KUTLU FORUM

Bilgi ve Paylaşım Platformuna Hoş Geldiniz
 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Hak davada bâtıl yollar kullanılmaz

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
huzeyfe
Süper Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 5433
Rep Gücü : 12657
Rep Puanı : 23
Kayıt tarihi : 28/03/09

MesajKonu: Hak davada bâtıl yollar kullanılmaz   Çarş. Mart 02, 2011 4:38 pm



Hak davada bâtıl yollar kullanılmaz

Fethullah Gülen -
18.02.2011

Cenâb-ı Hakk'ın hoşnutluğu esas alındığı sürece, ister kendimize isterse
başkalarına ait bir meselede hakkı ikame etmeye, hakkı tutup kaldırmaya
matuf gayret ve çabalar içinde bulunma, ibadet sayılır.





Hatta hakkı ikame etme mevzuunda ortaya
konulan stratejiler, planlar, meşveretler, yol ve yöntem belirleme
istikametindeki fikir cehdleri de ibadet kategorisi içinde mütalâa
edilebilir. Diyelim ki siz bir meselede hakkı bulmak için on defa oturup
meşverette bulundunuz ve belki bunların birisinde hakka ulaştınız.
Bilmelisiniz ki, bunların hepsi hakkı ikame etmeye matuf olduğu için siz
meşveretin on katı sevap kazanırsınız. Çünkü kişiyi neticede bir hayra
ulaştırmaya matuf vesileler de hayırdır. Eğer ulaşılmak istenen maksat
bir farz ise, farza ulaşmak için kullanılan yol ve yöntemler de kişiye
farz sevabı kazandırır. Nitekim bilindiği gibi, namaz için abdest
farzdır; bu sebeple namaz yolunda alınan abdest de insana farz sevabı
kazandırmaktadır.




<p><a
rel="nofollow"
href="http://www.kure.tv/webtv/801-dini/ikindi-sohbetleri-hak-davada-batil-yollar-kullanilmaz/45-Bolum/84638/&embeddedplayer=v1">İkindi
Sohbetleri - 'Hak davada batıl yollar kullanılmaz'</a></p>



Evet, hakkı tutup kaldırma Allah'a yakın
olma yollarındandır ve üzerinde hassasiyetle durulması gereken çok
önemli bir husustur; ancak bu mevzuda öncelikli olarak yapılması gereken
hakkın sınırlarının tespiti ve çerçevesinin ortaya konulmasıdır. Yani
hak duygusunun doğru olarak algılanıp doğru olarak yorumlanmasıdır.
Çünkü şayet o, temel kaynaklara dayalı olarak doğru okunup doğru
yorumlanmazsa herkes kendine göre bir hak telakkisiyle ortaya çıkar,
kendine göre bir ikame-i hak talebinde bulunup baş kaldırır. Böylece her
tarafta bir isyan, bir başkaldırma ahlâkı boy göstermeye başlar.

Bu açıdan hakkı ikame etme yolunda
bulunurken kullanılan yöntem ve esasların da hak olması gerekir. Hâlbuki
vakıada, Hazreti Pir'in de ifade ettiği gibi, her hakkın her vesilesi
hak olmayabiliyor. Bazen pragmatist bir düşünceyle yola çıkıp bâtıl
vesileleri kullanmak suretiyle hakka yürümek isteyenler çıkabiliyor.
Mesela Makyavelist bir anlayışta olanlar, bir amaca ulaşmak için her
vesileyi meşru sayarlar. Ancak bir Müslüman böyle davranamaz. O, bir
hakka ulaşmak istiyorsa, o hakka ulaşma istikametinde kullanacağı
argümanların üzerinde mutlaka "caizdir" veya "meşrudur" mührünün
bulunması gerekir. Yoksa "Nasıl olsa benim ikame etmeye çalıştığım bir
hak abidesidir, bu mevzuda bazı bâtıl yolları da kullanabilirim."
düşüncesine Kur'ân ve Sünnet asla cevaz vermez. Evet, bu, Cenâb-ı
Hakk'ın razı olacağı bir düşünce tarzı değildir. Dolayısıyla denilebilir
ki, eğer Müslümanlar bugün bir kısım mağlubiyetler yaşıyorlarsa, bunun
arka planında, hakkı doğru anlayıp doğru temsil edip-edemediklerinin
muhasebesinin yapılması gerekir.



Kaos ve kargaşaya sebebiyet verilmemeli



Diğer yandan her bâtılın, her vesilesi
de bâtıl değildir. Bazen de bâtıla ulaşma istikametinde kullanılan
vesileler hak olabilir. Kâinatı, fizikî dünyayı incelerken, bir kısım
natüralist veya pozitivist neticelere ulaşma istikametinde kullanılan
tetkik, tahkik ve araştırma metodları; ilim ve hakikat aşkı gibi
faktörleri bu duruma misal olarak verebiliriz. Bu açıdan, "bâtılı temsil
edenlerin hakkı temsil edenlere galebe çalmasının asıl sebebi
kullandıkları argümanların hak olmasıdır. Dolayısıyla esasında kazanan
bâtılın mümessilleri değil, yine haktır." denilebilir. Hâsılı, çok
önemli olan hak duygusunu ikame ederken mutlaka doğru vesileler
kullanılıp doğru yollardan ona yürünmelidir.

Mesela bir fert ortaya çıkıp diyebilir
ki, "Ben insanları huzura kavuşturacak, onları rahata erdirecek bir
hayat telakkisi, bir dünya görüşü projesine sahip bulunuyorum. Öyle ki,
bu proje uygulandığı takdirde insanlar ütopyaların da ötesinde hep huzur
soluklayacak, huzurla yatıp, huzurla kalkacaklardır." Ancak bu şahsa
göre, bu dünya görüşünün tesisi için insanların onda birinin bu uğurda
heder edilmesine ihtiyaç vardır. Şimdi burada kurgulanan, hayali kurulan
sistem teorik planda hakikaten güzel olabilir ve bu proje sahibi
gerçekten samimi bir insan da olabilir; ancak böyle bir projeyi hayata
geçirme adına kullanılacak vesilelerin yine hak vesileler olması
zaruridir. Hak aranıp onun bulunması ve hakla o hedefe doğru yürünmesi
elzem bir husustur. Yoksa hedeflenen böyle bir hülyaya insanları heder
etme gibi bâtıl bir vesileyle yüründüğü zaman, Allah (celle celaluhu) o
işi hezimetle sonuçlandırır ve asla neticeye ulaştırmaz.



Aynen bunun gibi, bizim de doğru
olduğuna inandığımız duygu ve düşüncelerimizi ruhlara duyurma,
insanların vicdanlarını hak duygusuna uyarma, bu istikamette heyecanları
tetikleme gibi davranışlar sonuç itibarıyla hakkı ikameye vâbestedir.
Fakat bu mevzuda kat'iyen herhangi bir bâtıl vesileyi değerlendiremeyiz.
Yürüdüğümüz istikamette kullandığımız vesilelerin hak olmasına mutlaka
dikkat etmeli, hareket tarzımızı ve üslûbumuzu belirlerken bizim için
sabit kurallar diyebileceğimiz disiplin ve dinamiklere daima bağlı
kalmalıyız.








Yoksa herkes kendine göre bir hak
mülâhazasıyla hareket ederek hakkı ikame etme seferberliğine girişirse
ortaya çıkan netice sadece kaos ve kargaşa olur. Günümüzde olduğu gibi
canlı bombalar halinde, bir yerleri yakıp yıkarak bâtıl yollarla hakkın
peşinde olduğunu iddia eden kimseler etrafta boy gösterir. Hatta
"İnsanları sindirelim, baskı altına alalım, asit kuyularına atalım,
üzerlerine korku salıp kendimizi onlara kabul ettirelim." şeklinde
mülâhazalarla hareket edilip fasit bir dairenin içine girilebilir. Böyle
olunca da bir daha belinizi doğrultamaz ve asla hakkı ikame
edemezsiniz. Bırakın hakkı tutup kaldırmayı, hakkı ikame adına attığınız
her adım, yaptığınız her teşebbüs bâtıl hesabına geçer.
ÖZETLE



1 - Cenâb-ı Hakk'ın hoşnutluğu esas alındığı
sürece, ister kendimize isterse başkalarına ait bir meselede hakkı
tutup kaldırma gayret ve çabası içinde bulunma, ibadet sayılır.

2 - Hakkı tutup kaldırmaya çalışmadan
önce yapılması gereken, hakkın sınırlarının tespit edilmesi, neyin hak
neyin bâtıl olduğunun iyi belirlenmesidir.

3 - Hakkı ikame etme yolunda bulunurken kullanılan yöntem ve esasların da hak olması gerekir. Batıl yollarla hakka ulaşılmaz.

_________________
Mevla Görelim Neyler
Neylerse Güzel Eyler
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
huzeyfe
Süper Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 5433
Rep Gücü : 12657
Rep Puanı : 23
Kayıt tarihi : 28/03/09

MesajKonu: Geri: Hak davada bâtıl yollar kullanılmaz   Çarş. Mart 02, 2011 4:59 pm



Acaba hoca efendi bu tür yapılanlardan dolayımı söyledi bu sözleri


YADA BUNLAR DOĞRUMU?????


http://www.youtube.com/watch?v=CS6K1DFPyLI&feature=player_embedded

diğer video


BNB. : Sıfır malzeme mi bunlar.?
BÇVŞ. : Sıfır malzeme
BNB. : Kutularda sıfır. Malzemelerde
BÇVŞ. : Kar falan görmemiş komutanım.
BNB. : Kesinlikle.. İki günlük
BÇVŞ. : Evet komutanım. Çünkü ıslanmamış. Üstünde gazeteler vardı. Ve ben onları aldım.
BNB. : Aldınmı?
BÇVŞ. : Aldım.. Aldım
BNB.
: Tarih kaçtı. Gazetelerin üzerine bak! Tarih yazıyor mu? Projektör ile
bakalım! (ee az önce kesinlike iki günlük demedin mi? Neden tarih
soruyorsun? Danışıklı döğüş mü yapıyorsunuz?)
BÇVŞ. : Eski kitap tekrarı bunlar da!
BNB. : Tabii yaa.. Ne çıkacağını da biliyor bunlar! Sana söyleyeyim.
BÇVŞ. : Kesinlikle biliyorlar komutanım.


..

ÇOK TUHAF



Spiker 1..2..3.. diye sormuş ..

Hadi bende sorayım..

1-
Binbaşı Kesinlike.. İki Günlük diyor O kadar emin söylüyor bunu.. Fakat
henüz gazete kağıdından ve tarihinden haberi yok.. Çünkü Tarih Kaçtı
diye soruyor.. Bana çok garip geldi.. Bir insan toprağın altınndan
çıkarılan bir silah için İKİ GÜNLÜK diyebilir mi? Bir-kaç haftalık dese
EYVALLAH diyeceğim.. Ama 2 günlük nasıl der.. Orası çok enteresan geldi
zaten..

Dikkat edin 4 günlük demiyor.. Birkaç saatlik de demiyor.. Tamı tamamına 2 günlük diyor..

Veeeeeeee. Bingo.. Gazate üzerindeki tarihte 2 gün öncesine ait olduğu çıkıyor..

Çok tuhaf geldi bana..



Sonuç olarak soru şu :
Bir insan toprak altından çıkan bir silaha bakarak onun kaç gündür toprak altında olduğunu anlayabilir mi..?



2-
Video da gazete kağıtlarının tarihine bak vs deniliyor ama.. Kesinlikle
Gazete kağıdının üzerindeki tarih söylenmiyor.. Fakat haber spikeri
gazete kağıtlarının üzerindeki tarihin kazıdan iki gün öncesine ait
olduğunu iddia ediyor.. Fakat videoda kesinlike tarih veya gazetelerin
kaç gün öncesine ait olduğu telaffuz edilmiyor...

Soru:
Haber spikeri çıkan gazete kağıtlarının tarihinin 10 Ocak 2009 olduğunu nereden ve nasıl biliyor..?

3- Başcavuş mükemmel sayılabilecek bir delili neden alır..? Neden gizler..?

Soru:

Başçavuş
ve Binbaşı olay mahalinde iken "Bakın bu silahların sarıldığı gazeteler
daha iki günlük deyip bunların kayda girmesini neden sağlamadı? "


4- Bu gazete kağıtlarını gören Binbaşı ve Başçavuş olayı neden üstlerine bildirmediler.

Soru :
Başka
bir kazıda roketatar silahlarına BORU BUNLAR diye açıklama yapan Genel
Kurmay başkanlığı bu konu hakkında açıklama yapmaz mıydı..?


5-
Spiker Videonun sesli bir şekilde yayınlanmasından sonra sabaha karşı
operasyon başlatıldı diyor. Oysa bu sesli konuşma bu olayın çok
öncesinde 14:05.2010 tarihinde mahkeme tutanaklarında geçmiş.. Yeni bir
şey değil..

Googla girip "kar falan görmemiş komutanım" yazıp
enter'a basınca doğrudan mahkeme tutanakları word dökümanı olarak
geliyor. O tutanaklarda bu konuşmalar zaten geçiyor.

Soru şu 14.05.2010 da mahkeme delil olrak sunulmuş bir kasetten dolayı 9 ay sonra neden operasyon yapılsın.. ?



Tarih: 18-02-2011 00:37

_________________
Mevla Görelim Neyler
Neylerse Güzel Eyler
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Hak davada bâtıl yollar kullanılmaz
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Kadın olmanın dayanılmaz keyfi (Beyler Dikkat)
» Z İ Y A P A Ş A
» Hukuk Makaleleri

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
KUTLU FORUM :: İslami ilimler ve dini kültür :: KÜRSÜ-Video Sohbetleri-Yazıları-
Buraya geçin: