
Necâbet: Soyluluk
Zerdûz: Altın mâdeninden
Ursan: Vursan

* * *

Eskimişdir güzelim kıssa-i Kays u Ferhad
Kendimizden yeni efsâneler îcâd edelim
(Atâyî)

Kays: Mecnûn’un gerçek ismidir

* * *

Göricek yaşımı nâz ile salınır ol yâr
Cûyibâr ile bulur serv-i hırâmân revnâk
(Avnî – Fâtih Han)

Cûybâr: Nehir
Serv-i Hırâmân: Salınan selvi
Revnâk: Canlılık, parlaklık

* * *

Fânîst cihân der o vefâ nîst
Bâkî heme Ost cümle fânîst
(Bâkî)

“Dünyâdaki her şey geçicidir ve hiçbir şeyinde vefâ yoktur.
Bâkî olan yalnızca O’dur, gerisi fânîdir.”

* * *

Biş nevez ney çün hikâyet mî kuned
Ez cüdâyiha şikâyet mî kuned
(Hz: Mevlânâ)

“Ney’i dinle, neler anlatıyor
O ayrılıklardan şikâyet ediyor”


***********************************

Men çe gûyem vasf-ı an âlî-cenâb
Nîst peygamber velî dâred kitâb
(Molla Câmî)

“Be o ulu yaratılışlı hakkında (Hz: Mevlânâ hakkında) ne söyleyeyim
O peygamber değildir ammâ kitabı vardır”


* * *

Be-nîm gamze tuvânî ki katl-i âm kunî
Neûzübillâh eger gamze-râ temâm kunî
(Lâ edrî)

“Sevgilinin küçücük bir gamze kırıntısı bile âşıklar arasında katl-i âm(*katliam)a sebep oldu
Allah korusun gamze ya bir de tam olsaydı?..”

* * *

Yâ resûlâllah çe bâşed çün seng-i ashâb-ı kehf
Dâhil-i cennet şevem der zümre-i ashâb-ı tû
O reved der cennet men der cehennem key revâst
O seg-i ashâb-ı kehf men seg-i ashâb-ı tû
(Molla Câmî)

“Yâ Resûlâllah, nasıl Ashâb-ı kehf’in köpeği vardı
Onların hürmetine cennete gitti
Ben de senin ve ashâbının köpeğiyim
Cehenneme gitmem revâ mı”

* * *

Şehînşâh-ı âlî-neseb sultân-ı memdûhü’l-haseb
Fermân gehî Rum u Areb Hân Ahmed-i kişver güşâ
(Sünbülzâde Vehbî)

“O şahlar şâhıdır ve yüksek bir soya mensuptur, her yaptığı iş övülecek derecede bir sultandır
Arap ve Rum diyarlarının ferman vericisi, sultanıdır, askerleriyle memleketler fetheden Sultan Ahmed’dir (III: Ahmed)”

* * *

Dîn etibbâya ki Kânûn u Şifâ yazmakdan
Hüner oldur ki gam-ı dilbere dermân yazalar
(Necâtî)

Dîn: Deyin
Etibbâ: Tıbcılar, tabibler
Kânûn ve Şifâ: iki meşhur tıb kitabı
Gam-ı Dilber: Gönül kapan güzel ile ilgili dert, gam

* * *

Nâlişlerini derd ile bî-çâre bülbülün
Bâd-ı sabâ eliyle gülistâne yazmışem
(Ahmed Paşa)


Nâliş: Ağlayıp inleme
Bâd-ı Sabâ: Sabah rüzgarı
Bî-çâre: Çaresiz olan
Gülistân: Gül bahçesi

* * *

Bana dirlik yeter ol kim ölicek derdinle
Meşhedim mermerine küşte-i cânân yazalar
(Necâtî)

Meşhed: Şehidin ölüp gömüldüğü yer
Küşte-i Cânân: sevgili tarafından öldürülme
Ölicek: Ölünce

* * *

Sükût etmek gibi nâdâna uygun cevâb olmaz
(Şefiî)

Sükût Etmek: Susmak
Nâdân: Câhil

* * *

Bir aceb meydir muhabbet kim içen huşyâr olur
(Fuzûlî)

Aceb: (bu şiirde) Acaip
Mey: İçecek, içki
Huşyâr: kendinden geçmiş

* * *

Hâl müşkildir eger uymazsa hâle kâlimiz
(Şeyhülislâm Yahyâ Efendi)

Müşkil: Müşkül, zor
Kâl: Söz

* * *

Belâ budur ki alışdı belâlarınla gönül
Gamın da gelse bâis-i meserret olur
(Nef’î)

Bâis-i Meserret: Sevinme sebebi

* * *

Bir yerde ki yok nağmeni takdîr edecek gûş
Tezyi’-i nefes eyleme tebdîl-i makâm et
(Ziyâ Paşa)

Gûş: Kulak
Tezyi’-i mefes: Nefesi boşa harcamak
Tebdîl: Değiştirmek

* * *

Şöyle muhkem tutayın aşk ile dildâr eteğin
Yâ elim kat’ ideler yâ keseler yâr eteğin
(Necâtî)

Muhkem: Sağlam, sıkı
Dildâr: Sevgili
Kat’ Etmek: Kesmek

* * *

Çekdim firâkın savmını erdim cemâlin ıydine
Aç leblerin meyhânesin ney gibi nâlân et beni
(Ahmed Paşa)

Firâk: Ayrılık
Savm: Oruç
Iyd: Bayram
Cemâl: Güzellik
Leb: Dudak
Nâlân: İnleyen

* * *

Gel, gel berû ki savm u salâtın kazâsı var
Sensiz geçen zemân-ı hayâtın kazâsı yok
(Nesîmî)

Savm: Oruç
Salât: Namaz

* * *

Bu nâz u bu nigâh-ı tegâfül ki sende var
Hızr olsa âşıkın sebeb-i terk-i cân olur
(Nef’î)

Nigâh-ı tegâfül: Görmezlikten gelme

* * *

“Men tâ senin yanında bile hasretem sana..”

* * *

Arz-ı hâl itmeğe cânâ seni tenhâ bulamam
Seni tenhâda bulıcak kendimi aslâ bulamam
(Selikî)

Arz-ı Hâl: Hâlini açıklama, anlatma
Cânâ: Ey sevgili
Bulıcak: Bulunca

* * *

Eline âyine al gül yüzüne sen de bakın
Ammâ ol şartla kim bana rakîb olma sakın

Âyine: Ayna

* * *

Eyitdi ol peri bir gün düşüne girürem bir şeb
Sevincimden nice yıllar geçübdür görmedim uyhu
(Zâtî)

Eyitdi: Söyledi, dedi
Şeb: Gece
Geçübdür: Geçmektedir
Uyhu: Uyku

* * *

Bir câmı bir de lâ’li-i lebin sundu muğbeçe
Pîr-i mugân olası aceb meşrebimcedir
(Nedîm)

Câm: Kadeh
Lâ’l-i Leb: Kırmızı dudak
Muğbeçe: Genç sâkî
Pîr-i Mugân: Çok uzun yaşamış

* * *

Ezelden şâh-ı aşkın bende-i fermânıyız cânâ
Muhabbet mülkünün sultân-ı âlî-şânıyız cânâ
(Bâkî)

Bende-i Fermân: Fermanı yerine getiren köle
Şâh-ı Aşk: Aşk denilen pâdişah
Sultân-ı Âlî-şân: Çok yüce bilinen sultan

* * *

Yâr içün ağyâra minnet etdiğim ayb eyleme
Bâğbân bir gül içün bin hâra hizmetkâr olur

Ağyâr: Düşman
Bâğbân: Bahçıvan
Hâr: Diken

* * *

Tâhir Efendi bana kelb demiş
İltifâtı bu sözde zâhirdir
Mâlikî meşrebim zîrâ
İ’tikâdımca kelb tâhirdir.
(Nef’î)

Kelb: Köpek
Zâhir: Açık, ortada
İ’tikad: İnanç
Tâhir: Temiz, pâk

* * *

Bu gece ben yine bülbülleri hâmûş ettim
Âh u feryâd ederek âlemi bî-hûş ettim
Tâk-ı eflâke resîd oldu yine nağme-i âh
Bülbül-âsâ gîce tâ subha kadar cûş ettim
(Hammâmîzâde İsmâil Dede Efendi)

Hâmûş: Susturmak
Bî-hûş: Hoşnutsuz, rahatsız
Tâk-ı eflâk: Gök yüzünün en üstü
Subh: Sabah
Cûş: İnlemek

* * *

Aşk imiş her ne vâr ise âlemde
İlim bir kıyl ü kâl imiş ancak
(Fuzûlî)

Kıyl ü kâl: Boş söz, dedikodu


***************

Zülfündedir benim baht-ı siyâhım
Sende kaldı gîce gündüz nigâhım
İncitirmiş seni meğer ki âhım
Seni sevdim odur benim günâhım
(Dede Efendi)

Zülf: Saç
Baht-ı siyah: Kara yazı
Nigâh: Bakış

* * *

Her na’lede bir nahl-i güle kondu safâdan
Her nağmeden tebdîl-i makâm eyledi bülbül
(Nâbî)

Na’le: Nâle, figan, inilti
Nahl: Fidan, dal
Tebdîl: Değiştirme

* * *

Âşiyân-ı mürg-i dil zülf-i perîşânındadır
Kande varsam ey perî gönlüm senin yanındadır
(Fuzûlî)

Âşiyân-ı mürg-i dil: Gönül kuşunun yuvası
Zülf-i perîşân: Dağınık saçlar
Kande: “Ne zaman”

* * *

Âlem oldu şâd senden ben esîr-i gam henüz
Âlem etdi terk-i gam bende gam-ı âlem henüz
(Fuzûlî)

Şâd olmak: Mutlu olmak
Esîr-i gam: Üzüntü esiri
Terk-i gam: Üzüntüyü terk etmek, üzüntüden kurtulmak

* * *

Feryâd ki feryâdıma imdâd edecek yok
Efsûs ki gamdan beni âzâd edecek yok
(Nigâr Hanım)

Efsûs: Yazık! Hay! Eyvah! gibi bir teessür edatı.

* * *

Yine zevkâk-ı derûnum kırılıp kenâre düştü
Dayanır mı şîşedir bu, reh-i seng-sâre düştü
(Mehmed Esad Gâlip Dede)

Zevrâk-ı Derûn: Gönül kayığı
Reh-i Seng-sâr: Taşlıklı yol

* * *

Yakma cânım, na’le-i bî-ihtiyârımdan sakın
Dökme kânım âb-ı çeşm-i eşk-bârımdan sakın
(Fuzûlî)

Na’le-i bî-ihtiyâr: İstek dışı (elinde olmadan) ağlayıp inlemek
Âb-ı çeşm-i eşk-bâr: Sular seller gibi göz yaşı dökmek

* * *

Cevr odu yakdı beni yanımda durma ey gönül
Bir tutuşmuş âteşim kurb ü civârımdan sakın
(Fuzûlî)

Cevr: Eziyet, zulüm
Kurb: Yakınlık
Od: Ateş

* * *

Âşık oldur kim kılar cânın fedâ cânânına
Meyl-i cânân etmesin her kim ki kıymaz cânına
Cânını cânâne vermekdir kemâli âşıkın
Vermiyen cân îtirâf etmek gerek noksânına
(Fuzûlî)

Meyl-i Cânân: Sevgiliye yakınlaşma, ona meyletme
Kemâl: Olgunluk
Noksân: Eksiklik, yetersizlik

* * *

Âmâlimiz efkârımız ikbâl-i vatandır
Serhaddimize kal’a bizim hâk-i bedendir
Osmanlılarız zînetimiz kanlı kefendir
Gavgâda şehâdetle bütün kâm alırız biz
Osmanlılarız, can veririz, nâm alırız biz.
(Nâmık Kemâl)

Âmâl: Ameller, yapılan işler
Efkâr: Fikirler, düşünceler
İkbâl: Baht açıklığı, talih, refah
Zînet: Süs
Hâk: Toprak
Kâm: Zevk


**************

Senden bilirim yok bana bir fâide ey gül
Gül yağını eller sürünür çatlasa bülbül
Etsem de abestir sitem-i hâre tehammül
Gül yağını eller sürünür çatlasa bülbül
(Nevres-i Cedîd)

Abes: Saçma, gereksiz
Hâr: Diken

* * *

Râgıbâ düşmanın aldanma tevâzû’larına
Seyl dîvârın ayağın öperek hedm eyler
(Koca Mehmed Râgıb Paşa)

Seyl: Sel
Dîvâr: Duvar
Hedm: Yıkmak

* * *

Geldimse n’ola ben şuarâ bezmine âhir
Âdet budur âhirde gelir bezme ekâbir
(Nev’î)

Şuarâ: Şâirler
Bezm: Meclis, toplantı
Ekâbir: Büyükler

* * *

Aşk derdiyle hoşem terk-i nasîhat kıl refîk
Ben ki tiryâkî mizâcem zehr kâr etmez bana
(Fuzûlî)

Refîk: Arkadaş
Terk-i Nasîhat: Nasihatten vazgeçmek

* * *

Mâil ola serkeş ol mahbûbe istiğnâ gerek
Serv baş eğmez ayağın öpse ger yalvâre sû
(Hayâlî)

Mâil: Meyletmiş, yönelmiş
Serkeş: Dikbaşlı
İstiğnâ: Nazlanma
Serv: Servi

* * *

Zülfüne bencileyin arz-ı ta’alluk kim eder
Herkesin şâne gibi sînesi sâd-pâre değil
(Nahîfî)

Zülf: Saç
Bencileyin: Benim gibi
Arz-ı Ta’alluk: Yakınlık göstermek
Şâne: Tarak
Sîne: Göğüs, kalp
Sâd-pâre: 100 parça

* * *

Mir’ata bakma bir-iki gün eyle tecrûbe
Sabreylemek firâkuna müşkil değil midir
(Nahîfî)

Mir’at: Ayna
Firâk: Ayrılık
Müşkil: Müşkül, çok zor

* * *

Süzme çeşmin, çekmesin müjgân müjgân üstüne
Vurma zahm-ı sîneme peykân peykân üstüne
(Râsim)

Çeşm: Göz
Müjgân: Kirpik
Zahm-ı sîne: Gönül yarası
Peykân: Okun ucundaki sivri demir

* * *

Sevdiğim kim kurtarır zincir-i zülfünden beni
Görmemek yeğdir görüb dîvâne olmakdan seni
(Fuzûlî)

Zencîr-i Zülf: Saçın telleri
Dîvâne: Deli

* * *

Bî-vücûd olmak gibi yoktur cihânın râhatı
Gör ki Sîmurg’un ne dâmı var ne de sayyâdı var
(Koca Râgıb Paşa)

Bî-vücûd: Vücutsuz
Sîmurg: Ankâ Kuşu
Dâm: Tuzak
Sayyâd: Avcı

* * *

Ger men men isem sen nesin ey yâr
Ger sen sen isen neyim men-i zâr
(Fuzûlî)

Ger: Eğer
Men: ben
Men-i zâr: “İnleyen kişi benim”

* * *

Olsaydı bendeki gam Ferhâd-ı müptelâda
Bir âh ile verirdi bin Bî-sütûnu bâda
(Fuzûlî)

Bî-sütûn: Ferhâd’ın deldiği dağ
Bâd: Rüzgâr

* * *

Olmazam şâhid ü meysiz bir an
Niyyetim çok hele çıksın Ramazan
(Şâmî)

Şâhid: (bu şiirde) Gelin, eş
Mey: İçecek, içki

* * *

Zâhid, bu bürûdetle eğer dûzâha girsen
Bir lü’le duhan yakmağa âteş bulamazsın

Zâhid: (bu şiirde) Dindarlıkta çok aşırı giden kişi
Bürûdet: Asık surat
Dûzah: Cehennem
Duhan: Duman, sigara

* * *

Gayrı bir âşık dahî ey meh dilersen kendine
Gamze-i cellâdına emret iki biçsin beni

Meh: Ay, Mehtab
Dahî: (bu şiirde) “Daha”
Gamze: Sevgilinin yan bakışı

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
huzeyfe
Süper Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 6657
Rep Gücü : 15716
Rep Puanı : 23
Kayıt tarihi : 27/03/09

MesajKonu: Geri: Beğendiğimiz Şiirler Beyitler   Çarş. Ağus. 11, 2010 9:29 am

Ne denlü cehd ederse bir murâde
Nasîb olmaz mukadderden ziyâde.

(Lâ Edrî)

[İnsan bir murâdına kavuşmak için kendi irâdesiyle çalıştıktan sonra eğer hakkında hayırlı olmadığından dolayı o şeyi Allah takdîr etmediyse o şey nasîb olmaz.]

****************

"Zahirde görüp bizleri sanma ukalâyız
Biz bir sürü âkil sıfatında budalâyız"

ukalâ :akıllılar ( akıl kelımesının fualâ vezninde çoğulu )

::ZİYA PAŞA::

( görünüşümüze bakıp bizi akıllı insnalar sanmayın biz akıllı gibi görünen akıllı sıfatında budalalarız )

*****************

"Firkatinle şu kadar giryeler itdim cana
Bir küçüksu görünür eşkime nisbet derya"

( Ayrlığında o kadar gözyaşı döktüm ki derya benim bu gözyaşıma nisbetle bir küçüksu hükmündendir)

************

"Sırrını âşık olan nihân etsin kim

Duymasın agladıgını dîde-i giryân bile"

_Riyâzî_


(Âşık olan sırrını öyle gizlesin ki ağladığında gözyaşı bile ağladığını duymasın.)

*****************

"Bu dünyayı seninle sevmişim ben

Benim sensiz bu dünyâ nemdir ey dost "

Kani

*****************
"Gönül ne ârzû-yı câh eder ne tâc u taht
Reh-i himmetde ancak kalb-i nerm ü pây-ı saht ister"

:::NABİ:::

( GÖNÜL NE MEVKİ PEŞİNDEDİR NE DE TAHT VE TAC İSTEMEKTEDİR, ONUN İSTEDİĞİ ANCAK HİMMET YOLUNDA YUMUŞAK BİR KALP VE ÇELİK GİBİ BİR İRADEDİR)

**************

"Zapt-ı ah eylemedir âşıka evvel çare.

Ben ise âhsız aram edemem. Âh medet"

NEF'İ

(Aşıkın yegane çaresi,ah-vah etmemektir, Ben ise ah etmeden duramıyorum:Ah meded!)


**********************
Hazer kıl gezme çok pervâsız ey bülbül ki katlin'çün,
Dikenden dâmeni altında kılmış gül nihân hançer.

(Fuzuli)

[Ey bülbül, temkinli ol çok korkusuz gezme çünkü katlin için gül eteğinin (yaprağının) altından dikenlerini bir hançer gibi gizlemiş.]

***************

"Kasdun eğerçi cânla dilün birisinedür
Hem ikisi fedâ yoluna birisü nedür"

Kabulî

( sevdiceğim , Kasdın gerçi can ile gönülden birisi içindir amma ikiside feda olsun yoluna birisi nedir ki...? )

*************
"Hicr ü visâl dirler iki nesne var imiş
Gördük anun birisini ol birisü nedür? "

Kabulî

( Ayrılık ve kavuşma diye iki şeyin olduğunu duyduk onlardan birinciyi ( ayrlık ) gördük de öteki ( vuslat ) acaba nasıl bir şeydir hiç
bilmiyorum )

***********

“Sanman bizi kim şire-i engür ile mestiz
Biz ehli harabattanız mest-i elestiz.”

(Ruhi Bağdadi)

[“Bizi üzüm şırası ile serhoş olmuş sanmayın! Biz gönül ehliyiz, elest meclisindeki mana ile mest olmuşuz.”]

**************
Düşmanlara ahbâbını zemm oldu zerafet
Dildardan ağyâra şikâyet yeni çıktı

Ziya Paşa..

*****

"Münkirin görüp Sezaî bizi firkatde sanur
Gülşen-i dehr içre hâlâ yâr ile seyrâneyüz"

(Hasan Sezaî Gülşenî)

[Ey Sezayî! inkarcılar bizi görünce ayrılık- gayrılık içinde sanırlar. Oysa biz dünya denen gül bahçesi içinde hâlâ Sevgili ile salınıp gezmedeyiz.]

***********

"Hicr ü visâl dirler iki nesne var imiş
Gördük anun birisini ol birisü nedür? "

Kabulî

( Ayrılık ve kavuşma diye iki şeyin olduğunu duyduk onlardan birinciyi ( ayrlık ) gördük de öteki ( vuslat ) acaba nasıl bir şeydir hiç
bilmiyorum )

********

"Efendimsin cihanda itibarım varsa sendendir
Meyân- âşıkânda istihârım varsa sendendir "

Şeyh Galib

( Sen efendimsin dünyada zerre miktar saygınlığım varsa bu sendendir, aşıklar arasında bir şöhretim varsa bu da sendendir )







Sayfa başına dön Aşağa gitmek
huzeyfe
Süper Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 6657
Rep Gücü : 15716
Rep Puanı : 23
Kayıt tarihi : 27/03/09

MesajKonu: Geri: Beğendiğimiz Şiirler Beyitler   Cuma Ağus. 13, 2010 2:16 pm

Ne denlü cehd ederse bir murâde
Nasîb olmaz mukadderden ziyâde.

(Lâ Edrî)

[İnsan bir murâdına kavuşmak için kendi irâdesiyle çalıştıktan sonra eğer hakkında hayırlı olmadığından dolayı o şeyi Allah takdîr etmediyse o şey nasîb olmaz.]

**************

"Ademe bir zevk kalır dünyada bir de yahşı ad
Saltanat bâki kalır derlerse bu yalandır"

Cem sultan

***************
"Sana ne eyliyeyim n'işleyim aman a gönül
Benimde halimi sen eyledin yaman a gönül"

***************

"Güllü diba giydin amma korkarım azar eder
Nazeninim saye-i har-ı gül-i diba seni "

(Nedim)

diba : elbise
azar etmek : incitmek
saye-i har : dikenin gölgesi

( E y sevgili güllü elbise giymişsin ama elbisendeki gülün dikeninin gölgesinin seni incitmesinden korkarım "

**********
"Göz gördü gönül sevdi seni ey yüzü mâhım
Kurbânın olam var mı benim bunda günâhım"

Nahifi

( Göz gördü gönül sevdi seni ( ey )ay yüzlüm kurbanın olayım söyle bunda benim günahım ne, bunda bir günahım var mı? )

************
"Deryâdan âb istemiş olsam serâb olur
Ger altına yapışsam o saat türâb olur "

Zatî

( Deryadan su istesem serap olur, eğer altına yapışacak olsam o saat toprak olur )

***************
"Çekdirip firkatini bizden ırag oldun sen
Bahr-i firkatde nice fırtınalar çektim ben "

Agehi

Firkat : ayrılık
bahr : deniz
ırag : uzak
( Ayrılığını tattırıp benden ayrı kaldın , ayrılık denizinde ah bilsen ben ne fırtınalar yaşadım )



Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Limoni
Co-Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 5022
Rep Gücü : 12580
Rep Puanı : 43
Kayıt tarihi : 27/05/09

MesajKonu: Geri: Beğendiğimiz Şiirler Beyitler   Çarş. Ağus. 18, 2010 8:32 am

Lutf ile cûd eyle ya Rab, (AMİNN)bana kim, hayrım kalîl.
Müflisim gerçek, kapına geldim iş
te ya Celîl!


************************


"Gün yüzün görmeyeliden ki günüm dün gibidir
Bana bin yılca gelir gerçi sana dün gibidir "


Karamanlı Nizami

(Sultanım! Güneş yüzünü görmeyeli gündüzüm gece gibidir. Belki sana dün gibi gelir ama, (senden ayrılalı) bana bin yıl geçmiş gibi)

****************

Hikmetin bilmem nedendir bin belâ îcâd eder
Her belâdan bir hazin dil günde bin feryâd eder
Derler erbâb-ı dil'i Allah bir gün şâd eder
Sen de etmezsen bu zindânî'ye kim imdâd eder?

muallim naci


************


"Tevekkül bâdbânın kıl küşâde fülk-i ihlâsa
Eser bahri emelde bir muvafık ruzigar elbet "

(İhlas gemisiyle yola çıkıp tevekkül yelkenini açarsan, emel denizinde elbette uygun bir rüzgar esecektir)

Fıtnat Hanım



***********


"Her kimin olmuştur evinde dü zeni (iki kadın)
Bozulurmuş o kişinin düzeni."

-Şâkir-

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
parisa
Özel Üye
avatar

Mesaj Sayısı : 422
Rep Gücü : 851
Rep Puanı : 7
Kayıt tarihi : 21/09/09

MesajKonu: Geri: Beğendiğimiz Şiirler Beyitler   Salı Ekim 19, 2010 9:08 am

Bir şûlesi var ki şem-i câNIN
Fanusa sığmaz âsumânın...

Şeyh Gâlib


Can mumunun öyle bir ateşi var ki
Gökkubbe denen fânusa sığmaz...-


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Beğendiğimiz Şiirler Beyitler   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Beğendiğimiz Şiirler Beyitler
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» en sevdiğimiz öğretmen?

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
KUTLU FORUM :: EDEBİYAT-TARİH- SANAT :: Şiirler-
Buraya geçin: