KUTLU FORUM

Bilgi ve Paylaşım Platformuna Hoş Geldiniz
 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Öyle çok pazarlık ettimki seninle RABBİM!

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
@bdulKadir
Adminstratör
avatar

Mesaj Sayısı : 6380
Rep Gücü : 10014422
Rep Puanı : 97
Kayıt tarihi : 17/03/09
Yaş : 54
Nerden : İzmir

MesajKonu: Öyle çok pazarlık ettimki seninle RABBİM!   Cuma Ağus. 28, 2009 11:57 am

Öyle çok pazarlık ettim ki Seninle ey Rabb´im. Sen çağırınca, kendime

ayırdığım vakitlerden çalındığını düşündüm.

Ezan okununca, sevdiklerimle geçirdiğim zamanların azalmasından korktum. Vakit girince, içim "cız" etti hep.

Odamdan uzaklaştım, bıraktım işimi, bozdum keyfimi; öylece namaza

durdum.

Ayak diredim, "az sonra kılsam da olur!" dedim.

"Az sonra"larım "çok sonralar"a döndü, geç kaldım, geç kalmaktan utanmadım. Sonunda ayaklarımı sürüye sürüye vardım huzuruna.

Pazarlığımı vaktin daralmışlığını bahane ederek yeniden ileri sürdüm. Kaçıyordu namaz ya; o yüzden çabucak kıldım, selam verdim, hemen kalktım,rahatladım.

Oysa rahatlığı Sana borçluyum. Ağrımayan her bir dişim kadar huzur borçluyum Sana.

Damarlarımın her bir noktasında pıhtılaşmayan kanım kadar sükûnet borçluyum Sana.

Tenimin kaşınmayan her bir noktası kadar rahatlık borçluyum Sana.

Dişlerim ağrıyacak olsa her biri için harcayacağım zaman Senin.

Kanım pıhtılaşıp damarlarım tıkanacak olsa,her defasında ızdırap ve korkuyla geçireceğim saatlerin hepsi Senin.

Tenim her noktasında yırtılacakmış gibi acıyacak olsa, kendi kendime dar

geleceğim huzursuz günler Senin.

Gün oldu; usandım. Sabrımı tükettim; tükendim. Kendimi yontmaya

heveslendim.

Benden istediğin zamanı çok gördüm.

Benden istediğini, benim için istediğini bile bile, huzurunda huzursuz durdum. Fazla buldum namazın rekatlarını; kısaltmak için bahaneler aradım.

Günümü delik deşik etmeni,işimin arasına kesintiler sokmanı, hayatımın ortasına duraklar koymanı,uykumu bölmeni lüzumsuz gördüm.

"Beni bana bırak!"larla durdum huzuruna;

içim başka bir yerlerin türküsünü söylerken, ben seccadende, belki sadece

bedenimle, mıhlı kaldım.

Oysa Sen, dileseydin dar edebilirdin zamanı bana! Bir uçurumun dibine savrulmuş bir arabada çaresizce Sana yalvartıyor olabilirdin beni.

Korkulu bir savaşın orta yerinde ateş ve kan kusan

bombaların altında günümü de, işimi de, uykumu da, hatta rüyalarımı da

delik deşik etmelerini takdir edebilirdin.

Düşmeyen bombalar kadar, uçuruma savrulmayan arabalar kadar genişlik borçluyum Sana.

İçten pazarlıktı benimkisi. Öyle içten ki kendime bile söyleyemedim.

Gözlerimle birlikte gönlümü de secdene kilitlemeyi çok gördüm.

Kendimi sıfırlamayı, benliğimi hiçe indirgemeyi beceremedim. Ensemde kaderin

sıcacık nefesini hissedecek o teslimiyetin vadisine inemedim.

Acelem vardı;alnımı koyduğum gibi kaldırdım seccadeden.

Bütün benliğimle aşağı inemedim.

İşim vardı, secdemi işime zaman kazandım. Secdeye kalbimi de sığdırmaya çalışmadım.

Uykum vardı, secdemi sığ bırakıp uykumu derinleştirdim.

İtirafımdır: Bencilliğimi de sırtıma alıp rükûlarda eritemedim.

Bedenim eğilirken huzurunda, "emrolunduğum gibi

dosdoğru olma"nın ağırlığını sırtıma almayı erteledim.

"Sırası değil!"di; "hele dur; sonra da olur!"du.

En Sevgili’ni bir gecede ihtiyarlatan emri üzerime alınmadım.

Sen dileseydin, çocuğumun cılız nabızlarının eşliğinde, loş ve neşesiz bir yoğun bakım odasında, gözümü de gönlümü de, umutsuzca, çaresizce, ürpertiyle, korkuyla bir monitörün ekranına kilitleyebilirdin.

Dileseydin, yeryüzünün sükûnetini bir anda kesip, küçücük bir duvar kıpırtısının gölgesinde, mini mini bir sarsıntının beklentisi içinde saçlarıma aklar düşürebilirdin.

İçten pazarlık mı denir buna? Sen bilirsin Seninle ettiğim pazarlığı.

Kendime sakladığım ve hatta kendimden de sakladığım sır bu.

Dilime bile değdirmekten korktuğum, ağzıma almaktan utandığım öyle bir sır işte.

Fısıldaması bile acı veriyor ya… Meselâ, uzayınca Fatiha, uzayınca sûre, heceler sanki özgürlüğe giden yolu taşlar gibi kestikçe, "bitmez şimdi bu namaz!" dediğim çok oldu.

Ama içimden. Kimseler duymadı. Bir Sen duydun beni ey Rabb’im.

Sırrımı bir Sen bildin. Kendimi lüzumsuz hissederken seccadenin üzerinde, dudağım anlamına yetişemediğim kelimeler için oynarken, Sen beni söylediğimden fazlasıyla duydun, söyleyemediğimi de, dile getiremediğimi de bildin.

Ruhumu alıp uzaklara gittiğim halde, bir bedenimi bıraktığım halde huzurunda, kovmadın beni, yakınlığında tuttun.

İtirafımdır; öyle anlatıldığı gibi özleyebilmeyi beceremedim henüz namazı… "Aradan çıkarmaya çalıştığım" oldu namazı.

Geçiştirdim namazı. Bir "sorun"du çözdüm, hallettim.

Selam verip sonra yaşamaya başladım… Yaşamayı namazın içinde aramalıydım. Namazı yaşamanın içine sızdırmalıydım oysa.

Bilemedim. Kafa tuttum, ayak diredim, pazarlık ettim; ama Sen utandırmadın, yine yine yine huzuruna aldın beni.

Her secdede rahmetinle okşadın alnımı.

Her rükûda "aferinler" fısıldadın gönlüme.

Her vakitte yeni bir sayfanın aklığına çağırdın ruhumu.

Yüzüme vurmadın.

Azarlamadın.

Aşağılamadın.

Hepten umut kesmedin benden.

Yok saymadın.

Utandırmadın.

Pazarlık ettiğimi Seninle bir Sen bildin ey Rabb’im.

Kimselere söylemedin.

Sırdaşım Sensin, bir Sana açabilirim içimi, bir Senin beni ayıplamandan korkmam.

Ben işte böyleyim; yine "bana ait"lerin hesabındayım. Başka kime söyleyeyim? Başka kimin anlayışından medet umayım?

Senai Demirci

http://www.facebook.com/home.php?#/video/video.php?v=124689679590&ref
_________________

not:
Bu adam damardan yakalamayı gerçekten çok iyi biliyor

Hem "yalnız sana kuulluk ederiz" deriz,"taptıklarınıza tapmayız ey kafirler"deriz
"Allahım senden başkasına tapmayız,senden başka önünde eğilecek,korkulacak,istenecek yoktur"deriz
sonra da nefse evet,cismaniyete evet,bedeni hazlara evet
devletin emri olunca derse vaktinde girmeye evet ama vaktinde namaz kılmaya gelince bocalamalar
dualizmin daniskası

"Ölçü ve yoldaki ışıklar 1"adlı kitabta "zıdlıklar" diye bir yazı var
sanki onun namaz versiyonunu anlatmış

teşekkür berrak

_________________


Elif gibi yalnızım,
Ne esrem var, ne ötrem.
Ne beni durduran bir cezmim,
Ne de bana ben katan bir şeddem var.
Ne elimi tutan bir harf,
Ne anlam katan bir harekem...
Kalakaldım sayfalar ortasında.
Bir okuyan bekledim,
Bir hıfzeden belki...
Gölgesini istedim bir dostun med gibi…
Sızım elif sızısı...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://kutluforum.bedavaforum.biz
 
Öyle çok pazarlık ettimki seninle RABBİM!
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» ALTAY ÖKTEM'den..

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
KUTLU FORUM :: İslami ilimler ve dini kültür :: Tasavvuf-Dua-Gönül Dünyamız-
Buraya geçin: