KUTLU FORUM

Bilgi ve Paylaşım Platformuna Hoş Geldiniz
 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Hakikatler üslup hatasına kurban edilmemeli

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Semanur
Özel Üye
avatar

Mesaj Sayısı : 929
Rep Gücü : 2257
Rep Puanı : 18
Kayıt tarihi : 23/06/09
Yaş : 53
Nerden : İzmir'den

MesajKonu: Hakikatler üslup hatasına kurban edilmemeli   Salı Haz. 21, 2011 5:30 am

Hakikatler üslup hatasına kurban edilmemeli














10.06.2011












Allah'ın elçileri, evvelâ, Cenâb-ı Hakk'a gönülden inanıp O'nun
emirlerine itaat edenlerin nâil olacağı dünyevî ve uhrevî mükâfatları
bildirmişlerdir.



İmanın bu dünyada saadete vesile olduğunu belirttikleri gibi,
mü'minlerin ötede de cennet nimetlerine kavuşacaklarını
müjdelemişlerdir. İnsanları Allah yoluna çağırırken meseleleri zor
göstermemeye, muhataplarını ürkütmemeye ve onların içlerinde nefret
duygularının uyanmasına sebebiyet vermemeye azamî dikkat göstermiş;
herkesi hikmetle, güzel ve makul öğütlerle Allah'ın dinine davet
etmişlerdir.
Sâniyen; hikmet ile tebliğin bir gereği olarak, zaman zaman eğri
yolun encamından bahisler açmış ve insanları kötülüklerden
sakındırmışlardır. Bir çobanın, gerektiğinde koyunlarına taş atıp onları
tehlike mahallinden uzaklaştırdığı gibi; peygamberler de, değişik ikaz
vesileleriyle ümmetlerini gafletten kurtarmaya ve tehlikelerden korumaya
çalışmışlardır. Bu itibarla da, onlar zorlayıcı, gözdağı verici ve
korkutucu değil, sadece azabı haber verici ve sakındırıcıdırlar.
Aslında, Kur'an-ı Kerim'in üslubuna bakılacak olursa, tergîb
(özendirme) ile terhîbin (sakındırma) her zaman birbirini takip ettiği
görülecektir. Uzun sûrelerde makta'ların (belli bir meseleyi ele alan
daha kısa bölümlerin) birisinde imrendirme ve teşvik ihtiva eden bir
mevzudan bahsediliyorsa, genellikle öbüründe uyarma, tedbir aldırma ve
kötü akıbetten alıkoyma manalarını da barındıran bir konu
anlatılmaktadır. Hatta peşi peşine gelen kısa sûreler arasında da aynı
münasebet söz konusudur; önceki sûrede özendirme varsa, sonrakinde
sakındırma bulunmaktadır.
Bu açıdan, müjdelemenin yanı sıra sakındırma yolunu da kullanmak
irşad ve tebliğ mesleğinin gereğidir. İnsanları hep iyiliklerin peşinde
bulunacakları bir koridorda yol almaya, ömür boyu imanın lezzetini
duyacakları bir atmosferde yaşamaya ve ufukta da her zaman cennetin
tüllendiğine şahid olmaya imrendirmek; kezâ, sonu felakete çıkan bir
dehlizde yürümekten onları alıkoymak, o dehlizin giriş kapıları sayılan
günahlara karşı içlerinde tiksinti hasıl etmek ve şayet o boğucu havadan
uzak kalmazlarsa ebedî hüsrana uğrayabileceklerini onlara hatırlatmak
lazımdır.
Ne var ki, insanlar fıtrat itibarıyla farklı farklıdırlar;
bazıları imrendiricilikle harekete geçmeye daha meyyal olurlar; kimileri
de içlerindeki akıbet endişesinden dolayı sakındırma metoduyla hayırlı
işlere daha bir sarılırlar. Dolayısıyla, mürşid ve mübelliğ, muhatabının
karakterini ve mizacını gözetmeli; kime, nerede, ne ölçüde müjdeleyici
ve ne nisbette uyarıcı olması gerektiğini çok iyi belirlemelidir.
Şüphesiz niyetin sağlamlığı, ihlâs, samimiyet ve adanmışlık ruhu gibi
dinamikler pek önemli birer meseledir; fakat tebliğ ve irşadda üslubun
da bambaşka bir yeri ve ehemmiyeti vardır. Şayet dava-yı nübüvvetin
vârisleri bu espriyi kavrayamazlarsa, irşad mesleğinde olmadık falsolar
yapmaktan kurtulamayacaklardır.
Rehber-i Ekmel Efendimiz'in (sallallâhu aleyhi ve sellem) sözleri
ekseriyetle objektiftir; umum halk nazara alınarak dile getirilmiş
ifadelerdir. Fakat muhataplarının özel hallerine göre, Söz Sultanı'nın
farklı farklı beyanlarıyla ve üsluplarıyla da karşılaşmak mümkündür.
Resûl-i Ekrem (aleyhissalatü vesselam) bazı kimselere hitap ederken hem
farklı argümanlar kullanmış; hem de karşısındaki insanın ruh haletine
göre, bazen tergîbi bazen de terhîbi öne çıkarmıştır. Kimi zaman beşîr
olmanın gereğini ortaya koymuş; kimi zaman da tam bir nezîr üslubuyla
ikazlarını ard arda sıralamıştır.
"Ashabımı Bana Bırakın!.."
Hadis kitaplarında nakledilen şu hadise üslup meselesine ışık
tutucu mahiyettedir: Bir gün, yeni Müslüman olmuş birisi, Efendimiz'in
(aleyhi elfü elfi salâtin ve selâm) huzuruna girerek O'ndan yardım talep
etmişti. Hiç kimseyi eli boş döndürmeyen Allah Resûlü, o adama da bazı
şeyler vermişti; fakat adam hoşnutsuzluk izhar edip edep sınırlarını da
zorlayarak daha fazlasını istemişti. Bunun üzerine, Ashab-ı Kiram'dan
bazıları, saygısızlığını cezalandırmak maksadıyla o şahsın üzerine
yürümüşlerdi. Peygamber Efendimiz onlara mani olmuş ve başka şeyler de
verip o adamı memnun etmişti. Sonra da sahabîlere dönüp şöyle
buyurmuştu: Benimle bu köylünün hali kaçan bir deve ile sahibinin durumu
gibidir. İnsanlar devenin peşinde koşar, hep beraber onu yakalamaya
çalışırlar ama deve kalabalıktan daha çok ürker ve var gücüyle kaçar.
Sonunda hayvanın sahibi, "Devemi benimle baş başa bırakın." diye
seslenir; eline bir tomar ot alarak ona ön tarafından yavaş yavaş
yaklaşır ve sonuçta devesini sakinleştirerek boynuna yuları vuruverir.
Eğer siz de o adamı bana bırakmasaydınız onu iyice uzaklaştırmış ve
ateşe atmış olurdunuz. Benimle ümmetimin arasına girmeyin, ashabımı bana
bırakın!"



Demek ki, üslup hatası yaparak insanları Allah'ın dininden ve
Resûl-i Ekrem'in şefkat ikliminden uzaklaştırmak Allah Resûlü ile
ümmetinin arasına girmektir. Bu itibarla, insan, yanlış bir üsluptan
(daha doğrusu üslupsuzluktan) dolayı kulları ile Yüce Yaratıcı'nın,
ümmeti ile Allah Resûlü'nün arasına girmiş olmaktan çok korkmalıdır.


1 - İslamiyet kolaylık üzere bina edilmiştir; fıtratları ve
karakterleri gözetmeden, onu zorlaştırırsak dinin ruhuna aykırı bir iş
yapmış oluruz.

2 - Öyle üslup hataları vardır ki insanları Allah'ın dininden ve
Resûl-i Ekrem'in şefkat ikliminden uzaklaştırır, Allah Resûlü ile
ümmetinin arasında engel teşkil eder.

3 - Özellikle hümanizm düşüncesinin çok öne çıktığı bu dönemde
insanlara imkân elverdiğince müjdeleyici ve teşvik edici olarak
yaklaşılmalıdır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Hakikatler üslup hatasına kurban edilmemeli
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
KUTLU FORUM :: İslami ilimler ve dini kültür :: KÜRSÜ-Video Sohbetleri-Yazıları-
Buraya geçin: