KUTLU FORUM

Bilgi ve Paylaşım Platformuna Hoş Geldiniz
 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 "VELİSİZ NİKAHIN HÜKMÜ"

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
@bdulKadir
Adminstratör
avatar

Mesaj Sayısı : 6380
Rep Gücü : 10014422
Rep Puanı : 97
Kayıt tarihi : 17/03/09
Yaş : 54
Nerden : İzmir

MesajKonu: "VELİSİZ NİKAHIN HÜKMÜ"   Ptsi Eyl. 16, 2013 10:19 am

"VELİSİZ NİKAHIN HÜKMÜ"

Ergenlik Çağına Gelmiş Bir Kızın Ailesinden Gizli Evlenmesinin Hükmü

Yazar : hikmet.net

Tarih : 5/2/2013

Büluğ çağına gelmiş olan bir kızın, anne-babasından habersiz yaptığı evlilik, Hanefîlere göre sahih, Hanefîler haricindeki diğer üç mezhebe göre ise sahih değildir. Bu mezhepler nikâhta velinin iznini şart koşar. Bu konuda dayandıkları âyet-i kerîme ve hadis-i şerifler vardır. Nur Sûresinin 32. âyetindeki: وَأَنْكِحُوا الْأَيَامٰى مِنْكُمْ “İçinizden evli olmayanları evlendirin!” hitabında, “evlensinler” denilmemiş de “evlendirin” denilmiştir. Öyleyse, bunu yapacak birinin olması gerekir ki bu da velidir. Bu üç mezhebin dayandığı başka deliller de vardır. Bunlardan bazıları şöyledir:

Ma’kil b. Yesâr’ın eniştesi, kız kardeşini boşadıktan sonra tekrar nikâhlamak istemiş, Ma’kil de buna karşı çıkmıştı. Bunun üzerine, فَلَا تَعْضُلُوهُنَّ أَنْ يَنْكِحْنَ أَزْوَاجَهُنَّ إِذَا تَرَاضَوْا بَيْنَهُمْ بِالْمَعْرُوفِ “Kendi aralarında meşru surette anlaşmaları suretinde, kadınların, kendilerini boşayan kocaları ile tekrar nikâhlanmalarını engellemeyin!”[1] âyeti inmiş, Ma’kil, Allah Resûlü’ne, “Ne yapayım?” diye sormuş, Allah Resûlü de “Kardeşini o adama nikâhla.” buyurmuştu. O da kardeşini, eski kocasına nikâhlamıştı. Eğer, velisiz nikâhlanmak söz konusu olsaydı kadın, abisini dinleme lüzumu duymadan, kendisi tekrar eski kocasına dönebilirdi. Zaten dönmeyi de istiyordu. Bu âyet ve âyetin inmesine sebep olan hâdise, velisiz nikâhın câiz olmadığına en önemli delil olarak serdedilir.

Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem): أَيُّمَا امْرَأَةٍ نَكَحَتْ بِغَيْرِ إِذْنِ مَوَاليهَا فَنِكَاحُهَا بَاطِلٌ ثَلَاثَ مَرَّاتٍ “Hangi kadın velisinin izni olmaksızın nikâhlanırsa onun nikâhı bâtıldır!” buyurmuş ve bunu üç kere tekrar etmiştir.[2] Bir başka hadislerinde de şöyle buyururlar: لاَ نِكَاحَ إِلَّا بِوَلِيٍّ “Velisiz nikâh, yoktur!”[3]

Nikâhta velinin izni şart değildir diyen sadece Hanefî mezhebidir. İmam-ı A’zam ve onun talebesi İmam Ebû Yûsuf, âkıl, bâliğ olan bir kızın kendi iradesiyle evlenebileceğini, babasının ya da annesinin iznini alması gerekmediğini belirtirler.[4] Ancak, anne baba sonradan damatlarının kızlarına denk olmadığını anlarlarsa evliliği bozma yetkileri vardır. Görülüyor ki Hanefî Mezhebi de meseleyi tamamen “özgürlük” çerçevesinde ele alıp işin ucunu bırakıvermiyor. Kaldı ki her ne kadar kızın, babasından izin alması gerekmiyorsa da mezhepte hâkim olan görüşlerden biri de edep açısından baba ve annesini haberdar etmesi gerektiğidir zira evliliğin daha sonra sağlam devam etmesi ve anne babayla evlatlar arasında küslük yaşanmaması için haber vermek, büyük bir ehemmiyet arz etmektedir.

Özetle diyebiliriz ki şahitlerin varlığı nikâhın geçerli olması için yeterli görülse de evliliğin ilan edilmesi ve velinin izninin alınması bugün daha bir ehemmiyet arz etmektedir zira gizli evliliklerden bugün pek çok insan mağdur olmakta, nice anne-babanın evlatlarıyla arası açılmaktadır. Dolayısıyla toplum içerisinde bir huzursuzluk yaşanmaktadır. Hâlbuki biz Müslümanlar toplumu yıkmak için değil sağlam bir toplum oluşturmak için evleniriz. Öyleyse, evlatlar evlenmek istediklerinde, acele etmemeli, hislerine kapılmamalı, evliliği akıl-mantık planında düşünmeli, kendi fikirlerinin yanında anne-babalarıyla da istişare etmeli, onların rızasını almalı ve yakın çevrelerine duyuracak şekilde evlenmelidirler. Diğer bir ifadeyle, insanlar evlenirken sırf kendilerini düşünmemeli, toplumun çekirdeği olan aile yuvasını, o yuvada yetişecek çocukların geleceğini ve bütün bunlara yardımları söz konusu olan anne-babalarını da düşünerek evlenmeliler.

Anne babalar, yani veliler ise çocuklarının böyle bir talebi olduğunda hemen karşı çıkmamalı, elden geldiğince münasip birilerini bulmaya çalışmalı, kendileri bulamıyorlarsa bulabilecek insanlara danışmalı, çocuklarının buldukları adayları makul bir çerçevede değerlendirmeli ve meseleyi hep istişare ortamında halletmeye bakmalıdırlar.

[1] Bakara Sûresi, 2/232.

[2] Ebû Dâvud, nikâh 18-19; Tirmizî, nikâh 14.

[3] Ebû Dâvud, nikâh 18-19; Tirmizî, nikâh 14.

[4] Merginânî, el-Hidâye, 1/231.



******************************

Her gün onlarca dostlarım tarafından şifâî veya telefonla değişik sorulara muhatap oluyorum. Bundan da mutlu olduğumu söylemeliyim.

Çok yakın tarihte bir ilçeden sevdiğim bir dostum telefonla bana; “Bir arkadaşımız bir kız arkadaşıyla gönül bağları var fakat kızın babası müsaade etmiyor. Bunlar bu şekilde evlenseler caiz olur mu? Zaten psikolojik olarak da babalar iki sene sonra yumuşayarak kabul ediyorlarmış…” diye sordu.

Bu husus nikaha taalluk ettiği için çok önem arz eder. Ta sahabe ve tabiin döneminden beri üstünde ciddiyetle durulmuş ve mezheplerin de bu hususta içtihatları olmuştur.

Nikah akdinin sahih olma şartlarından bir tanesi de, velîden izinsiz nikah yapılmama hususudur.

Hz. Aişe ve Abdullah ibn-i Abbas’tan bir rivayette Efendimiz (s.a.s) “Velîden izinsiz nikah sahih olmaz” buyurmuşlardır.

Bu hadis-i şerife dayanarak Sahabe-i Kiram’ın tamamı, özellikle Hz. Ömer, Hz. Ali, Hz. Abdullah ibn-i Abbas (r.anhüm ecmain) bu hadis-i şerifle amel etmiş, kızın babasının rızası olmadan nikah akdinin gerçekleşmeyeceği hükmüne varmışlardır.

Tabiinden Said ibn’ül Müseyyeb, Hasan Basri, Şureyh, İbrahim Nehai, Ömer bin Abdülaziz ve bir çok tabiin imamları da bu görüşe katılmışlardır. Süfyan-ı Servi, Evzai, İbn-i Mübarek ve İshak da bu görüştedirler.

Mezhep imamlarından Malikiler, Şafiiler ve Hanbeliler de aynı hükümle fetva vermişlerdir.

Yukarıda ismini geçen bütün imam ve mezhepler, Ebu Hureyre’den gelen; “Kadın kadını evlendiremez. Kadın kendi başına da evlenemez. Zâniye kadın kendi kendine evlenen kadındır” hadis-i şerifine dayanarak velînin izni olmadan kızın evlenmesini zina yapma olarak ifade etmişlerdir.

Babasının iznini ve rızasını almadan evlenen bir kız zinakârdır. Cezası da Nur suresinin ikinci ayetinde ifade edilmiştir. Böyle bir evlenme gayr-i meşru bir evlenmedir. Ve evlenenlere o anda birbirleriyle gönül bağı olsa bile, sonuç itibariyle asla ve kat’a mutluluk getirmeyecektir. Bu tecrübelerle sabittir. Bediüzzaman’ın ifadesiyle “Gayr-i meşru tarik ile bir maksada giden, ekseriyetle maksadının aksiyle tokat yer.”

Babası iki sene sonra razı olsa bile, bu aradaki dönem haram işlenilen bir dönemdir, gayr-i meşrudur. Velî daha sonra razı olsa bile yeniden nikah tazelenmesi şarttır.

Bu hususta sadece Ebu Hanife’nin istisnai bir fetvası vardır. Bu da basite ircâ edilmemelidir zira İmam-ı Azam ve Hanefi mezhebinin diğer imamları; “Kızın babası kızını istemediği bir yere zorla verecek olursa, kızın velîsiz bir başkasıyla evlenmesinde beis yoktur” demişlerdir. Kızın babası kızını istemediği yere zorla vermediyse, Hanefiler’e göre de velisiz nikah caiz değildir.

Son zamanlarda imanı zayıf veya imansız veya münafık bazı kimselerin toplumun ilcaatından veya batı medeniyetinin tesirinde kalarak bu tür yanlışlıklara girmektedirler. Ahlaktan, terbiyeden ve dini hassasiyetten ve öbür alemi kaale almamaktan kaynaklanan bu felaketli ve kötü amelin herkes tarafından bilinmesinde zaruret vardır.



necdet içel


********************



Hanefiler’e göre ise: Nikahın sahih olabilmesi için velinin izni şart koşulmamıştır.
Onlar İbn Abbas’tan gelen:
“Dul kendi nefsine velisinden ehaktır (daha hakikidir).” hadisi ile:
“Kız kendi nefsine velisinden ehaktır.” gibi rivayetlere dayanmışlardır. (Kütüb-i Sitte) kuran ve sünnete mugyır bir durum olmadığı,küffüvvetin de olduğu bir şartta kız başka birini istiyor ve baba da izin vermiyorsa ..durumu gibi..yani akil baliğ olmuş bir kızın isteği-rızası-onayı olmadan tamamen veli şartında(- ki günümüzde velilerin durumu da meşkuk ..geçmişte mal miras hesabıyla gibi -)bir eksiklik var gibi sanki


*****************
Meselâ, şu beş şart mevcutsa kızın velisinin izni alınmadan, sâdece kendisinin muvafakati ile nikâh akdedilir. Bu şartlar şunlardır:

1. Veli ile kız arasında herhangi bir şekilde düşmanlık varsa,
2. Kız ile damat adayı atasında bir düşmanlık varsa,
3. Damat adayı kıza mehir veremeyecek durumda fakir ise,
4. Mehr-i misil veremeyecek kadar maddî durumu müsait değilse,
5. Adam âmâ veya yaşlı ise.


http://www.sorularlaislamiyet.com/article/16385/bir-kizin-anne-ve-babanin-rizasi-olmadan-bir-erkekle-nikah-kiymasi-dogru-mudur-bu-nikahin-gecerliligi-var-midir.html

_________________


Elif gibi yalnızım,
Ne esrem var, ne ötrem.
Ne beni durduran bir cezmim,
Ne de bana ben katan bir şeddem var.
Ne elimi tutan bir harf,
Ne anlam katan bir harekem...
Kalakaldım sayfalar ortasında.
Bir okuyan bekledim,
Bir hıfzeden belki...
Gölgesini istedim bir dostun med gibi…
Sızım elif sızısı...


En son @bdulKadir tarafından Ptsi Eyl. 16, 2013 10:58 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://kutluforum.bedavaforum.biz
@bdulKadir
Adminstratör
avatar

Mesaj Sayısı : 6380
Rep Gücü : 10014422
Rep Puanı : 97
Kayıt tarihi : 17/03/09
Yaş : 54
Nerden : İzmir

MesajKonu: Geri: "VELİSİZ NİKAHIN HÜKMÜ"   Ptsi Eyl. 16, 2013 10:21 am

Şahitler huzurunda dini nikah yapmak caizdir. Ancak resmi nikah olmadan dini nikah yapılmasını uygun görmüyoruz. Özellikle kadının dini ve dünyevi hukukunun korunması açısından, dini nikahın yanında resmi nikahın da yapılmasını gerekli buluyoruz.

Nitekim Osmanlı Aile Hukuku Kararnamesinde de mahalle kadısına kayıt yaptırılmayan nikahların geçersiz sayılacağı ifade edilmiş ve resmi nikah üzerinde ısrarla durulmuştur.

Yalnız kalınca günah işlemiş olmamak için dini nikahı tercih ediyorlar. Halbuki daha sonra telafisi çok zor durumlarda kalabiliyorlar.

Bir kadın ve erkek aileden haberli veya habersiz şahitler huzurunda nikahlansalar -Hanefi mezhebine göre- karı koca sayılacaklarından, erkek boşamadan kadın başkasıyla evlenemez. Bu açıdan çok tehlikelidir. Nitekim bize bu konuda onlarca soru geliyor:
"Ben bir erkekle dini nikah kıydırmıştım. Şimdi ayrıldık, o beni boşamıyor ne yapayım?"
"Ben dini nikahtan boşanmadan başkasıyla evlendim. Zina sayılır mı?"
gibi tüyler ürperten pek çok problemle karşılaşıyoruz. Bu açıdan her ne kadar gizli olarak şahitler huzurunda nikahlanmak caiz ise de, sonunda telafisi imkansız olaylar olabiliyor. Bu nedenle resmi nikah olmadan dini nikah yapılmasını asla doğru bulmuyoruz.

Velinin izni olmadan nikah yapmak caiz mi?

İslâm hukukuna göre nikâhın sahih olması için bazı şartlar vardır. Bu şartlardan birisi de evlenecek olan kadının velisi durumunda olan kişinin izninin ve rızasının alınmasıdır. Bu mesele Hanefî mezhebi dışında kalan üç mezhebe göredir. Velinin izni, Mâlikî ve Şafiî mezhebine göre nikâhın bir rüknü, Hanbelî mezhebine göre ise şartıdır. Her üç mezhebe göre kadının velisinin izni alınmadıkça yapılan nikâh sahih olmaz, bâtıldır.

Hanefî mezhebine göre ise, henüz bulûğ çağına ermemiş kız çocuklarının, kendini idare edemeyecek durumda aklen noksan olanların ve bunakların velilerinin izni olmadan nikâhları caiz olmaz. Bunların dışında kalan kadınlar, velilerinin izni olmadan da evlenip nikâh akdedebilirler. Çünkü nikâhta kadının ifadesi muteberdir.

Bu fıkhî bir hüküm olmakla beraber, gerek İslâmî bir âdet, gerekse ailevi bir âdâb olarak velinin izin ve rızasının alınması en doğru olanı ve isabetlisidir. Zaten bazı istisnalar dışında kızın evliliğinde velisinin iznine müracaat edilmekte, önce o muhatap alınmaktadır. Daha sonra kızın rızası da alınırsa nikâh akdine başlanmaktadır.

Hanefî mezhebi dışındaki üç mezhebe göre nikâhın rüknü olan veli, "mücbir veli" durumundadır. Sırasıyla baba, dede; ana-baba bir erkek kardeş mücbir veli olurlar. Bakire olan kızın rızası olmasa da esas itibariyle bunlar kızı evlendirebilirier. Fakat, her ne kadar bu hüküm mutlak gibi görünüyorsa da, birtakım istisna ve şartlan vardır. Meselâ, şu beş şart mevcutsa kızın velisinin izni alınmadan, sâdece kendisinin muvafakati ile nikâh akdedilir. Bu şartlar şunlardır:

1. Veli ile kız arasında herhangi bir şekilde düşmanlık varsa,
2. Kız ile damat adayı atasında bir düşmanlık varsa,
3. Damat adayı kıza mehir veremeyecek durumda fakir ise,
4. Mehr-i misil veremeyecek kadar maddî durumu müsait değilse,
5. Adam âmâ veya yaşlı ise.

Bu gibi durumlarda veli selâhiyetini kullansa da yapılan nikâh sahih olmaz. Çünkü kadının zor durumda olacağı, büyük bir huzursuzluk ve geçimsizlik içine gireceği baştan bellidir. Halbuki nikâhtaki esas maksat, eşlerin birbirinden memnun olarak yaşamaları, aile yuvasının dünyada iken bir saadet merkezi mahiyetinde bulunmasıdır.

Şafiî mezhebine göre, bir kıza denk ve uygun bir erkek talip olur, kız da arzu eder, fakat velisi evlendirmeye yanaşmaz mâni olursa, sorumlu sayılacağı gibi, veli olmaktan da düşer. Yine kıza denk ve uygun bir erkek talip olur, kız da razı olursa, fakat yine velisi (babası) bazı bölgelerimizde (bilhassa Şark vilâyetlerimizde) olduğu gibi fazla başlık talebinde bulunduğu takdirde mücbir veli olamaz, velayetine itibar edilmez. Artık velinin izninin şartı aranmaz. Mümkün olursa kız o talipli ile evlendirilir. Veli mâni olursa büyük bir vebal altına girmiş olur. İşte başlık belâsının yaygınlaştığı vilâyetlerimizde bu mahzurlu durumlar sık sık görülmekte, kızın velisi de, "velayet" selâhiyetini kullanarak bazı günahların ve huzursuzlukların doğmasına sebep olmaktadır.2

Nikâhta velinin izninin şart koşulması mezhepler arasında farklı olmakla beraber, bölgenin ve ailenin kendi şartları ve âdetleri açısından önemlidir. Öyle zamanlar olur ki, kız tecrübesizliğinden, ilk anda bazı hususları tam düşünemediğinden, velilerinin memnuniyetsizliklerine rağmen diretir, isteyen bir erkekle nikahlanırlar.

Fakat ileride pişman olacaklarını, kocasının kendisine denk olmadığını görür ve bir huzursuzluktur gider.

Böyle durumlarda velinin müsaadesini, rızasını almak hem bir İslâmî vecibedir, hem de büyüklere edep ve terbiyeye uygundur. Fakat bazı anlar da olur ki, yukarıda bîr miktar sözünü ettiğimiz gibi, pekçok bakımdan kızla erkek birbirlerine denk olduğu, fikren ve mizaç itibariyle birbirleriyle uyuşabilecekleri mümkünken, babanın bazı peşin fikirleri öne sürerek mâni olması halinde, onun rızasının bağlayıcı olmaması daha isabetli olacaktır. Bu durumda zaten Hanefî mezhebine göre nikâh caiz olduğundan ona tâbi olarak hareket edilir...
Dipnotlar:

1. Hukuk-i İslâmiye ve Istılâhat-ı Fıkhiyye Kamusu, II/55-58.
2. el-Ümm, 5: 20; Şafiî ilmihali, s. 443.
Konuyla alakalı aşağıdaki yazıyı da okumanızı tavsiye ederiz:

“GİZLİ DİNİ NİKAH YAPTIRMAK” DOĞRU OLUR MU?

Zaman zaman kapıldığı öfkelerle pişman olacağı şeyler yapan bir adam Efendimize gelerek sormuştu:
– Beni Cennete götürecek bir iş haber ver ki onu yapayım da Cennete gideyim!
Efendimizin (asm) cevabı çok kısa ve net oldu.:
– Öfkeni yen, öfkene uyma, sana yeter!
Evet, öfke basite alınacak bir hal değildir. Nitekim öfkesini yenemeyen adam, tetiğe basar; bir insanı gözünü kırpmadan öldürüverir. Bundan sonrası ise ömür boyu pişmanlıktır... Öfkenin bu türlü sonucundan dolayıdır ki Efendimiz (asm) sık sık ikazlarda bulunur:
– Öfkene uyma, öfkeni yen, öfkeni yut, öfkeye götüren tahrikten uzak dur, şayet cennete götürecek bir amel sahibi olmak istiyorsan!.. diyerek, çevresine uyarılarda bulunmuştur.
Sonucu mutlaka pişmanlık olan öfke konusunda bilinmesi gereken en mühim nokta, öfkenin tek çeşit olmamasıdır.
Bazıları öfkeyi sadece sinirsel bir şiddetten ibaret zannederler. Halbuki öfkenin bir de cinsel tahrik sonucu duyulanı vardır ki, bu türlü cinsel öfke, tetiği çekip de gözünü kırpmadan adam öldürten sinirsel öfkeden daha korkunç sonuçludur.
Hatta cinsel öfkenin sinirsel öfkeden çok daha korkunç sonuçlar vereceğinden dolayıdır ki Efendimiz (asm) bu öfkeye sebep olacak tahrikçi görüntü ve çevrelerden uzak durmayı, mahremiyet sınırlarını aşmamayı, taşmamayı tenbih buyurmuş, bu konudaki ikazlarından birinde de şöyle çarpıcı bir uyarıda bulunmuştur:
– Cinsel duyguları ayaklanan insan, aklının ya tümünü ya da üçte ikisini yitirmiş insan gibidir. Yani her türlü riski göze alacak hale gelir, cinsel duyguları kabarıp isyana yönelen insan...
Evet, tek ve tenha yerlerde iki yabancının göz göze, yüz yüze gelmesi, cinsel öfkenin yavaş yavaş kabarmasına zemin teşkil etmesi demektir. Önce masumca sohbetler, sonra el tutuşup tokalaşmalar, derken bir zaman gelir ki cinsel öfkenin kabarmış dalgaları tarafları sürükleyip götürmeye başlar. Olmayacak şeyleri olur hale getirmeye bile yönelirler. Tıpkı telefondaki kızcağızın çare arayışları gibi.
Bir kızcağız telefonun öbür ucundan soruyordu:
– Okuldaki arkadaşımla gizli dini nikah yapmak istiyoruz, ne dersiniz?..
Tepkili cevabım sert oldu herhalde.
– Ben,intiharın her türlüsüne karşıyım. Hayatının baharında bir genç kızın ailesinden habersiz gizli nikahla hayatını baştan riske sokması, büyük ihtimalle bir intihar gibidir. Erkek için aynı derecede olmasa da kız için sonuç bundan başkası değildir.
– Çaresi yok mu bunun?
diye üsteledi kızcağız.
– Var, hem de çok kolay.
Heyecanlandı:
– Lütfen onu söyleyin hemen.
– Resmi nikahla evlenmek. Böylece kendini ve aileni büyük bir yıkıma uğramaktan kurtarmak.
– Ama şu anda buna imkan yoktur. Ne ailem buna razı olur, ne de bizim okul ve yaş durumumuz buna müsaittir.
– Demek hem yaş, hem okul, hem de aile durumu müsait olmadığı halde, siz yine de gizlice dini nikahla evlenmeye cesaret edebiliyorsunuz. Bu acelenin sebebi ne ola ki?
– Uzun zamandır birlikte arkadaşlık etmekteyiz. Birbirimize çok alıştık. Önümüzdeki bu manileri düşünemez hale geldik sanki. Dini nikah yaptırmayı göze alıyoruz artık.
Evet, cinsel öfkeye girecek kadar mahremiyet sınırlarını aşıp da yabancıyla yüz yüze, göz göze yaşamaktan kaçınmamak, işte böyle sonucu düşünemez hale getirir tarafları. Ömür boyu pişmanlık duyacakları hatayı göze aldırır. Sadece kendilerini değil ailelerini de perişan hale sokarlar.
Kaldı ki, Şafiiye göre, velinin izni olmadan dini nikah yapılamaz. Hanefi’de de, taraflar denk değilse velinin itiraz edip ayırma hakkı vardır
Bunlardan başka resmi nikahtan önce dini nikah yapmak da kanunen yasaktır artık. Ama bütün bu engelleri cinsel öfkeye kapılanlar düşünemezler ki!..

***********

_________________


Elif gibi yalnızım,
Ne esrem var, ne ötrem.
Ne beni durduran bir cezmim,
Ne de bana ben katan bir şeddem var.
Ne elimi tutan bir harf,
Ne anlam katan bir harekem...
Kalakaldım sayfalar ortasında.
Bir okuyan bekledim,
Bir hıfzeden belki...
Gölgesini istedim bir dostun med gibi…
Sızım elif sızısı...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://kutluforum.bedavaforum.biz
 
"VELİSİZ NİKAHIN HÜKMÜ"
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
KUTLU FORUM :: İslami ilimler ve dini kültür :: DİNİ KONULAR -İLAHİYAT-
Buraya geçin: