KUTLU FORUM

Bilgi ve Paylaşım Platformuna Hoş Geldiniz
 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Cennette Kadınlara gılman varmı ?

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Semanur
Özel Üye
avatar

Mesaj Sayısı : 929
Rep Gücü : 2257
Rep Puanı : 18
Kayıt tarihi : 23/06/09
Yaş : 54
Nerden : İzmir'den

MesajKonu: Cennette Kadınlara gılman varmı ?   Salı Tem. 19, 2011 8:45 am

Hocam cennette kadınlar için ğilmanlar var
mıdır? Kadının cinsel veya duygusal yönden tatmin olması için ona
gilman verilecek midir? (doğru ifade edemediysem Allah affetsin)





bizim cevabımız03 KASIM 2008 tarihin'de , Faruk BEŞER yanıtladı






Ğilmân, ğulâm kelimesinin çoğuludur. Arapçada henüz akil baliğ
olmamış, hizmet yaşındaki genç oğlanlara ğulam derler. Bizdeki uşak
kelimesinin karşılığıdır. Uşak da hem yeni yetme çocuk, hem de hizmetçi
anlamındadır. Ğilmân da böyledir. Çünkü hizmet için bu yaş daha
elverişlidir.
Ğilman kelimesi Kuranı Kerimde iki yerde geçer ve kadınlara ya da
erkeklere diye ayrılmaksızın cennet nimetlerinden olduğu zikredilir:
"Müttakiler
cennette nimetler içinde olacaklar... İştahları çektiği meyvelerden,
etlerden ne isterlerse bulacaklar... Sedefindeki inci gibi ğilmanlar
onların etrafında dolaşacaklar..." (Tûr 24).
Rivayete göre bu ayetler gelince bir adama Hz. Peygambere sordu: "Ey
Allah'ın Rasulü! Hizmet eden böyle olursa, ya hizmet edilen nasıl olur?
Cevap verdiler: Vallahi, on dördünde dolunay yıldızlara göre ne ise,
orada hizmet edilenler de, hizmet edenlere göre öyledirler".
Bunlardan anlaşılan, ğilman'ın cennetliklere hizmet eden uşaklar
olduğudur. Hizmet için erkeklik dişilik önemli olmadığı için, hizmetçi
dendiğinde akla gelen ğilman kelimesi kullanılmıştır. Bunlar kadına da,
erkeğe de hizmet ediyor olabilir. Zaten âkil baliğ olmayan çocuk yaşta
olduklarına göre, (haşa) birer cinsel obje değildirler.
************
cennette kadına verilecek eş


Soru




cennete giden kadınlara da aynı erkeklere eşinden başka
kadın ve huriler verileceği gibi kadına da başka erkekler verileceği
söyleniyor. çünkü kadınlarada cennette ne isterlerse verileceği hatta
fazlasıyla verileceği biliniyor. bu durumda erkek karısını başka
erkeklerden kıskanmayacak mı.


Cevap

Değerli kardeşimiz;

Cennette bir kadının bir tek kocası olacağına veya birden çok kocası olmayacağına dair açık bir delil var mı?

Bizce,
böyle bir soruya açık bir şekilde “evet, vardır!” cevabını vermek
mümkündür. Şöyle ki: Çeşitli hadis-i şeriflerde dünyada iken, kocasının
ölmesi sebebiyle ikinci bir erkekle evlenmiş olan bir kadının cennette
hangisiyle (öncekiyle mi sonrakiyle mi?) olacağına dair Ümm-ü Habibe’nin
Peygamberimize yönelttiği soruya karşın, Peygamberimiz, güzel ahlaklı
olanla birlikte olacağını bildirmiştir. Başka bir rivâyette ise, kadının
dünyada evlendiği kimseler hakkında muhayyer bırakılacağı ve dilediği
birisine eş olacağı bildirilmiştir. Diğer bir rivâyette de, son
evlendiği kimsenin eşi olacağı ifade edilmiştir.(1)

Bu rivâyetler
arasında bir çelişki yoktur. Çünkü kadının, güzel ahlaklı olan,
kendisine karşı iyi davranan kocasını tercih edeceği açıktır. En son
evlendiği kimseye eş olması ise, eşlerin her biri güzel ahlaklı olup,
birini diğerine tercih edememesi durumu için söz konusu olabilir. Burada
bizim için önemli olan bu rivâyetlerin her birinin, cennette bir
kadının birden çok erkeğin eşi olmayacağına, birden fazla erkekle bir
arada olamayacağına dair açık delaletidir. Çünkü eğer bir kadın cennette
birden çok erkekle beraber olsaydı, öncelikle dünyada iken evlenip de
kendisi gibi cennete girmiş olan dünyevî kocalarıyla birlikte olurdu.
Kadının, o erkeklerden sadece birisinin eşi olacağının belirtilmesi,
cennetteki evlilik hayatının sadece o erkeğe münhasır olacağının apaçık
delilidir.

Kaynak:
1- Nitekim Hz. Muaviye, kocası ölen
Ümmü’d-Derda ile evlenmek istediğinde, Ümmü’d-Derda bu teklifi kabul
etmemiş ve gerekçesini şöyle açıklamıştır: Ebu’d-Derda bana, “kadın
cennette son kocasının olacaktır. Dolayısıyla benden sonra başkasıyla
evlenme” dedi. (Rivayetler için bkz. Şa’ranî, Muhtasaru
Tezkireti’l-Kurtubî, s. 103).

***************

Cennette kadınların durumu hakkında bilgi
verir misiniz? Kadınlara da huri gibi erkek verilecek mi, birden fazla
erkekle evlenebilecek mi?



Fani hayatın sona ermesinden sonra ebedî bir saadet başlayacak. Orada
Allah'ın rahmeti, lütuf ve ihsanı bütün haşmetiyle tecelli edecektir.
İşte bu ebedî saadetin ve sonsuz nimet ve güzelliklerin merkezi
cennettir. Cennet hem mü'min erkeklerin, hem de mü'min kadınların
nimetler içinde yüzdüğü bir mekândır. Yani cennetin nimetlerinden
erkekler kadar kadınlar da istifade edecek, bütün nimet ve ihsanlar her
iki cinse de verilecektir.

Cennet ve cennetlikler en güzel ve tatlı bir şekilde Kur’ân'da
anlatılır. Çoğu yerde mü'min erkeklerle birlikte, mü'min kadınlar da
zikredilir. Meselâ, Tevbe Sûresinin 72. âyetinin meali şöyledir:
<blockquote>
"Allah, mü'min erkeklere ve mü'min kadınlara devamlı
kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetler, Adn cennetlerinde hoş
meskenler vaad etmiştir. Allah'ın rızası için en büyük mükâfattır. İşte
büyük kurtuluş budur."

</blockquote>
Cennetlikler ve cennet nimetleri Kur'ân'da anlatılırken cennet ehli için "müttekiler (Allah'tan hakkıyla korkanlar)" ifadesi geçer. Bu kelime hem erkekler, hem de kadınlar için müşterek kullanılır. Biri öbüründen ayırd edilmez, ayrı tutulmaz.

Hadis-i şeriflerde geçen ifadeler de hem erkekler, hem de kadınlar
içindir. Bütün müjdeler, taltifler, nimetler, ikramlar herkese aynıdır.
Bir hadisin meali şöyle:
<blockquote>
"Cennet ehli cennete girdiklerinde bir vazifeli şöyle
seslenir: 'Şüphe yok ki, siz cennette ebedî yaşayacak ve hiç
ölmeyeceksiniz. Hastalanmayacak ve devamlı sıhhatli bulunacaksınız.
Sonsuz nimetlere mazhar olacak ve hiçbir zaman hüzün ve keder
görmeyeceksiniz."
1
</blockquote>
Başka bir hadis-i şerifte de cennet ehlinin bir hâli şöyle anlatılır:
<blockquote>
"Muhakkak, sizden biriniz cennetin en alt derecesinde bulunsanız bile, ona Allah'ın emri ile melekler tarafından, 'Gönlünden geçenleri iste!' denir. O da devamlı temenni eder durur. Bunun üzerine ona, 'Kalbinden geçenleri tamamen temenni ettin mi?' diye sorulur. 'Evet' cevabı verince, 'Muhakkak temenni ettiğin şeyler bir misli fazlasıyla sana verilecek' denir."2
</blockquote>
Esas itibariyle cennetin nimetleri hem erkek, hem de kadın mü'minler
için müşterek iken, bazı hususlarda her iki cins de birbirlerinden
üstünlüklere sahiptirler. Bu üstünlüklerin bir kısmı erkeklere mahsus
iken, büyük bir kısmı da kadınlara mahsustur. Kur'ân'da cennetlik
kadınlar "Ezvâcün mutahharatün" yani "temiz kadınlar"
olarak vasfedilir. Bu ifadenin içinde şu mânâlar saklıdır: Cennet
kadınlara mekân ve meskendir. O kadınlar o yüksek cennette lâyıktırlar.
Aynı zamanda Cennet derecelerinin yüksekliği nisbetinde onların
güzellikleri de artar. Ve Cennet onlarla güzelleşir ve süslenir.3

Yani cennetlik kadınlar, cennetin güzelliğine güzellik katmakta,
Allah'ın ebedî yurdunu süsleyen canlı bir unsur olmaktadır. Bu
"mutahharatün (temiz)" ifadelerinden ayrıca şu mânalar çıkıyor: "Dünya
kadınları cennete girdikten sonra kötülüklerden, kıskançlık ve benzeri
çirkin huylardan arınacaklar, içleri de dışları gibi berrak ve ter temiz
olacak, güzellikte hurileri geçecekler."

Peygamberimiz (asm) cennetlik kadınları şöyle anlatır:
<blockquote>
"Onların vücutlarının güzelliği ile letafetinden dolayı her
birinin baldırındaki kemiğin iliği etinin üstünden görünür. Onların
aralarında ne ihtilâf vardır, ne düşmanlık, ne de çekememezlik."
4
</blockquote>
Yani cennet ehli kadınlar güzellikte o kadar ileride bulunuyorlar ki,
sadece bir tek tırnağı dünyaya görünse güneşin ışığını kapatacak kadar
parlaklıkta olan hurilerden daha güzel olacaklar. Bir kadının bundan
daha güzel bir şey tahayyül etmesi mümkün müdür?

Cenab-ı Hak hem erkek, hem de kadın mü'minlere kalblerinden geçenlerin
bir misli fazlasını vereceğine göre, nimet ve ihsanın derecesini siz
düşünün. Artık bu kadar lütuf ve ikramdan sonra "Allah, cennette bir erkeğe çok sayıda huri veriyor da, cennet ehli kadınlara neden böyle bir imkân verilmiyor?" denmez. Cennette "yok yoktur." Allah insan fıtratına en uygun şekilde her türlü nimet ve ihsanı verecek, kimseyi mahrum bırakmayacaktır.

Esas mesele Allah'ın rızasına nail olmak, ebedî saadete liyakat
kazanmak, fâni dünyadan imanlı olarak ayrılıp, cennetin kapısına
ulaşabilmektir.

Dipnotlar:
1. Müslim, Cennet 22.
2. Müslim, îman: 301.
3. Bediüzzaman Said Nursî, İşaratü'l-İcaz, s. 175.
4. Müslim, Cennet: 14-17.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Semanur
Özel Üye
avatar

Mesaj Sayısı : 929
Rep Gücü : 2257
Rep Puanı : 18
Kayıt tarihi : 23/06/09
Yaş : 54
Nerden : İzmir'den

MesajKonu: Geri: Cennette Kadınlara gılman varmı ?   Salı Tem. 19, 2011 8:49 am

Cennetteki Huri, Vildan ve Gılmanlar

<blockquote class="postcontent restore"> Cennetteki Huri, Vildan ve Gılmanlar

Huri
Fani
hayatın sona ermesinden sonra ebedî bir saadet başlayacak Orada
Allah'ın rahmeti, lütuf ve ihsanı bütün haşmetiyle tecelli edecektir.
İşte bu ebedî saadetin ve sonsuz nimet ve güzelliklerin merkezi
Cennettir. Cennet hem mü'min erkeklerin, hem de mü'min kadınların
nimetler içinde yüzdüğü bir mekândır. Yani Cennetin nimetlerinden
erkekler kadar kadınlar da istifade edecek, bütün nimet ve ihsanlar her
iki cinse de verilecektir.


Cennet
ve Cennetlikler en güzel ve tatlı bir şekilde Kur’ân'da anlatılır. Çoğu
yerde mü'min erkeklerle birlikte, mü'min kadınlar da zikredilir Meselâ,
Tevbe Sûresinin 72 âyetinin meali şöyledir:
"Allah,
mü'min erkeklere ve mü'min kadınlara devamlı kalacakları, içlerinden
ırmaklar akan Cennetler, Adn Cennetlerinde hoş meskenler vaad etmiştir.
Allah'ın rızası için en büyük mükâfattır İşte büyük kurtuluş budur."


Cennetlikler
ve Cennet nimetleri Kur'ân'da anlatılırken Cennet ehli için "müttekiler
(Allah'tan hakkıyla korkanlar)" ifadesi geçer. Bu kelime hem erkekler,
hem de kadınlar için müşterek kullanılır Biri öbüründen ayırd edilmez,
ayrı tutulmaz.


Hadis-i
şeriflerde geçen ifadeler de hem erkekler, hem de kadınlar içindir
Bütün müjdeler, taltifler, nimetler, ikramlar herkese aynıdır Bir
hadisin meali şöyle:
"Cennet
ehli Cennete girdiklerinde bir vazifeli şöyle seslenir: 'Şüphe yok ki,
siz Cennette ebedî yaşayacak ve hiç ölmeyeceksiniz. Hastalanmayacak ve
devamlı sıhhatli bulunacaksınız. Sonsuz nimetlere mazhar olacak ve
hiçbir zaman hüzün ve keder görmeyeceksiniz.''


Başka bir hadis-i şerifte de Cennet ehlinin bir hâli şöyle anlatılır: "Muhakkak,
sizden biriniz Cennetin en alt derecesinde bulunsanız bile, ona
Allah'ın emri ile melekler tarafından, 'Gönlünden geçenleri iste!'
denir.O devamlı temenni eder durur.Bunun üzerine ona, 'Kalbinden
geçenleri tamamen temenni ettin mi?' diye sorulur.'Evet' cevabı verince,
'Muhakkak temenni ettiğin şeyler bir misli fazlasıyla sana verilecek.''
denir.


Esas
itibariyle Cennetin nimetleri hem erkek, hem de kadın mü'minler için
müşterek iken, bazı hususlarda her iki cins de birbirlerinden
üstünlüklere sahiptirler.Bu üstünlüklerin bir kısmı erkeklere mahsus
iken, büyük bir kısmı da kadınlara mahsustur.Kur'ân'da Cennetlik
kadınlar "Ezvâcün mutahharatün" yani "temiz kadınlar" olarak
vasfedilir.Bu ifadenin içinde şu mânâlar saklıdır: Cennet kadınlara
mekân ve meskendir.O kadınlar o yüksek Cennette lâyıktırlar.Aynı zamanda
Cennet derecelerinin yüksekliği nisbetinde onların güzellikleri de
artar.Ve Cennet onlarla güzelleşir ve süslenir.


Yani
Cennetlik kadınlar, Cennetin güzelliğine güzellik katmakta, Allah'ın
ebedî yurdunu süsleyen canlı bir unsur olmaktadır.Bu "mutahharatün
(temiz)" ifadelerinden ayrıca şu mânalar çıkıyor: "Dünya kadınları
Cennete girdikten sonra kötülüklerden, kıskançlık ve benzeri çirkin
huylardan arınacaklar, içleri de dışları gibi berrak ve ter temiz
olacak.Güzellikte hurileri geçecekler.''
Peygamberimiz Cennetlik kadınları şöyle anlatır:"Onların
vücutlarının güzelliği ile letafetinden dolayı her birinin baldırındaki
kemiğin iliği etinin üstünden görünür.Onların aralarında ne ihtilâf
vardır, ne düşmanlık, ne de çekememezlik.''


Yani
Cennet ehli kadınlar güzellikte o kadar ileride bulunuyorlar ki, sadece
bir tek tırnağı dünyaya görünse güneşin ışığını kapatacak kadar
parlaklıkta olan hurilerden daha güzel olacaklar.Bir kadının bundan daha
güzel bir şey tahayyül etmesi mümkün müdür?


Cenab-ı
Hak hem erkek, hem de kadın mü'minlere kalblerinden geçenlerin bir
misli fazlasını vereceğine göre nimet ve ihsanın derecesini siz
düşünün.Artık bu kadar lütuf ve ikramdan sonra "Allah, Cennette bir
erkeğe çok sayıda huri veriyor da, Cennet ehli kadınlara neden böyle bir
imkân verilmiyor.'' Cennette "yok yoktur" Allah insan fıtratına en
uygun şekilde her türlü nimet ve ihsanı verecek, kimseyi mahrum
bırakmayacaktır.


Esas
mesele Allah'ın rızasına nail olmak, ebedî saadete liyakat kazanmak,
fâni dünyadan imanlı olarak ayrılıp, Cennetin kapısına ulaşabilmektir.


Gılman
Kur’ân-ı Kerim’in sadece bir âyetinde geçen gılman tâbiri vardır.52 Sûre olan, Tûr Sûresi 24 âyetinde “Etraflarında, sedeflerinde saklı inciler gibi tertemiz gılmanlar dolaşır.''
denir. “çocuk, bıyığı yeni terlemiş genç, hizmetçi” anlamına gelen
gulâm kelimesinin çoğulu olan gılman, anlaşıldığı kadarıyla, Allah’ın
(cc) mü’min kulları için özel yarattığı ve vazifesi sadece hizmetkârlık
olan Cennet gençleridir. Onlar cennet ehline yiyecekler ve içecekler
sunarlar ve bu vazifeyi görmekten mutluluk duyarlar.


Vildan
Cennetliklerin
etrafında, ebedî kılınmış vildân (çocuklar) dolaşıp hizmet ederler”
(Vâkıa, 17) ve “Etraflarında, ebedî kılınmış vildân (çocuklar) hizmet
için dolaşır durur. Onları gördüğünde, etrafa saçılmış inciler sanırsın”
(İnsân, 19) âyetlerinde geçen vildân kelimesi, çocuk doğurma ve çocuk
sahibi olma manalarına delalet eden v-l-d kökünden gelmektedir. Kur’ân-ı
Kerim’de bu kökten gelen pek çok fiil ve isim1 kullanılmıştır.
Bunlardan biri olan vildân, velîd’in çoğulu olup mevlud (doğurulmuş)
manasındadır. Fakat, mevlud olmalarından sarf-ı nazarla (ana-babalarına
nisbeti düşünülmeksizin) küçük çocuklar için kullanılır olmuştur.3
Velid’in ise, doğumu yaklaşmış çocuk için kullanıldığı söylense de bebek
manasına geldiği daha açıktır. Çünkü âyette Hz. Musa’nın bebeklik
dönemi için kullanılmıştır.5 Bu kelime hem kız hem de erkek çocukları
için kullanılır. Lügatlerde velid’e, sonraki dönemlerde bu kelimeye
izafe edilmiş ikinci ve üçüncü mana olarak köle ve genç hizmetçi
manaları da verilmiştir.6 Vildân kelimesi, ele alacağımız iki âyet
dışında, üçü Nisâ (75, 98, 127. âyetler), biri Müzzemmil (17. âyet)
sûrelerinde olmak üzere 4 âyette daha geçmektedir. Müfred şekli olan
velid ise bir âyette (Şuarâ, 18) geçmektedir.


Nisâ
sûresindeki üç âyetten ilk ikisinde vildân kelimesi mustaz’aflar
(Mekke’de zor durumda bulunan hicret edememiş müslümanlar/ mustaz’afine
mine’r-ricali ve’n-nisai ve’l-vildân) içinde, üçüncüsünde de yine yetim
kadınların yanında çaresiz çocuklar manasında (el-müstaz’afine
mine’l-vildân) üçüncü grup olarak zikredilir.
Müzzemmil sûresinde ise kıyametin dehşeti anlatılırken zikredilir: “İnkâr ettiğiniz takdirde, çocukları (vildân) ihtiyarlatan bir günden nasıl korunacaksınız!?”
(Müzzemmil, 17). Vâkıa, 17 ve İnsân, 19. âyetlerdeki vildân kelimesine
verilen manalara göz attığımızda ise şunları görüyoruz: Çocuklar, cennet
çocukları, evladlar, gencecik uşaklar, gençler, civanlar, delikanlılar,
hizmetçiler, genç hizmetçiler, genç nedimler, gençlikler.


Görüldüğü
gibi bu âyet hakkında da benzer meâller söz konusudur. Bu meâller
içinde bizce en isabetli olanları çocuklar veya cennet çocukları
ifadeleridir. Çünkü vildân kelimesinin çocuklar manasına delaleti
açıktır. Özetle, Vildân’ın manasının çocuklar olduğu hususunda ihtilaf
söz konusu değildir. Ğılmân kelimesi erkek çocuklar için kullanıldığı,
ğılmânun lehum ifadesi malikiyet manasında alınarak, “onlara ait olan
ğılmân” manasını ihtiva ettiği ve hadislerde de cennetliklerin çok
sayıda hizmetçileri olacağı bildirildiği için bu çocukların cennette
hizmet için yaratılmış oldukları düşünülebilir. Vildân ise, hem erkek
hem de kız çocuklarını kapsadığı ve kelime kök itibariyle doğumu
çağrıştırdığı için bu çocukların cennetliklerin dünyada buluğ çağına
ermeden vefat eden ve bunlara ilaveten bazı hadis-i şeriflerde dile
getirilen, arzu ettikleri takdirde bir hamilelik sıkıntısı olmadan
cennetlikler için yaratılan kendi çocukları olabilir. 8 Bu durumda dünya
hayatında çocukları olmasa da, bütün cennetliklerin, cennette
diledikleri kadar çocuk sahibi olmaları söz konusudur.


Cennetlikler
dünyadaki yaşlarına bakılmaksızın gençler sûretinde inşa olunacakları
gibi, cennetlik çocuklar da, vefat yaşları ne olursa olsun çocukluğun en
güzel çağında ana-babalarına ebedî bir eğlence, sürur kaynağı ve göz
aydınlığı olmak üzere yeniden inşa edileceklerdir.9 Dünya hayatındaki en
büyük manevî zevklerden birisi hiç şüphesiz sevimli, neşeli küçük
çocuklardır. Bu durum, cennet hayatının en güzel yönlerinden birisinin
bu çocuklar olacağına işaret etmektedir.



musemma & sorularlaislamiyet</blockquote>
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Cennette Kadınlara gılman varmı ?
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Kadın olmanın dayanılmaz keyfi (Beyler Dikkat)
» kOAH

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
KUTLU FORUM :: İslami ilimler ve dini kültür :: Dini Bilgiler -genel--
Buraya geçin: