KUTLU FORUM

Bilgi ve Paylaşım Platformuna Hoş Geldiniz
 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Seçme eN GÜZEL şiirler -KARIŞIK vs yağmur...zindan..

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
@bdulKadir
Adminstratör
avatar

Mesaj Sayısı : 6380
Rep Gücü : 10014422
Rep Puanı : 97
Kayıt tarihi : 17/03/09
Yaş : 54
Nerden : İzmir

MesajKonu: Seçme eN GÜZEL şiirler -KARIŞIK vs yağmur...zindan..   Salı Ağus. 16, 2011 11:55 am

Bilemedim kıymetini kadrini
Hata benim günah benim suç benim
Elim ile içtim derdin zehrini
Hata benim günah benim suç benim

_________________


Elif gibi yalnızım,
Ne esrem var, ne ötrem.
Ne beni durduran bir cezmim,
Ne de bana ben katan bir şeddem var.
Ne elimi tutan bir harf,
Ne anlam katan bir harekem...
Kalakaldım sayfalar ortasında.
Bir okuyan bekledim,
Bir hıfzeden belki...
Gölgesini istedim bir dostun med gibi…
Sızım elif sızısı...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://kutluforum.bedavaforum.biz
huzeyfe
Süper Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 6657
Rep Gücü : 15716
Rep Puanı : 23
Kayıt tarihi : 27/03/09

MesajKonu: Geri: Seçme eN GÜZEL şiirler -KARIŞIK vs yağmur...zindan..   Çarş. Ara. 14, 2011 10:38 am

YAĞMUR



Vareden'in adıyla insanlığa inen Nur

Bir gece yansıyınca kente Sibir dağından

Toprağı kirlerinden arındırır bir yağmur

Kutlu bir zaferdir bu ebabil dudağından

Rahmet vadilerinden boşanır ab-ı hayat

En müstesna doğuşa hamiledir kainat



Yıllardır boz bulanık suları yudumladım

Bir pelikan hüznüyle yürüdüm kumsalları

Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım



Hasretin alev alev içime bir an düştü

Değişti hayal köşküm, gözümde viran düştü

Sonsuzluk çiçeklerle donandı yüreğimde

Yağmalanmış ruhuma yeni bir devran düştü



İhtiyar cübbesinden kan süzülür Nebi'nin

Gökyüzü dalgalanır ipekten kanatlarla

Mehtabını düşlerken o mühür sahibinin

Sarsılır Ebu Kubeys kovulmuş feryatlarla

Evlerin anasına dikilir yeşil bayrak

Yeryüzü avaredir, yapayalnız ve kurak



Zaman, ayaklarımda tükendi adım adım

Heyula, bir ağ gibi ördü rüyalarımı

Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım



Yağmur, gülşenimize sensiz, baldıran düştü

Düşmanlık içimizde; dostluklar yaban düştü

Yenilgi, ilmek ilmek düğümlendi tarihe

Her sayfada talihsiz binlerce kurban düştü



Bir güzide mektuptur, çağların ötesinden

Ulaşır intizarın yaldızlı sabahına

Yayılır o en büyük muştu, pazartesinden

Beyazlık dokunmuştur gecenin siyahına

Susuzluktan dudağı çatlayan gönüllerin

Sükutu yar, sevinci dualar kadar derin



Çaresiz bir takvimden yalnızlığa gün saydım

Bir cezir yaşadım ki, yaşanmamış mazide

Dokunduğun küçük bir nakış da ben olsaydım



Sensiz kaldırımlara nice güzel can düştü

Yarılan göğsümüzden umutlar bican düştü

Yağmur, kaybettik bütün hazinesini ceddin

En son, avucumuzdan inci ve mercan düştü



Melekler sağnak sağnak gülümser maveradan

Gümüş ibrik taşıyan zümrüt gagalı kuşlar

Mutluluk nağmeleri işitirler Hıra'dan

Bir devrim korkusuyla halkalanır yokuşlar

Bir bebeğin secdeye uzanırken elleri

Paramparça, ateşler şahının hayalleri



Keşke bir gölge kadar yakınında dursaydım

O mücella çehreni izleseydim ebedi

Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım



Sarardı yeşil yaprak; dal koptu; fidan düştü

Baykuşa çifte yalı; bülbüle zindan düştü

Katil sinekler deldi hicabın perdesini

İstiklal boşluğuna arılar nadan düştü



Dolaşan ben olsaydım Save'nin damarında

Tablosunu yapardım yıkılan her kulenin

Ebedi aşka giden esrarlı yollarında

Senden bir kıvılcımın, süreyya bir şulenin

Tarasaydım bengisu fışkıran kakülünü

On asırlık ocağın savururdum külünü



Bazen kendine aşık deli bir fırtınaydım

Fırtınalar önünde bazen bir kuru yaprak

Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım



Sensizlik depremiyle hancı düştü; han düştü

Mazluma sürgün evi; zalime cihan düştü

Sana meftun ve hayran, sana ram olanlara

Bir bela tünelinde ağır imtihan düştü



Badiye yaylasında koklasaydım izini

Kefenimi biçseydi Ebva'da esen rüzgar

Seninle yıkasaydım acılar dehlizini

Ne kaderi suçlamak kalırdı, ne intihar

Üstüne pırıl pırıl damladığın bir kaya

Bir hurma çekirdeği tercihimdir dünyaya



Suskunluğa dönüştü sokaklarda feryadım

Tereddüt oymak oymak kemirdi gururumu

Bahira'dan süzülen bir yaş da ben olsaydım



Haritanın en beyaz noktasına kan düştü

Kırıldı adaletin kılıcı; kalkan düştü

Mahkumlar yargılıyor; hakimler mahkum şimdi

Hakların temeline sanki bir volkan düştü



Firakınla kavrulur çölde kum taneleri

Ahuların içinde sevdan akkor gibidir

Erdemin, bereketin doldurur haneleri

Sensiz hayat toprağın sırtında ur gibidir

Şemsiyesi altında yürürsün bulutların

Sensiz, yükü zehirdir en güzel imbatların



Devlerin esrarını aynalara sorsaydım

Çözülürdü zihnimde buzlanmış düşünceler

Okşadığın bir parça kumaş da ben olsaydım



Sensiz, tutunduğumuz dallardan yılan düştü

İlkin karardı yollar, sonra heyelan düştü

Güvenilen dağlara kar yağdı birer birer

Sensizlik diyarından püsküllü yalan düştü



Yağmur, duysam içimin göklerinden sesini

Yağarsın; taşlar bile yemyeşil filizlenir

Yıldırımlar parçalar çirkefin gölgesini

Sel gider ve zulmetin çöplüğü temizlenir

Yağmur, bir gün kurtulup çağın kundaklarından

Alsam, ölümsüzlüğü billur dudaklarından



Madeni arzuların ardında seyre daldım

Küflü bir manzaranın çürüyen güllerini

Senin için görülen bir düş de ben olsaydım



Şehirler kabus dolu; köylere duman düştü

Tersine döndü her şey sanki; asuman düştü

Kırık bir kayık kaldı elimizde, hayali



Hazindir ki, dertleri aşmaya umman düştü

Ayrılığın bağrımda büyüyen bir yaradır

Seni hissetmeyen kalp, kapısız zindan olur

Sensiz doğrular eğri, beyaz bile karadır

Sesini duymayanlar girdabında boğulur

Ana rahminde ölür sensizlikten bir cenin

Şaşkınlığa açılır gözleri, görmeyenin



Saatlerin ardında hep kendimi aradım

Bir melal zincirine takıldı parmaklarım

Yeryüzünde seni bir görmüş de ben olsaydım



Sensiz, ufuklarıma yalancı bir tan düştü

Sensiz, kıtalar boyu uzayan vatan düştü

Bir kölelik ruhuna mahkum olunca gönül

Yüzyıllardır dorukta bekleyen sultan düştü



Ay gibisin; güneşler parlıyor gözlerinde

Senin tutkunla mecnun geziyor güneş ve ay

Her damla bir yıldızı süslüyor göklerinde

Sümeyra'yı arıyor her damlada bir saray

Tohumlar ve iklimler senindir; mevsim senin

Mekanın fırçasında solmayan resim senin



Yağmur, bir gün elimi ellerinde bulsaydım

Güzellik şahikası gülümserdi yüzüme

Senin visalinle bir gülmüş de ben olsaydım



Tavanı çöktü aşkın; duvarlar üryan düştü

Toplumun gündemine koyu bir isyan düştü

İniltiler geliyor doğudan ve batıdan

Sensizlikten bozulan dengeye ziyan düştü



Islaklığı sanadır ahımın, efganımın

İçimde hicranınla tutuşuyor nağmeler

Sendendir eskimeyen cevheri efkarımın

Nazarın ok misali karanlıkları deler

Bu değirmen seninle dönüyor; ahenk senin

Renkleri birbirinden ayıran mihenk senin



Bir hüzün ülkesine gömülüp kaldı adım

Kapanıyor yüzüme aralanan kapılar

Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım



Yağmur, sayrılığıma seninle derman düştü

Beynimin merkezine ölümsüz ferman düştü

Silindi hayalimden bütün efsunu ömrün

Bir dönüm noktasında aklıma Rahman düştü



Nefesinle yeniden çizilecek desenler

Çehreler yepyeni bir değişim geçirecek

Aydınlığa nurunla kavuşacak mahzenler

Anneler çocuklara hep seni içirecek

Yağmur, seninle biter susuzluğu evrenin

Sana mü'mindir sema; sana muhtaçtır zemin



Damar damar seninle, hep seninle dolsaydım

Batılı yıkmak için kuşandığın kılıcın

Kabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım



Kardeşler arasına heyhat, su-i zan düştü

Zedelendi sağduyu; körleşen iz'an düştü

Şarkısıyla yaşadık yıllar yılı baharın

İnsanlık bahçemize sensizlik hazan düştü



Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım

Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım

Dokunduğun küçük bir nakış da ben olsaydım

Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım

Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım

Bahira'dan süzülen bir yaş da ben olsaydım

Okşadığın bir parça kumaş da ben olsaydım

Senin için görülen bir düş de ben olsaydım

Yeryüzünde seni bir görmüş de ben olsaydım

Senin visalinle bir gülmüş de ben olsaydım

Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım

Damar damar seninle, hep seninle dolsaydım

Batılı yıkmak için kuşandığın kılıcın

Kabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım

NURULLAH GENÇ

_________________
Mevla Görelim Neyler
Neylerse Güzel Eyler
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
huzeyfe
Süper Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 6657
Rep Gücü : 15716
Rep Puanı : 23
Kayıt tarihi : 27/03/09

MesajKonu: Geri: Seçme eN GÜZEL şiirler -KARIŞIK vs yağmur...zindan..   Çarş. Ara. 14, 2011 10:38 am

SAKARYA TÜRKÜSÜ



İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;

Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.

Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;

Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.

Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir

Oluklar çift; birinden nur akar, birinden kir.

Akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kâinat;

Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat!

Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne,

Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine;

Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için.

Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin?

Rabbim isterse, sular büklüm büklüm burulur,

Sırtına Sakarya'nın, Türk tarihi vurulur.

Eyvah, eyvah, Sakaryam, sana mı düştü bu yük?

Bu dava hor, bu dava öksüz, bu dâva büyük!..



Ne ağır imtihandır, başındaki, Sakarya!

Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?



İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal;

Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal.

Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan;

Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan;

Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu an;

Kehkeşanlara kaçmış eski günleri an!

Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu;

Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu?

Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna;

Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna?

Mermerlerin nabzında hâlâ çarpar mı tekbir?

Bulur mu deli rüzgâr o sedayı: Allah bir!

Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler;

Sakarya, kandillere katran döktü geceler.



Vicdan azabına es, kayna kayna Sakarya,

Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!



İnsan üçbeş damla kan, ırmak üçbeş damla su;

Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.

Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek;

Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?

Kafdağını aşsalar, belki çeker de bir kıl!

Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl!

Sakarya, sâf çocuğu, mâsum Anadolu'nun,

Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!

Sen ve Ben, gözyaşıyla ıslanmış hamurdanız;

Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız!

Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader;

Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!

Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz;

Sen kıvrıl, ben gideyim, Son Peygamber Kılavuz!



Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya;

Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!..

1949

NECİP FAZIL

_________________
Mevla Görelim Neyler
Neylerse Güzel Eyler
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
huzeyfe
Süper Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 6657
Rep Gücü : 15716
Rep Puanı : 23
Kayıt tarihi : 27/03/09

MesajKonu: Geri: Seçme eN GÜZEL şiirler -KARIŞIK vs yağmur...zindan..   Çarş. Ara. 14, 2011 10:39 am

MONA ROZA



Mona Roza, siyah güller, ak güller

Geyvenin gülleri ve beyaz yatak

Kanadı kırık kuş merhamet ister

Ah, senin yüzünden kana batacak

Mona Roza siyah güller, ak güller



Ulur aya karşı kirli çakallar

Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa

Mona Roza, bugün bende bir hal var

Yağmur iğri iğri düşer toprağa

Ulur aya karşı kirli çakallar



Açma pencereni perdeleri çek

Mona Roza seni görmemeliyim

Bir bakışın ölmem için yetecek

Anla Mona Roza, ben bir deliyim

Açma pencereni perdeleri çek...



Zeytin ağaçları söğüt gölgesi

Bende çıkar güneş aydınlığa

Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi

Seni hatırlatıyor her zaman bana

Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi



Zambaklar en ıssız yerlerde açar

Ve vardır her vahşi çiçekte gurur

Bir mumun ardında bekleyen rüzgar

Işıksız ruhumu sallar da durur

Zambaklar en ıssız yerlerde açar



Ellerin ellerin ve parmakların

Bir nar çiçeğini eziyor gibi

Ellerinden belli oluyor bir kadın

Denizin dibinde geziyor gibi

Ellerin ellerin ve parmakların



Zaman ne de çabuk geçiyor Mona

Saat onikidir söndü lambalar

Uyu da turnalar girsin rüyana

Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar

Zaman ne de çabuk geçiyor Mona



Akşamları gelir incir kuşları

Konar bahçenin incirlerine

Kiminin rengi ak, kimisi sarı

Ahhh! beni vursalar bir kuş yerine

Akşamları gelir incir kuşları



Ki ben Mona Roza bulurum seni

İncir kuşlarının bakışlarında

Hayatla doldurur bu boş yelkeni

O masum bakışlar su kenarında

Ki ben Mona Roza bulurum seni



Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza

Henüz dinlemedin benden türküler

Benim aşkım sığmaz öyle her saza

En güzel şarkıyı bir kurşun söyler

Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza



Artık inan bana muhacir kızı

Dinle ve kabul et itirafımı

Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı

Alev alev sardı her tarafımı

Artık inan bana muhacir kızı



Yağmurlardan sonra büyürmüş başak

Meyvalar sabırla olgunlaşırmış

Bir gün gözlerimin ta içine bak

Anlarsın ölüler niçin yaşarmış

Yağmurlardan sonra büyürmüş başak



Altın bilezikler o kokulu ten

Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne

Bir tüy ki can verir bir gülümsesen

Bir tüy ki kapalı gece ve güne

Altın bilezikler o kokulu ten



Mona Roza siyah güller, ak güller

Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak

Kanadı kırık kuş merhamet ister

Aaahhh! senin yüzünden kana batacak!

Mona Roza siyah güller, ak güller




SEZAİ KARAKOÇ

_________________
Mevla Görelim Neyler
Neylerse Güzel Eyler
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
huzeyfe
Süper Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 6657
Rep Gücü : 15716
Rep Puanı : 23
Kayıt tarihi : 27/03/09

MesajKonu: Geri: Seçme eN GÜZEL şiirler -KARIŞIK vs yağmur...zindan..   Çarş. Ara. 14, 2011 10:40 am

RÜVEYDA



fezayı bağlayarak yorgun kanatlarına

bir güvercin uçurup kıtalar arasından

çağırdın beni

geçerek birer birer sürgün kanyonlarını

derbeder koşup geldim ışıldayan tahtına

yarım koyup bir bardak kurşun rengi çayımı

yıkarak yalnızlığa kurduğum sarayımı

yetim çığlıklarımı duyurmak üzere sana

koşup geldim; iliştir beni memnu bahtına



adını söylemek istemiyorum

her hecesi amansız bir kor dudaklarımda

her harfine yıllardır şimşeklerle yarıştım

zindanlara karıştım, ölümlerle tanıştım

adını söylemek istemiyorum

Rüveyda dediğim zaman

anla ki, senin için yürüyor kelimeler

çığlığımın atardamarlarından



hangi yıldızdır bilmem, gözlerin

kayar da üzerime Rüveyda

önce tuhaf bir deprem yayılır bedenime

sonra açılır önümde ıstırab vadileri

silik renkleriyle adımlarıma

çözülmeye yüz tutan bir mazi mühürlenir

hayalin bittiği menfeze doğru

alaca bir at koşar içimde

zamansız, mekansız nefese doğru



uslanmaz bir yürek taşıdığıma dair

yaygın bir kanaat dolaşır aynalarda

oysa Rüveyda

baştan başa ben

kevser akan, gül kokan bir kalbin filiziyim



kitaplara sürdüğüm kapkara lekelerden

bir anlatsam nasıl utandığımı

bir doğrulsam eğrildiğim yerden

ağarır tanyeri nilüferlerin

alaca bir at koşar içimde

ezer toynaklarıyla anılarımı



sular köpürmemeliydi Rüveyda

kırılmamalıydı ıslak dalları hasret selvilerinin

ben zehire alışkınım, şerbete değil

rüyalar nefret eder avare duruşumdan

kabuslar çekerek ancak derdimi yeryüzünde

sen gün boyu simsiyah bir ufukla beraber

ben her gece bir mehdi türküsüyle çilekeş

yargılamak için zeval kayıtlarını

inkilap bekliyorum



hangi umut çiçeğidir bilmem, ellerin

uzanır da gönlüme Rüveyda

derinden bir ok saplanır bağrıma

beynimi çağıran bir sese doğru

alaca bir at koşar içimde

zamansız, mekansız nefese doğru



varlığın cinayettir memleketimde işlenen

akıtır kanını asil pehlivanların

yokluğun sükunettir kuşatır evrenimi

varlığın ve yokluğun ölümüdür baharın



artık eskisi gibi bakamıyorsun

göklerinde bir belkıs otururdu Rüveyda

binlerce gökkuşağı olurdu kirpiklerin

güneş bir ane gibi dururdu başucunda

artık dokunamıyor kakülün bulutlara

karalara bürünmüş saçlarında dolunay

NURULLAH GENÇ

_________________
Mevla Görelim Neyler
Neylerse Güzel Eyler
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
huzeyfe
Süper Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 6657
Rep Gücü : 15716
Rep Puanı : 23
Kayıt tarihi : 27/03/09

MesajKonu: Geri: Seçme eN GÜZEL şiirler -KARIŞIK vs yağmur...zindan..   Çarş. Ara. 14, 2011 10:40 am

DÜNYÂ



Burada hiç kimse durucu değil,

Hepimiz dünyâdan göçmeye geldik.

Kör olan bu işi görücü değil,

İyiyi kötüden seçmeye geldik.

Pazarcılar gibi alış-verişle,

Öbür âlem için bir sürü işle,

Az bir sıkıntı, biraz bekleyişle,

Bu çetin köprüyü geçmeye geldik.

Gelmedik buraya biz dava için,

Encâmı karanlık bir kavga için,

Dünyâlara ait bir sevdâ için,

Bizler âb-ı hayat içmeye geldik.

Kehf ashâbı gibi mağaralarda,

O en Kutlu ile mübârek GÂR'da,

Henüz ölüp gömülmeden mezarda,

Bitmeyen çileyi çekmeye geldik.

Niceler düştüler dünyâ ağına,

Vuruldular bahçesine bağına,

Anlarlar varınca son durağına,

Bizler bu bahçeyi ekmeye geldik...

FETULLAH GÜLEN

_________________
Mevla Görelim Neyler
Neylerse Güzel Eyler
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
huzeyfe
Süper Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 6657
Rep Gücü : 15716
Rep Puanı : 23
Kayıt tarihi : 27/03/09

MesajKonu: Geri: Seçme eN GÜZEL şiirler -KARIŞIK vs yağmur...zindan..   Çarş. Ara. 14, 2011 10:40 am

SAATİ YOK EREMİ YOK



Aşktan yana söz duyunca,

Ben hep seni düşünürüm.

Uçsuz hayaller boyunca,

Ben hep seni düşünürüm.



Yıldızlar kayar yüceden;

Renkler sıyrılır geceden;

Yüreğim sızlar inceden;

Ben hep seni düşünürüm.



Aklın ucu değer hiçe;

Yol ararım içten içe.

Kâinat uyur sessizce,

Ben hep seni düşünürüm.



Korkunun bittiği yerde,

Haz duyarım perde perde.

Bir mezar görsem bir yerde,

Ben hep seni düşünürüm.



Zaman hep sonsuza akar

Meyve dökülür, dal kalkar.

Çiçeklere bakar bakar,

Ben hep seni düşünürüm.



Rüzgâr eser ilden il'e

Sağlıkta bitmez bu çile.

'Var'dan öte, 'Yok'ta bile

Ben hep seni düşünürüm.

ABDÜRRAHİM KARAKOÇ

_________________
Mevla Görelim Neyler
Neylerse Güzel Eyler
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
huzeyfe
Süper Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 6657
Rep Gücü : 15716
Rep Puanı : 23
Kayıt tarihi : 27/03/09

MesajKonu: Geri: Seçme eN GÜZEL şiirler -KARIŞIK vs yağmur...zindan..   Çarş. Ara. 14, 2011 10:41 am

SANA, BANA, VATANIMA, ÜLKEMİN İNSANLARINA DAİR



''Telgrafın tellerini kurşunlamalı''

Öyle değildi bu türkü bilirim

Bir de içime

-Her istasyonda duran sonra tekrar yürüyen-

Bir posta katarı gibi simsiyah dumanlar dökerek

Bazan gelmesi beklenen bazan ansızın çıkagelen

Haberler bilirim mektuplar bilirim.



Gamdan dağlar kurmalıyım

Kayaları kelimeler olan

Kırk ikindi saymalıyım

Kırk gün hüzün boşaltan omuzlarıma saçlarıma

Saçlarının akışını anar anmaz omuzlarından

Baştan ayağa ıslanmalıyım

Gam dağlarına çıkıp naralar atmalıyım.



İçimde kaynayan bir mahşer var

Bu mahşer birde annelerinin kalbinde kaynar

Çünkü onlar yün örerken pencere önlerinde

Ya da çamaşır sererken bahçelerinde

Birden alıverirler kara haberini

Okul dönüşü bir trafik kazasında

Can veren oğullarının.



Bir de gencecik aşıkların yüreklerini bilirim

Bir dolmuşta yorgun şoförler için bestelenmiş

Bir şarkıdan bir kelime düşüverince içlerine

Karanlık sokaklarına dalarak şehirlerin

Beton apartmanların sağır duvarlarını yumruklayan

Ya da melal denizi parkların ıssız yerlerinde

Örneğin Hint Okyanusu gibi derin

İsyanın kapkara sularına dalan.



Nice akşamlar bilirim ki

Karanlığını

Bir millet hastanesinde

Dokuz kişilik kadınlar koğuşu koridorunda

Başını kalorifer borularına gömmüş

Beyaz giysilerinden uykular dökülen tabiplerden

Haber sormaya korkan

Genç kızların yüreğinden almıştır.



Bir de baharlar bilirim

Apartman odalarında büyüyen çocukların bilmediği bilemeyeceği

Anadolu bozkırlarında

İstanbul’dan çıkıp Diyarbekir’e doğru

Tekerleri yamalı asfaltları bir ağustos susuzluğu ile içen

Cesur otobüs pencerelerinden

Bilinçsiz bir baş kayması ile görülen

Evrensel kadınların iki büklüm çapa yaptıkları tarla kenarlarında

Çıplak ayakları yumuşak topraklara batmış ırgat çocuklarının

Bir ellerinde bayat bir ekmeği kemirirken

Diğer ellerinde sarkan yemyeşil bir soğanla gelen.



Yazlar bilirim memleketime özgü

Yiğit köy delikanlılarının

İncir çekirdeği meselelerle birbirlerini kurşunladıkları

Birinin ölü dudaklarından sızan kan daha kurumadan

Üstüne cehennem güneşlerde göğermiş mor sinekler konup kalkan

Diğeri kan ter içinde yayla yollarında

Mavzerinin demirini alnına dayamış

Yüreği susuzluktan bunalan

İçinden mahpushane çeşmeleri akan

Ansızın parlayan keklikleri jandarma baskını sanıp

Apansız silahına davranan

Nice delikanlıların figüranlık yaptığı

Yazlar bilirim memleketime özgü



Güzler bilirim ülkeme dair

Karşılıksız kalmış bir sevda gibi gelir

Kalakalmış bir kıyıda melül ve tenha

Kalbim gibi

Kaybolmuş daracık ceplerinde elleri

Titreyen kenar mahalle çocukları

Bir sıcak somun için, yalın kat bir don için

Dökülürler bulvarlara yapraklar gibi.



Kadınlar bilirim ülkeme ait

Yürekleri Akdeniz gibi geniş, soluğu Afrika gibi sıcak

Göğüsleri Çukurova gibi münbit

Dağ gibi otururlar evlerinde

Limanlar gemileri nasıl beklerse

Öyle beklerler erkeklerini

Yaslandın mı çınar gibidir onlar sardın mı umut gibi.



İsyan şiirleri bilirim sonra

Kelimeler ki tank gibi geçer adamın yüreğinden

Harfler harp düzeni almıştır mısralarında

Kimi bir vurguncuyu gece rüyasında yakalamıştır

Kimi bir soygun sofrasında ışıklı sofralarda

Hırsızın gırtlağına tıkanmıştır.



Müslüman yürekler bilirim daha

Kızdı mı cehennem kesilir sevdi mi cennet

Eller bilirim haşin hoyrat mert

Alınlar görmüşüm ki vatanımın coğrafyasıdır

Her kırışığı sorulacak bir hesabı

Her çizgisi tarihten bir yaprağı anlatır.



Bütün bunların üstüne

Hepsinin üstüne sevda sözleri söylemeliyim

Vatanım milletim tüm insanlar kardeşlerim

Sonra sen gelmelisin dilimin ucuna adın gelmeli

Adın kurtuluştur ama söylememeliyim

Can kuşum, umudum, canım sevgilim.

ERDEM BEYAZIT

_________________
Mevla Görelim Neyler
Neylerse Güzel Eyler
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
huzeyfe
Süper Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 6657
Rep Gücü : 15716
Rep Puanı : 23
Kayıt tarihi : 27/03/09

MesajKonu: Geri: Seçme eN GÜZEL şiirler -KARIŞIK vs yağmur...zindan..   Çarş. Ara. 14, 2011 10:41 am

Rûhum sana âşık, sana hayrandır Efendim,
Bir ben değil, âlem sana kurbandır Efendim.

Ecrâm ü felek, Levh u Kalem, mest-i nigâhın,
Dîdârına âşık Ulu Yezdân'dır Efendim.

Mahşerde nebîler bile senden medet ister,
Rahmet, diyen âlemlere, Rahman'dır Efendim.

Kıtmîrinim ey Şâh-ı Rusül, koğma kapından,
Asilere lütfun, yüce fermândır Efendim..

Ta Arşa çıkar her gece âşıkların âhı,
Medheyleyen ahlâkın, Kur'ân'dır Efendim.

Aşkınla buhurdan gibi tütmekde bu kalbim,
Sensiz bana cennet bile hicrandır Efendim...

Dağ kalbime bir lâhzacık ey Nur-i dilârâ,
Nûrun ki; gönül derdime dermandır Efendim...

Ulvî de senin bağrı yanık âşık-ı zârın,



Feryâdı bütün âteş-i sûzandır Efendim...





ALİ ULVİ KURUCU

_________________
Mevla Görelim Neyler
Neylerse Güzel Eyler
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
huzeyfe
Süper Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 6657
Rep Gücü : 15716
Rep Puanı : 23
Kayıt tarihi : 27/03/09

MesajKonu: Geri: Seçme eN GÜZEL şiirler -KARIŞIK vs yağmur...zindan..   Çarş. Ara. 14, 2011 10:42 am

ÇANAKKALE ŞEHİDLERİNE



Şu Boğaz Harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi?

En kesîf orduların yükleniyor dördü beşi,



- Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya -

Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya,



Ne hayâsızca tahaşşüd ki ufuklar kapalı!

Nerde - gösterdiği vahşetle "Bu: bir Avrupalı"



Dedirir - yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,

Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yahut kafesi!



Eski Dünya, Yeni Dünya, bütün akvâm-ı beşer,

Kaynıyor kum gibi, tûfan gibi, mahşer mahşer.



Yedi iklîmi cihânın duruyor karşında;

Ostralya'yla beraber bakıyorsun: Kanada!



Çehreler başka, lisanlar, deriler, rengârenk.

Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.



Kimi Hindû, kimi Yamyam, kimi bilmem ne belâ...

Hani tâûna da züldür bu rezil istîlâ!



Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-u asil,

Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyla sefil,



Kustu Mehmed'ciğin aylarca durup karşısına;

Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.



Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...

Medeniyet denilen kahpe, hakîkat, yüzsüz.



Sonra mel'undaki tahrîbe müvekkel esbâb,

Öyle müthiş ki: eder her bir mülkü harâb.





Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;

Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı:



Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;

Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.



Yerin altında cehennem gibi binlerce lâğam;

Atılan her lâğımın yaktığı: yüzlerce adam.



Ölüm indirmede. gökler, ölü püskürmede yer;

O ne müthiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...



Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,

Boşanır sırtlara, vâdîlere sağnak sağnak.



Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,

Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.



Veriyor yangını, durmuş da açık sînelere,

Sürü hâlinde gezerken sayısız tayyâre.



Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...

Kahraman orduyu seyret ki bu tehdîde güler!..



Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;

Alınır kal'a mı göğsündeki kat kat imân?



Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrından râm?

Çünkü te'sis-i ilâhî o metîn istihkâm.





Sarılır, indirilir mevki-i müstahkemler,

Beşerir azmini tevkîf edemez sun'-ı beşer;



Bu göğüslerse Hüdâ'nın ebedî serhaddi;

"O benim sun'-ı bedîim, onu çiğnetme!" dedi.



Âsım'ın nesli... Diyordum ya... Nesilmiş gerçek:

İşte çiğnetmedi nâmûsunu, çiğnetmeyecek.





Şühedâ gövdesi, baksana, dağlar, taşlar...

O, rükû olmasa dünyâda eğilmez başlar,



Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor;

Bir hilal uğruna, yâ Rab, ne Güneşler batıyor!



Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!..

Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.



Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhîd'i...

Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi...



Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?

"Gömelim gel seni târîhe!" desem, sığmazsın.



Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb.

Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.



"Bu, taşındır" diyerek Kâbe'yi diksem başına;

Rûhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;



Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ nâmiyle,

Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmiyle,



Ebr-i nîsânı açık türbene çatsam da tavan,

Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;



Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına,

Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,



Türbedârın gibi tâ haşre kadar bekletsem;

Gündüzün fecr ile âvizeni lebrîz etsem;



Tüllenen mağribi, akşamları, sarsam yarana...

Yine birşey yapabildim diyemem hâtırana.





Sen ki, son ehl-i salîbin kırarak savletini;

Şarkın en sevgili sultânı Selâhâddîn'i,



Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayrân...

Sen ki, İslâmı kuşatmış, boğuyorken husran;



O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;

Sen ki rûhunla berâber gezer ecrâmı adın;



Sen ki a'sâra gömülsen taşacaksın... Heyhât!

Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...



Ey şehîd oğlu, şehîd isteme benden makber,

Sana âğûşunu açmış duruyor Peygamber.

MEHMET AKİF

_________________
Mevla Görelim Neyler
Neylerse Güzel Eyler
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
huzeyfe
Süper Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 6657
Rep Gücü : 15716
Rep Puanı : 23
Kayıt tarihi : 27/03/09

MesajKonu: Geri: Seçme eN GÜZEL şiirler -KARIŞIK vs yağmur...zindan..   Çarş. Ara. 14, 2011 10:42 am

BİR BAYRAK RÜZGAR BEKLİYOR!



Şehitler tepesi boş değil,

Biri var bekliyor.

Ve bir göğüs, nefes almak için;

Rüzğar bekliyor.

Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye;

Yattığı toprak belli,

Tuttuğu bayrak belli,

Kim demiş meçhul asker diye?

Destanını yapmış,kasideye kanmış.

Bir el ki;ahretten uzanmış,

Edeple gelip birer birer öpsün diye faniler!

Öpelim temizse dudaklarımız,

Fakat basmasın toprağa temiz değilse ayaklarımız.

Rüzğarını kesmesin gövdeler

Sesinden yüksek çıkmasın nutuklar,kasideler.

Geri gitsin alkışlar geri,

ARİF NİHAT ASYA

Geri gitsin ellerin yapma çiçekleri!

Ona oğullardan,analardan dilekler yeter,

Yazın sarı,kışın beyaz çiçekler yeter! Söyledi söyleyenler demin,

Gel süngülü yiğit alkışlasınlar

Şimdi sen söyle söz senin.

Şehitler tepesi boş değil,

Toprağını kahramanlar bekliyor! Ve bir bayrak dalgalanmak için;

Rüzğar bekliyor!

Destanı öksüz ,sükutu derin meçhul askerin;

Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye

Yattığı toprak belli,

Tuttuğu bayrak belli,

Kim demiş meçhul asker diye?...

_________________
Mevla Görelim Neyler
Neylerse Güzel Eyler
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
huzeyfe
Süper Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 6657
Rep Gücü : 15716
Rep Puanı : 23
Kayıt tarihi : 27/03/09

MesajKonu: Geri: Seçme eN GÜZEL şiirler -KARIŞIK vs yağmur...zindan..   Çarş. Ara. 14, 2011 10:43 am

SANA GELDİM MEVLANA



Sana geldim Mevlana...

Düştüm yollara Fatiha'larla

Önümde yemyeşil ışıktan bir iz

Yıkanmış yaprak gibi tertemiz



Sana geldim Mevlana...

Herşey öylesine mağrur,sessiz,tertemiz

Geçmiş asırlardan beri tertemiz

Bir el dokundurursam sandukalara

Uyanır Horasan erleri



Sana geldim Mevlana...

Divan durdum önünde,duygulu,sessiz

İçimde ne hasret,ne gül,ne bülbül

Şimdi ezan nur alem,nur Konya

İşte sabır,işte aşk,işte tevekkül

Sen bilirsin Mevlana...



Sana geldim Mevlana...

Ayet ayet İslam,nakış nakış Türk

Bir türbe içinde ne güzel mana

Serin bir rüzgarla çok uzaklardan

Sana geldim Mevlana...

YAVUZ BİLENT BAKİLER

_________________
Mevla Görelim Neyler
Neylerse Güzel Eyler
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
huzeyfe
Süper Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 6657
Rep Gücü : 15716
Rep Puanı : 23
Kayıt tarihi : 27/03/09

MesajKonu: Geri: Seçme eN GÜZEL şiirler -KARIŞIK vs yağmur...zindan..   Çarş. Ara. 14, 2011 10:43 am

Yağmur yağıyordu

Benim saçlarımda kırağılar vardı

Omuz omuza konmuş bir gül

Kapıyı açtım,elinde eski bir bavul

Yüzünde daha da eski bir hikaye

Geldim dedi, geldim işte

Sana kendimi getirdim,belki unutmuşsundur

Birlikte söylediğimiz şarkıları getirdim

Bir kaç gömlek bir pijama attı

Tuttuğum notları,serin volta boylarında adımları sayıp susuşlarımı

Elimle büyüttüğüm nazlı bir menekşeyi

Gökyüzüne verdiğim dualarımı

Çakmağımı,sigaramı,tabakamı ve kitaplarımı getirdim

Döndüm dedi,döndüm işte

İçeri girdi aksıyordu bir ayağı

Oysa nasılda akardı bayrak gibi önümüzde

Nasılda oynardı saçları rüzgarı bulanda

Bir ceylan gibi nasıl da koşardı

Ayağım dedi,derin bir nefes aldı

İçerde dedi,bir bakır tas bıraktım bir kehribar tesbih

Birkaç kitap,birkaç iyi arkadaş

Tüketilmiş bir çeza ve bir ayak,güldü sonra

Dedemin yemen çölünde bıraktığı ayağı ben içerde bıraktım

Kurban olsun ikimizinki de memlekete

Oturduk,uzun uzun baktık kendimize

Onüç yıl sonra yeniden karşı karşıya

Bir deli gençliği birlikte düşürmüştük yollara

Bir yüreğimiz vardı ve onu koymuştuk ortaya

Ben başımı onun omuzuna yaslardım

O taleal okurdu kulağıma

Ben bazı geceler oturup ağlardım

O dua ederdi hepimiz adına

Ve pis bir sonbahar akşamında ayrılmıştık

Caddelerde arabalar akıyordu yağmur yağıyordu

Babalar ekmekleri saklamış çeketlerinin altına

Korkuyla evlerine koşuyordu

Düdükler çalıyordu,sirenler çalıyordu,şehri kimler çalıyordu?

Oysa biz onunla yüreğimizi koymuştuk ortaya

Arkasından baktım,elinde tahta bir bavul,cebinde ikimizin yüreği

Şifadan ayrılık,rahmetten yoksulluk

Şen olasın mahpusluk

Kaldır gözlerini yerden,onüç yıl dediğin ne ki?

Bana mektup yaz,bir de menekşe resmi yap

Ve bir gül gönder anama

Kaldır gözlerini yerden,onüç yıl dediğin ne ki?

Ve yürüdü Yusuf

Yanıp sönen mavi ışıklar düştü gölgesine

Ben onüç yıl bekleyecektim onüç yıl kavuşmak için

Cebinde rehin götürdü yüreğimi




İBRAHİM SADRİ

_________________
Mevla Görelim Neyler
Neylerse Güzel Eyler
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
huzeyfe
Süper Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 6657
Rep Gücü : 15716
Rep Puanı : 23
Kayıt tarihi : 27/03/09

MesajKonu: Geri: Seçme eN GÜZEL şiirler -KARIŞIK vs yağmur...zindan..   Çarş. Ara. 14, 2011 10:44 am

ZİNDANDAN MEHMED'E MEKTUP



Zindan iki hece. Mehmed'im lâfta!

Baba katiliyle baban bir safta!

Bir de, geri adam, boynunda yafta...

Halimi düşünüp yanma Mehmed'im!

Kavuşmak mı?.. Belki... Daha ölmedim!



Avlu... Bir uzun yol... Tuğla döşeli,

Kırmızı tuğlalar altı köşeli.

Bu yol da tutuktur hapse düşeli...

Git ve gel... Yüz adım... Bin yıllık konak

Ne ayak dayanır buna, ne tırnak!



Bir âlem ki, gökler boru içinde!

Akıl, almazların zoru içinde.

Üstüste sorular soru içinde:

Düşün mü, konuş mu, sus mu, unut mu?

Buradan insan mı çıkar, tabut mu?



Bir idamlık Ali vardı, asıldı

Kaydını düştüler, mühür basıldı.

Geçti gitti, birkaç günlük fasıldı

Ondan kalan, boynu bükük ve sefil;

Bahçeye diktiği üç beş karanfil...



Müdür bey dert dinler, bugün "maruzât"!

Çatık kaş... Hükûmet dedikleri zat...

Beni Allah tutmuş, kim eder azat?

Anlamaz; yazısız, pulsuz dilekçem...

Anlamaz! ruhuma geçti bilekçem!



Saat beş dedi mi, bir yırtıcı zil;

Sayım var, maltada hizaya dizil!

Tek yekûn içinde yazıl ve çizil!

İnsanlar zindanda birer kemmiyet;

Urbalarla kemik, mintanlarla et.



Somurtuş ki bıçak, nâra ki tokat;

Zift dolu gözlerde karanlık kat kat...

Yalnız seccademin yönünde şefkat

Beni kimsecikler okşamaz mâdem;

Öp beni alnımdan, sen öp seccadem!



Çaycı, getir, ilâç kokulu çaydan!

Dakika düşelim, senelik paydan!

Zindanda dakika farksız aydan

Karıştır çayını zaman erisin;

Köpük köpük, duman duman erisin!



Peykeler, duvara mıhlı peykeler;

Duvarda, başlardan, yağlı lekeler,

Gömülmüş duvara, baş baş gölgeler...

Duvar, katil duvar, yolumu biçtin!

Kanla dolu sünger... Beynimi içtin!



Sükût... Kıvrım kıvrım uzaklık uzar;

Tek nokta seçemez dünyada nazar.

Yerinde mi acep, ölü ve mezar?

Yeryüzü boşaldı, habersiz miyiz?

Güneşe göç var da, kalan biz miyiz?



Ses demir, su demir ve ekmek demir...

İstersen demirde muhali kemir,

Ne gelir ki elden, kader bu, emir...

Garip pencerecik, küçük daracık;

Dünyaya kapalı, Allah'a açık



Dua, dua, eller karıncalanmış;

Yıldızlar avuçta, gök parçalanmış.

Gözyaşı bir tarla, hep yoncalanmış...

Bir soluk, bir tütsü, bir uçan buğu

İplik ki incecik, örer boşluğu



Ana rahmi zâhir, şu bizim koğuş;

Karanlığında nur, yeniden doğuş...

Sesler duymaktayım; Davran ve boğuş!

Sen bir devsin, yükü ağırdır devin!

Kalk ayağa, dimdik doğrul ve sevin!



Mehmed'im, sevinin, başlar yüksekte!

Ölsek de sevinin, eve dönsek de!

Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!

Yarın elbet bizim, elbet bizimdir!

Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!

1961

NECİP FAZIL

_________________
Mevla Görelim Neyler
Neylerse Güzel Eyler
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
huzeyfe
Süper Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 6657
Rep Gücü : 15716
Rep Puanı : 23
Kayıt tarihi : 27/03/09

MesajKonu: Geri: Seçme eN GÜZEL şiirler -KARIŞIK vs yağmur...zindan..   Çarş. Ara. 14, 2011 10:44 am

SİYAH GÖZLERİNE BENİ DE GÖTÜR



Daha dokunmadan kurudu irem

çöllere bir türlü yağamıyorum

yeni bir koşunun başlangıcında

biraz deprem sonrası

biraz şehir hülyası

bir kalp yangınından geriye kalan

siyah gözlerine beni de götür

artık bu yerlere sığamıyorum.



Pembe uçurtmalar yolladığından beri

sarardı tiryaki menekşeleri

sonbaharın tozlu kafeslerinde

sevgi turnaları yakalıyorum

turnalar gidiyor;ben kalıyorum

avareyim,asudeyim,yorgunum

bilmiyorum neden sana vurgunum

Erzurum garında banklar üstünde

uyku tutmuyor karanlıkları

yitik düşlerimi kovalıyorum

gölgeler gidiyor;ben kalıyorum.



Binbir türlü kokuyorsa yaylalar

siyah gözlerine beni de götür

baharın koynundan koparıp sana

ipek bir mendile sardığım yüreğimle

şehzade gülleri gönderiyorum

umutlar kalıyor;ben gidiyorum.



Bütün yelkenlileri,deniz fenerlerini

kaptanları sorgulayan

yanından geçen küheylanların

korku tufanına yakalandığı

siyah gözlerine beni de götür

güneş ülkesinden gelen yiğitler

benzeri olmayan bir dünya kursun

cellat,ayrılığın boynunu vursun.



Usul usul intizarı çürüten

bu hercai diken,bu çılgın arzu

sürüklüyor imkansız muştuların

eşiğine gönül vadilerini

bir ağaçtan düşen yapraklar gibi

düşüyorum tanyerine

ya topla yaralı kırlangıçları

ya da bu vefasız şarkıyı bitir

özgürlüğe giden tutsaklar gibi

siyah gözlerine beni de götür.

NURULLAH GENÇ

_________________
Mevla Görelim Neyler
Neylerse Güzel Eyler
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
huzeyfe
Süper Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 6657
Rep Gücü : 15716
Rep Puanı : 23
Kayıt tarihi : 27/03/09

MesajKonu: Geri: Seçme eN GÜZEL şiirler -KARIŞIK vs yağmur...zindan..   Çarş. Ara. 14, 2011 10:44 am

İŞARET ÇOCUKLARI



Yasin okunan tütsü tüten çarşılardan

Geçerdi babam

Başında yağmur halkaları



Anam yeşil hırkalar görürdü düşünde

Daha ilk güzelliğinde

Alnını iki dağın arasına germiş

Bir devin göğsüne benzer

Göğsünden dualar geçermiş



Çarşılar ellerinde ekmek iğneleri

Cami avlularına açılan

Havuz sularına kapılan çocuklar

Görmeden güneşin bütün renklerini

Götürmezlerdi dükkandaki babalarına

Ocaktan akan kaynar yemekleri

Nenelerinin koyduğu avuç taslarına



Başı ve yüreği şahbaz

Kaleleri ağırlayan kadınların

Süslerini kemerlerini

Başlarını ağırlaştıran

Ağır siyah şelale saçlarını

Tutunca gençleşirdi erkekler



Sonra insan o ki denizde

Küçük ve büyük nehirde

Bedeni ıslatan afsunlu suda

Önce niyet sonra yıkanırdı



Zaman dert getirdi sulara

İçinde eski balıkların yattığı kayalar

Savaşan insanların elinde

İnce yontulup taşındı balta mızrak şekline



Anam kanları kuruyan

Kavga ayıran bir kargı elinde

Kara ocağın taşlarına

İşaret koydu çocuklarını

Belinde gezdiren babamın

Beyaz yazılarla kazandığı adları



Yüreği korkuyla kuvvetlendi babamın

Unutup genç gelen günleri

Zamanın sürerken çektiği günleri

Çetin bilmecelerle

Sürdü atını şehirlere



Yün ören at güden kadınlar

Ormanlara tepeden eğilen toprak evlerde

Küçük pencereli karanlık dar odalarda

Uzaktan uzayıp gelen kurt seslerinin

Uzağa çekilip giden

Ayazda donan gülmeler içinde

Ormanlarda süt emziren anne

Unuttu gittikçe uzayan çocuğunu



Hep kaçarmış şehirlerin

Demir dağlarına

Uyuyunca toprak beşiğimde

Sahipsiz kalan

Ellerimden kayan aydınlık günlerim

CAHİT ZARİFOĞLU

_________________
Mevla Görelim Neyler
Neylerse Güzel Eyler
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
huzeyfe
Süper Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 6657
Rep Gücü : 15716
Rep Puanı : 23
Kayıt tarihi : 27/03/09

MesajKonu: Geri: Seçme eN GÜZEL şiirler -KARIŞIK vs yağmur...zindan..   Çarş. Ara. 14, 2011 10:45 am

Düne kadar aboneydin harama
Hep dedinki sözüm geçer parama
Şimdi musallada boşa arama
Banka vezneleri yok tabutların
Söyle biraz avans versin putların

Tapular bıraktın valiz dolusu
Varisler şimdiden kurdular pusu
Niye getirmedin hayret doğrusu
Gerçi bagajları yok tabutların
Bir taksi tutardı sana putların

Ahlak felsefende çağdaşlık maşa
Üç beş fahişeyle güreştin başa
Haydi bu gecede kaçamak yaşa
Gümüş şamdanları yok tabutların
Bir kaç mum getirsin söyle putların

Hep aşkta kazandın(!) verdin kumarda
Dolaşmalı derdin rakı damarda
Biraz ayıldınmı bu son şamarda
Amerikan barı yok tabutların
Söylede cintonik versin putların

Nerde şimdi 5 yıldızlı oteller
O hüzzam faslına den tutan eller
Nerde o raks eden incecik beller
Dansözü,şantözü yok tabutların
Zil takıp oynasın şimdi putların

Yaşarken sende bir saplantı vardı
Minareler sanki sana batardı
Hele sabahları tepen atardı
Gördünya konforu yok tabutların
Söylede bir döşek sersin putların

Hani KUR'AN diyen sence yobazdı
Hani o yobaza her zulüm azdı
Az önce mezarcı yerini kazdı
İmdat düğmeleri yok tabutların
Üzülme kurtarır seni putların(!)

Ne kadar büyüktü dindara kinin
Hacıya hocaya uzardı dilin
Konuşsana mevta bittimi pilin
Oksijen tüpleri yok tabutların
Söylede bir nefes versin putların

Uyandım diyorsun lakin boşuna
Gördün,bakmıyorlar hiç gözyaşına
Ey mevta kaldınmı yalnız başına
CMUK yasaları yok tabutların
Söylede bir avukat tutsun putların.....
.........................
Cengiz Numanoğlu

_________________
Mevla Görelim Neyler
Neylerse Güzel Eyler
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
huzeyfe
Süper Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 6657
Rep Gücü : 15716
Rep Puanı : 23
Kayıt tarihi : 27/03/09

MesajKonu: Geri: Seçme eN GÜZEL şiirler -KARIŞIK vs yağmur...zindan..   Çarş. Ara. 14, 2011 10:45 am

amentü


insan

eşref-i mahlûkattır, derdi babam

bu sözün sözler içinde bir yeri vardı

ama bir eylül günü bilek damarlarımı kestiğim zaman

bu söz asıl anlamını kavradı

geçti çıvgınların, çıbanların, reklâmların arasından

geçti tarih denilen tamahkâr tüccarı

kararmış rakamların yarıklarından sızarak

bu söz yüreğime kadar alçaldı

damar kesildi, kandır akacak

ama kan kesilince damardan sıcak

sımsıcak kelimeler boşandı

aşk için karnıma ve göğsüme

ölüm için yüreğime sürdüğüm ecza uçtu birden

aşk ve ölüm bana yeniden

su ve ateş ve toprak

yeniden yorumlandı.



Dilce susup

bedence konuşulan bir çağda

biliyorum kolay anlaşılmayacak

kanatları kara fücur çiçekleri açmış olan dünyanın

yanık yağda boğulan yapıların arasında

delirmek hakkını elde bulundurmak

rahma çağdaş terimlerle yanaşmak için

bana deha değil

belgeler gerekli

kanıtlar, ifadeler, resmi mühür ve imza

gençken

peşpeşe kaç gece yıllarca

acıyan, yumuşak yerlerime yaslanıp uçardım

bilmezdim neden bazı saatler

alaturka vakitlere ayarlı

neden karpuz sergilerinde lüküs yanar

yazgı desem

kötü bir şey dokunmuş olurdu sanki dudaklarıma

Tokat

aklıma niye gelmezdi

babam onbeşli olmasa.



Meyan kökü kazarmış babam kırlarda

ben o yaşta koltuğumda kitaplar

işaret parmağımda zincir, cebimde sedef çakı

cebimde kırlangıçlar çılgınlık sayfaları

kafamda yasak düşünceler, Gide meselâ.



Kar yağarken kirlenen bir şeydi benim yüzüm

her sevinç nöbetinde kusmak sunuldu bana

gecenin anlamı tıkansın diye ıslık çalar

resimli bir kitaptan çalardım hayatımı

oysa her gün

merkep kiralayıp da kazılan kökleri

Forbes firmasına satan

babamdı.



Budur

işte bir daha korkmamak için korkmaz görünen korku

işte şehirleri bayındır gösteren yalan

işte mevsimlerin değiştiği yerde buharlaşan

kelepçeler, sürgünler, gençlik acılarıyla

güçbelâ kurduğum cümle işte bu;

ten kaygusu yüklü ağır bir haç taşımaktan

tenimin olanca ağırlığı yok oldu.



Solgun evler, ölü bir dağ, iyice solmuş dudak

bile bir bir çınlayan

ihtilâl haberidir

ve gecenin gümüş ipliklerden işlenmiş oluşu

nisan ayları gelince vücudu hafifletir

şahlanan grevler için kahkahalarım küstah

bakışlarım beyaz bulutlara karşı obur

marşlara ayarlanmak hevesindeki sesim

gider şehre ve şaraba yaltaklanarak

biraz ağlayabilmek için

fotoğraflar çektirir

babam

seferberlikte mekkâredir.



İnsanın

gölgesiyle tanımlandığı bir çağda

marşlara düşer belki birkaç şey açıklamak

belki ruhların gölgesi

düşer de marşlara

mümkün olur babamı

varlık sancısıyla çığırmak:



Ezan sesi duyulmuyor

Haç dikilmiş minbere

Kâfir Yunan bayrak asmış

Camilere, her yere



Öyle ise gel kardeşim

Hep verelim elele

Patlatalım bombaları

Çanlar sussun her yerde





Çanlar sustu ve fakat

binlerce yılın yabancısı bir ses

değdi minarelere:

Tanrı uludur Tanrı uludur

polistir babam

Cumhuriyetin bir kuludur



bense

anlamış değilim böyle maceralardan

ne Godiva geçer yoldan, ne bir kimse kör olur

yalnız

coşkunluğu karşısında içlendiğim şadırvan

nüfus cüzdanımda tuhaf

ekmek damgası durur

benim işim bulutlar arşınlamak gün boyu

etin ıslak tadına doğru

yavaş yavaş uyanmak

çocuk kemiklerinden yelkenler yapıp

hırsız cenazelerine bine bine

temiz döşeklerin ürpertisinden çeşme

korkak dualarından cibinlikler kurarak

dokunduğum banknotlardan tiksinmeyi itiraz

nakışsız yaşamakları

silâhlanmak sayarak

çıkardım

boğaza tıkanan lokmanın hartasını

çıkınımda güneşler halka dağıtmak için

halkı suvarmak için saçlarımda bin ırmak

ıhtırdım caddeleri meğer ki mezarlarmış

hazırmış zaten duvar sıkılmış bir yumruğa

fly Pan-Am

drink Coca-Cola.



Tutun ve yüzleştirin hayatları

biri kör batakların çırpınışında kutsal

biri serkeş ama oldukça da haklı.

Ölümler

ölümlere ulanmakta ustadır

hayatsa bir başka hayata karşı.

Orada

aşk ve çocuk

birbirine katışmaz

nasıl katışmıyorsa başaklara ağustos sıcağı

kendi tehlikesi peşinden gider insan

putların dahi damarından aktığı güne kadar

sürdürür yorucu kovalamayı.



Hanidir görklü dünya dünyalar içre doğan?

Nerde, hangi yöremizde zihnin

tunç surlardan berkitilmiş ülkesi

ağzı bayat suyla çalkanmış çocuğa rahîm olan

parti broşürleri yoksa kafiyeler mi?

Hangi cisimdir açıkça bilmek isterim

takvim yapraklarının arasını dolduran

nedir o katı şey

ki gücü

gönlün dağdağasını durultacak?



Hayat

dört şeyle kaimdir, derdi babam

su ve ateş ve toprak.

Ve rüzgâr.

Ona kendimi sonradan ben ekledim

pişirilmiş çamurun zifirî korkusunu

ham yüreğin pütürlerini geçtim

gövdemi âlemlere zerkederek

varoldum kayrasıyla Varedenin

eşref-i mahlûkat

nedir bildim.

ismet özel

_________________
Mevla Görelim Neyler
Neylerse Güzel Eyler
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
huzeyfe
Süper Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 6657
Rep Gücü : 15716
Rep Puanı : 23
Kayıt tarihi : 27/03/09

MesajKonu: Geri: Seçme eN GÜZEL şiirler -KARIŞIK vs yağmur...zindan..   Çarş. Ara. 14, 2011 10:46 am

Çile ve Umut
kader yükünün göçünde
derviş sabrıdır içimde
çok gece erir saçımda
sıksam bahtım renkli akar


çağır gelsin bengisuyu
yıkasın hû ile hûyu
açın gökteki kuyuyu
dua yüklü eller çıkar


bir uslanmaz mor denizim
suya vurdum ayak izim
ötelerde yakup gözüm
yusuf bana çile kokar


av kışında süreğimin
dibi gökte direğimin
gizeminde yüreğimin
özlem muştu şimşek çakar
MUSTAFA İSLAMOĞLU

_________________
Mevla Görelim Neyler
Neylerse Güzel Eyler
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
huzeyfe
Süper Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 6657
Rep Gücü : 15716
Rep Puanı : 23
Kayıt tarihi : 27/03/09

MesajKonu: Geri: Seçme eN GÜZEL şiirler -KARIŞIK vs yağmur...zindan..   Çarş. Ara. 14, 2011 10:50 am

NAAT



Seccaden kumlardı..

................................

................................

Devirlerden, diyarlardan

Gelip, göklerde buluşan

Ezanların vardı!.



Mescit mümin, minber mümin...

Taşardı kubbelerden tekbir,

Dolardı kubbelere “amin”..



Ve mübarek geceler dualarımız;

Geri gelmeyen dualardı...

Geceler ki pırıl pırıl

Kandillerin yanardı..



Kapına gelenler ya muhammed,

- uzaktan, yakından –

Mümin döndüler kapından...



Besmele, ekmeğimizin bereketiydi;

İki dünyada aziz ümmet,

Muhammed ümmetiydi...



Konsun – yine - pervazlara

Güvercinler,

“hu hu” lara karışsın

Aminler,

Mübarek akşamdır;

Gelin ey fatihalar, yasinler...



Şimdi seni ananlar,

Anıyor ağlar gibi...

Ey yetimler yetimi,

Ey garipler garibi;

Düşkünlerin kanadıydın

Yoksulların sahibi..

Nerde kaldın ey resul,

Nerde kaldın ey nebi!..



Günler ne günlerdi, ya

Muhammed!..

Çağlar ne çağlardı;

Daha dünyaya gelmeden

Müminlerin vardı...

Ve bir gün ki gaflet

Çöller kadardı,



Halime’nin kucağında,

Abdullahın yetimi,

Amine’nin emaneti ağlardı..



Hatice’nin goncası

Aişe’nin gülüydün..

Ümmetin göz bebeği

Göklerinresulüydün..

Elçi geldin, elçiler gönderdin;

Ruhunu Allah’a; elini ümmetine verdin,

Beşiğin, yurdun, yuvan

Mekke’de bunalırsan;

Medine’ye göçerdin..

Biz,

Bu dünyadan nereye

Göçelim ya muhammed!

Yeryüzünde riya, inkar, hıyanet

Altın devrini yaşıyor...

Diller, sayfalar, satırlar

“ebu leheb öldü” diyorlar;



Ebu leheb ölmedi ya muhammed!

Ebu cehil; kıt’alar dolaşıyor...



Neler duydu şu dünyada

Mevlidine hayran kulaklarımız;

Ne adlar ezberledi ey nebi!

Adına alışkın dudaklarımız..

Artık yolunu bilmiyor,

Artık yolunu unuttu

Ayaklarımız

Kabene siyahlar

Yakışmamıştır ya muhammed!

Bugünkü kadar!



Hased gururla savaşta;

Gurur; kaf dağında derebeyi..



Onu da yaralarlar kanadından

Gelse bir şefkat meleği..

İyiliğin türbesine,

Türbedar oldu iyi..

Vicdanlar sakat

Çıkmadan ya muhammed yarına!

İyilikler getir, güzellikler getir

Adem oğullarına...



Şu gördüğün duvarlar ki

Kimi taiftir, kimi hayberdir...

Fethedemedik ya muhammed

Senelerdir...



Ne doğruluk, ne doğru;

Ne iyilik, ne iyi;

Bahçende en güzel dal,

Unuttu yemiş vermeyi...

Günahın kursağında

Haramların peteği..



Bayram yaptı yabanlar

Semave’yi boşaltıp;

Save’yi dolduranlar

Atını hendeklerden – bir atlayışta –

Aşırdı aşıranlar..

Ağlasın yesrib!

Ağlasın selmanlar...



Gözleri perdeleyen toprak,

Yüzlere serptiğin topraktı...

Yere dökülmeyecekti ey nebi!

Yabanların gözünde kalacaktı!



Konsun – yine - pervazlara

Güvercinler,

“hu hu” lara karışsın

Aminler,...

Mübarek akşamdır;

Gelin ey fatihalar, yasinler...



Ne oldu ey bulut,

Gölgelediğin başlar?

Hatırında mı ey yol,

Bir aziz yolcuyla

Aşarak dağlar, taşlar

Kafile kafile, kervan kervan

Şimale giden yoldaşlar....



Uçsuz bucaksız çöllerde

Yine izler gelenlerin;

Yollar gideceklerindir....



Şu tekbir getiren mağara,

Örümceklerin değil;

Peygamberlerindir, meleklerindir.



Örümcek ne havada

Ne suda, ne yerdeydi

Hakkı göremeyen

Gözlerdeydi



Şu kuytu cinlerin mi, perilerin yurdu mu,

Şu yuva ki bilinmez;

Kuşları hüdhüd müdür, güvercin mi

Kumru mu..

Kuşlarını bir sabah,

Medine’ye uçurdu mu..



Ey abva’da yatan ölü,

Bahçende açtı dünyanın

En güzel gülü;

Hatıran uyusun çöllerin,

Ilık kumlarıyla örtülü..



Dinleyene hala

Çöller ses verir....

Yaleyl, susar,

Uğultular gelir...

Mersiye okur uhud,

Kaside söyler bedir;

Sen de bir hac günü

Başta muhammed, yanında

Ebu bekir,

Gidenlerin yüz bin olup dönüşünü,

Destan yap ey şehir!



Konsun – yine - pervazlara

Güvercinler,

“hu hu” lara karışsın

Aminler,...

Mübarek akşamdır;

Gelin ey fatihalar, yasinler...



Vicdanlar sakat

Çıkmadan ya muhammed yarına!

İyiliklerle gel, güzelliklerle gel

Adem oğullarına...



Yüreklerden taşsın

Yine imanlar!

Itri, bestelesin tekbirini;

Evliya okusun kur’anlar..

Ve kur’anı göz nuruyla çoğaltsın

Kayışzade osmanlar...



Na’tını galib yazsın, mevlidini

Süleymanlar..

Sütunları, kemerleri, kubbeleriyle

Geri gelsin sinanlar..

Çarpılsın, hakikat niyetine

Cenaze namazı kıldıranlar!



Gel ey muhammed!

Bahardır

Dudaklar ardında saklı

“amin”lerimiz vardır..

Hacdan döner gibi gel..........

Miraçtan iner gibi gel...........

Bekliyoruz yıllardır!



Bulutlar kanat, ruzgar kanat;

Hızır kanat, cibril kanat,

Nisan kanat, bahar kanat;

Ayetlerini ezber bilen,

Yapraklar kanat...



Açılsın göklerin kapıları

Açılsın perdeler, kat kat..

Çöllere dökülsün yıldızlar,

Dizilsin yollarına

Yetimler, günahsızlar..

Çöl gecelerinden yanık

Türküler yapan kızlar

Sancağını saçlarıyla dokusun;

Bilal-i habeşi sustuysa;

Ezanlarını davud okusun!



Konsun – yine - pervazlara

Güvercinler,

“hu hu” lara karışsın

Aminler,...

Mübarek akşamdır;

Gelin ey fatihalar, yasinler...

_________________
Mevla Görelim Neyler
Neylerse Güzel Eyler
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
huzeyfe
Süper Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 6657
Rep Gücü : 15716
Rep Puanı : 23
Kayıt tarihi : 27/03/09

MesajKonu: Geri: Seçme eN GÜZEL şiirler -KARIŞIK vs yağmur...zindan..   Çarş. Ara. 14, 2011 10:51 am

Seni de vururlar bir gün ey acı

Uçuşup durduğun kanatlarından

Sazın sözün türkülerin tükenir

Ellerin koynunda kalakalırsın




Şakaklarına kar yağıyor bilesin ey acı

Gül açan yüzlerimizde

Göğeriyor rengin senin de




Biz seni

Tâ eskilerden tanırız

Hani göğüslerimize taş olur inerdin

Avuçlarımızda Hira Dağı’ydın




Al atların tan yerine ayarlanmış yelelerinde

Akdeniz rüzgarlarına karışan sendin




Biliyorum

Hiçbir tarih yazmayacak

Ve bir sır gibi kalacak yakılan kitaplarda

Göbek bağı anasından henüz çözülmemiş bebelerimize

Mitralyözlerin Washington’dan ayarlandığını




Seni de yakarlar bir gün ey acı

Bir taptuk kul gözlerinden vurursa

Parmakların eğri ağaç tutamaz

Çığlıkların çağlar aşar duymazsın




Ve ben biliyorum

Örümceği, mağarayı, güvercini, asâyı




Ve İbrahim’in baltasını

Ben biliyorum




Nereden başladı bu kesik dans

Ve bu dansa karşı afyonlanmış hecin yüzlü

İnsanlar kim?




Kim kimin yanında

Kim kimin karşısında




Meclis kürsüsünden konuşan bu adam kim




Üsküdar kız lisesinde okuyan genç kız

Çantasında kimin fotoğrafını taşıyor




Kadıköy vapurunda sigara tüttüren delikanlılar

Neden gülüyorlar ki




Seni de vururlar bir gün ey acı

Filistin’de sapan taşlı çocuklar

Dalın, kolun, fidelerin, budanır

Kuru bir kütükle kalakalırsın




Öyle bakmayın balkonlarınızdan

Fırat nehri ayrılık çıbanına tutuldu,

Damarlarımızı yırtıyor

Tuna nehri, onulmaz Boşnak sızıları

Pompalıyor yüreğime




Pilevne türküleri ağıtlara dönüşürken,

Çeçenya’da yiğitler

İnancın, emeğin ve aşkın

Kılcal damarlarına ulanıp sustular...

Ve ne Bağdat’tan

Ne Şam’dan

Ne Mekke’den

Ne Diyarıbekir’den

Ne istanbul’dan

Ne Buhara’dan

Bunca telefon direğine rağmen kimse kimseyi

Duymuyor




Seni de vururlar bir gün ey acı

Halepçe’de soldurulmuş gül gibi

Bu sevdaya düşsen sen de yanarsın

Suskun, sıcak, uzun yaz geceleri




Ve siz

Ey analar,

Siz, gecelerinizi böler çocuklarınıza ninniler

Söylerdiniz




Hani siz, fatihler doğururdunuz...




Gelin-kızların giysileri kirletildi

Çocuklar hep yetim kalıyor




"Elem yecidke yetimen feava"




Ve ben biliyorum

Ben biliyorum

İstanbul’un

Bağdat’ın

Diyarıbekir’in

Mekke’nin

Birbirine nasıl bağlandığını, nasıl çözüldüğünü sonra

Ey insan

Ey insanlık

Ayağa kalk




Kolları ve bacakları budanmış delikanlıları

Boyunları gövdesinden ayrılmış insanları

Gözleri uyur gibi kapanmış, kan pıhtıları içindeki bu

Çocukları




Gelişmiş laboratuarlarınızda dikkatle inceleyin

Ve bir gün

Bu dünya

Gül bahçesine dönecek

Bunu böylece bilin ve

Unutmayın





Ferman Karaçam

_________________
Mevla Görelim Neyler
Neylerse Güzel Eyler
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
huzeyfe
Süper Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 6657
Rep Gücü : 15716
Rep Puanı : 23
Kayıt tarihi : 27/03/09

MesajKonu: Geri: Seçme eN GÜZEL şiirler -KARIŞIK vs yağmur...zindan..   Çarş. Ara. 14, 2011 10:59 am


Mehmet Akif'ten seçme mısralar







Biri ecdadıma küfretti mi boğarım.
Boğamasam da yanımdan kovarım..
Yumuşak başlıysam kim dedi uysal koyunum..
Kesilir ama çekmeye gelmez boyunum..






* * *






Üç buçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam.




Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam.




Doğduğumdan beridir, aşığım istiklale




Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale




Yumuşak baslı isem, kim demiş uysal koyunum.




Kesilir belki fakat, çekmeye gelmez boynum!




Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim




Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim




Adam “aldırmada geç git” diyemem; aldırırım



Çiğnerim çiğnenirim Hakkı tutar kaldırırım.





* * *






Bir baksana gökler uyanık, yer uyanıktır.

Dünya uyanıkken uyumak, maskaralıktır.



* * *






Yürekler merhametsiz, duygular süflî, emeller hâr


Nazarlardan taşan mânâ ibadullahı istihkâr





* * *







haydi git evladım açıktır yolun




zalimlere karsı bükülmez kolun





bayrağı çek ön safa geçmiş bulun




ugurun açık olsun ugurlar ola






* * *







ESER




Bir insan öldümü ondan kalacak eseri,



Bir esek göçtümü ondan da nihayet semeri.


* * *


Şark’a bakmaz, Garb’ı bilmez, görgüden yok vâyesi;


Bir kızarmaz yüz, yaşarmaz göz bütün sermayesi!





* * *





Bu hissizlikle cemiyyet yaşar derlerse pek yanlış;


Bir millet göster ölmüş maneviyatıyla sağ kalmış





* * *





Girmeden tefrika bir millete düşman giremez
Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez.






* * *





Bu ezanlar ki şehadetleri dinin temeli


Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli





* * *





Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilâl uğruna, yâ rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.






* * *





Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana âgûşunu açmış duruyor peygamber.






* * *





İmandır o cevher ki, ilahi ne büyüktür
İmansız olan paslı yürek sinede yüktür






* * *





Allah'a dayan, sa'ye sarıl, hikmete ram ol;
Yol varsa budur bilmiyorum başka çıkar yol.






* * *





Ne irfandır veren ahlâka yükseklik, ne vicdandır
Fazilet hissi insanlarda Allah korkusundandır.






* * *





Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar,
Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi?






* * *





Atiyi karanlık görerek azmi bırakmak
Alçak bir ölüm varsa eminim budur ancak
Ye's öyle bir bataktır ki düşersen boğulursun
Ümmide sarıl sımsıkı, seyret ne olursun.






* * *





Dünya koşuyorken yolun üstünde yatılmaz
Davranmayacak kimse bu meydana atılmaz.






* * *





Yıllarca, asırlarca süren uykudan artık
Silkin de muhitindeki zulmetleri yak, yık!
Bir baksana a: Gökler uyanık, yer uyanıktır,
Dünya uyanıkken uyumak maskaralıktır.






* * *





Bacımın örtüsü batmakta rezilin gözüne,


Acırım tükrüğe billahi tükürsem yüzüne,


Medeni olmak eğer açmaksa bedeni,


Desenize hayvanlar insanlardan daha medeni!





* * *





Kim kazanmazsa bu dünyada bir ekmek parası
Dostunun yüzkarası düşmanının maskarası






* * *





Çanakkale Şehitlerine





Bülbül

_________________
Mevla Görelim Neyler
Neylerse Güzel Eyler
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
huzeyfe
Süper Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 6657
Rep Gücü : 15716
Rep Puanı : 23
Kayıt tarihi : 27/03/09

MesajKonu: Geri: Seçme eN GÜZEL şiirler -KARIŞIK vs yağmur...zindan..   Çarş. Ara. 14, 2011 11:04 am

BİR GECE

On dört asır evvel, yine bir böyle geceydi,

Kumdan, ayın ondördü, bir öksüz çıkıverdi!

Lâkin, o ne hüsrandı ki: Hissetmedi gözler;

Kaç bin senedir, halbuki, bekleşmedelerdi!

Nerden görecekler? Göremezlerdi tabî’î:

Bir kerre, zuhûr ettiği çöl en sapa yerdi;

Bir kerre de, ma’mûre-i dünyâ, o zamanlar,

Buhranlar içindeydi, bugünden de beterdi.

Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta;

Dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi!

Fevzâ bütün âfâkına sarmıştı zemînin,

Salgındı, bugün Şark’ı yıkan, tefrika derdi.

Derken, büyümüş, kırkına gelmişti ki öksüz,

Başlarda gezen kanlı ayaklar suya erdi!

Bir nefhada insanlığı kurtardı o ma’sûm,

Bir hamlede kayserleri, kisrâları serdi!

Aczin ki, ezilmekti bütün hakkı, dirildi;

Zulmün ki, zevâl aklına gelmezdi, geberdi!

Âlemlere, rahmetti, evet, şer’-i mübîni,

Şehbâlini adl isteyenin yurduna gerdi.

Dünyâ neye sâhipse, onun vergisidir hep;

Medyûn ona cem’iyyeti, medyûn ona ferdi.

Medyûndur o ma’sûma bütün bir beşeriyyet…

Yâ Rab, bizi mahşerde bu ikrâr ile haşret.5

v

_________________
Mevla Görelim Neyler
Neylerse Güzel Eyler
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Limoni
Co-Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 5022
Rep Gücü : 12580
Rep Puanı : 43
Kayıt tarihi : 27/05/09

MesajKonu: Geri: Seçme eN GÜZEL şiirler -KARIŞIK vs yağmur...zindan..   Paz Ağus. 05, 2012 9:29 am

Çekme âlem kaydını ey ser-bülend-i fakr olan
Saltanat tahtına erdin bend ü zindânı unut



(Ey fakr ile başını yüksekte tutan, dünya bağlarından kurtul. Fakr
sayesinde saltanatın tahtına eriştin, artık zindanı ve seni orada bağlı
tutan bağı unut.
)




Fuzûlî
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Seçme eN GÜZEL şiirler -KARIŞIK vs yağmur...zindan..   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Seçme eN GÜZEL şiirler -KARIŞIK vs yağmur...zindan..
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
KUTLU FORUM :: EDEBİYAT-TARİH- SANAT :: Şiirler-
Buraya geçin: