KUTLU FORUM

Bilgi ve Paylaşım Platformuna Hoş Geldiniz
 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap
Paylaş | 
 

 Ayet ve hadislerde; "ahirette hesap"Cennet Cehennem vs

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
@bdulKadir
Adminstratör


Mesaj Sayısı: 6192
Rep Gücü: 10013912
Rep Puanı: 97
Kayıt tarihi: 17/03/09
Yaş: 51
Nerden: İzmir

MesajKonu: Ayet ve hadislerde; "ahirette hesap"Cennet Cehennem vs    Salı Ekim 26, 2010 2:09 pm

EZBERLENECEK GÜZEL SÖZ-AHİRETE İMAN’LA İLGİLİ
İnsan bir yolcudur;
Ruhlar aleminden,
Anne karnına,
Bebeklikten,
Çocukluğa,
Gençlikten,
İhtiyarlığa,
Ölümle, kabre (berzah alemine,
Kıyametin kopması ile yeniden diriliş ve mahşer yerinde toplanma,
Mahşerden hesaba çekilme,
Amel defterinin verilmesi,
Sevap ve günahların tartıldığı nizana,
Nizandan sırat köprüsüne (İnsanların sevap ve günahlarına göre hızlı, yavaş veya aşağıdaki cehenneme düştükler hassas köprü)
Cennet veya Cehennem ile yolculuk sona erer.

ÖDEV:İnsanın bu yolculuğunun safhalarını ayrı ayrı bir resimle gösteriniz.(önce bulut gibi ruhlar alemi-hamile bir kadın-beşikte bir bebek-bisiklet süren bir çocuk-genç delikanlı,ailesi olan bir genç-elinde bastonlu,gözlüklü dede ve nine-trafik kazası-mezar-gezegenlerin çarpışması,denizlerin alev alev yanması-dağların ters dönmesi vs-milyonlarca insan kalabalığı,gurup gurup-amel defetri,terleyerek hesap verme-sevab ve günahların tartılması-altında alevleri sırata kadar yükselen cehennemin üzerinde sırat köprüsü-insanların bir kısmı aşağı düşüyor-karşıda cennet vs gibi)


AHİRET İLE İLGİLİ DİKKAT EDİLMEMİZ GEREKEN KONULAR
1. Ahiret ile ilgili konu ve kavramlardan dünyadaki benzer durumlarla karşılaştırılmamalı.
Örneğin;
• Sırat köprüsü, bildiğimiz köprülere benzemez.
• Amel defteri, bakkal defteri, okul defteri gibi değildir.
• İsrafil’in sûr’u düdük, boru gibi bir şey değildir.
1. Cennet mükafat yeridir. Kavga, düşmanlık, savaş, sıkılma, dedikodu, yaşlanma, iş, meslek, acı, eziyet, hastalık vb. yoktur.
2. İnsan Cennet’te sevdikleriyle beraber olacaktır.
3. Ahiret, Cennet, Cehennem, hesap konularında; espri, şaka, ALAY, fıkra insanın imanını tehlikeye atar. Böyle esprilere gülmek de tehlikelidir. Gülmemeye çalışmalı.
4. “BEN CENNETLİĞİM.” diyen de, “BEN CEHENNEMLİĞİM.” diyen de Cehennemliktir.
NOT:
Kutsi Hadis Ne Demek?: Allah’ın Peygamber Efendimize (sav) söylediği fakat Kur’an’da yer almayan sözleri.

ÖLÇÜ:
Cennet ümidi, Cehennem korkusu içinde olmak.

“Cezalar amellerimiz cinsinden,tıpkı mükafatlarımızında olduğu gibi”


Ceza ve mükafatlar dünyada yaptıklarımız cinsindendir. Örneğin; bileziklerin zekatını vermeyenin boynuna, eline ateşten bir halka olarak konulacak. Zekatını verene ise altından köşkler verilecek.

CENNET, CEHENNEM İLE İLGİLİ AYET, HADİS, GÜZEL SÖZ
Ayet: Cennet’te canınızın çekeceği, gözlerinizin lezzet alacağı her şey vardır.
Ayet: Cehennedekilerin derileri piştikçe, başka derilerle değiştireceğiz.
Ayet: Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan Cehennem’den koruyunuz.
Ayet: Gerçekten inanıp, doğru işler yapanlar için, altından nehirler akan Cennetlerde Allah’ın izniyle kalacaklardır.
Ayet: Sizi boşuna yarattığımızı ve bize döndürülemeyeceğinizi mi zannediyorsunuz?
Ayet: Her canlı ölümü tadacaktır.
Ayet: (İnsan hesap gününde amel defterinde her şeyin yazıldığını görecek.) Yahu şu kitaba ne oluyor? (Nasıl kitap bu?) Küçük büyük dememiş her şeyi sayıp dökmüş.
Hadis: Dünya Ahiretin tarlasıdır.
Hadis: Cennet zorluklarla, Cehennem de canımızın çektikleriyle kuşatılmıştır.
Hadis: Kabir (iyiler için) Cennet bahçelerinden bir bahçedir, (kötüler için) Cehennem çukurlarından bir çukurdur.
Hadis: Kabir, yalnızlık evidir. Kabir vahşet evidir. Kadir haşerat evidir.
Hadis: İnsan öldüğü zaman ardında üç şey bırakır. Bu üç şey kabrine kadar gelir. İkisi geri döner, birisi kalır. Ailesi ve malı geri döner; amelleri (sevap ve günahları) kendisi ile kalır.
Hadis: Kul kıyamet gününde, dört şeyden sorgulanmadıkça ayakları kımıldamaz:
1. Ömründen ; Onu nerede geçirdin?
2. Bedeninden ; Onu nerede eskittin?
3. Malından ; Onu nereden kazandın ve nereye harcadın?
4. Bilgisinden (ilminden) ; Bildiğini uyguladın mı?
Hadis: Kıyamet günü kişinin ilk sorgulanacağı şey namazdır. Farzlardan eksiği çıkarsa sünnetlerden tamamlanır. ( Namazın hesabını verenin diğer hesapları kolay olur.)
Hadis: Sırattan düşenin Cehennem’e düşmesi yetmiş yıl alır.
Hadis: Namazı özürsüz geciktirene Cehennem’de seksen yıl azap olunacaktır.
Hadis: İki göz vardır ki Cehennem ateşi o iki gözü yakmaz.
1. Allah korkusundan ağlayan göz.
2. Allah yolunda nöbet tutan asker gözü.
Hadis: Cennetin anahtarı “La ilahe İllallah.” tır.
Hadis: Kim samimi ve içten inanarak, kalpten “La İlahe İllallah.” derse Cennet ona vacip(şart), Cehennem ona haram olur.
Kutsi Hadis: İyi kullarım için Cennet’te hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği, hiçbir insan aklından geçmeyen nimetler hazırladım.
Kutsi Hadis: İki korkuyu birarada vermem; iki huzuru da.
Güzel Söz: Gençliği serserilikten, başıboşluktan kurtaran tek düşünce, Allah (Cehennem) korkusudur.
Güzel Söz: Madem ölüm öldürmüyor, ecel gizlidir. Ölüm çocuk, genç, ihtiyar demiyor.
Güzel Söz: Ateşe dayanacağın kadar günah işle.
Güzel Söz: Ey _______ _______ ! Ölümden ürküp, kabirden korkup, gerçeklerden kaçıp başını çevirme. Yüreklice kabre bak. Düşün, dinle ne ister. Korkmadan ölümün yüzüne gül. Ölüm yokmuş gibi davranma.
Ey ______ _______ ! Hiç ölümsüz insan var mı? Öyleyse sen de bir gün öleceksin. Deve kuşuna benzeme. (Avcıyı görüp korkar, başını kuma sokar. “Ben görmüyorsam, avcı yoktur.” der.) Gözünü kapatan kendine karanlık yapar. Güneş balçıkla sıvanmaz. Yol uzun, hesap zor. Yarın ölecekmiş gibi hazırlıklı ol.
Ey ______ _______ ! Senin en önemli meselen ahiretindir. (Ölüm sonrasında halinin ne olacağıdır.)



Ayet ve hadislerde; "ahirette hesap"

AYET VE HADİSLERDE
AHİRETTE HESAP

Kainatı, her şeyi ve insanı yaratan yüce Rabbimiz, hiçbir şeyi boşu boşuna yaratmadığı gibi insanıda boşu boşuna yaratmamıştır. Şu ayet mealleri bu gerçeği ifade etmektedir:
“Ben cinleri ve insanları ancak Bana kulluk etsinler diye yarattım.” Zariyat suresi 56 “Yoksa siz, Bizim sizi boş yere yarattığımızı ve Bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?”
Mü’minun suresi 115
Allah (c.c) insanları, peygamberler ve ilahi kitaplar vasıtası ile kendine kulluk yapmaya çağırmış, kurtuluşun ancak Allah’a ve peygamberlerine itaat etmekle mümkün olacağını bildirmiştir. En son bizim Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v)’i ve kitabımız Kur’an’ı Kerim’i göndermiş, kendisine kulluk yapmamızı emretmiştir. Allah (c.c) kendisine itaat eden insanların mükafata kavuşacağını, kendisine itaat etmeyen insanlarında ceza göreceğini bir çok ayette beyan buyurmuştur. Yüce Rabbimiz insanlara akıl vermiş, kendisine kulluk yapıp yapmamalarını tamamen insanların iradelerine bırakmıştır. Bu gerçeği şu ayet meali ifade etmektedir: “Muhakkak Biz ona (insana) (doğru) yolu gösterdik; ister şükredici olsun, ister nankör kafir.” İnsan suresi 3
Rabbine itaat eden büyük bir mükafata ve kurtuluşa kavuşacak, Rabbine itaat etmeyende cezaya müstehak olacaktır.
İnsanın mükafata kavuşması veya ceza çekmesi ise tam anlamıyla ahirette olacaktır.
Ahiret gününe iman, imanın altı şartından bir tanesidir. Kıyametin kopacağına, insanların öldükden sonra tekrar Allah (c.c.) tarafından diriltileceklerine ve bütün insanların mahşer meydanında toplanıp hesaba çekileceğine, her Müslüman hiç şüphe duymadan inanır. Ancak sadece inanmak ve ahiret için hazırlık yapmamak ebedi saadet için yeterli olmayacaktır. Onun içindir ki yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de bir çok ayette insanların ahiret günü için hazırlık yapmalarını istemiş, adeta hesap gününün o yaşanılacak sahnelerini, gözümüzün önüne sererek birçok uyarılarda bulunmuştur. Biz insanlar, Rabbimizin bize verdiği çok büyük bir nimet olan Kur’an-ı Kerim’deki bu ayetleri ve uyarıları, peygamber efendimizin (s.a.v) hadisi şeriflerini görmemezlikten gelemeyiz. Bunları okumalı, düşünüp ibret almalı, kendimizi, ailemizi yakınlarımızı ve çevremizdeki tüm insanları,‘Allah’a itaat eden bir kul’ olma yolunda daha fazla çalışmaya davet etmeliyiz.
Kur’an’daki bu ayetlerin bazılarının mealleri şöyledir:
“Muhakkak o size vaad olunan mutlaka doğrudur. Ve muhakkak ceza ve mükafat gerçekleşecektir.” Zariyat suresi 5.6.
“Allah tarafından geri çevrilmesine çare olmayan bir gün gelmeden önce Rabbinizin davetine uyun, çünkü o gün sizin için ne sığınacak bir yer vardır, nede inkara çare.”
Şura suresi 47
“Ey iman edenler, Allah’tan korkun ve kişi yarın için önceden ne gönderdiğine baksın. Allah’tan korkun çünkü Allah her ne yaparsanız haberdardır. Allah’ı unutmuş, Allah’ında onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın.” Haşr suresi 18.19
“Nice erler ki, ne ticaret, ne de alışveriş kendilerini Allah’ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekat vermekten alıkoymaz. Onlar, kalplerin ve gözlerin kıvranacağı günden korkarlar.”
Nur suresi 37
“Bize kavuşmayı arzu veya ümit etmeyip, dünya hayatına razı olup onunla yetinenler ve Bizim ayetlerimizden gafil olanlar, işte bunların, kazandıklarının karşılığı olarak varacakları yer ateştir. Ama iman edip güzel ameller işleyenler…naim cennetler içinde…”Yunus suresi 7
“O Allah’ın kitabını okuyup ardınca gidenler, namazı kılıp kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden gizli açık vermekte olanlar, her halde hiç batma ihtimali olmayan bir ticaret umarlar. Çünkü Allah mükafatlarını tamamen ödedikten sonra, lütfundan onlara fazlasını verecektir.” Fatır suresi 29.30
“Doğrusu insanın çalıştığından (amelinden) başkası kendinin değildir. Ve elbette çalışması
yarın (ahirette) görülecek…” Necm suresi 39…42
“O çokluk kuruntusu (mal toplama hırsı) sizleri oyaladı, ta kabirlere kadar gidip ziyaret edişinize kadar. Öyle değil ileride bileceksiniz… Sonra andolsun ki, o gün her nimetten sorgulanacaksınız.” Tekasür suresi 1…8
“Yarın size kalacağız (yakında hesabınızı ele alacağız) ey insan ve cin.” Rahman suresi 31.
“O sizi çağıracağı gün, derhal O’na tam bir saygı ile uyacaksınız ve (kabirlerinizde) pek az bir müddet kaldığınızı sanacaksınız.” İsra suresi 52.
“Hayır, hayır! Siz peşini (geçici dünyayı) seviyorsunuz! Ahireti bırakıyorsunuz! Nice yüzler o gün ışılar, parlar, Rablerine bakarlar. Nice yüzler de o gün ekşir, pusarır, kendilerine bel kıran belalı bir iş yapılacağını anlarlar.” Kıyamet suresi 20…26.
“O gün kişi yalnız Rabbinin huzuruna sevkedilir. Ama o ne sadaka verdi , nede namaz kıldı.”
Kıyamet suresi 30.31
“…işledikleri her şey defterlerdedir, küçük büyük her şey satıra geçmiştir.”Kamer suresi 52.
“Düşün o günü ki, dağları yürüteceğiz yeryüzünü çırılçıplak göreceksin. Onları mahşer mey- danına toplamışızdır, hiç kimseyi geride bırakmamışızdır.” “Defter de (ortaya) konulmuştur,
artık suçluların (günahkarların) korku yüzünden, heyecan içinde titrediklerini görürsün. Ve şöyle derler:‘vay halimize! Bu nasıl defter ki, ne küçük koymuş, ne büyük, hepsini saymış dökmüş!’ Ve bütün yaptıklarını hazır bulmuşlardır, Rabbin kimseye zulmetmez.”
Kehf suresi 47…49
“O gün (sorguya) arz olunursunuz; öyle ki gizli bir haliniz kalmaz. İşte o zaman, kitabı sağın dan verilen der ki:’Alın okuyun kitabımı’…Artık o hoşnut bir hayattadır. Ancak kitabı sol tarafından verilen der ki: ‘Eyvah! Keşke kitabım verilmeseydi bana! Ve hesabımın ne olduğunu öğrenmeseydim! Ne olurdu ölüm iş bitiren olsaydı! Malım benden yana hiçbir şeye yaramadı.” Hakka suresi 18…29
“…Onun (insanın) önüne kıyamet günü kendisini şöyle karşılayacak açık bir kitap çıkarırız : ‘Oku kitabını! Hesap görücü olarak bugün sana nefsin yeter.” İsra suresi 13.14.
“Bugün herkese kazandığının karşılığı verilecektir. Zulüm yok bugün. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir.” Mümin suresi 17.
“Biz ise, kıyamet günü için dürüst teraziler koyarız, hiçbir kimseye zerre kadar zulmedilmez
bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa, onu getirir koruz. Hesap gören olarak da Biz yeteriz.”
Enbiya suresi 47.
“O gün insanlar çırpınıp yayılan pervaneler (kelebekler) gibi olacak. Dağlar da didilmiş renkli yünler gibi atılacaktır. İşte o zaman tartıları (iyilikleri) ağır basan kimse; artık hoşnut olacağı bir hayat içindedir o. Fakat, tartıları (iyilikleri) hafif gelen kimse; o vakit onun anası Haviye’dir. Ve bildin mi, Haviye nedir? Kızışmış bir ateştir.” Karia suresi 4…11.
“Ey insanlar, Rabbinizden korkun ve öyle bir günü sayın (ürperti duyun) ki, baba çocuğun- dan (taraf) birşey ödeyemez, evlat da babasından taraf birşey ödeyecek değildir. Muhakkak
Allah’ın vadi gerçektir. O halde sakın dünya hayatı sizi aldatmasın ve sakın o mağrur(şeytan) sizi Allah’(ın affın)a güvendirerek aldatıp cehenneme sürüklemesin.” Lokman suresi 33
“O gün yarın yara, dostun dosta hiçbir faydası olmaz …” Duhan suresi 41
“Kıyamet gününde ne yakınlarınız nede evlatlarınız size fayda vermezler.” Mümtehine 3
“O gün (Hesap günü) gerçektir, o halde dileyen Rabbine varacak bir yüz edinsin, bir yol tutsun. Çünkü Biz size yakın bir azabı ihtar ettik. O gün kişi ellerinin önceden gönderdiğine bakacak ve kafir ise ‘Ah ne olurdu ben bir toprak olsaydım!’ diyecektir.” Nebe suresi 39.40.
“Nihayet onlardan (itaat etmeyenlerden) birine ölüm geldiğinde diyecek ki: ‘Rabbim, döndür, döndür beni! Belki ben,o bıraktığımda (boşa geçirdiğim dünyada) iyi işler yaparım!’ Hayır, hayır! Bu onun söylediği boş bir sözdür…Sür’e üfrüldüğü zaman, artık o gün ne aralarında soy sop ilişkisi olacak, nede birbirlerini soracaklar.” Mü’minun suresi 99… 101
“…O’nun zatından başka herşey helak olacaktır…” Kasas suresi 88
“(İnsan) sorar: ‘O kıyamet günü ne zaman? diye. Ne zaman ki o göz şimşek çakar, ay tutulur, güneş ve ay toplanır. O gün insan: ‘Nereye kaçmalı?’ der. Hayır hayır! Yok bir siper. O gün ancak siper (varılacak yer) Rabbinedir. O gün insan, önce ve sonra yaptıkları ile ayıtılır. Doğrusu insan kendine karşı bir basirettir (kendisinin ne yaptığını gayet iyi bilir).
Mazeretlerini ortaya (sayıp) döksede.” Kıyamet suresi 6…16
“Andolsun ki Bize, ilk defa yarattığımız gibi, işte teker teker geldiniz. Ve size verip hayaline daldırdığımız servetleri arkalarınızın gerisine bıraktınız…” Enam suresi 94.
“Her kimde bu dünyada körlük ettiyse, o artık ahirette daha kör ve daha şaşkındır.” İsra 72.
“Her kim de zikrimden (Kur’an’dan) yüz çevirirse, ona dar bir geçim vardır ve onu kıyamet günü kör olarak haşrederiz. Diyecek ki: ‘Ey Rabbim, beni niçin kör olarak haşrettin. Oysa ben, gören bir kimse idim?’ Allah: “Öyle, sana ayetlerimiz geldi de sen onları unuttun. Bugün de böyle bırakılacaksın.” buyurur.” Taha suresi 124…126
“Kişinin kaçacağı gün kardeşinden, anasından, babasından, karısından ve oğullarından. Onlardan her birinin o gün başından aşan bir işi vardır. O gün yüzler vardır ışılar, güler sevi- nir. Yüzler de vardır, üzerinde tor toz.“ Abese suresi 34…40
“Rabbinin emri gelip melekler saf saf dizildiği zaman…o insan (itaat etmeyen) o gün anlar, ama bu anlamanın ne yararı var ona? Der ki: ‘Keşke ben bu hayatım için (sağlığımda hayırlar) göndermiş olsaydım.’ …Ey Rabbine itaat eden huzura ermiş ruh, dön Rabbine, sen O’ndan O senden hoşnut olarak. Gir kullarımın içine. Gir cennetime.” Fecr suresi 22…30
“Sür üfürülmüştür, bir de ne baksınlar kabirlerinden Rablerine doğru akın ediyorlar. ‘Eyvah başımıza gelenlere! Bizi uyuduğumuz yerden kim kaldırdı? O Rahman’ın vaad buyurduğu işte buymuş. Gönderilen peygamberler doğru söylemişler.’ derler…hepsi toplanmış huzurumuza getirilmişlerdir. Artık bugün hiç kimseye zerrece zulmedilmez. Ancak yaptıklarınızın cezasını çekeceksiniz. Gerçekten cennetlikler bugün bir eğlence içinde zevk etmektedirler. Kendileri ve eşleri gölgelikler içinde koltuklar üzerinde kurulmuşlardır… onlara orada ne isterlerse vardır. Haydin ayrılın bugün ey suçlular (günahkarlar)! Ey Adem oğulları, Ben size şeytana kulluk etmeyin, o size açık bir düşmandır, diye and vermedim mi? Bana kulluk edin, doğru yol budur, diye. Böyle iken yüceliğime karşı o (şeytan) içinizden birçok nesilleri yoldan çıkardı. O zaman sizin akıllarınız yokmuydu? İşte bu vaad olunup durduğunuz cehennem. Bugün ağızlarını mühürleriz de neler kazandıklarını Bize elleri söyler, ayakları şahitlik eder.” Yasin suresi 51…65
“O gün zalim kimse ellerini ısıracak ve şöyle diyecek: ‘Eyvah! Keşke peygamberin mahiye-
tinde bir yol tutsaydım! Eyvah! Keşke falancayı dost edinmeseydim! Bana geldikten sonra Kur’an, vi o (şeytan) beni saptırdı.’ Öyle ya şeytan insanı yapayalnız, yardımsız bırakır. Peygamber de dedi ki: ‘Ey Rabbim, kavmim bu Kur’an’ı bir kenara itip bıraktılar.”
Furkan suresi 27…31
“Yeryüzünde kaç yıl kaldınız? diye soracak Allah. Onlar: Bir gün veya bir günün bir kısmı, sayanlara sor derler.” Mü’minun suresi 112.113
“O gün insanlar, amellerinin kendilerine gösterilmesi için bölükler halinde fırlayıp çıkacak-lardır. Her kim zerre kadar bir hayır işlerse onu görecek, her kimde zerre kadar bir kötülük işlerse onu görecektir.” Zilzal suresi 6…8
“…Samimi müslüman olunda,Rabbinizden size indirilenin en güzeline uyun ve uygulayın. Bir kimsenin:’Eyvah, Allah’ın huzurunda yaptığım kusurlardan dolayı vay bana!diyeceği, yahut:’Allah, bana yolunu gösterseydi, kesinlikle ben takva sahiplerinden olurdum.’ ya da azabı gördüğü zaman:’Bana bir daha geri dönüş (imkanı) olsaydı da güzel davrananlardan olsaydım!’ diyeceği gün (gelmeden uyun).” Zümer suresi 55…58
“Oysa Rabbiniz: Bana yalvarın ki, size karşılık vereyim, çünkü Bana ibadet etmeyi kibirlerine yediremeyenler, yarın hor, hakir cehenneme gireceklerdir, buyurdu.” Mü’min 60
“Deki:’Asıl hüsrana (ziyana) düşenler, kıyamet günü kendilerine ve ailelerine ziyan verenler dir.(Allah’a itaat etmeyen ve Allah’a itaati yakınlarına teşvik etmeyenlerdir)”Zümer suresi 15
“Kesinlikle doğru yolu göstermek Bize aittir. Ben sizi köpürdükçe köpüren bir ateşe karşı uyardım, ona ancak en bedbah olan yaslanır.” Leyl suresi 12…15
“…Biz onda (kuran’da) tehditleri türlü şekillerde tekrarladık ki, belki korunur takva yolunu tutarlar yada o onlarda bir düşünme, ibret alma meydana getirir.” Taha suresi 113
“…O (Kur’an) sadece (insanlara) bir öğüt ve aydınlık (yol gösteren) bir kitaptır. Diri olanı uyandırmak, nankörlere de o azap sözünün gerekmesi için.” Yasin suresi 69.70.
“Saygısı olan öğüt alacaktır. Pek bedbaht olan da ondan kaçınacaktır. O ki, en büyük ateşe yaslanacaktır. Sonra ne ölecek onda, ne de hayat bulacaktır. Doğrusu felah (kurtuluş) bulmuştur temizlenen, Rabbinin adını anıp namaz kılan.” A’la suresi 10…17
“Muhakkak Allah insanlara zerre kadar zulmetmez, ama insanlar kendilerine zulmediyorlar.” Yunus suresi 44
“Rabbinin ayetleriyle (kendisine) öğüt verilip de sonra onlardan yüz çeviren kimseden daha zalim kim olabilir.” Secde suresi 22
İnsan ne kadar çok ve büyük günah işlerse işlesin, ölüm meleği kendisine gelene kadar tevbe kapısı açıktır. Allah bir çok ayette tevbeyi kabul edeceğini kullarını bağışlayacağını bildirmiştir.
“Onlar (Takva sahipleri) bir kusur işlediklerinde veya kendilerine zulmettiklerinde Allah’ı ananlar ve hemen günahlarının bağışlanmasını isteyenlerdir. Zaten günahları Allah’tan başka kim bağışlayabilir ki? Birde onlar, yaptıklarına bile bile ısrar etmezler.”Al-i İmran suresi 135
“O günahkarları bağışlayan, tevbeyi kabul eden, cezalandırması şiddetli, bol lütuf sahibi Allah’ki, O’ndan başka tapılacak yoktur.Dönüş de O’nadır.” Mü’min suresi 3
“Ey kendi aleyhlerine haddi aşmış kullarım, Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü Allah, bütün günahları bağışlar…” Zümer suresi 53.54.
Peygamberimiz (s.a.v) de bir hadis’i şeriflerinde: “Günah işleyip sonra tevbe eden günah işlememiş gibi olur.” buyurmaktadır.
Peygamberimizin (s.a.v) ahiretle ilgili bazı hadis-i şerifleri şöyledir:
İbni Abbas’dan (R.A) rivayet edilmiştir: “Yalın ayak, anadan doğma çıplak ve sünnetsiz
olarak mahşere kalkacaksınız.” (Buhari)
İmran bin Husayn’dan (R.A) rivayet edilmiştir: “Cennete baktım da cennet ehlinin çoğunu fakir kimseler gördüm. Cehenneme baktım da, cehennem ehlinin çoğunu kadınlar gördüm.”
(Buhari)
Ebu Hüreyre’den (R.A) rivayet edilmiştir:
“İnsan vücudunun kuyruk sokumu kemiğinden başka bütün kısımları çürür. İşte bu çürüme-
yen kısımdan tekrar yaratılış teşekkül ettirilecektir.” (Buhari)
Ebu Hüreyre’den (R.A) rivayet edilmiştir: “Cehennemin dışı nefsin hoşuna giden şeylerle donatıldı, cennetin dışı ise nefsin hoşlanmadığı zorluklarla donatıldı.” (Buhari)
Ebu Hüreyre’den (R.A) rivayet edilmiştir: “Allah (c.c) cehennem halkından dilediğine rahmet etmek istediğinde meleklere,’Dünyada Allah’a (ortak koşmayıp) ibadet edenleri çıkarınız’ diye emreder. Melekler de onları, alınlarındaki secde izlerinden tanır ve çıkarırlar. Allah (c.c) cehennem ateşine secde izlerini yakmayı haram kılmıştır. Cehennemden yanık olarak çıkarlar, sonra üzerlerine hayat suyu dökülür…” (Buhari)
Cabir’den (R.A) rivayet edilmiştir: “Nasıl yaşarsanız o hal üzere ölürsünüz, hangi hal üzere ölürseniz o hal üzere diriltileceksiniz.” (Müslim)
İbni Mesut’dan (R.A) rivayet edilmiştir: “Kıyamet gününde kulun ayakları, Rabbinin huzurundan şu beş şeyin hesabını vermeden bir yere kıpırdamaz: Ömrünü nasıl harcadığının,
Gençliğini nerede geçirdiğinin, malını nereden kazanıp nereye harcadığının, ne amelde bulunduğunun, bildiklerini uygulayıp uygulamadığından.” (Tirmizi)
Ebu Hüreyre’den (R.A) rivayet edilmiştir: “Allah (c.c) altmış sene ömür verdiği kişiden her türlü özür ve bahaneyi kaldırmıştır.” (Buhari)
Büreyde’den (R.A) rivayet edilmiştir: “Kabirleri ziyaret ediniz, çünkü onlar size ölümü ve ahireti hatırlatır.” (Müslim)
Ebu Hüreyre’den (R.A) rivayet edilmiştir: “Kıyamet günü, kişi amelleri arasında önce namazın hesabını verecek. Bu hesap güzel olursa kurtuluşa erdi demektir, bu hesap bozuk olursa hüsrana düştü demektir.” (Tirmizi)
Ebu Hüreyre’den (R.A) rivayet edilmiştir: “Benim ümmetimin hepsi cennete girecek ancak, istemeyenler müstesna. Ashap: Ya Resul, cenneti kim istemez? dediler. Peygamberimiz (s.a.v): Bana itaat eden cennete girer. Beni dinlemeyen cenneti istememiş demektir.”(Buhari)
Ebu Hüreyre’den (R.A) rivayet edilmiştir: “Ölüp de pişman olmayan yoktur, iyi yolda olan daha çok iyiliğini artırmadığı için, kötü yolda olanda kötülüğü bırakıp iyiliğe yönelmediği için pişman olur.” (Tirmizi)
Ebu Hüreyre’den (R.A) rivayet edilmiştir:“Kıyamet günü kul Allah’ın (c.c) huzuruna getirilir Allah (c.c) şöyle buyurur: ‘Ben sana kulak, göz, mal ve evlat vermedim mi? Sana sayısız nimet vermedim mi? Acaba benimle bu gün olan şu karşılaşmanı hiç düşündün mü? diye soracak. Kul: Hayır diyecek. Allah (c.c): öyle ise bugün bende seni unutacağım, tıpkı senin dünyada beni unuttuğun gibi’ buyuracak.” (Tirmizi)
Bütün bunlardan başka birde insanların birbirleri üzerindeki olan hakları vardırki, buna kul hakkı denilmektedir. Kul hakkından kurtulmanın tek çaresi ise dünyada helalleşmektir, kul hakkıyla ölen bir insanın, hak sahipleri ile hesaplaşması da ahirette olacaktır.
Kuran’da bir ayette mealen şöyle buyrulmaktadır:
“Sonra siz muhakkak Rabbinizin huzurunda birbirinizden davacı olmak üzere duruşacaksınız.” Zümer suresi 31
Peygamberimiz (s.a.v) de bir hadis-i şeriflerinde:
Ebu Hüreyre’den (R.A) rivayet edilmiştir: ”Kimin üzerinde kardeşine ait bir hak varsa, dinar ve dirhemin bulunmadığı gün gelmeden önce dünyada iken helalleşsin. Aksi taktirde o gün, salih bir ameli varsa, o kardeşinin hakkı nispetinde kendinden alınır. Eğer hasenatı yoksa kardeşinin günahından alınır kendisine yüklenir.” (Buhari) buyurmaktadır.


Kaynaklar: Elmalılı Hamdi Yazır Kur’an’ı Kerim Türkçe Meali - Huzur Yayın Evi
Zübdetü’l Buhari - Ömer Ziyaeddin Dağıstani - Hisar Yayın Evi, Kütüb-i Sitte - İnternet

*************



Cennet Ve Cehennemle İlgili Hadisler -1

ennet Ve Cehennemle İlgili Hadisler -1
Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: "Cehennem, içerisine asiler atıldıkça: "Daha var mı?" demekten geri durmaz. Bu hal, Rabbu'l-İzze'nin cehennemin üzerine ayağını koyup, iki yakasını dürüp birleştirmesine kadar devam eder. İşte o zaman cehennem: "Yeter, yeter. İzzet ve keremine yemin olsun yeter!" der. Cennette fazlalık devam eder. Allah, ona mahsus yeni bir halk yaratır ve bunları cennetin fazla kısmına yerleştirir."


Resulullah (sav) buyurdular ki: "Allah Teala hazretleri cenneti yarattığı zaman Cibril aleyhisselam'a: "Git ona bir bak!" buyurdular. O da gidip cennete baktı ve: "[Ey Rabbim!] Senin izzetine yemin olsun, onu işitip de ona girmeyen kalmayacak, herkes ona girecek!" dedi. (Allah Teala hazretleri) cennetin etrafını mekruhlarla çevirdi. Sonra: "Hele git ona bir daha bak!" buyurdu. Cebrail gidip ona bir daha baktı. Sonra da: "Korkarım, ona hiç kimse girmeyecek!" dedi. Cehennemi yaratınca, Cebrail'e: "Git, bir de, şuna bak!" buyurdu. O da gidip ona baktı ve: "İzzetine yemin olsun, işitenlerden kimse ona girmeyecektir!" dedi. Allah Teala hazretleri de onun etrafını şehvetlerle kuşattı. Sonra da: "Git ona bir kere daha bak!" dedi. O da gidip ona baktı. Döndüğü zaman: "İzzetine yemin olsun, tek bir kişi kalmayıp herkesin ona gireceğinden korkuyorum!" dedi."

İbnu Abbas (ra) bana: "Cehennemin genişliği ne kadardır, biliyor musun?" diye sordu. Ben: "Hayır!" deyince: "Doğru, Allah'a yemin olsun, bilemezsin!" dedi ve ilave etti: "Bana Hz. Aişe (ra) dedi ki: Resulullah (sav)'a: "Kıyamet günü arz toptan O'nun bir kabzasıdır (tam tasarrufundadır). Gökler de O'nun sağ eliyle dürülmüşlerdir" (Zümer 67) ayetinden sormuş ve: "Bu sırada insanlar nerede olurlar [ey Allah'ın Resulü]" demiştim. Aleyhissalatu vesselam: "Cehennem köprüsünde!" cevabını verdi."


Resulullah (sav) buyurdular ki: "Cehennem, Rabbine şikayet ederek: "Ey Rabbim! Bir parçam diğer bir parçamı yemektedir" dedi. Bunun üzerine, Allah Teala hazretleri ona, iki nefes almaya izin verdi; Bir nefes kışta, bir nefes de yazda. (Yazdaki nefesi) sizin rastladığınız en şiddetli sıcaktır. (Kıştaki nefesi de) sizin rastladığınız en şiddetli (soğuk olan) zemherirdir."

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Eğer zakkumdan, dünyaya tek damla damlatılacak olsa, bu dünya ehlinin yiyeceklerini ifsad ederdi. Öyleyse, yiyecek ve içeceği zakkumdan cehennemliğin hali ne olur (anlayın)!"


Kaynak: Buhari, Tefsir, Kaf 1, Eyman 12, Tevhid 7; Müslim, Cennet 37, (2848); Tirmizi, Tefsir, Kaf (3268)


Hadis No : 5084
Ravi: Ebu Hureyre
Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: "Allah Teala hazretleri ferman etti ki: "Ben Azimu'ş-Şan, salih kullarım için gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve insanın hayal ve hatırından hiç geçmeyen nimetler hazırladım." Ebu Hureyre ilaveten dedi ki: "Dilerseniz şu ayet-i kerimeyi okuyun, (Mealen): "Yaptıklarına karşılık Allah katında onlar için göz aydınlığı olacak ne mükafaatların saklandığını kimse bilemez" (Secde 17).

Kaynak: Buhari, Bed'ül-Halk 8, Tefsir Secde 1, Tevhid 35; Müslim, Cennet 2, (2824); Tirmizi, Tefsir, (3195)

Okuma sayısı:
1071



Hadis No : 5085
Ravi: Sehl İbnu Sa'd
Tanım: Buhari, bir diğer rivayetinde şu ziyadeyi kaydeder: "Sehl İbnu Sa'd anlatıyor -deyip, hadisin aynısını kaydettikten sonra- der ki: "Muhammed İbnu Ka'b dedi ki: "Onlar Allah için ameli gizli tuttular. Allah da onların sevabını gizli tuttu. Kullar yanına gelince onları nimete boğacak." Hadis, bu muhtevada olarak Buhari'de mevcut değildir. Hakim'in el- Müstedrek'inde mevcuttur (413-414)

Kaynak:

Okuma sayısı:
1071



Hadis No : 5086
Ravi: Sehl İbnu Sa'd
Tanım: Ey Allah'ın Resulü! dedim, "insanlar neden yaratıldı?" "Sudan!" buyurdular. "Ya cennet?" dedim, "o neden inşa edildi?" "Gümüş tuğladan ve altın tuğladan! Harcı da kokulu misk. Cennetin çakılları inci ve yakuttan, toprağı da za'ferandır. Ona giren nimete mazhar olur, eziyet görmez, ebediyet kazanır, ölümle karşılaşmaz. Elbisesi eskimez, gençliği kaybolmaz." Aleyhissalatu vesselam sözlerine şöyle devam buyurdular: "Üç kişi vardır duaları reddedilmez (mutlaka kabul edilir): Adil imam (devlet başkanı), iftarını yaptığı zaman oruçlu, zulme uğrayanın duası. Allah, (mazlumun) duasını bulutların fevkine çıkarır ve onlara sema kapıları açılır ve Allah Teala hazretleri: "İzzetime yemin olsun! Vakti uzasa da, duanı mutlaka kabul edeceğim!" buyurur."

Kaynak: Tirmizi, Cennet 2, (2528)

Okuma sayısı:
1057



Hadis No : 5087
Ravi: Ebu Musa
Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: "Gümüşten iki cennet vardır. Kapları ve içinde bulunan diğer şeyleri de gümüştendir. Altından iki cennet vardır, kapları ve içlerinde bulunan diğer eşyaları da hep altındandır. Adn cennetinde, cennetliklerle Rablerini görmeleri arasında Allah'ın veçhindeki ridau'l-kibriyadan (büyüklük perdesinden) başka bir şey yoktur."

Kaynak: Buhari, Tefsir, Rahman 1, 2, Bedu'l-Halk 8, Tevhid 24; Müslim, İman 180, (296); Tirmizi, Cennet 3, (

Okuma sayısı:
1055



Hadis No : 5088
Ravi: Ebu Musa
Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: "Cennette, mü'min için, içi boş tek bir inciden bir çadır vardır. -Bir rivayette- genişliği altmış mildir. Her köşesinde bir refikası bulunur, hiçbiri diğerini görmez, mü'min bunların herbirini dolaşır."

Kaynak: Buhari, Bed'ü'l-Halk 8, Tefsir, Rahman 1, 2, Tevhid 24; Müslim, Cennet 23, (2838); Tirmizi, Cennet 3

Okuma sayısı:
1055



Hadis No : 5089
Ravi: Ebu Hureyre
Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: "Cennette yüz derece vardır. Her iki derece arasında yüz yıl(lık yürüme mesafesi) vardır."

Kaynak: Tirmizi, Cennet 4, (2531)

Okuma sayısı:
1055



Hadis No : 5090
Ravi: Ubade İbnu's-Samit
Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: "Cennette yüz derece vardır. Her bir derecenin diğer derece ile arası, sema ile arz arası kadar geniştir. Firdevs bunların en yukarıda olanıdır. Cennetin dört nehri buradan çıkar. Bunun üstünde Arş vardır. Allah'tan cennet istediğiniz vakit Firdevs'i isteyin."

Kaynak: Tirmizi, Cennet 4, (2533)

Okuma sayısı:
1055



Hadis No : 5091
Ravi: Ebu Said
Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: "Cennette yüz derece vardır. Bütün alemler bunlardan birinin içinde toplansalar, hepsini de kuşatır, istiab eder."

Kaynak: Tirmizi, Cennet 4, (2534)

Okuma sayısı:
1055



Hadis No : 5092
Ravi: Enes
Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: "Cennette bir ağaç vardır ki, binekli bir kimse yüz yıl gölgesinde yürüse onu katedemez. İstersiniz şu ayeti okuyun: "Daimi gölgededirler, çağlayıp duran su başlarındadırlar" (Vakıa 30-31)."

Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Vakıa, (3289), Cennet 1, (2528)

Okuma sayısı:
1053



Hadis No : 5093
Ravi: Ebu Hureyre
Tanım: Cennette hiçbir ağaç yoktur ki gövdesi, altından olmasın.

Kaynak: Tirmizi, Cennet 1, (2527)

_________________


Elif gibi yalnızım,
Ne esrem var, ne ötrem.
Ne beni durduran bir cezmim,
Ne de bana ben katan bir şeddem var.
Ne elimi tutan bir harf,
Ne anlam katan bir harekem...
Kalakaldım sayfalar ortasında.
Bir okuyan bekledim,
Bir hıfzeden belki...
Gölgesini istedim bir dostun med gibi…
Sızım elif sızısı...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://kutluforum.bedavaforum.biz
huzeyfe
Süper Moderatör


Mesaj Sayısı: 1758
Rep Gücü: 3810
Rep Puanı: 23
Kayıt tarihi: 28/03/09

MesajKonu: Geri: Ayet ve hadislerde; "ahirette hesap"Cennet Cehennem vs    Salı Ekim 26, 2010 2:11 pm

Cehennem

Derinkuyu,ahirette kâfir ve günahkâr kimselerin azap Cekecekleri cezayeri. Kur'an-ı Kerîm'de inanan ve güzel amel işleyen kimselere Cennetvadedildiği gibi (Kehf, 107);kâfir vegünahkâr kimselerede Cehennem vâdedilmiştir.





Kâfir,münâfık ve müşrikler Cehennem'de ebedîkalırlar,orada ölmezler ve azabları hafifletilmez.


Tövbeetmeden günahkârolarak ölen ve Allah'ın kendilerini affetmediği mü'minler iseCehennem'deebedî kalmazlar. Kendilerine günahları kadar azap edilir. Sonra oradankurtulup Cennet'e girerler ve orada ebedî kalırlar.


AllahCehennem'i diğer yaratıklardan önce yaratmıştır ve şu anda mevcuttur,yok olmayacaktır. Nitekim şu ayet bu durumu gayet açıkifadeeder:


"Artıkoateşten sakının ki, onun tutuşturucu odun insanlarlataşlardır. O kâfirler için hazırlanmıştır. " (Bakara,24)



"Kâfirleriçin hazırlanan ateşten korkun. "(Ali İmran, 131)

İnsanıneğitimi ve iyi davranışlara yönlendirilmesi açısından Cennetve Cehennem inancının dünya hayatına etkileri açıktır. Kişi,gizlive açık yaptığı her şeyin karşılığını, bulacağını ve Cehennem'dekicezânındehşetini hatırladığında, elbette hareketlerine çeki düzen vermeihtiyacını duyacaktır.


Kaynak :Cehennem, M. Sait ŞİMŞEK
, Şamil İslam Ansiklopedisi

Cehennem Ateşive Azabı

Ateş,insancismine çok büyük acı ve ızdırap verdiği için ahirette kâfirve münâfıkların cezası ateşle verilecektir. BöylelikleCehennem, Allah'ın tutuşturulmuş ateşinin ismidir,


İşteCehennem'in en açık vasfı ateş olduğu için bazen, Cehennem yerineateş manasına "nâr" kullanılır:


"Şüphesiz kimünâfıklarnâr'ın en aşağı tabakasındadırlar. Onlara bir yardımcı bulamazsın."
(Nisâ, 145).

Cehennem'degörülecek azabın miktar, şiddet ve şekillerini ancak Allahve Rasûlü'nün bizlere bildirmesiyle ve bildirdikleri kadarıylabilebiliriz.


Kur'an-ıKerîm'de belirtildiğine göre; a-Cehennemkâfirleri çepeçevre kuşatır:

"Cehennem inkâredenlerişüphesiz çepeçevre kuşatacaktır."

(Tevbe, 49)

b-Cehennem ateşi sönmez:

"Bizsapık kimseleri kıyamet günü yüzükoyun, körler, dilsizler ve sağırlar olarak haşrederiz. Varacakları yerCehennem'dir. Onun ateşi ne zaman sönmeye yüz tutsa hemen aleviniartırırız. "
(İsrâ, 97)

c
-Cehennemdolmak bilmez:

"O,günCehennem'e: "doldun mu?"deriz. O!" Daha var mı?" der. "
(Kaf, 30)
d-Kaynarkençıkardığı ses:

"Rableriniinkâr eden kimseler için Cehennemazabı vardır. Ne kötü bir dönüştür. Oraya atıldıkları zaman onunkaynarken çıkardığı uğultuyu işitirler. Nerede ise öfkesinden çatlayacakgibi olur. İçine her bir topluluğun atılmasında bekçileri onlara: "sizebir uyarıcı gelmemiş miydi" diye sorarlar. Onlar evet, doğrusu bize biruyarırı geldi; fakat biz yalanladık ve Allah hiç bir şey indirmemiştir,siz büyük bir sapıklık içerisindesiniz, demiştik " derler. "
(Mülk, 6-9)
e-"Ateşonların yüzlerini yalar, dişleri sırıtıp kalır. "
(Mü'minün, 104)
f-"Boyunlarında halkalar ve zincirler olarak kaynar suya sürülür, sonraateşte yakılırlar. "
(Mü'min, 70-72).
g-İnkâredenlere ateşten elbiseler kesilmiştir. Başlarına kaynar sudökülür de bununla karınlarındakiler ve derileri eritilir. Demirtopuzlarda onlar içindir. Orada uğradıkları gamdan ne zaman çıkmak isteseler,her defasında oraya geri çevrilirler. Ve kendilerine "yakıcı azabıtadın"denir.
(Hâcc, 19-22).
h-Derileriyandıkça azabı tatmaları için yeniden başka derilerle değiştirilir.
(Nisâ, 56).
i-Ölümüisterler fakat azabları devamlıdır, ölmezler.
(Zuhruf,74-77; Fatır,36).
Peygamberimizin(sav) ifadesine göre:
"Cehennemateşi (miktarca ve sayıca) dünya ateşleri üzerine altmış dokuzderece fazla kılınmıştır. Bunlardan her birinin harareti bütün dünyaateşininharareti gibidir. "
Cezalar,işlenen suçlar cinsinden olacaktır. Dilleriyle suç işleyenlerincezaları dillerine; elleriyle günah işleyenlerin cezaları ellerine vs.tatbik edilecektir.

Kaynak :Cehennem, M. Sait ŞİMŞEK, Şamil İslam Ansiklopedisi

Cehennemin Kapıları


Kur'an-ıKerîm'de Cehennem'in yedi kapısının olduğu belirtilmektedir.



"Cehenneminyedi kapısı olup, onlardan her bir kapı için bir grup ayrılmıştır." (Hicr, 44).
Onun, ocehennemin yedi kapısı vardır. Yani gireceklerin çokluğundan dolayıyedi giriş kapısı veyahut azgınlığın çeşit ve derecelerine göre, önceCehennem, sonra Lezzâ, sonra Hutame, sonra Sa'îr, sonra Sekar, sonraCehîm, sonra Hâviye isminde yedi tabakası vardır. Her kapı için,onlardan (o azgınlardan) bir grup ayrılmıştır.

Ebu's-SuûdTefsiri'ndedeniliyor k:

"Muhtemelen yedi kapı ile sınırlanması, helakedenşeylerin beş duyu ile hissedilen şeylerle şehvet ve öfke kuvvetlerinigereğine mahsus olmasındandır." Bununla beraber bunda diğer bir ihtimalvardır ki, şeriat dili açısından akla daha uygundur. Çünkü cehennemkapılarının yedi olması ile cennet kapılarının sekiz olması arasındaapaçık bir ilişki vardır. Bundan dolayı denebilir ki, bu kapılarınmükellef organlarla ilgili olması düşünülür.
Bilindiğigibi insanın mükellef organları sekiz tanedir: Kalb, dil, kulak, göz,el, ayak, ağız, cinsel organ. Bunların yedisi açık, birisi gizlidir ki,o da kalbdir. Doğrudan doğruya Allah'a bakan kalp kapısı açık olursa,bu sekiz organın her biri Allah'ın emri üzere hareket ederek cennetebirer giriş kapısı olabilir. Ve bu şekilde cennete sekiz kapıdangirilir.


Fakatiçte ruh körlenmiş, kalb kapısı kapanmış bulunursadıştaki yedi organın her biri cehenneme açılmış birer giriş kapısıolurlar. İşte cennet kapıları sekiz olduğu halde, cehennem kapılarınınher birine ayrılmış bir grup olmak üzere yedi olması, Allah daha iyibilir ki bu hikmetten dolayıdır. "Ve ona ruhumdan üflediğim zaman..."(Hıcr, 15/29) ifadesinin şerefine nail olmakla iman ve marifet kapısıolan kalb, cehenneme kapalıdır. Ondan yalnız cennete girilir, Allah'aerişilir. Kalbi açık olan kimse şeytana uymaz, Allah'ı inkâr etmektenve O'na isyan etmekten sakınır.



Kaynak: Elmalı Tefsiri
Cehennemin Yakacağı

Cehennem'inyakacağı hakkında da Kur'an'da bilgi verilmekte ve şöyledenilmektedir:







"Eyiman edenler, kendinizi ve yakınlarınızı ateşten koruyun ki onun yakıtıinsanlar ve taşlardır; üzerinde oldukça sert, güçlü melekler vardır.Allah kendilerine neyi emretmişse ona isyan etmezler veemredildiklerini yerine getirirler. "

(Tahrîm,6).
Cennet
Cennet…



  • Cehennemüzerinekurulmuş sırat ile geçilen gizemli hayat.
  • Hz.Adem’in yasak ağacınmeyvesinden yediği için dünyaya gönderildiği adres…
  • İçindebulunan bitki veağaçların gölgesiyle kaplanmış yerle gök arası geniş bir meyvelik bahçe.
  • İmanedip sâlih amelişleyenlerin ebedî âlemdeki makamı…
  • Rablerininhuzurunasuçlu olarak varmaktan korkanların ve nefsini hevasından arındıranlarınkonağı.
  • Allah’ınrızasınıkazananlar içinmükafat olarak hazırlanmış hoş bir mekan.



Altlarında ırmaklar akar Adncennetlerinin,orada İrem ve Gesi bağlarını mecazda bırakarak çekirdekli veçekirdeksiz üzüm bağları ve asmalar vardır. Asmalı konaklar vardıriçinde huriler oturan. Mü’minler pınar başlarında yüzerler Naimcennetlerinde… Hüsna cennetinde görür Allah’ın kulları Rablerini…Dolunaya bakar gibi temaşa ederler yaratıcılarını… Kimisini aşk-ı Hakalmış durur… Kimisi Tur’da Rabbinin tecellisini gören Musa gibi olur.Kimisi kılıçların gölgesinde gelmiştir Cennet’e, kimisi anasınınrızasını alarak varmıştır selam yurduna… Kimisi sabır sayesindegiymiştir ipek elbiseyi. Kimisi altın kâseden içmiştir Kevser’i…

Peygamberlerindavetine uyarak iman edip, dünya ve ahirete ait işleri, kullukvazifelerinielden geldiği kadar güzel bir şekilde yapan temiz ve müttakî kişileriçinhazırlanmış bir huzur ve saadet yurdudur. Kısaca ahirettekinimetleryurdunun adıdır.


Kur'an-ıKerîmve hadis-i şeriflerde Cennet, çeşitli şekillerde tasvir edilmiştir.BilhassaKur'an-ı Kerîm'de ağaçları altından ırmaklar akan Cennetlerşeklindeanlatılmaktadır:



"Cennettakvasahiplerine, uzak olmayarak yaklaştırılmıştır. İşte size va'dolunan,gördüğünüzşu Cennet'tir ki, O, Allah'ın taatına dönen onun (hudud veahkâmına)riayet eden çok esirgeyici Allah'a bütün samimiyetiyle gıyâbensaygıgösteren, hakkın taatına yönelmiş bir kalble gelen kimselere aittir. "


(Kâf, 31-33)


"Tövbeedenler,iyi amel ve harekette bulunanlar öyle değil. Çünkü bunlar hiç bir şeylehaksızlığa uğratılmayarak Cennet'e, çok esirgeyici Allah'ınkullarınagıyâben va'd buyurduğu Adn Cennet'lerine gireceklerdir. Onun vadişüphesiz yerini bulacaktır. Orada selâmdan başka boş bir sözişitmeyeceklerdir.Orada sabah, akşam rızıkları da ayaklarına gelecektir. O, öyleCennet'tirki biz ona kullarımızdan gerçekten müttakî olanları vâriskılacağız."

(Meryem, 60-63)


Cennet,budünyada yapılan iyiliklerin ahirette Allah tarafından verilenkarşılığıdır.


Kur'an'daCenâb-ı Allah şöyle buyurmaktadır:

"AdnCennetlerivardır ki altlarından ırmaklar akar. Onlar orada ebedî kalıcıdırlar.İştegünahlardan temizlenenlerin mükâfatı."

(Tâhâ, 76)

Kaynaklar:
1) Cennet,
Durak PUSMAZ, ŞamilİslamAnsiklopedisi
2) Cennet, A. Hamit Özyayla, İlkadım Dergisi, Eylül 2004

Cennet Cehennem Ehlinin Konuşması

Kur'an-ıKerim'deCennet ehli ile Cehennem ehli arasında konuşmalar yapılacağıda belirtilerek bu konuşmalardan nakiller yapılmaktadır:



"O gün, münafıkerkekler ile münafık kadınlar, iman edenlere derler ki: "(Ne olur) Bize bir bakın, sizinnurunuzdan birazcıkalıp-yararlanalım." Onlara: "Arkanıza (dünyaya) dönün de bir nurarayıp-bulmaya çalışın" denilir. Derken aralarında kapısı olan bir surçekilmiştir; onun iç yanındarahmet, dış yanında o yönden azap vardır.

(Hadid,13)



Münafıklar)Onlara seslenirler: "Biz sizlerle birlikte değil miydik?" Derler ki: "Evet, ancak siz kendinizi fitneyedüşürdünüz, (Müslümanları acılarınve yıkımların sarmasını) gözetip-beklediniz, (Allah'a ve İslam'a karşı)kuşkulara kapıldınız. Sizleri kuruntular yanıltıp-aldattı. SonundaAllah'ın emri (olan ölüm) geliverdi; ve o aldaltıcı da sizi Allah ile(Allah'ın adını kullanarak, hatta masumca sizden görünerek) aldatmışoldu."

(Hadid,14)
Cennet deNasıl Ağaç Dikilir?
Peygamberimiz(s.a.v) buyurdu ki,
- Cennetdeağaç yokdur. Orayaçok ağaç dikiniz!.

- Oraya ağacı nasıl dikelim dediklerinde,

-Tesbîh,tahmîd,temcîd ve tehlîl okuyarak) buyurdu.

Yanî,(Sübhânallahivelhamdü lillahive lâ ilâhe illallahü vallahü ekber) diyerek Cennete ağaçdikiniz buyurdu.

Birhadîs-i şerîfde,

-Birkimse, Sübhânallahil'azîmve bihamdihi derse,onun için Cennetde bir ağaç fidanı dikilir, buyurdu.

Görülüyorki, Cennetağacı, dünyâda harfler ve sesler şeklinde, bu kelimeye yerleşdirilmişolduğugibi, Cennetde, bu kemâller ağaç şeklinde bulunmakdadır. Bunun gibi,Cennetdebulunan herşey, dünyâdaki ibâdetlerin, iyi işlerin netîceleridir.Allahüteâlânın kemâllerinden herhangi biri, bu dünyâda, iyi sözlerde ve iyiişlerdeyerleşdirilmiş olduğu gibi, bu kemâlât, Cennetde, lezzetler, nimetlerperdesi altında meydâna çıkar. Bunun içindir ki, oradaki lezzetleri,nimetleriAllahü teâlâ beğenir. Bunları tadmak, Cennetde sonsuz kalmağa ve Allahüteâlâya kavuşmağa sebeb olur. Zevallı Râbi'a (rahmetullahi aleyhâ) eğerbu inceliği anlamış olsaydı, Cenneti yakıp yok etmeği düşünmezdi. Onabağlılığı,Allahü teâlâya bağlılıkdan başka sanmazdı! Kaynak: Mektubat,İmam-ı Rabbani, 1. Cilt302.Mektup
Cennet deAllah'ın Görülmesi

Allah'ın Âhirette Görülmesi (Rü'yetullah). Müminler,âhirette, cennete girdikten sonra Allah'ı göreceklerdir. Bu görmeninmahiyeti hakkında kesin bilgi yoktur. Ancak bilginler Allah'ı görmeolayında, bu dünyada varlıkların görülmesi için zorunlu olan şartlarıngerekmediğini ileri sürmüşlerdir.



Kur'ân-ı Kerîm'de "Yüzler vardır ki, o gün ışıl ışılparlayacaktır.Rablerine bakacaklardır" (Kıyâmet,22-23) buyurularak, âhirettemüminlerin Allah'ı görecekleri haber verilmektedir.

Resulullah (sav) buyuruyor:

"Muhakkak ki siz şu ayı görüşünüz gibi, Rabbinizi degöreceksiniz. Ve o sırada izdihamdan ötürü birbirinize zarar vermiş deolamayacaksınız"

"CennetliklerCennet'e girdiği zaman Allah (c. c.) şöyle buyuracak:

"Size dahada vermemi istediğiniz bir şey var mı?" Cennetlikler de Şöyle derler:

"Yüzlerimiziak çıkarmadın mı, bizi Cennet'e koymadın mı, bizi Cehennem'denkurtarmadınmı? (o yeter)."

Rasûlullahsözlerine devam buyurarak:

"Cenâb-ı Hakperdeyi kaldırır, Cennetliklere artık Rablerine bakmaktan dahasevimligelecek hiç bir şey verilmiş olmaz. "
MüminlerinAllah'ü Teâlâ'yı Cennet'te görmeleri, herhangi bir yön, yer ve şekildenuzak olarak vukû bulacaktır. Bunun keyfiyeti bizce meçhuldür.

"Allahbilir" deriz. Kur'an ve Sünnet'te bildirildiği için kesinlikle böyleinanırız.
Kaynaklar:
1) Cennet,
Durak PUSMAZ, Şamil İslamAnsiklopedisi
2)İlmihal, İman ve İbadetler, İsam, 1999

CennetteHangi Dil Konuşulacak?


CennetdiliArapça'dır
.
Değildir diyenlere deriz ki: Resululullah (s.a.v)buyuruyor:

"Üç hasletten dolayı Arabı seviniz:
Çünkü ben Arabım,
Kur'ân-ı Kerim Arapça olarak nazil olmuştur.
Cennet ehlininkonuştukları dil Arapçadır." (1)
AllahResülü, İkiCihan Serverinin (s.av) konuştuğu dil Arapça olacak da Cennetdili Arapça dan başka bir dil mi olacak. Hz.Adem (a.s) yeryüzüneindirilmeden Arapça konuşacak da, Cennet dili mi Arapça olmayacak?


Hz.Aişe r.a.buyuruyor:
Cennet ehli Muhammed aleyhisselamın diliylekonuşacaklar. (2)

(Allahulalem)
Kaynak:
1)Feyzu'l Kadir, İmam Münavi, İbni abbas'tan rivayet edilmiştir.
2) Mevahib-ül Ledünniye, İmam Kastalani

CennetteKadın

Gerek cennetve gerekse cehennem, hem erkek ve hem de kadın kullar içinaçıktır,yaratılış bakımından bu iki cinsin cennet ve cehenneme girmeyihaketmede fırsat eşitlikleri vardır. Fiilen hak ediş ise serbest irade ilegerçekleştirilen iyi veya kötü davranışlara bağlıdır.
Kitap ve sünnetkaynaklarında yapılan açıklamaları, uslübü ve islamı tambilmeyenleryanlış anlamışlar, yanlış yorumlamışlar bunlardan, ilahi sıfatlar,mantıkve vicdan ile bağdaşmayan sonuçlar çıkarmışlardır. "Cennetinadetaerkek sultanların sarayı olması, kadınların orada da ikinci sınıfkullardurumunda oldukları, cehennemi dolduranların çoğunun kadınlarolması..."bu cümledendir. Bu yanlış anlayışları düzeltmek gerekirse;

Ayetlerdeve sayılançok az sayıda mütevatir (1)hadislerde, cenneteveyacehenneme girme ve ebedi mutluluğa erme bakımından kadının aleyhindeolanbir bilgi mevcut değildir. Bu kaynaklarda, "nimette-külfette, cezadamükafattaeşitlik" bulunduğu bildirilmektedir.
Cennetyalnızcaerkeklerin sarayları değildir; orada kadın da, erkek de saraylarınınsultanlarıdır.
Cennettekadınada erkeğe de dilediği, arzu ettiği, canının çektiği, elde edince mutluolacağı her şey verilecektir.
Cennetsonsuzbir mutluluk yeridir; ancak insanoğlu bu mutluluğu daha önce netanımış,ne tatmıştır. Bu sebeple insanların, dünyadaki zevkleri,alışkanlıkları,kadın-erkek ilişkisindeki cinselliği olduğu gibi ahirete taşımaları,naslarıbuna göre yorumlamaları gerçeğe uygun değildir.
Mütevatirolmayanhadislerde "cennette erkeklere ikişer adet dünya hatunu verileceği"bildirilmiştir.Bundan kadınların aleyhine ve erkeklerin lehine bir sonuç çıkarmakmümkündeğildir; çünkü bu da erkeklerin dünyada tattıkları ve arzuladıklarışeylerinkelimeleri kullanılarak- imrendirmek üzere- söylenmiş bir sözdür.Ayrıcakadın tek olmayı istiyorsa veya başka erke istiyorsa ona da bunlarverilecektir.Burada önmelki olan dünyadaki isteklerimiz ve yapımız ile cennettekiisteklerimiz,isteme kabiliyetimiz ve yapımızı birbirine karıştırmamaktır. Problemvarsaişte bu karıştırma sebebiyle vardır.
Vakı'asuresindehuriler kastedilerek "..onları bambaşka bir yapıda yeniden yarattım..." (56/22,37) buyurulmuştur.Müfessirler bu hurilerin dünyada yaşlanmış ve buruşmuş olarakvefateden kadınlar oldukların ifade etmişlerdir. Buna göre huriler de melekdeğil, insandır, dünyada yaşamış kadınlardır ve cennette sayılanerkeklerden daha fazladır.
Erkekve kadınolarak Allah Tealanı has ve arif kulları cenne, köşk, kadın, yiyecek,içecek,bağ ve bahçe için istamezler, cenneti aşık oldukları Cemal-i İlahiiçin,özledikleri Habibiullah (s.a.) için isterler.
Kaynak:Prof.Dr.Hayrettin Karaman'ın "İslam'daKadın ve Aile" isimli eserinin "Cennette Kadın" adlı yazısından özetlealınmıştır.
MütevatirHadis:Peygamberimiz'den bize kadar, haberin ve bilginin doğruluğundan şüpheetmeyeceğimizölçüde ve sayıda kimsenin naklede geldikleri hadisler.

Cennetşu anda var mı?
Ehl-i Sünnet inancınagöre, Cennet halen vardır,yaratılmıştır,hazırlanmıştır.Nitekim şu ayet bunu açıkça ifade eder:




"Rabbinizinmağfiretine ve eni göklerle yer kadar olan Cennet'e koşun. O Cennettakvasâhipleri için hazırlanmıştır. "(Âli İmrân, 133)
Peygamber Efendimiz (sav.)şöylebuyurmuşlardır:
"DemincekCennet ile Cehennem şu duvarın yüzünde bana arz olundu."
"Cennet banayaklaştı, o kadar ki, eğer cür'et edeydim salkımlarındanbir tânesini size getirebilecektim."

Cennetve Cehennem’in Ebedîlîği
Cennet’in de, Cehennem’in de varlığıebedî olarak devam edecektir.

Kur’an ve Sünnet nassları, hem Cennet’in,hem de Cehennem’in şu anda mevcut olduğunu, kıyamet, haşir ve hesapsüreçlerinden sonra Cennetlikler Cennet’e, Cehennemlikler Cehennem’egittikten sonra orada ebedî kalacaklarını açık bir şekilde ifadeetmektedir.

Şu kadar ki, Cennet’e gidenlerin hiç birisi oradan bir dahaçıkmayacak, ancak Cehennem’e gidenlerin bir kısmı, yani günahkârmü’minler, günahları miktarınca azap gördükten sonra Cehennem’den azadedilecek ve ebedî hayatlarına Cennet’te devam edeceklerdir.



Ancak; bizimvarlığımızın sonsuzluğunun, Allah Teala’nın varlığının sonsuzluğu“gibi” olmayacağını, zira bizim sonsuzluğumuzun da varlığımız gibi“mümkin”, O’nun sonsuzluğunun ise varlığı gibi “zorunlu” olduğunu unutmamak gerekir.


Kaynak: Cennet ve Cehennemin Ebediliği, Ebubekir Sifil, MilliGazete, 17/12/2005

Cennetyeryüzünde miydi?


"Biz: Ey Âdem! Sen ve eşin beraberce cenneteyerleşin..."
(Bakara Suresi 35)

Cennetyeryüzünde şeklinde zannedenler olmuşlardır. "Filistin'deyahut Fâris ile Kirmân arasında bir cennet idi. İnişi de oradanHindistan'a nakliydi." denilmiştir. Bu şöyle bir anlayışlasöylenmiştir: -Çünkü Âdem'in yaratılışı yeryüzünde olduğundaittifakvardır.
-Kıssada semaya yükselmesi zikredilmemiştir. Olsaidiöncelikle hatırlatılırdı.
-Bir de ebedi cennet olsaydı, çıkılmaz ve şeytan oraya giremezdi.

Ancakbu tahmin, göründüğü kadar makul ve tabii değildir. Âdem'in yeryüzüneinişi, yeryüzünde ortaya çıkması, akıl ve nakle daha uygundur.

-Ebedicennet de devamlı oturmak için girmekle, misafirolarak girmek arasında da fark vardır.
-"Cennet", ahirette müminlerin varacağı sevap evidirki,şimdi mevcut, fakat dünyada görüşten gizlenmiştir. Ve "Cennet"denilince Kur'ân dilinde bilinen budur.
-Âdem'in cennette oturması hali, ahiret âlemininmeydanagelişine benzer bir ilk oluştur. Ve bu durum bize göre bir makulâlemdir.
-Yeryüzü ile onun arasında mekanla ilgili biruzaklıktasavvuruna da lüzum yoktur. O da aynı feza içindedir.

Bunda aklayaklaştırmak için söylenebilecek olan söz: Âdem'in ruhunun bütün kemalkuvvetlerini haiz olarak, maddeye, önceki unsurlara ilk ilgisi, diğerdeyişle beşerin aslı olan ilk Âdem'le ilgili hücreciğin esîrî birşekilde oluşumu ve ondan eşinin ayrılmasıdır. Muhyiddin-i Arabî'nin birdeyişine göre, ruhun tabiata ilk verilişidir.

Kaynak: Elmalı Tefsiri Bakara Suresi 35.ayet


Cennet'inAnahtarı

Son sözü Kelime-i Tevhîd olan kimsenin mükâfatıCennet'tir.

Bu durumu hadisçiler şöyle yorumlarlar: Lâ ilâheillallah,Cennet'inanahtarıdır, ancak bu anahtarın dişleri vardır, onlarda ilâhiemirlerebağlı olmak itaat ve ibadet etmektir. Bir de "Lâ ilâhe illallah"demekle,birinin müslümanlığına hükmedilmez, "MuhammedünRasûlullah" (MuhammedAllah'ınpeygamberidir) sözünü de eklemesi gerekir.Hattaİslâm dininden başka bütün dinlerden uzak olması icab eder. Bu inançtaolan kimse, ehl-i kebâir (büyük günah işleyen) de olsa, günahıkadarCehennem'de ceza gördükten sonra Cennet'e girecektir.

Muaz b. Cebel (r.a.)'ın Hz. Peygamber (s.a.s.)'denrivayet ettiği şuhadis meseleyi açıklığa kavuşturur:
"-Hiç bir kimseyoktur ki, kalben tasdik ederek Allah'dan başka ilâh olmadığına veMuhammed(s.a.s.)'in, Allah'ın kulu ve resûlü olduğuna Şehadet etsin de,Allahona Cehennem'i haram etmiş olmasın (herhalde harâm eder)"
Ehl-i Sünnetve'l-Cemâat inancına göre, "Lâ ilâheillallah, Muhammedün Rasûlullah"diyenve bunun gereğince iman edip salih amel işleyen her kimseAllah'ınizniyle mutlaka Cennet'e girecektir. Cennetlikler, hastalık,sakatlık,ihtiyarlık, huysuzluk vs. hallerden uzak olarak yaşayacaklardır.
Kaynak: Cennet, Durak PUSMAZ, Şamil İslamAnsiklopedisi

CennettinTabakaları

İbn Abbâs(r.a.)'dan gelen bir rivayette, Cennetin yedi tabakası olduğuhaber verilmektedir. Bu tabakalardan herbirinde,müminlerin yaptıkları iyi işler karşılığında girecekleri veya yükselecekleriderece veya mertebeler vardır. Bunlar:
1-Nâim Cenneti: "Beni Cennetü'n-Nâim'invarislerinden kıl... "
(Şuârâ, 85) (Ayrıca bk. Mâide,65; Tevbe, 21; Yunus,9)

2-Adn Cenneti: "Şüphesizki, iman edenler ve güzel amel işleyenler yok mu, işte onlar mahlûkatınen hayırlısıdırlar. Onların mükâfâtı Rableri katında And Cennetleridirki onların altlarından nehirler akar, orada onlar ebedî kalıcıdırlar,Allahonlardan razı olmuştur, onlar da ondan razı olmuşlardır. BuRabb'inden korkanlar içindir. "
(Beyyine, 8, Ayrıca bk. Tevbe, 72; Ra'd, 23; Nahl,31)

3-Firdevs Cenneti: "Şüphesiz,iman edip güzel amel işleyenler için barınak olarak Firdevs Cennetleri.vardır"
(Kehf, 107 ve Mü'minun, 11)

4-Me'vâ Cenneti: "İman edipgüzel amel işleyenlere gelince, onlar için Me'vâ Cennetleri vardır. "
(Secde, 19 ve Necm, 15)

5-Dârü's-Selâm: "HalbukiAllahDârü's-Selâm'a çağırıyor ve O, dilediği kimseleri dosdoğru bir yolahidâyetbuyurur. "
(Yunus, 25 ve En'âm, 127)

6-Dârü'l-Huld: "ORab ki,fazlından bizi durulacak yurda (Cennet'e) kondurdu."
(Fâtır, 35)

7) İlliyyûn :

Her ne kadarİbn Abbâs Cennet'in tabakalarını yedi ile sınırlandırmışsa da,ayetlerdenanlaşıldığına göre, Cennet'in bir çok tabakası vardır. Burada İbnAbbâs'ın haber verdiği ve ayetlerde adları geçen Cennet tabakaları,Cennet'in en yüksek tabakalarıdır. Çünkü bu tabakalarda da bir çoktabakavardır. Nitekim Allah Teâlâ'nın Nâim Cennetleri veya "FirdevsCennetleri"şeklindeki çoğul ifade eden ayetleri buna delildir.
Kaynak: Cennet, Durak PUSMAZ, Şamil İslamAnsiklopedisi

CennetliklerKimlerdir?
Kur'anveSünnet'te ifade buyrulduğuna göre, peygamberlerin davetine uyup imanedenve amel-i sâlih işleyen kimseler Cennet'e gireceklerdir. Bukimseler Cennetliktir. Esasen Allah'a ve insanlara karşıgörevleriniyerine getirmekle insan daha dünyada iken manevî bir huzura kavuşur,maddîrefah sağlanır ama tam manasıyla huzur ve kardeşlik Cennet'tegerçekleşir:


"Takva sahipleri, elbetteCennet'lerde ve pınarlardadırlar. Girin orayaselâmetle, emin olarak. Biz, O Cennetliklerin kalblerindeki kinleriçıkarıratarız. Hepsi kardeşler olarak tahtlar üzerinde karşı karşıyaotururlar.Orada kendilerine hiç bir zahmet dokunmaz ve onlar oradançıkarılacakda değiller." (Hicr,45-48).


Kur'an-ı Kerîmde:
-Namazını eksiksiz kılanlar, malından bir kısmınıyoksullaraayıranlar,ceza-hüküm gününe inananlar, Allah'ın gazabından korkanlar,ırzlarınasahip olanlar, sözlerine ve emânete sadık kalanlar, doğruşahitliktebulunanlar (1).

-Cenâb-ı Hakk'ın rızasını dileyereksabredenler (2);
-Şükredenler (3)
-Yürekten tövbe edenler (4)
-Allahyolundacanını feda eden şehitler (5)
-Allah'ayönelmişbir kalble idealize olmuş müslümanlara "Allah'ın ölçüsünde Allah'ayönelenlere"(6)içinde ebedîkalınacakCennet'e girecekleri yüceRabbimiztarafından müjdelenmiştir.

"İmran b. Husayn(r.a.)'dan rivayete göre Hz. Peygamber (s.a.s.) Cennet ehlininçoğununfakirler olduğunu ifade buyurmuşlardır . Hadis yorumcuları bunuşöyleaçıklarlar. Bir çok kötülükleri insana mal işletir. Çoğu insan malyüzündenazar. Onun için maldan mahrum fakirler çoğunluğu oluşturduğundanbunlarınCennet ehlinin çoğunluğunu teşkil etmesi de olağandır.

Kaynak: Cennet, Durak PUSMAZ, Şamil İslamAnsiklopedisi

1) Meâric,70/23,24, 25, 26, 27, 29, 33
2)
Ra'd,13/20, 21, 22, 23
3)Ahkâf,35/15-16
4) Tahrim, 66/8
5)
Bakara, 2/154
6) Kaf, 50/31-34
Eşler Cennette Birlikte mi Olacak?
Müslümanolan eşler için Kur'an-ı Kerim şöyle diyor.

"Siz ve eşleriniz cennete girin oradaağırlanacaksınız."

(Zuhruf, 70)

"O gün cennetlikler eğlence içinde zevksürecekler. Onlar ve eşleri gölgeliklerde, koltuklar üzerindeyaslanacaklar. Onlar için orada meyveler ve arzu ettikleri her şeyvardır."

(Yasin, 55-57)

"Biz Cennet kadınlarını yepyeni bir yaradılışla yaratacağız. Onlarıbakire yapacağız. Kocalarına düşkün ve aynı yaşta. Bütün bunlar ameldefterlerini sağdan alanlar içindir."
(Vakıa, 35-38)

Bu ayetlerin beyan ettiği şey şudur. Eşlerin ikiside müslüman isecennette birlikte olacaklardır.

Kaynak: Ahiretten Haber Var, Rauf Pehlivan,Motif Yayınları, Temmuz 2009
Zebani

Cehennemegidenlerle meşgul olan melek, cehennemlikleri cehenneme atmaya memuredilen melek, cehennem bekçisi. Çoğulu "zebâniyyûn"dur.

Cehennem bekçisi olanzebânîler, azap melekleri diye tavsif edilmiştir.Kur'ân-ı Kerîm diliyle zebânî, "Cehennem koruyucusu"dur.




Kur'ân-ıKerîm'in altı ayrı sûresinde dokuz âyette (Zümer, 71, 73; Duhân, 47-50;Tahrîm, 6; Mülk, 8; Müddessir, 31; Alak, 18) "zebânî" kelimesineatıflar vardır.

Kelime açık olarak ve "ez-zebâniyye" şeklinde yalnız bir âyette (Alak,18) geçmektedir.

Müddessir, 30. âyetinde zebânilerin sayısının 19 olduğu açıklanmış,onların melek olduğu özellikle belirtilmiştir.

Kur'ân-ı Kerîm'deki "zebânî" kelimesinin atıf şeklinde geçtiği âyetmeâllerinin ilgili cümleleri şöyledir:


"Biz o ateşin bekçiliklerinemeleklerden başkasını memur etmedik"
(Müddessir 31)

"Ey iman edenler, gerekkendilerinizi, gerek ailelerinizi öyle birateşten koruyun ki, onun yakacağı insanla taştır. O ateşin üzerinde irigövdeli sert tabiatlı melekler vardır..."
(Tahrîm, 6)

"Oküfredenler, ayrı ayrı bölükler halinde cehenneme sürüldü. Nihayetoraya geldikleri zaman onun kapıları açıldı. Cehennemin bekçilerionlara şöyle dedi..."

(Zümer, 71)

"(Zebânilere); Tutunonu da denilir,sürükleyerek cehennemin tâortasına götürün"
(Duhan, 47)

Bu meâller dikkatle incelendiğinde Müddessir, 31 ve Zümer, 71âyetlerinde zebânilerin "Cehennem bekçileri" ve "Melek" oldukları,Tahrîm, 6 âyetinde ise cehennem görevlisi zebânîlerin "Sert tabiatlımelekler" olduğu açıklanmıştır. Duhan, 47. âyetinde zebânîlerin"Cehennemlik kişileri iteleyerek" cehenneme attıklarına atıf vardır.Zebânî kelimesi bir tek âyette, "Biz de zebânîleri çağırırız" (Alak,18) açık olarak geçmektedir.


Fahruddiner-Râzî "ez-Zebâniyye"yi, "Onlar ehl-i meclis ve ehl-i meşveret olanazab melekleridir ki, şiddetle tutmak ve atmakla cehennemin işlerinememur olmuşlardır" şeklinde açıklamıştır. İnsanları şiddetle cehennemeitmeğe muktedir oldukları için onlara "zebânî" denmiştir.


Kaynak: Zebani, OsmanCİLACI, Şamil İslamAnsiklopedisi




































Sayfa başına dön Aşağa gitmek
huzeyfe
Süper Moderatör


Mesaj Sayısı: 1758
Rep Gücü: 3810
Rep Puanı: 23
Kayıt tarihi: 28/03/09

MesajKonu: Geri: Ayet ve hadislerde; "ahirette hesap"Cennet Cehennem vs    Salı Ekim 26, 2010 2:14 pm

Cennet'inGüzellikleri


Kur'an'daCennet'in niteliklerinden bazılarına şu şekilde değinilir:
1- Altlarındanırmaklar akan, birbiri üzerine bina edilmiş yüksek köşkler (1),güzel meskenler (2)
2- Türlü ağaçve meyvalara, akar kaynaklara, görünüş ve kokusu güzel, isteyenlerinyanınakadar sarktığından koparılması kolay, türlü bol meyvelere sahip (3) 3- Gönlün çekeceğiher türlü yemek ve etler, türlü kokulu içecekler, temiz şaraplar veçeşitçeşit tükenmez nimetleri içeren bir mekân. "Onlara Cennet'tebir meyve, içlerinin çekeceği bir et verdik (vereceğiz)" (4) "Canlarınisteyeceği ve gözlerin hoşlanacağı ne varsa, hepsi oradadır. Siz deoradadevamlı olarak kalacaksınız. İşte bu, sizin çalıştığınız amellersebebiylemirasçı kılındığınız Cennet'tir. Sizin için orada çokmeyveler vardır,onlardanyiyeceksiniz." (5) "Cennet şarabından(dünya Şarabı gibi) mide ızdırabı yoktur" (6)

4- Cennet'tehayat sonsuzdur, kin yoktur, boş lâf ve günah'a sokacak söz işitilmiş."Biz o Cennetliklerin kalblerindeki kinleri çıkarır atarız. Hepsikardeşler olarak tahtlar üzerinde karşı karşıya otururlar. Orada kendilerine hiç bir zahmet dokunmaz ve onlar oradan çıkarılacak dadeğillerdir" (7)

"Onlar Cennet'tene bir boş laf işitirler ne de bir hezeyan. Ancak bir söz işitirler:Selâm.. (birbirleriyle selâmlaşır dururlar)." (Cool
5- Cennetnimetleri insan hayalinin erişemeyeceği güzelliktedir. Cennet'i aslındadünya ölçüleriyle tarif etmek mümkün değildir. BununlaberaberCennet'teki eşsiz nimet ve saltanatı anlayabilmemiz için Allah Teâlâonu bize şu şekilde tasvir etmiştir: (9)
"İştebu yüzden Allah onları o günün fenâlığından esirger.


  • (Yüzlerine)parlaklık, (gönüllerine) sevinç verir.

  • Sabretmelerinekarşılıkonlara Cennet'i ve oradaki ipekleri lütfeder.

  • Orada koltuklarakurulmuşolarak bulunurlar.

  • Ne yakıcı sıcak görürlerorada, nede dondurucu soğuk.

  • Ağaçlarının gölgeleriüzerlerine sarkar; kolaycakoparılabilen meyveleri istifadelerine sunulur.

  • Yanlarında gümüş kaplarve billür kaselerle, gümüşî beyazlıkta şeffâfkupalarla dolaşılır ki ölçüsünde tavinvetakdir ederler.

  • Onlara orada bir kâsedeniçirilir ki karışımındazencefil vardır. (Bu şarap) orada bir pınardandır ki adınaSelsebildenir.

  • Cennettekilerin etrafında öyle ölümsüz genç nedenlerdolaşırki, onları gördüğünde kendilerini etrafa saçılıp dağılmış incilersanırsın.

  • Ne yana bakarsan bak,(yığınla) nimet ve ulu birsaltanatgörürsün.

  • Üzerlerinde ince yeşilipekli,parlak atlastanelbiselervardır.

  • Gümüş bileziklertakınmışlardır. Rableri onlara tertemiziçecekleriçirir.

Onlara: "İşte bu sizinişlediklerinizin karşılığıdır,çalışmalarınızşükre değer" denir. "

Cennet'in tasvirikonusunda söylenecek son söz şu kudsî hadisin ifade ettiği durumdur:

Hz. Peygamber(s.a.s.) şöyle buyurmuştur:

Cenâb-ı Hakbuyuruyor ki:

"Salih kullanımiçin ben, Cennet'te hiç bir gözün görmediği hiç bir kulağınişitmediğive hiç bir insan gönlünün hatırlamadığı bir takım nimetler hazırladım."
Başka bir hadislerindede, Rasûlullah (s.a.s.) Cennet'in gümüş ve âltın kerpiçten yapıldığını,harcının misk, taşlarının inci ve yakut olduğunu, orayagirenlerinbolluk ve refâh içinde, üzüntüsüz ve kedersiz yaşayacağını ebedîkalacaklarını, ölmeyeceklerini, elbiselerinin eskimeyeceğini vegençliklerininyok olmayacağını ifade eder. Kaynak: Cennet, Durak PUSMAZ, Şamil İslamAnsiklopedisi

1)
Zümer, 20
2) Tevbe, 72
3) Rahmân,54-58
4) Tûr,21
5)
Zuhruf, 71-73
6) Saffât,47
7) Hicr,47-48
Cool Vâkıa, 25-26
9)
İnsan, 76/11-22
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
huzeyfe
Süper Moderatör


Mesaj Sayısı: 1758
Rep Gücü: 3810
Rep Puanı: 23
Kayıt tarihi: 28/03/09

MesajKonu: Geri: Ayet ve hadislerde; "ahirette hesap"Cennet Cehennem vs    Salı Ekim 26, 2010 2:22 pm

- Kuran-ı Kerim'de Ebedi Yurdumuz Olan Cennet




Prof. Dr. Ahmet Coşkun
Erciyes Üniv. İlahiyat Fakültesi
Tefsir Ana Bilim Dalı
Öğretim Üyesi


Geçici dünya hayatımız için yaptırmayı arzu ettiğimiz evimizin semtini ve plânını uzun uzadıya düşünür dururuz. Coğrafya kitaplarını alır, sadece kendi yurdu muzu tanımaya çalışmakla kalmaz, ta Amerika'yı, Avustralya'yı öğrenmeye, tanımaya kalkarız. Bunun gerekli olduğuna da inanırız. Pekiyi ya ebedi yurdumuz olan cenneti? Cenneti ta nımaya, Avusturalya'yı tanımaktan daha mı az ihtiyacımız vardır? Bir zamanlar, bu konu beni iyice düşündürmüştü. Elime bir coğrafya kitabı aldım, bir memleketi açtım; o memleketle ilgili büyük başlıkları bir kâğıda yazdım, sonra Kur'ân-ı Kerîm'i açtım, il gili âyetleri aramaya koyuldum. Şu sonuçlara vardım:
1. Cennetin yüzölçümü ve sınırları: Âl-i İmran Sûresi'nin 123 ve Hadîd Sûresi'nin 21. âyetlerinde bu konuda bilgi verilmektedir. Yalnız bu âyetlerde cennetin sadece eni, genişliği, gökler ile yer birbirine eklendiği zaman nasıl bir alan meydana gelirse işte o kadardır ve Cennet hâlihazırda Cenâb-ı Mevlâmız tarafından yaratılmış olup içinde ebedî kalacak sahipleri için bekletilmektedir.
2. Cennetin iklimi: Dehr Sûresi'nin 13. âyetinde anlatılıyor. Bu âyete göre, Cennette ne yakıcı bir güneş, ne de üşütücü, dondurucu bir zemheri soğuğu vardır. Cennetin ik limi, ruhu ve bedeni okşayan pek hoş bir iklimdir. Ra'd Sûresi'nin 35. âyetinde, Cennette devamlı bir gölgenin, huzur verici bir serinliğin mevcudiyeti de bildirilmekte dir.
3. Cennetin akar suları ve pınarları: MuhammedSûresi'nin 10. âyetinde haber veriliyor. Cennetin, berrak tatlı su, süt, şurup ve bal şeklinde akan dört büyük nehri vardır. Muhtelif âyet lerde de Cennet anlatılırken, "altından(aralarından) ırmaklar akan" ifâdesine sık sık rastlanıyor. Birçok âyete göre Cennet, sanki şarıl şarıl suların aktığı yeşillikler diyarıdır. Namazlarda sık sık okuduğumuz "İnnâ A'taynâ" ya ad olan "Kevser" Cennetin büyük havuzunun da adı dır. Yalnız bu kelime nehir olarak da açıklanmıştır. Hamdi Yazır merhum, "Kevser" ke limesi için "Cennete mahsûs bir nehir adıdır ki, Cennetin bütün ırmakları ondan mey dana gelir." şeklindeki bir tefsiri naklediyor.
Cennette ayrıca kaynak sularından da bahsediliyor. "Ayn" ve bunun çoğulu olan "Uyun" ve "Mein" kelimeleri Cennetteki gözeleri ve kaynak sularını ifâde eder. Demek, güzelim yeşilliklerin arasından yayla suları gibi berrak soğuk sular çıkmakta, yeşillikli, çiçek kokulu dağları insana hatırlatmaktadır. Ayrıca bu sular, Cennet ehli tarafından ne tarafa istenirse o tarafa doğru fışkırtılabilmektedir. DehrSûresi'nin 6. âyetinde şöyle buyruluyor: "bir kaynak ki, Allah'ın kulları ondan içerler, istedikleri yere de, fışkırtarak akıtırlar."
Kur'ân'ı Kerîm'de, Cennet sularının bazı özellikleri ve güzelliklerinden de bahsolunmuştur. Meselâ Dehr Sûresi'nin 17. ve 18. ayetlerinde. "Orada, zencefil karışık bir kâse ile içirilirler. O pınara "Selsebil", (tatlı su) denir. Bu suların insana serin lik ve hoş bir lezzet veren bir nevi baharata benzer katkıları vardır. Mutaffifûn Sûresi'nde "Rahîk-ı Mahtûm"denen bir cins şurubdan bahis vardır ki, özel kaplar içinde ve ağzı mühürlü olup, bu suretle tertemiz bir vaziyette sahibine sunulmaktadır. Bu şurubun son içiminde ise lezzetle beraber, misk kokusu vardır. Dil bu lezzeti tadar ken, koku alma duygumuz da onunla birlikte misk kokusu ile mest olacaktır.
Cennetin su kapları da muhtelif sûrelerde tasvir buyrulmuştur. Meselâ Gaşiye Sûresi'nin 14. âyetinde, "orada -yanlarına- konulmuş kadehler vardır"; Nebe' Sûresi'nin 34. âyetinde "Dolu dolu kadehler var" buyrulurken; DehrSûresi'nde şu açıklamalar yer alıyor: "İyiler karışımı kâfur olan bir kadehten içerler." Bu sûrenin 15. ve 16. âyetlerinde bu kaplardan şöyle bahis var: "Yanlarında gümüşten kaplar, billur kupalar dolaştırılır. Gümüşten kaplar ki, onları türlü ölçü ve biçimlere koymuşlardır."
4. Cennette yiyecek ve giyecekler: Cennette gıda maddesi olarak hep şuruplar, özel lezzeti olan sular ve meyvelerden başka, ekmek gibi gıdalardan bahis yoktur. Yalnız Vakıa Sûresi'nde Cennetlilerin canları nın çektiği kuş etinin bile mevcudiyeti anlatılmıştır. Elmalılı Hamdi Yazır, Cennetle il gili bu âyetleri tefsir ederken; cennette yenilecek, içilecek şeylerin beslenmek için değil de lezzet almak için olduğunu açıklıyor. Kuran-ı Kerim’in bütününe serpiştirilmiş olarak üzüm, hurma, nar, muz, kiraz, et ve kuş eti gibi nimetler geçmektedirler. Kur’ân’ı Kerîm'de cennette giyim eşyası olarak "sûndüs" denen ince ipek ve "istebrak" denen kalın ipek geçiyor. Bu kelimeler bazı âyetlerde "yeşil" sıfatı ile nitelendi rilmiş, "yeşil ipek" şeklinde, bazı âyetlerde de "harir" sadece ipek olarak zikredilmiş bulunmak tadır.
5. Cennet Evleri: Kur'ân'ı Kerim'de Cennet evleri, birer köşk, birer saray, birer villâ, birer malikâne şeklinde tasvir olunmaktadır. Bu binalar en güzel en şen yerlere ku­rulmuşlardır. Yerleri ve yapıları birbirlerinin ihtişamı ve güzelliklerini arttırmaktadır. Cennet köşkleri hakkında bigi edinmek için şu âyetlerin tefsirlerini okumalıyız: (Furkan, 75; Zümcr, 20; Ankebut, 58; Sebe, 37; Tevbe, 24,72).
Yine Tecrîd-i Sarih Tercümesinin 9. cildinde 1341 numaralı hadîsi şerîfte, Peygamber Efendimizin rüyasında Cennette Hz. Ömer'e ait bir köşkü gördüğünü haber verdiği bildirilmektedir.
Kur'ân'ı Kerîm'de cennet köşklerinin tefrişi, yani sergilendirilmesi ve döşenmesi hakkında da bilgi verilmektedir. Cennet tasvirleri arasında yer alan "erâik" kelimesi, gelin-güveyin zifaf odası için hazırlanmış, süslenmiş koltukları ifâde eder. “Fürûş” keli mesi, döşekler demektir. Bu döşeklerin tasviri de yapılmış; içlerinin kalın atlasdan ol duğu ifâde edilmiştir. Gâşiye Sûresi'nin 13, 15, 16. âyetlerinde, dekorasyonu meydana getiren malzemeler şöyle tamamlanıyor: "Orada yükseltilmiş tahtlar, dizilmiş yastıklar, serilmiş halılar vardır." Cennet köşkleri ile ilgili olarak Riyâzu-s Sâlihîn'in 2. cildinden 632 ve 711 no’lu hadisleri okuyup üzerlerinde düşünmemiz de faydalı olacaktır.
6. Cennette aile hayatı: Cennet konusunda merak edilecek bir nokta da; acaba baba, anne, çocuklar, karı-koca bir araya gelecek ve buluşup görüşecekler midir? Buna Ra'dSûresi'nin 23, 24 ve 25. âyetleri ile Tür Sûresi'nin 17-22. âyetlerinde açıklama getirilmiştir. Buna göre, cen nette baba, evlât, karı-koca gibi aile fertleri birbiri ile görüşecektir. Hatta hepsinin dere cesi aynı olmasa bile, derecesi yükseklerde olanları taltif için diğerleri onların yanına yükseltilecektir. Orada ayrıca dost ve ahbablar da görüşüp konuşacaklardır.
Cennetin üstün, ruhî, manevî ve zevkî gıdalarından birisi, yüksek mevki sahip leri ile bir arada bulunmaktır. Orada yüksek mevki sahipleri Peygamberler olduklarına göre, onlarla da buluşulacaktır. Ayrıca şehitler ve sıddıklar mertebesine yükselmek de mümkün olacaktır. Tecrîd-i Sarih Tercümesi ve şerhinin 1348 numaralı hadîsinde, bu konu yer almaktadır.
Aynı şekilde cennetteki karı-koca hayatı, eğelenmeler, sevişmeler de zevk içindir. Çünkü cennet nesil yeri, çoğalma, çoluk çocuk kazanma yeri değildir. Cennet hanımları hakkında muhtelif sûrelerde bilgiler bulunmakla beraber, Rahman, Vakıa ve Nebe', sûrelerinde bunlar hakkında daha etraflı tanıtmalar ve tasvirler yapılmıştır. Bu sûrelerde cennet kadınlarının yaşları, cazibeleri, kocalarına karşı cilveleri ve bağlılıkları, temizlik leri, nezâket ve edepleri, ruhu okşayan bir üslûpla dile getirilmektedir.
Ayrıca Tecrîd-i Sarîh Tercümesi ve Şerhinin 9. cildinde yer alan 1342 ve 1343 numaralı hadîsler de cennet hanımlarının hallerini tasvir ediyor. Bu iki hadîste, cennetle il gili daha başka önemli bilgiler de vardır.Yasin Suresinin 56. Ayetinde de şöyle buyrulmaktadır:’’ Hem kendileri hem eşleri gölgeliklerde, tahtlarına kurulurlar.’’
7. Cennette ağırlanma ve ikram: Cennette yapılan hizmetler, ikramlar, izzetler, insana devamlı olarak misafirlikte gördüğü ikram hissini verecektir. Cennetin en iyi bir konaklama yeri olduğu âyetlerde belirtilmiştir. Sık sık misafire yapılan ikram şeklinde, cennet ehline ikramlar yapılacağı anlatılmaktadır (Âl-i İmrân, 198, Secde, 19 Fussilet. 32).
Cennetlilerin ağırlanacağı yerler olarak 8 ayrı bölümden bahsedilmektedir. Kur’an’ı Kerim’de sık geçen “Adin” ve “Firdevs” Cennetleridir. İnsanlar, kulluk dereceleri ve Allah nezdindeki değerlerine göre bu özel mevkilerden birinde ağırlanacaklardır. Meselâ Kehf Suresi’nin 107 ve 108. ayetlerinde şöyle buyurulur: “Onlar için bir ağırlama yeri olarak Firdevs Cennetleri vardır. Oradan, yani Firdevs Cennetleri’nden hiç ayrılmak istemezler.” Cennette ağırlanmanın sonsuz olarak devam edeceğinin bildirilmesi, dünyada olduğu gibi geriye alınmayacağının müjdelenmesi, Cennet ehlinin mutluluklarını kat kat artırmış olacaktır.
A'raf Sûresi'nin 43-51 âyetlerinde cennet ehli ile cehennem ehlinin birbiri ile gö rüşeceklerine ve cehennem ehlinin, cennetlilerden medet umacağına dair bilgiler var. Bu âyetlerin tasvir ettiği bu tabloyu ve A'raf ehlinin vaziyetini de tefsirlerden görmeliyiz.
Cennette cismânî ve maddî nimetler tasvir edilirken, hayatımızda ne olduğunu hiç duymadığımız, bilmediğimiz gözümüzü ve gönlümüzü doyuracak, bizi tatminlerin en büyüğüne ulaştıracak daha nice nimetlerin bulunduğunu da âyetlerde ve hadîslerde oku maktayız (Zuhruf, 71; Rıyazu's Sâlihîn, 1913 nolu hadîs, Tecrîd-i Sarîh Tercümesi ve Şerhi: 17-20; 10 Kere 40 Hadis, 21, 40, 32 no’lu hadîs).
Kur'an-ı Kerîm'de cennet nimetleri bu kadar canlı ve teferruatlı bir şekilde ortaya konduğu halde, gene de Dehr Sûresi'nin 20. âyetinde şöyle bir hülâsa verilmiştir: "Cennette nereye baksan bir nimet ve büyük bir mülk görürsün."
Cennete giren herkes, yerini arayıp sormadan dünyadaki evi gibi rahatlıkla bulabilecektir. Muhammed Sûresi'nin 6. âyetinde şöyle buyruluyor: "Allah, onları dünyada iken kendilerine tarif ettiği cennete sokacaktır." Cenneti, Kur'an-ı Kerîm'in tanıttığı ve tarif ettiği ölçüde öğrenmemiz gerektiğini de bu âyet belirtmektedir.
8. Allah’ı görmek: Yaşanmadıkça mahiyeti bilinmeyen en heybetli, en sevinç ve heyecan verici olay Allah’ı görmektir. Cennetliler, Allah; mekândan münezzeh olduğu halde, Cennetten O'nu göreceklerdir. Buna Yûnus Sûresi'nin 26. , Leyl Sûresi'nin 7. ve Kıyame Suresi’nin 23. âyetlerinde işaret olunmuştur. Peygamberimizin "Siz Rabbinizi dolunay şeklindeki ay'ı gördüğünüz gibi görecek siniz." Hadîsi de delildir. Akâid kitaplarımızda da, Rü'yetullah'ın (Allah'ı görmek) dini mizce hak ve sabit olduğu anlatılmıştır. Muhakkak ki kelimelerin ifâde etmekten âciz olduğu bu hal, bizi mutlulukların en üstününe ulaştıracak, işte o zaman yaratılışımızın asıl mânasını anlamış bulunacağız. Dünyadaki kulluk derecemizin ölçüsünde, Cenâb-ı Mevlâmızın cemâli ile şereflenmekten zevk alacağız. Elmalılı Hamdi Yazır merhum, Dehr Sûresi'ni tefsir ederken, zaman zaman kendi bilinen üslubunun dışına çıkıyor, dün yayı mı yoksa âhireti mi anlattığını unutuyor. Cennet şarabını anlatırken, birden bire ilâhi aşk şarabını anlatmaya dalıyor. İnsan bu sûrenin tefsirini okurken, Hamdi Yazır merhumu, huriler ve köşklere karşı Cenâb-ı Hakkın cemâlini dileyen Yûnus Emre hava sında görmeye başlıyor. Bunun için Dehr Sûresi'ni etraflıca incelemeliyiz, anlamadığı mız ifâdeler ve terkipler varsa öğrenmeli ve bu sûreyi devamlı olarak bir kaç günde bir okumalıyız.
Çünkü bu sûrenin evvelinde, cehennemlikler için hazırlanan alevli ateş, zincirler, demir halkalar hatırlatılıyor. Mü'minlerin cehennem karşısında dehşet duymaları gerek tiği ifâde olunuyor; sonra cennet tasvirlerine başlanıyor. Zâten cennet ve cehennem kar şısında korku ile ümit arasında bulunmak esastır.
Mü'minler, Allah'ın rahmetini uman cennetini isteyen ve azabından korkan kim selerdir. Efendimiz "Cennet size ayakkabınızın bağından daha yakındır. Cehennem de böyledir." (Riyazu's Sâlihîn; 448 nolu hadîs) buyurmuştur.
9. Dünyamızı Cennete benzetmek: Bu konuyu bitirirken, son olarak şu hususu hatırlatmak isterim: Kur'an'ı Kerim'den cennet tasvirlerini incelemenin bir önemi de şudur: Cennet tasvirleri bize ebedî yurdumuzu tanıtırken, bir mü'minin dünyasını da tasvir etmektedir. Mü'minin dünyası da âhireti, cenneti kadar güzel ve düzenli olmalıdır.
Dünya, cennetin bir teşhir salonu gibidir. Dünyadaki her şey, her nîmet cennetteki benzerlerini göstermektedir. Fakat bir taraftan da cennet, dünyanın numu nesini vermektedir. Elmalılı Hamdi Yazır merhum, Bakara Sûresi'nin 25. âyetindeki"Müteşâbihen" kelimesine dayanarak, mü'minlerin aile ve cemiyet hayatlarının aynen cennet hayatına benzemesi gerektiğini açıklıyor. İslâm diyarının pırıl pırıl, tertemiz, her tarafı yemyeşil, insanları edepli ve nezaketli, her tarafından şarıl şarıl sular akan, her ta rafı huzur kokan bir yurt olması gerektiğini bu âyetin mânasından çıkarıyor. Bir de RahmanSûresi'nin 46. âyeti olan "Rabbinin makamından (insanların hesap vermek üzere durdukları yerden korkan kimseye) iki cennet var." Mealindeki âyetin tefsirinde, bu iki cennetten birisinin dünya cenneti, birisinin âhiret cenneti olduğunu bir kısım müfessirlerin ileri sürdüğünü anlatıyor. Kendi ifâdeleri şöyledir: "Dâr-ı İslâm dediğimiz müslüman vatanı da böyle olmak (yani cennet gibi olmak) lâzım gelir. Âyet "müteşâbihen" kaydı ile buna da işaret etmiştir. İnsanların hepsi Allah'tan korkmuş ve ona göre amel etmiş olsa lardı, dünyamızın her tarafı bir cennet kesilirdi" (Elmalılı Tefsiri, c. l, s. 275, 277).
10. Cennet – Cehennemin mahiyetleri: Kur’an’ı Kerim’de cennetle ilgili olarak bu kadar geniş bilgi verilmesine rağmen gene de bu konudaki ayetler, müteşabihattan sayılmıştır. Çünkü bu bahsedilen şeylerin mahiyetlerini, özelliklerini bilememekteyiz. Âhirete iman konusu gayba iman esasına dayanır.
Âhiretle ilgili âyetlerin üslup hususiyetleri de dikkat çekicidir. Cennet ve cehen nemi anlatan, buralara girecek olanların sözlerini nakleden âyetler hep geçmiş zaman kipinde kullanılmaktadır. Meselâ Fâtır Sûresi'nin 34. âyetinde, cennete girecek olanların büyük bir sevinç içinde, heyecanla şöyle diyecekleri bildirilmiştir: "Dediler ki: Bizden tasayı gideren Allah'a hamd olsun, doğrusu Rabbimiz çok bağışlayan, çok karşılık verendir." Görüldüğü gibi "diyecekler" yerine, geçmiş zaman kipiyle "dediler ki" kul lanılmıştır. Müfessirlerimiz bunun için "Tahakkuku vukuuna binâen", gelecek zaman yerine geçmiş zaman kullanılmıştır, diyorlar. Bunun mânası; Allah nezdinde olacak şey ler olmuş gibidir. Bunun için Cenâb-ı Mevlâmız âhirette olacak şeyleri olmuş gibi an latmaktadır.
Kur'ân-ı Kerim âhiretin varlığının aklen isbat edilebileceğinin pek çok misâllerini veriyor. Sık tekrarlanan bir benzetme, öldükten sonra dirilmeyi ilkbaharda bitkilerin, çiçeklerin, ağaçların canlanması örneğiyle açıklıyor. Bir ahiret, bir hesap gününün geleceği yukarıda işaret edildiği gibi aklen zorunludur. Eğer bir adalet, bir hesap günü olmasa, iyilik sahipleri mükafatlarını, zalimler cezalarını görmeyecekti. Bunu Allah’ın verdiği vicdanımız ve aklımız kabul edemiyor. Ahiret, cennet, cehennem konusunda tutumumuz şu olmalıdır: Bu konuda Kur'ân'ı Kerîm ve hadîsi şeriflerin açıkça bildirdiklerine gönülden inanırız. Fakat bildi rilmeyen şeylerin peşine düşmez, lüzumsuz sorular ve tecessüslerle zaman öldürme yo luna gitmeyiz. Biz, bu kısa sohbet yazımızda cennetle ilgili genel çizgilere dikkat çekmeye çalıştık.NOT: İsteyen, bu sohbet yazısını çoğaltıp dağıtabilir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
huzeyfe
Süper Moderatör


Mesaj Sayısı: 1758
Rep Gücü: 3810
Rep Puanı: 23
Kayıt tarihi: 28/03/09

MesajKonu: Geri: Ayet ve hadislerde; "ahirette hesap"Cennet Cehennem vs    Salı Ekim 26, 2010 2:25 pm

Resimlerle Cehennemle İlgili Ayetleri
Resimlerle Cehennemle İlgili Ayetleri Mumsema İslam Arşivi Resimlerle Cehennemle İlgili Ayetleri

Resimlerle Cehennemle İlgili Ayetleri



























Sayfa başına dön Aşağa gitmek
huzeyfe
Süper Moderatör


Mesaj Sayısı: 1758
Rep Gücü: 3810
Rep Puanı: 23
Kayıt tarihi: 28/03/09

MesajKonu: Geri: Ayet ve hadislerde; "ahirette hesap"Cennet Cehennem vs    Salı Ekim 26, 2010 2:30 pm



  • Cehennem ilgili hadisler


    Bismillahirrahmanirrahim..

    Melekler Mekanı - Cehennem Hakında ayetler
    Cehennem ateşine, 'küçültücü bir sürüklenme ile ' sürüklenecekleri gün; (Tur Suresi, 13)

    (Çünkü o gün) Suçlu-günahkarlar, simalarından tanınır da alınlarından ve ayaklarından yakalanırlar. (Rahman Suresi, 41)

    Boyunlarında demir-halkalar ve (ayaklarında) zincirler olduğu halde sürüklenecekler; (Mümin Suresi, 71)

    Kim çarçabuk olanı (geçici dünya arzularını) isterse, orada istediğimiz kimseye dilediğimizi çabuklaştırırız, sonra ona cehennemi (yurt) kılarız; ona, kınanmış ve kovulmuş olarak gider. (İsra Suresi,[/b]18)




  • İNKARCILAR CEHENNEMİN YAKITIDIRLAR

    Şüphesiz inkâr edenler, onların malları da, çocukları da kendilerine Allah'tan (gelecek azaba karşı) hiç bir şey kazandırmaz. Ve onlar ateşin yakıtıdırlar. (Al-i İmran Suresi, 10)

    Gerçekten siz de, Allah'ın dışında taptıklarınız da cehennemin odunusunuz, siz ona varacaksınız. (Enbiya Suresi, 98)

    Ama yapamazsanız -ki kesin olarak yapamayacaksınız- bu durumda kafirler için hazırlanmış ve yakıtı insanlar ile taşlar olan ateşten sakının. (Bakara Suresi, 24)

    Ey iman edenler, kendinizi ve yakınlarınızı ateşten koruyun ki onun yakıtı insanlar ve taşlardır; üzerinde oldukça sert, güçlü melekler vardır. Allah kendilerine neyi emretmişse ona isyan etmezler ve emredildiklerini yerine etirirler. (Tahrim Suresi, 6)

    Rabbinin rahmet ettikleri dışında. Onları bunun için yarattı. Böylece Rabbinin (şu) sözü tamamlanıp gerçekleşmiştir: "Andolsun, cehennemi cinlerden ve insanlardan, (kafirlerin) tümüyle dolduracağım." (Hud Suresi, 119)

    Eğer biz dilemiş olsaydık, her bir nefse kendi hidayetini verirdik. Fakat benden çıkan şu söz gerçekleşecektir: "Andolsun, cehennemi cinlerden ve insanlardan (İnkâr edenlerle) tamamıyla dolduracağım." (Secde Suresi, 13)


    KAFİRLER İÇİN SON VARIŞ YERİDİR

    Taşkınlık edip-azanlar için son bir varış yeridir. (NebeSuresi , 22)

    Onlara karşı apaçık olan ayetlerimiz okunduğu zaman, sen o inkâr edenlerin yüzlerindeki 'red ve inkarı' tanıyabilirsin. Neredeyse, kendilerine karşı
    ayetlerimizi okuyanın üzerine çullanıverecekler. De ki: "Size, bundan daha kötü olanını haber vereyim mi? Ateş... Allah, onu inkâr edenlere va'detmiş bulunmaktadır; ne kötü bir duraktır." (Hac Suresi, 72)

    İnkâr edenler, Beni bırakıp kullarımı veliler edindiklerini mi sandılar? Gerçekten Biz cehennemi kafirler için bir durak olarak hazırlamışız. (Kehf
    Suresi, 102)


    KALINACAK EN KÖTÜ YERDİR

    Allah'ın rızasına uyan kişi, Allah'tan bir gazaba uğrayan ve barınma yeri cehennem olan kişi gibi midir? Ne kötü barınaktır o. (Al-i İmran Suresi, 162)

    Kim kendisine 'dosdoğru yol' apaçık belli olduktan sonra, elçiye muhalefet ederse ve mü'minlerin yolundan başka bir yola uyarsa, onu döndüğü şeyde bırakırız ve cehenneme sokarız. Ne kötü bir yataktır o!.. (Nisa Suresi, 115)

    Kendisi hakkında hiç bir delil indirmediği şeyi Allah'a ortak koştuklarından dolayı küfredenlerin kalplerine korku salacağız. Onların barınma yerleri ateştir. Zalimlerin konaklama yeri ne kötüdür. (Al-i İmran Suresi, 151)

    (Ki bu) Cehennemdir. Ona yaslanırlar. Ne kötü bir karar (yeridir) o!.. (İbrahim Suresi, 29)

    Şüphesiz Allah, iman edip salih amellerde bulunanları, altından ırmaklar akan cennetlere sokar. İnkar edenler ise, ****lanırlar ve hayvanların yemesi gibi yerler; ateş, onlar için bir konaklama yeridir. (Muhammed Suresi, 12)

    CEHENNEM KAFİRLERİN BULUŞMA YERİDİR

    "Ve hiç şüphe yok, onların tümünün buluşma yeri cehennemdir." (Hicr Suresi, 43)

    DAR VE SIKINTILIDIR

    Elleri boyunlarına bağlı olarak, sıkışık bir yerine atıldıkları zaman, orada yok oluşu isteyip-çağırırlar. (Furkan Suresi, 13)






  • Cehennem ilgili hadisler

    PUSLU VE KARANLIKTIR

    Ve kapkara dumandan bir gölge içindedirler. Ki o, ne serindir, ne ferahlatıcı (kerim). (Vakıa Suresi, 43-44)

    DUVARLARLA ÇEVRİLİDİR

    O gün, münafık erkekler ile münafık kadınlar, iman edenlere derler ki: "(Ne olur) Bize bir bakın, sizin nurunuzdan birazcık alıp-yararlanalım." Onlara:
    "Arkanıza (dünyaya) dönün de bir nur arayıp-bulmaya çalışın" denilir. Derken aralarında kapısı olan bir sur çekilmiştir; onun iç yanında rahmet, dış
    yanında o yönden azab vardır. (Hadid Suresi, 13)

    UĞULTUSU VARDIR


    (Ateş,) Onları uzak bir yerden gördüğünde, onlar bunun gazablı öfkesini ve uğultusunu işitirler. (Furkan Suresi, 12)

    HOMURTUSU VARDIR

    İçine atıldıkları zaman, kaynayıp-feveran ederken onun korkunç homurtusunu işitirler. (Mülk Suresi, 7)

    KONUŞUR VE İNSANLARI ÇAĞIRIR

    O gün cehenneme diyeceğiz: "Doldun mu?" O da: "Daha fazlası var mı?" diyecek. (Kaf Suresi, 30)

    Beşere delicesine susamıştır. (Müddessir Suresi, 29)

    CEHENNEMDEKİLERİN İNLEMELERİ DUYULACAK


    Orda kendileri için, 'kemikleri çatırdatan inlemeler' vardır. Onlar orda işitmezler de. (Enbiya Suresi, 100)

    SONSUZ BİR AZAP OLACAKTIR

    Bütün zamanlar boyunca içinde kalacaklardır. (Nebe Suresi, 23)

    AZAP SÜREKLİ OLACAK VE HAFİFLETİLMEYECEKTİR


    İçinde temelli kalıcıdırlar. Onların azabı hafifletilmez ve onlar gözetilmezler. (Al-i İmran Suresi, 88)

    (Orda) Ateşten çıkmak isterler, ama ondan çıkacak değiller. Onlar için sürekli bir azab vardır. (Maide Suresi, 37)

    İnkar edenlere gelince, onlar için de cehennem ateşi vardır. Onlar için ne, karar verilir, ki böylece ölüversinler, ne de kendilerine onun azabından
    (bir şey) hafifletilir. İşte biz, her nankör olanı böyle cezalandırırız.
    (Fatır Suresi, 36)

    Ateş; sabah akşam, ona sunulurlar. Kıyamet-saatinin kopacağı gün: "Firavun çevresini, azabın en şiddetli olanına sokun" (denecek). Ateşin içinde, iddialar öne sürüp karşılıklı tartışırlarken zayıf olanlar, büyüklenen
    (müstekbir)lere derler ki: "Gerçekten biz, size uymuş (teb'anız) olan kimselerdik. Şimdi siz, ateşten bir parçasını olsun, bizden uzaklaştırabilir misiniz? (Mümin Suresi, 46-47)

    Sonra o zulmetmekte olanlara: "Sürekli azabı tadın" denilecek. Kazandıklarınız dışında, bir başka şeyle mi cezalandırılacaktınız?" (Yunus Suresi, 52)

    Şüphesiz, kitap ehlinden ve müşriklerden inkâr edenler, içinde sürekli kalıcılar olmak üzere cehennem ateşindedirler. İşte onlar, yaratılmışların en kötüleridir. (Beyyine Suresi, 6)

    KURTULUŞ OLMAYACAKTIR


    (Orda) Ateşten çıkmak isterler, ama ondan çıkacak değiller. Onlar için sürekli bir azab vardır. (Maide Suresi, 37)

    Ne zaman ordan, sarsıcı-üzüntüden çıkmak isterlerse, oraya geri çevrilirler ve (onlara) "Yakıcı azabı tadın"(denir). (Hac Suresi, 22)

    Ayetlerimizi inkar edenler ise, sol yanın adamlarıdır (Ashab-ı Meş'eme). "Kapıları kilitlenmiş" bir ateş onların üzerinedir. (Beled Suresi, 19-20)

    HER YANDAN ÖLÜM GELECEKTİR

    Yutkunmaya çabalayacak ve boğazından geçirmeyi başaramıyacak, ona her yandan ölüm gelecek, oysa ölmeyecek de. Ardından daha katı bir azab olacak. (İbrahim Suresi, 17)

    ATEŞ AZABI OLACAK

    Ayetlerimize karşı inkâra sapanları şüphesiz ateşe sokacağız. Derileri yanıp döküldükçe, azabı tadmaları için onları başka derilerle değiştireceğiz. Gerçekten, Allah, güçlü ve üstün olandır, hüküm ve hikmet sahibidir. (Nisa
    Suresi, 56)

    "Hesap ve ceza (din) günü ne zaman?" diye sorarlar. (Zariyat Suresi Suresi,12)

    O gün onlar, ateşin üstünde tutulup-eritileceklerZariyat Suresi, 13)





[/color]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 

Ayet ve hadislerde; "ahirette hesap"Cennet Cehennem vs

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

 Similar topics

-
» Cehennem nasıl bir yer?
» Nisa 34. ayet tefsiri/Ebu Muaz
» Abdüssamed - Ayet-el Kürsi Dinle (indir)
» Cennet Nedir ?
» ..::Cennet Kuşları - Ya Taiba (müziksiz)::..

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
KUTLU FORUM :: Din Kültürü Dersi-Eğitim Öğretim :: Din Kültürü Ahlak Bilgisi Dersi :: 7.sınıf-