KUTLU FORUM

Bilgi ve Paylaşım Platformuna Hoş Geldiniz
 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Ka’b b. Eşref ve ölüm cezası..Ahmet Kurucan..süikast düşüncesi

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Limoni
Co-Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 5022
Rep Gücü : 12580
Rep Puanı : 43
Kayıt tarihi : 27/05/09

MesajKonu: Ka’b b. Eşref ve ölüm cezası..Ahmet Kurucan..süikast düşüncesi    Paz Mayıs 03, 2015 2:36 am

Yazar, Mekke’nin fethi ile sonuçlanan seferin sebeplerini ve sonrasında Allah Resulü’nün (sas) 22 yıl boyunca İslam’a ve Müslümanlara düşmanlık yapan müşriklere karşı almış olduğu affedici âlicenâp tavırları anlatıyor. Hudeybiye anlaşması ile başlattığı Mekke fethi anlatımını, Efendimiz’in (sas) “Gidin hepiniz serbestsiniz. Bugün size kınama yok, Allah sizi affetsin. O merhametlilerin en merhametlisidir.” konuşması ile bitiriyor ve Efendimiz’in (sas) şefkat peygamberi olduğuna, affedici özelliğine ısrarla vurguda bulunuyor.







Fakat ilginçtir, yazar Mekke seferi sebeplerini sıraladığı yerde bir cümle sarf ediyor ve bu cümleyle okuyucuyu yukarıda anlattığı her şeyin doğruluğunu sorgulatacak bir şüphe kulvarına sokuyor. Aslında bir cümle de değil, cümle içindeki bir kelime. Hadise şu: Huzaa kabilesinden 20 kişi Kureyşliler tarafından namazda iken öldürülüyor. Hudeybiye sulh anlaşmasına aykırı bu tutumu anlaşmaya imza koyan taraflardan olan Huzaalılar gelip Efendimiz’e (sas) haber veriyorlar. Yazar da bunları anlattıktan sonra diyor ki: “Hz. Peygamber duyduklarına son derece üzüldü ve bunun intikamını almaya karar verdi.” Efendimiz (sas) ve intikam; Hudeybiye anlaşmasına muhalefet ve savaş sebebi; savaş sonrası hakimiyet ve af. Sıradan bir okuyucu için kafaların karışmaması mümkün değil. Kaldı ki aynı Allah Resulü (sas) aynı seferde Mekke’ye girerken müfreze komutanlarından birisinin “Bugün savaş günüdür, bugün imtihan günüdür.” dediğini duyunca onu komutanlıktan azl ediyor ve aynı yazar aynı bölümde bize bunu şöyle anlatıyor: “Cennetü’l-Mualla yanında çadırının kurulmasını emretti. Bu arada Mekke’deki sıkıntılı yılları hatırına geldi, içi burkuldu. ‘Vaktiyle burada müşrikler benim aleyhimde toplantı yapıp insafsız kararlar almıştı.’ dedi. Ama gönlü intikam duyguları ile dolu değildi.”




İntikam ile ilgisi yok




Tarihî bilgiler doğru. Huzaa kabilesinden 20 kişinin öldürülmesine Efendimiz’in üzülmesi de, bugün intikam günüdür diyen komutanı azletmesi de. Ama yazarın yaptığı iki farklı yorumda iki farklı peygamber portresi var. İlkinde intikam duyguları ile dopdolu, ikincisinde intikam duygularından uzak. Dediğim gibi kafaların karışmaması mümkün değil.




Şuuraltında depolanan duyguların dışa vurumu mu? Hayır, aksine beşeri bir hata ve dikkatsizlik. Ama bu ve benzeri dikkatsizlikler şu içinde yaşadığımız global dünyada öyle büyük yanlışlıklara sebebiyet veriyor ki, sebebiyet verdiği hadiseler tüm dünyada Fethullah Gülen Hocaefendi’nin tabiriyle “İslâm’ın dırahşan çehresini karartıyor.” Radikal ve fanatik dediğimiz eğitimsiz Müslümanlar bu ve benzeri ifadelerden “intikam fetvaları” çıkartıyor. İslam’a düşman bir kesim de “İşte bak sizin dininiz” diyor. Maalesef. Halbuki mesele hukukî ve siyasî düzlemde alabildiğine net ve intikam ile hiçbir ilgisi yok. Hudeybiye anlaşmasına muhalefet anlaşmanın süresi dolmadan bozulmasını netice veriyor ve Mekke seferi bunun üzerine yapılıyor. Detayına bakılabilir.




Meselenin aslı ne?




Ka’b b. Eşref’in öldürülme emri de bu çerçevede zikredilmesi gereken önemli bir başka örnek. Onu önemli kılan unsurlardan birincisi hiç şüphesiz Ka’b’ın Yahudi kimliği; ikincisi ise 15 asır önce cereyan eden hadisede verilen “öldürülme emrinin” Charlie Hebdo katliamını gerçekleştiren faillerin dayanak noktası olması.




Genelde bilinen şu: Beni Nadir kabilesinin ileri gelenlerinden olan şair Ka’b b. Eşref, Medine’de Efendimiz (sas) aleyhine söylediği şiirlerle fitne ve kargaşaya sebebiyet veriyor. Önceleri meseleye müsamaha ile yaklaşan Allah Resulü (sas) hicivle yapılan saldıranların artmasına dayanamıyor ve ashabına Ka’b b. Eşref’i kimin öldüreceğini soruyor. Muhammed b. Mesleme hemen ileri atılıyor ve o görevi yerine getiriyor.









Ka’b b. Eşref’in Medine’deki köşkünün kalıntıları.



Tam bu noktada durup düşünelim; ‘mesele bundan ibaretse Hz. Peygamber’e (sas) hakaretin cezası ölümdür; işte delili’ diyen insanların çıkması gayet tabiidir. Halbuki hadise doğru ama onun Ka’b’ın öldürülme emrine gerekçe teşkil eden tek hadise bu değil. Kaldı ki Efendimiz’in hayatına atfedilecek bütüncül bir bakış bununla çelişen onlarca vakıa ile dolu. Çünkü Efendimiz (sas), hayatı boyunca kendisine yapılan buna benzer hakaretlerde ölüm cezası vermemiş. Öyleyse burada eksik olan bilgiler var.




Nedir bunlar? Medine Vesikası sonrası Medine’de gerçekleşen barış ortamında Müslümanlar gün geçtikçe büyüyor, gelişiyor ve daha köklü bir şekilde Medine’ye yerleşiyorlar. Bu durum Medine Vesikası’nın altına imza atan kabilenin ileri gelenlerinden birisi olmasına rağmen İslam’a düşmanlığını gizleme ihtiyacı duymayan Ka’b’ı adeta deli ediyor ve muhalif fiilî davranışlar içine itiyor. Neler yapıyor?




Bir; Medine pazarında Müslümanların alış veriş yapması için Efendimiz (sas) tarafından ayrılan yere kurulan çadırların iplerini kesiyor ve Müslümanların orada ticaret yapmalarına fiilen engel oluyor. Gerginliğin artmasını istemeyen Efendimiz (sas) konunun üzerinde durmuyor, hukukî ve cezaî bir yatırıma gitmeden Müslümanların alışveriş yapacağı yeri başka bir alana taşıyor.




İki; Bedir Savaşı’nda Müslümanların elde etmiş olduğu galibiyeti hazmedemeyen Ka’b b. Eşref “Arab’ın eşrafı ve melikleri yenildiyse yerin altı yerin üstünden hayırlıdır.” sözleri ile Medine sokaklarında bağıra bağıra dolaşıyor. Bununla yetinmeyip yanına aldığı 60 kişilik bir heyetle Mekke’ye gidiyor, Mekkelilere moral destek veriyor, Müslümanlara kin ve nefreti artıracak şiirler okuyor, Bedir’de öldürülen Mekke müşriklerine ağıtlar yakıyor, Bedir’in intikamını almaları için kışkırtmalarda bulunuyor. Bu tahrikler zaten intikam duyguları ile dolu olan Mekke müşriklerini harekete geçiriyor ve Ka’b’a Müslümanlarla yeniden savaşacaklarını söylüyorlar. Ka’b da buna karşılık o gün geldiğinde kendilerine yardım edeceği sözünü veriyor. Bunu, ‘anlaşma yapıyor’ şeklinde okumak da mümkündür.




Üç; Mekke dönüşü Medine’de daha cesur bir şekilde hareket etmeye başlıyor, Müslüman hanımlara iftiraların yer aldığı şiirleri ile tahrike devam ediyor.




 Dört; Efendimiz’e (sas) suikast tertip ediyor. Onun hazırladığı plana göre bir Yahudi’nin evinde hazırlanan yemek esnasında Efendimiz (sas) öldürülecektir. Yemek davetine birkaç sahabesi ile birlikte icabet eden Efendimiz (sas) rivayetlere göre Cebrail’in (as) haber vermesiyle komplodan haberdar oluyor ve davet mekânını acilen terk ediyor.





Beş; Müşrik Gatafan kabilesini Medine’ye saldırması için ikna ediyor. Saldırı hazırlığını haber alan Efendimiz (sas) hazırladığı bir seriyye ile Medine dışında yer alan Karkaratülküdr mevkiine kadar gidiyor ve saldırıyı başlamadan bitiriyor.




Altı; yukarıda “Genelde bilinen şu” diye aktardığım bilgi; Efendimiz (sas) aleyhine şiirler okuyor. Bu şiirler o kadar ayyuka çıkıyor ki Efendimiz’in (sas) şöyle dua ettiğini biliyoruz: “Allah’ım! Beni, İbn-i Eşref’den -dilediğin şekilde- kurtar artık! O, kötülüğünü açığa vurmakta ve yaymaktadır.”




Altı madde halinde sıraladığımız bu faaliyetlerin hepsi Medine Vesikası anlaşmalarına aykırı olan ve son tahlilde anlaşma şartlarına göre ölüm cezasını gerektiren unsurlardır. Günümüz diline “devlete karşı ihanet” diye de tercüme edebileceğimiz bu suçların cezası ise, meri kanunlara göre ölümdür ve Medine şehir site devletinin seçilmiş lideri Efendimiz’in (sas) verdiği karar da bu istikamette değerlendirilmek mecburiyetindedir. Cezanın infazından sonra ne Ka’b’ın kendi kabilesi olan Beni Nadir, ne de diğer Yahudi kabilelerin Efendimiz’e (sas) hiçbir itirazda bulunmamaları, üstelik anlaşmalarını yenilemeleri, kararı böyle değerlendirdiklerinin göstergesidir.





Gördüğünüz gibi ölüm cezasının gerekçesi sadece Efendimiz’i (sas) hicv edici bir şiir okumaktan ibaret değildir. Ama bunlar sağlıklı bir şekilde değerlendirmelere konu olmayınca fanatizme kapı aralıyor, radikal çıkışların terörist faaliyetlerin gerekçesi gibi sunulabiliyor. Kaybeden de maalesef hiç şüphesiz İslam ve Müslümanlar oluyor.




Not: Ka’b b. Eşref ile alâkalı rivayetlerin kaynakları ve detayları için bakınız: http://www.peygamberyolu.com/sorularla-efendimiz/icerik/aktuel/2369.html







http://www.zaman.com.tr/ahmet-kurucan/kab-b-esref-ve-olum-cezasi_2275863.html





6 Şubat 2015
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
huzeyfe
Süper Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 6422
Rep Gücü : 15141
Rep Puanı : 23
Kayıt tarihi : 27/03/09

MesajKonu: Geri: Ka’b b. Eşref ve ölüm cezası..Ahmet Kurucan..süikast düşüncesi    C.tesi Eyl. 16, 2017 7:22 am



Ka’b b. Eşref’in Medine’deki köşkünün kalıntıları.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Ka’b b. Eşref ve ölüm cezası..Ahmet Kurucan..süikast düşüncesi
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» 040670002 AHMET EMRE KILINÇ
» Ahmet Bukhatir Dua
» İllizyonistin Cezası
» Ahmet Utlu VS Hülya Yaylalı

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
KUTLU FORUM :: İslami ilimler ve dini kültür :: DİNİ KONULAR -İLAHİYAT-
Buraya geçin: