KUTLU FORUM

Bilgi ve Paylaşım Platformuna Hoş Geldiniz
 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 .:AŞK VE ÂŞIK:.a Dair Ne Varsa

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
@bdulKadir
Adminstratör
avatar

Mesaj Sayısı : 6380
Rep Gücü : 10014422
Rep Puanı : 97
Kayıt tarihi : 17/03/09
Yaş : 54
Nerden : İzmir

MesajKonu: .:AŞK VE ÂŞIK:.a Dair Ne Varsa   Cuma Ara. 10, 2010 11:34 pm

.:AŞK VE ÂŞIK:.

[size=16pt] AŞK VE ÂŞIK [/size]





[size=16pt] Her kimin yakası bir aşktan dolayı yırtılmışsa, o hırstan ve ayıptan tamamıyla temizlenmiştir.

Kimde aşk endişesi yoksa, o kanatsız kalmış bir kuş gibidir, vah ona!

Ey bizim sevdası güzel aşkımız; şad ol!..

Toprak beden, aşktan dolayı göklere çıktı; dağ (bile aşktan) oynamaya başladı, çevikleşti.

Yemyeşil aşk bağının sonu, ucu-bucağı yok; orada gamdan ve neşeden başka ne meyveler var!

Aşk dâvaya benzer; cefa çekmek de şahide. Şahidin yoksa dâvayı kazanamazsın ki!

Her ne kadar dille anlatmak aydınlatıcı ise de dile (gelmeyen) aşk, daha parlaktır.

Aşk seçkin erler için gemiye benzer. Gemiye binen kişinin bir âfete uğraması nâdirdir, çoğu zaman kurtulur.

Aşkın yüzlerce nazı, edâsı, ululuğu var. Aşk, yüzlerce nazla elde edilebilir.

Aşk vefakâr olduğu için vefakâr olanı satın alır. Vefasız adama bakmaz bile.

Aşkın beş yüz kanadı vardır. Her kanadı, arştan yer altına kadar bütün kâinatı kaplar.

Aşk, denizi bir çömlek gibi kaynatır; aşk, dağı kum gibi ezer, eritir.

Aşk, gökyüzünü çatlatır, yüzlerce yarık açar; aşk, sebepsiz yeryüzünü titretir.

Temiz aşk, Muhammed’le eşti. Allah aşk yüzünden ona “Sen olmasaydın...” dedi.

Hasılı o, aşkta tekti. Onun için Allah, peygamberler içinden O’nu seçti.

Gönüllerin dönüşünü aşktan bil. Aşk olmasaydı dünya, donar kalırdı.

Bu dünya pazarında sermaye altındır; o dünyada ise aşk ve iki ıslak göz.

Zahirî güzelliğe ait bulunan aşklar da aşk değildir; onlar sonunda bir utanç vesilesi olur.

En güzel olan Allah aşkından başka ne varsa can çekişmeden ibarettir...

Âşıklık, gönül iniltisinden belli olur; gönül derdi gibi bir dert yoktur.

Âşığın hastalığı diğerlerinden farklıdır; aşk, Hak sırlarının üsturlâbıdır.

Âşıklar ferahlık kadehini, sevgililerin eliyle öldürüldükleri zaman içerler.

Dirhem vermek cömert kişiye lâyıktır. Can vermek de esasen âşığın vergisidir.

Âşık, aşk diyarında ne söylerse söylesin, ağzından aşk kokusu duyulur.

Âşıkların varlıkla işi yoktur; âşıklar, kârlarını sermayesiz elde ederler.

Âşıklar, yoklukta çadır kurarlar; onlar, yokluk gibi bir renktedirler, bir tek ruhları vardır onların!

Âşıklara sevgilinin güzelliği müderristir; defterleri, dersleri, meşkleri de onun yüzü!

Aşk, âşıkların vücudunu inceltir, zayıflatır; sevgililerin vücutlarınıysa güzelleştirir.

Âşık, başını verince akıl kalır mı gayri? Her şey helâk bulur, yalnız O’nun hakikati kalır.

Kul, daima elbise, vergi diler; âşığın elbisesi ise daima sevgilinin cemâlidir.

Şeytan bile âşık olsa topu çeler; bir Cebrâil kesilir, şeytanlığı ölür.

Aşk, kimseye niyazı ve ihtiyacı olmayan Allah’ın vasıflarındandır. Ondan başkasına âşık olmak, geçici bir hevestir.

Çünkü mecazi aşk, altınlarla bezenmiş bir güzelliktir. Görünüşü nurdur, fakat içi dumandır.

Nur gitti de dumanı meydana çıktı mı mecazi aşk, derhal soğur; donar kalır.
[/size]



MESNEVÎ’DEN...

*************************

""Sevmek, çok sevmek, Yaradanı düşünerek sevmek, Efendimiz(sav) olduğu için varız bunu bilerek sevmek sevmek değilse ben ne yapayım o sevgiyi...
Efendimizi Yaratmasaydı Rabbimiz bizide yaratmayacaktı, Allahtan sonra en büyük sevgiyi Efendimize veriyoruz kalben...
Hz. Ali bir gün efendimizin yanındayken Efendimiz sormuş
- Allahı seviyor musun? Evet
- Beni seviyor musun? Evet
- Eşini seviyor musun? Evet
- Çocuklarını seviyor musun? Evet
- Ya Ali bütün bunları bir kalbe nasıl sığdırıyorsun?

Hz.Ali kızarmış ve cevap verememiş, Efendim ben düşüneyim bu soruyu demiş...
Hz.Fatma görmüş Hz.Alinin bu halini ve sormuş
- Ali nedir bu sıkıntın? Dünyevi ihtiyaçlardansa sana yakışmaz, yok Ahiret sıkıntısıyla gel beraber çözelim demiş.Hz. Ali durumu anlatmış kendisine... Hz.Fatma demişki;
- Ya Ali git Babama de ki
- Allahı ruhumla ve aklımla seviyorum
- Seni kalbimle seviyorum
- Eşimi nefsimle seviyorum
- Çocuklarımı şefkatle seviyorum

Hz. Ali bunu duyunca çok sevinmiş ve hemen gidip Efendimize(a.s.) anlatmış...
Efendimiz;
- Ya ali bu bana getirdiğin gül Nübüvvet ağacından koparılmıştır...

Sevgimiz böyle olursa güzel olur... Çünkü hak olan budur... ""


***************************

[size=16pt] MEVLANA VE AŞK [/size]



[size=12pt] Her türlü kemale erişi aşkta gören Mevlana'nın bütün eserleri aşka dairdir. Zira aşk hayatin aslidir, özüdür. Kainatın yaratılış sebebi aşktır. 'Sen olmasaydın bu gökleri yaratmazdım.' Kudsi hadisiyle; varlık alemlerinin yaratılmasındaki yegane maksadın, Cenab-i Hakkin Hazreti Peygambere duyduğu sevgi olduğu belirtilir. Mademki varlığın mayası aşktır, aşkın en ileri noktası olan Allah aşkı ve muhabbeti her şeyin üzerinde değere sahiptir. Mevlana bu düşünceden hareketle , binlerce beyitte ilahi aşkı söylemiştir. Onun aşka dair düşüncelerini dört grupta toplamak mümkündür. Akil ve aşk mukayesesi, aşkın üstünlüğü ve değeri, fanilere duyulan aşkın geçersizliği, aşktan nasibi olmayanların zavallılığı ...

Mana Padişahı Mevlana'ya göre akıl ve ilim, gayb aleminin gerçeklerini kavramada yetersizdir. Bunlar insanı bir noktaya kadar götürür, ancak hedefe ulaştıramaz. Fakat insan aşktan kanatlara sahipse , ilim ve aşkın hayal edemeyeceği kadar yücelir. Tıpkı miraç gecesi olduğu gibi. O kutlu gecede Hazreti Peygamber ve Cebrail gök katlarında yükselirken , Sidre-i Müntehaya gelince ; Cebrail "Bir parmak ucu daha ilerlersem , yanarım." diyerek kalmış, Hazret-i Peygamber ise Sidre'yi geçerek Cenab- Hakka yakınlığın son derecesine ulaşmıştır.Sidre-i Münteha denen yer ; gerek melek gerekse peygamber, bütün varlıkların ulaşabildiği son noktadır. Bir başka deyişle emr-i İlahiden başka her şeyin son bulduğu yerdir. Mutasavvıflar buradan hareketle , Cebrail'i beşer idrakin , ilim ve aklın sembolü , Hazret-i Peygamber'i ise gönül ve aşkın timsali olarak görürler.

Hazret-i Mevlana bu hususa işaret eder :

"Gerçi başlangıçta akil muallimdi. Sonra akil üstatken ona talebe olur.
Akıl, Cebrail gibi ; ' Bir adım daha gitsem; bu kol, kanat yanar.
Sen bana bakma , yürü, geç ! Benim için daha ileri yer yok.'
der. (Mesnevi,I/ 1112-14)

Bu yüzden Mevlana ; aşkı, her sufinin yaşaması gerekli bir hal olarak görür. Ona göre ancak aşkla sevgiliye, Hakk'a bağlanan gönül muteberdir. (Mesnevi,I / 1853). Cebrail gibi, akıl ile insan Allah'a ulaşamaz; yarı yolda kalır. İnsanla , Allah arası bir deniz mesafesi ise ; akıl bu denizde bir yüzücü, aşk ise bir gemidir. Yüzmek güzeldir ama uzun bir yolculuk için yeterli değildir. İnsan yüzerken yorulabilir, boğulabilir. Ama gemiye binen hedefine ulaşır. (Mesnevi IV/ 1423-27)

Diğer taraftan yalnızca görünen zahiri ibadetle de Cenab-ı Hakka ulaşmak yorucu bir iştir. Binde bir kişiye nasip olur. Nitekim ; "Kıyamette namazları, oruçları, sadakaları getirip teraziye koyarlar. Fakat sevgiyi getirdikleri zaman , bu İlahi aşk teraziye sığmaz. Bu yüzden asıl olan aşktır. (Fihi Mafih, 325-326)

Bu aşkın mahiyeti ise sözle anlatılmaz, satırlara sığmaz . Ancak tadanlar bilir:

Birisi sordu : 'Aşıklık nedir ?' Dedim ki : " Benim gibi olursan bilirsin !" (Mecalis-i Sab'a, 82)

Yüce Sultanın "Ben ol da bil!" sözü Cenab-ı Hakka ulaşma yolundaki , "bilmek, bulmak, olmak merhalelerinin son derecesinin aşk ile gerçekleştiğini ifade eder. İlim ve akıl ise sadece bilmeyi sağlar. Yine Mesnevide :

"Aşk ; her ne şekilde açıklasam da, anlatsam da onu tarifte insan dilsiz kalır.
Kalem, gerçi her şeyi yazar ama , aşka gelince başı döner.
Akıl, aşkı anlatmada çamura batmış eşek gibidir. Aşkı ve aşıklığı yine aşk izah eder.


Güneşe delil, yine güneştir. Sana delil lazımsa, güneşten yüzünü çevirme." (Mesnevi, I/ 117-121) beyitleriyle aşkın tarife sığmadığı söylenilirken , aklin acizliği bir kere daha dile getirilir.

Aşk yüzünden elbisesi yırtılanın , hırstan ve ayıptan temizlendiğini, aşkın bütün hastalıkların hekimi, kibir ve azametin ilacı olduğunu, topraktan yaratılan bedenin aşkla yüceldiğini (Mesnevi, I/22-25) söyleyen Mevlana; insanların hırs, tamah, kibir, kıskançlık ve kin gibi kötü huylardan ancak İlahi aşk ile arındığını belirtmek ister. Toplumda İlahi sevgi ile manevi alemi tanıyanlar çoğunlukta olursa aksaklıklar düzelir, huzur hakim olur. Diğer yandan insanın dünyadaki geçimi için bir sanat öğrendiği gibi , ahireti kazanmak için de bir sanat öğrenmesi , bu din sanatının , kazancının da aşk olduğu öğütlenir. (Mesnevi, II/2618-27)

Mevlana ;

"Anam aşk, babam aşk,
Peygamberim aşk, Allahım aşk,
Ben bir aşk çocuğuyum,
Bu aleme aşkı ve sevgiyi söylemeye geldim."

sözleriyle aşkın dört hak mezhebin özü olduğunu belirtir. Buradan anlaşılan şudur ki , yalnızca dinin kurallarına uymakla yetinenler, dinin özünü tanımayıp , kabukta kalanlardır. Asil olan insanin ibadetlerine Allah aşkını katması, tam bir ihlas ve samimiyetle kulluk etmesidir.

Hazret-i Mevlana, Allah aşkının dışındaki sevgilere aşk denemez ;
"Aşk , renge ve kokuya bağlı olursa, o aşk değildir, kişiye bir utançtır." (Mesnevi,I/224)
"Faniye olan aşk ebedi değildir. Çünkü insan bu düzenin hükmüne , ebediliğe müsait değildir.
Her an gönüle feyizler veren , goncadan daha taze olan , gözün ve ruhun safası olan İlahi aşk bakidir.
Daima diri ve ebedi olana aşık ol, Sırrını o nura kavuştur.
Onun aşkını iste, Çünkü bütün peygamberler, veliler bu aşkı , iksirin ta kendisi bildiler.
"Bu aşka bende kabiliyet yok' deme. Kerem sahibinin ihsan etmediği bir nesne yoktur. (Mesnevi I /226-230)

"Külle aşık olanlar , cüz' e itibar etmez. Cüz' e meyleden , küllün isteyicisi değildir" (Mesnevi,I/ 2903) beytiyle Mevlana , Allah aşıklarının Cenab-ı Hak dışında , başka hiçbir şeye değer vermediğini, sevgisini fani unsurlara yöneltenin ise Allah aşkından yoksun olduğunu belirtir. Ancak bazen istisnai durumlar olabilir. İnsan faniye duyduğu aşkta kararlı, vefalı ve sadık ise , bu mecazi aşk onu gerçek sevgiye, ilahi aşka götürebilir :

"Vehme, hevese aşık olan sadıksa ; bu mecaz onu hakikate götürür." (Mesnevi , I /2861)
Mecnun, Leyla'nın aşkıyla yola çıkmış, neticede Mevla'nın aşkına ulaşmıştır.
Ama insanın ne mecazi, ne hakiki aşktan nasibi yoksa Hazret-i Mevlana , bunlara sert bir dille çatar:

"Mademki aşık olmuyorsun, git yün ör, iplik eğir.
Yüz işin var, yüz renge boyanmışsın , yüz rengin var, yüz alacan...
Mademki kafatasında aşk şarabı yok,
Var, geliri bol kişilerin mutfağında kase yala..."

(Rubailer,126)

"Her kim aşk ile yanıp tutuşmamışsa; o, uçmayan, kanatsız kuş gibidir." (Mesnevi,I/31)

Yaradılışın özünü ve insanın fani benliğinden yükselişini aşkta bulan Mevlana; aşksız geçen ömrü, ömür saymaz:

"Baht sana yar olur, yaver kesilirse;
Aşk, seninle işe güce girişir.
Aşksız ömrü hesaba sayma;
O sayıdan dışarda kalacaktır çünkü..."


(Mecali-i Saba 43)
[/size]


****************************

[size=10pt]Hz Mevlâna’ya bir gün: (Şems’ten bir kaç yıl sonra) “Böyle kendini parçalıyorsun, harap ediyorsun, onun gaybubetiyle ama BİZ SANA BİR SORU SORMAK İSTİYORUZ, MÜSAADE EDERSEN” dediler…

“SEN ŞEMS GELMEDEN EVVEL KİMSENİN ŞÜPHESİ OLMAYACAĞI DÖRT DÖRTLÜK BİR MÜ’MİNDİN, HOCAYDIN, ÖĞRETMENDİN, MÜDERRİSdİN, -O ZAMANKİ- SELÇUK ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜYDÜN… (NE ÖĞRENDİN O’NDAN ANLAMINA GETİRİYORLAR) SEN HER ŞEYİ BİLİYORDUN, SANA ÜSTELİK ŞAM’DAKİ HOCAN SÖYLEMEDİ Mİ “SENİN BİLEMEYECEĞİN BİRŞEY KALMADI” DİYE…

Hz Mevlâna,”evet doğrusunuz, doğru söylüyorsunuz” diyor…

- PEKİ SENİN İBADETLERİNDE BİR EKSİKLİK VAR MIYDI?… diyorlar. Mevlâna,

- Hayır diye cevap veriyor.

- PEKİ SEN ŞEMS’TEN NE ÖĞRENDİN Kİ BÖYLE PERİŞANSIN, ŞU HALİNE BAK, DEDİLER…

Mevlâna’nın Hz Şems’in son gaybubetinden sonraki tablosu bembeyaz bir çehre idi. Aşıkların rengi sarı olur, renkleri beyaz bir çehre ile, bitmiş tükenmiş manzarasındaydı. İşte onun hikmet-i sebebini sordular,

O ZAMAN HZ MEVLÂNA’NIN MÂNÂ İLİMLERİ VE TASAVVUFUN ÖZÜNE AİT MÜTHİŞ BİR AÇIKLAMASI OLDU.
DEDİ Kİ:

- EVET, DEDİKLERİNİZİN HEPSİ DOĞRU, FAKAT BEN ŞEMS’E RASTLAMADAN ÖNCE ÜŞÜDÜĞÜM ZAMAN ISINIYORDUM AMA ŞEMS’TEN SONRA ARTIK ISINAMIYORUM. ÇÜNKÜ, ŞEMS BANA BİR ŞEY ÖĞRETTİ

[size=16pt]Yeryüzünde bir tek mü’min üşüyorsa, ısınma hakkına sahib değilsin.[/size]

BEN DE BİLİYORUM Kİ, YERYÜZÜNDE ÜŞÜYEN MÜ’MİNLER VAR, ARTIK BEN ISINAMIYORUM. ESKİDEN AÇKEN BİR ÇORBA İÇİNCE DOYARDIM. AMA, ŞİMDİ HİÇBİR ŞEY BANA BİR BESİN HAZZI VERMİYOR. ÇÜNKÜ, BİLİYORUM Kİ AÇLAR VAR. İŞTE ŞEMS BANA BUNU ÖĞRETTİ…

BU ÖĞRETTİĞİ ŞEYLERSE, FAHR-İ KÂİNAT EFENDİMİZ’İN AHLÂKININ TÂ KENDİSİDİR…[/size]


nurbaki.org

[size=16pt]

— Hocam Hz. Şems ve Mevlâna'nın ilk buluşmaları hep merak edilir. Bu konunun mânâ ilimleri açısından önemi nedir diye sormak istiyorum, lütfederseniz?

— Tabiî klâsik tarih bilgimiz içinde Hz. Mevlâna ile Hz. Şems'in buluşması çok çeşitli şekilde tanımlanmıştır, ama mânâ ilimleri açısından önemi fevkalâde büyüktür. Çünkü, Hz. Şems'in mânâya ait bir ışığı, Hz. Mevlâna'nın gönlüne yansıtması alenî olmuş bir olaydır.

Tasavvuf tarihinde pek çok velî birbirlerine bu ışığı yansıtmışlardır. Fakat bunları hangi anda nasıl yaptıklarını, hangi imtihan perdeleri içersinde seyrettirdiklerini bilemeyiz. Hâlbuki Hz. Mevlâna ve Şems olayında alenî, herkesin gözü önünde olmuştur. Mânâ ışığı bir insana nasıl yansıtılır ve onun gönlünün önündeki mânâyı gölgeleyen perde, nasıl kalkar? Bu alenî olmuştur. Onun için fevkalâde önemlidir tasavvuf tarihi bakımından.

Aleniyetin özünde yatan hikmet de, İlâhi sırların herhangi bir çevre putu olmamasıdır. Yani diğer insanlar bunun gibi görürse görür, çünkü bu bir İlâhî emirdir. Hz. Şems'in, Mevlâna'ya gelmeden önce uzun bir seyahat serüveninin olduğunu biliyoruz. Bu seyahat serüveni sırasında da pek çok yerlere uğramıştır. Nitekim bir gün, Mevlâna Hazretleri, Hz. Şems'e:

— Sultanım, sen pekçok yerlere uğradın, orada irşâd edecek insanlar bulamadın mı ki buraya kadar zahmet ettin? mânâsına gelen bir soru sormuştur. Hz. Şems'in o zaman yaptığı espri çok güzeldir. Bu zarif, hikmetli bir tasavvuf esprisidir ve pek çok hakikati olan bir espridir. Hz. Şems:

— Gittiğim yerlerde hep hâşâ Allah'lık dâvâsında olanlara rastladım. Hiç kul olana rastlamadım, ilk defa kula rastlıyorum, o da sensin, demiş. Bunun anlamı nedir? Herkes tasavvuf yapıyorum, tarikat yapıyorum, yahut dindarım diye kendisini ilâhlaştırmış. Herşeyi ben biliyorum, ben yapıyorum, ben, ben, ben... Hz. Şems ; "Bu benler var ya" diyor, işte gönlün önünde, parçalanması lâzım gelen putlardır bunlar. Bunların az sayıda olması, ancak bir kula nasiptir ki, "Sen böyle bir kuldun, onun için seni tercih ettim" diyor. Yine bu meâlde Hz. Şems'in çok güzel bir sözü vardır; "Biz kıyâmete kadar Mevlâna'nın yüzde biri kadar kabiliyetli bir kul bulursak mutlaka teşrif eder, kendisini irşad ederiz." diyor.

Onun için [b]ilk buluşmanın hikmeti, sırrı, İlâhî emânetin, gönül ceryanının aktarılması tasarrufudur. Onun içinde çok kıymetlidir. O ânın yaşanması, o ânın içerisinde bulunanlar ve o ânı tekrar tekrar yaşayan pek çok dervişler vardır.

[/size]


_________________


Elif gibi yalnızım,
Ne esrem var, ne ötrem.
Ne beni durduran bir cezmim,
Ne de bana ben katan bir şeddem var.
Ne elimi tutan bir harf,
Ne anlam katan bir harekem...
Kalakaldım sayfalar ortasında.
Bir okuyan bekledim,
Bir hıfzeden belki...
Gölgesini istedim bir dostun med gibi…
Sızım elif sızısı...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://kutluforum.bedavaforum.biz
@bdulKadir
Adminstratör
avatar

Mesaj Sayısı : 6380
Rep Gücü : 10014422
Rep Puanı : 97
Kayıt tarihi : 17/03/09
Yaş : 54
Nerden : İzmir

MesajKonu: Geri: .:AŞK VE ÂŞIK:.a Dair Ne Varsa   Cuma Ara. 10, 2010 11:43 pm




Aşkın şerarı ateşi ta bağrıma düştü,
Ahım işiden yandı deyu başıma üştü,
İmdadıma eşkim ile dide yetişti,
Hepsi kalıp acz dediler: 'eyvah',
Yansın ko dedim, sönmeye söndürmeye Allah.

tıkla dinle
http://www.umutrehberi.com/yahazretimevlana.php

****************



Âşık odur ki; kılar cânın fedâ canânına

Meyli canân etmesin her kim ki kıymaz canânına

Cânını, canâna vermektir kemâli âşıkın

Vermeden can îtiraf etmek gerek noksanına


Fuzûlî
**********************




Aşk geldi, kan gibi
Damarlarıma derime doldu.
Beni benden aldı,
Varlığımı sevgiliye doldurdu.
Kısaca;
Bana benden kalan bir ad;
Ancak ötesi hep o...

Mevlana Celaleddin Rumi

[flash=750,560]
fileden.com yahazretimevlana.swf

[/flash]

***********************



Aşıklara canlar feda olsun!
Aşk, hoş bir hevestir!
Ey oğul! Aşka bağlan; geri kalan şeyler boştur, hevadır!

Gökyüzünden ta yeryüzüne kadar ateşten bir aşk zinciri sarkıtmışlardır!
Eğer Hakk'ı hakikati seviyorsan, o zincire sarıl, yukarılara çık!

Sen; "Aşk, nasıl şeydir?" diye sorma!
Aşk, bir çeşit deliliktir, divaneliktir; insanı, zincire vurdurur!
Fakat bu zincir, ahmak ve akılsızlara vurulan zincıir değildir!

Aşk yoluna düşüp yokluğa ulaştıktan sonra, sana, nerede ve kim düşman olacak?
Senin gücün kuvvetin kimde olabilir? Sen, yakıp kavuran tam ve gerçek bir ateşsin!


DÎVÂN-I KEBÎR'DEN


*******************

İçinde sevgiliden başka hiçbir şey bulunmayan şu gönlüme yemin ederim
senin sevmediklerini ben de sevmem.

Canımı sana feda edemezsem,
o can dertsiz kalmasın, gamdan kurtulmasın,başından bela eksik olmasın!
Gözlerim senin için ağlamıyorsa, kararsın;
hiç bir şey göremez olsun

Senden başkasına ümit bağlarsam,
umduğum gerçekleşmesin, olmasın ve ben hayal kırıklığından kurtulmayayım.
Eğer senin için yaşamıyorsam,
varlığım senin değilse, ben bu varlığı istemiyorum;
yıkılsın, gitsin!

Dünyada hangi güzel, hangi güzellik vardır ki,
senin güzelliğinden onda bir parıltı bulunmasın.
Senin ışığının vuruşundan ibaret olmasın.
Hangi padişah, hangi emîr vardır ki, senin dilencin, yoksulun olmasın?

Gönlümde düşmanlara karşı, düşmanlara ait bir dilek bulunmasın.
Çünkü benim gönlümde senin rızanı kazanmaktan başka bir dilek yoktur.

Sensiz geçen bir anı bile kaza edemem.
Fakat ne çare ki başa gelen senin takdirinden başka birşey değildir.

Ey gönül! Sevgili uğrunda canınla oyna, canını ver.
Sen kendini çok seviyorsun.
Onun üstüne titriyorsun.
Titreme; feda et gitsin.
Allah sana kafi değil mi?

Sen kendi üstüne titreme de başkaları senin üstüne titresinler.
Canının üstüne yemin ederim ki,
sana senden başka bir düşman yoktur.



-Divân-ı Kebir-

**************************

Sûz-i dilden bî-haberdir sanmayın cânâneyi
Mum gibi arzû eder o şûle-i sûzâneyi
Aşk odu evvel düşer âşıka sonra mâşuka
Şem'i gör kim yanmadan yandırmadı pervâneyi

********************


Ben bu yolu bilmez idim,
Aşk gönlüme düştü gider.
Aşk elinden dertli yürek,
Kaynayuben taştı gider.


[flash=400,20]
4shared.com/embed/390400891/c1601f8f[/flash]

...



Aşk ile meydane muhkem er gerektir kim gele,
Canan uğruna canı çün feda edenler gele.


**************************

Gönlümde öyle bir aşk var ki, ben uyurken bile uyanık...
Ben gerçi mest olmuşum amma, gönlümdeki her an ayık...






Derd ü mihnettir, beladır adı aşk,
Bir marazdır, iptiladır adı aşk,
Andadır raz-ı adem, sırr-ı vücud,
Hiçtir, yoktur, bekadır, adı aşk




[flash=400,20]
4shared.com/embed/400367913/92c915df[/flash]

[size=12pt] [Dokunma Kalbime]




Ben göz açmam hâbdan bîdârdır gönlümdeki
Gerçi ben mestim velî huşyârdır gönlümdeki

**************************


Âşıkların bu nâraları zevk ve neşe mumunun yüzündedir.
Şaşılacak şey şu ki, mum geldi, yanıyor,
fakat pervâneden eser yok, görünmüyor.
İşte bu mum, öyle bir mumdur ki,
gündüzden de, geceden de üstündür.
Ey can; koş, koş ki, gönül mumu can istiyor.






Mum dediğin ateşin içinde bir kez erir ve yok olur.
Aşkla yanan,
aşkla yaşayan kişi her gün erir,
her gün yok olur.



~MEVLÂNA~

_________________


Elif gibi yalnızım,
Ne esrem var, ne ötrem.
Ne beni durduran bir cezmim,
Ne de bana ben katan bir şeddem var.
Ne elimi tutan bir harf,
Ne anlam katan bir harekem...
Kalakaldım sayfalar ortasında.
Bir okuyan bekledim,
Bir hıfzeden belki...
Gölgesini istedim bir dostun med gibi…
Sızım elif sızısı...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://kutluforum.bedavaforum.biz
@bdulKadir
Adminstratör
avatar

Mesaj Sayısı : 6380
Rep Gücü : 10014422
Rep Puanı : 97
Kayıt tarihi : 17/03/09
Yaş : 54
Nerden : İzmir

MesajKonu: Geri: .:AŞK VE ÂŞIK:.a Dair Ne Varsa   Cuma Ara. 10, 2010 11:47 pm



Yine aşkın sırrı düştü gönlüme
Ben hû demeyince sabredemem hû
Allah demeyince dinlenemem hû
Hakkın muhabbeti doldu gönlüme
Ben hû demeyince sabredemem hû
Allah demeyince dinlenemem hû
Aşık Yunus dünya malın kosunlar
Kalbi arındırıp nurlandırsınlar
Kimi deli kimi uslu desinler
Ben hû demeyince sabredemem hû
Allah demeyince dinlenemem hû


[flash=400,20]
4shared.com/embed/406348833/e04e6b66[/flash]

[size=12pt] [Hüzzam Makamında] [/size]



ZİRA HER NE KADAR BAZILARI AKSİNİ İDDİA ETSE DE, AŞK DEDİĞİN BUGÜN VAR YARIN YOK CİCİ BİR HİSTEN İBARET DEĞİLDİR...


Aşk neden, önce âşıka kinlenir? Neden, önce kanlı katil gibi davranır? Doğru âşık olmayan kaçsın aşktan vazgeçsin diye![ Mesnevî]

Aşkı, doğru âşık olamayanlar, aşktan vazgeçenler geçici görür...



*************************



Aşkta ne aşağılık, süflîlik vardır, ne üstünlük.
Aşkta, ne kendinden geçiş vardır, ne de aklı başında oluş vardır.
Aşkta, hafızlık, şeyhlik, müridlik de yoktur.
Aşkta düşkünlük, kalenderlik, rindlik vardır.

...Rubaîler'den...

***************************



Gönlümde aşk benden doğmuş görünüyorsa da,
sen buna inanma, işin gerçeği şudur;
Aşk benden doğmadı, aşk beni doğurdu.
Ben aşkın çocuğuyum.

~Divan-ı Kebir~


***********************




Ben gibi bir ham kişiyi pişirecek, olgunlaştıracak, iki yüzlülükten kurtaracak sadece aşktır.
Aşk ayrılık ateşiyle kavrulan bir gönlü vuslat arayışına koşturur.
Böylece âşık ayrılık ateşiyle pişer, yanar ve dost evinin etrafında dolaşmaya, Sevgili’nin cemalini görmek için yanık iniltilerle ona dil dökmeye başlar.
Ağzından onu incitecek bir söz ve ona yakışmayacak bir davranış sâdır olmasın diye kemâl-i edep ile durur kapısından.
Benlikten geçerek “ben” olmaktan kurtularak O’na yönelir.

_________________


Elif gibi yalnızım,
Ne esrem var, ne ötrem.
Ne beni durduran bir cezmim,
Ne de bana ben katan bir şeddem var.
Ne elimi tutan bir harf,
Ne anlam katan bir harekem...
Kalakaldım sayfalar ortasında.
Bir okuyan bekledim,
Bir hıfzeden belki...
Gölgesini istedim bir dostun med gibi…
Sızım elif sızısı...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://kutluforum.bedavaforum.biz
Sponsored content




MesajKonu: Geri: .:AŞK VE ÂŞIK:.a Dair Ne Varsa   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
.:AŞK VE ÂŞIK:.a Dair Ne Varsa
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Denklem Kurma ve Problem Çözümü

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
KUTLU FORUM :: İslami ilimler ve dini kültür :: Tasavvuf-Dua-Gönül Dünyamız-
Buraya geçin: