KUTLU FORUM

Bilgi ve Paylaşım Platformuna Hoş Geldiniz
 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Günahları teşhir, alenileştirme ..gizleme , affı nasıl olur

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Limoni
Co-Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 5022
Rep Gücü : 12580
Rep Puanı : 43
Kayıt tarihi : 27/05/09

MesajKonu: Günahları teşhir, alenileştirme ..gizleme , affı nasıl olur   Cuma Ağus. 07, 2015 11:35 am

Sadece Allah'ın bildiği, gizli işlenen günahları ahirette herkes bilecek mi?

Günahlar, kulun Rabbi ile iletişimine sınır koyan parazitlerdir. Kulun, Yüce Yaradanı ile görüşmesinin sağlıklılığı, bu parazitleri hayatından temizlemesi ile yakından alâkalıdır.
Bir yakınınızla telefon görüşmesi yaptığınızı farz edelim. Araya bir parazit girdiğinde, nasıl görüşmeden bir şey anlamıyorsunuz ve görüşmeyi yarıda kesip önce parazitin giderilmesine çalışıyorsunuz.
Fizik âleminde defalarca yaşadığımız bu hâdise, manevî âlemde Rabbimizle olan ilişkilerimizde daha öncelikli olarak söz konusudur. Manevî âlemin parazitleri günahlardır, haramlardır, Allah’ın yasak kıldığı davranışlardır, dînimizin nehyettiği hareketlerdir, vicdanımızın mahkûm ettiği suçlardır.
Günahlar, haramlar ve Allah’ın yasakladığı davranışlar konusunda bize ilk hesap soran vicdanımızdır. Allah nezdinde bizi en çetin sorguya çeken kurum vicdanımızdır. Vicdanımızın sorgusu karşısında temize çıkabilmek ise tövbenin ta kendisidir. Temize çıkmadığımız sürece vicdanımız bize baskı yapmaya ve bizi kınamaya devam eder.
Kulun tövbekâr sayılması için kendi vicdanında, yani kendi özünde ve içinde günahlarına karşı pişmanlığa ve tövbeye sarılması en önemli şarttır ve yeterlidir. Günahlarını başka bir kurumun veya kişinin önünde sayıp dökmeye gerek olmadığı gibi, böyle bir davranış tevhid inancı ile de bağdaşmaz. Çünkü Allah’tan başka hiç kimse günahlara tövbeyi kabul veya red konusunda ya da günahlara ceza takdir etmek hususunda yetki sahibi değildir.
Kul hakkını içeriyor olmadıkça günahlar şahsîdir ve kul ile Rabbi arasındadır. Kul hakkını içeriyor olması halinde ise günah, yalnız hakkı zedelenen kul ile hakka geçen şahıs arasında bir meseledir ve üçüncü şahıslar açısından yine gizlilik taşır.
Yani günahları; 1.Kul, 2. Allah, 3. Hakkı çiğnenen kuldan başka diğer şahısların bilmesine gerek yoktur. Günahların özünde “gizlilik” esası vardır ve bu korunmalıdır. Allah’ın “Settârü’l-uyûb” ismi günahları gizlemek istemektedir. Af yolunun açık kalması için günahların gizli kalmasına şiddetle ihtiyaç vardır.
İnsanın kusur ve günah işlemeye kabiliyetli bir fıtratı bulunduğunu1 beyan eden Üstad Saîd Nursî Hazretleri, Cenâb-ı Hakk'ın Settâr ve Ğaffâr isimlerinin kusurlar ve günahlara karşı bir siper hükmünde bulunduğunu; yalnız kendisine sığınıldığında Cenâb-ı Hakk'ın günahları örttüğünü, gizlediğini ve bağışladığını kaydeder.2
Âdil mahkemeler kamuyu ilgilendirmeyen suç ve günahların peşine düşmezler. Günah veya suç, bir veya birden fazla kişinin hakkı ve hukuku ile ilgili bir alanda işlenmiş ise mahkemeler elbette suçluyu yargılamak ve masumları korumak için harekete geçerler. Adaletin sağlanması için bu gereklidir ve bu ayrı bir meseledir. Kişinin mahkemeye karşı suçunu itiraf etmesi bu bakımdan bir fazilettir ve bu da bir nevî tövbe hükmündedir.
Fakat kişi başkasını ilgilendirmeyen günahlarını gizlemeli, günahlarını yaymaktan kaçınmalı ve günahlarına kendi vicdanında tövbe etmelidir. Günahları ile övünmek ise haramdır.
Resûl-i Ekrem Efendimiz (asm) buyuruyor ki:
Alıntı :
* “Günahı açıktan işlemekten sıkılmayanlar hariç bütün ümmetim bağışlanmıştır. Geceleyin bir günah işleyip, Allah da yaptığı bu günahı örtmüşken sabahleyin kalkıp, ‘Akşam şöyle şöyle yaptım’ diyen kişi, açıkça günah işlemekten sıkılmayan kimselerdendir. Rabbi geceleyin suçunu örtmüşken, sabahleyin kalkıp Allah’ın örttüğü bu örtüyü kaldırıyor.”3
* “Bir kul dünyada bir kulun ayıbını örterse, Allah da kıyamet gününde onun ayıbını örter.”4
* “İnsanların gizli yanlarını araştırmayın. Ayıplarını öğrenmeye çalışmayın.”5
* “Günah işlediğinde hemen tövbe et. Gizli işlediğin günaha gizlice, açıktan işlediğin günaha da açıktan tövbe et.”6
* “Günah gizli kaldıkça sadece sahibine zarar verir. Ortaya çıktığında ise düzeltilmezse, topluma zarar verir.”7
* “Allah’tan kusurlarınızı örtmesini ve sizi korktuklarınızdan emin kılmasını isteyin.”8
* “Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: ‘Ben dünyada Müslüman bir kulumun örttüğüm bir kusurunu, âhirette ortaya çıkarıp onu rezil ve rüsvay etmeyecek kadar büyük kerem ve af sahibiyim.’”9
Dipnotlar:
1. Mektûbât, s. 47;
2. Lem’alar, s. 59; Mesnevî-i Nûriye, s. 113;
3. Riyâzu’s-Sâlihîn, 24; Câmiü’s-Sağîr, 3000;
4. Riyâzu’s-Sâlihîn, 240;
5. Câmiü’s-Sağîr, 1576;
6. age., 419;
7. age., 332;
8. age., 638;
9. Câmiü’s-Sağîr, 2893.

http://m.sorularlaislamiyet.com/index.php?oku=9638

***************000**********

Günah ve Teşhir
Prof. Dr. M. Yaşar Kandemir
2005 - Nisan, Sayı: 230, Sayfa: 028
Kul kusursuz olmaz. Kusur işlemek kulun özelliğidir. Kusursuz olan sadece Allah’tır.
Bu durumda kul ne yapmalıdır? Bir günah işledikten sonra pişmanlık duymalıdır. Çünkü, Efendimiz aleyhisselâm’ın buyurduğu gibi Günahın keffâreti yaptığına pişman olmaktır (Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 289). Daha açık bir söyleyişle gittiği yolun yanlış olduğunu görüp günahına tövbe etmektir. Günahkâr kimse, şâirin dediği gibi:
Tövbe yâ Rabbi hatâ râhına gittiklerime
Bilip ettiklerime bilmeyip ettiklerime
demelidir.
Allah Teâlâ kullarının günaha meyilli olduğunu çok iyi bilir. Çünkü onları kendisi yaratmıştır. O’nun kullarından beklediği şey, günahlarını bağışlayabilecek yüce bir Mevlâ’ya sahip olduklarını bilmek, yaptığı günahın ardından O’ndan bağışlanma dilemektir. Bu durumu Peygamber Efendimiz şöyle anlatmıştır:
Canımı kudretiyle elinde tutan Allaha yemin ederim ki, siz hiç günah işlemeseydiniz, Cenâb-ı Hak sizi yok eder, yerinize günah işleyip Allahtan bağışlanma dileyecek bir millet getirir de onları bağışlardı (Müslim, Tevbe 11; Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 309).
Bir Müslüman günahlardan sakınmaya, hatalardan uzak durmaya elbette çalışmalıdır. Bu konudaki bütün titizliğine rağmen yine de günah çukuruna düşerse, hemen tövbe ipine sarılmalıdır.
Bu konuda bilinmesi gereken çok önemli iki husus daha vardır:
Biri, yaptığı günahı başkasına anlatmamak...
Diğeri de, başkasının yaptığını gördüğü bir günahı ifşâ etmemek...
Tabiî ki burada sadece yapanı ilgilendiren, başkalarına zarar vermeyen günahlardan söz ediyoruz.
Başkasında gördüğü bir kusuru yaymaya kalkan kimse önce kendi kusurlarını düşünmelidir. Kendi günahlarını unutup başkasının kusurunu teşhir etmek yani orada burada yaymak İslâm ahlâkıyla bağdaşmaz. Kendisinin nice kusurunu Allah Teâlâ’nın görüp durduğunu bilen kimse, başkasının kusurunu teşhir edemez.
Başkasına anlatma!
Bazıları bir günah işleyince onu başkalarına söylemeden duramaz. Günahını birine anlatmazsa sıkıntıdan patlayacağını, onu biriyle paylaştığı zaman ferahlayacağını düşünür. Fakat hatasını yaymanın kendisine neler kaybettireceğini hesaba katmaz.
Günahını ona buna anlatan hanımlara Hz. Âişe annemizin pek güzel bir tavsiyesi vardır. Şöyle buyurur:
“Ey Mü’min hanımlar! Biriniz bir günah işlediğinde, Allah da o günahı başkalarından gizlediğinde, yaptığı hatayı birine söylemeden duramaz mı? İnsan günahını başkasına anlatmamalıdır. Çünkü kullar affetmeyi değil ayıplamayı bilir. Allah ise ayıplamaz, affeder” (İshak b. Râhûye, Müsned [Belûşî], III, 953).
Ayıplamaktan başka bir şey bilmeyen insanların diline düşmemek için hatasını kimseye söylememelidir. Hatasını başkasına anlatacağına Cenâb-ı Hakk’a el açıp yalvarmalı, kendini bağışlamasını dilemeli, günahlarına tövbe etmelidir. Samimiyetle tövbe ettiği ve kulluk görevlerini hakkıyla yerine getirdiği zaman kendisini Cenâb-ı Mevlâ’nın bağışlanacağını da bilmelidir.
Hz. Ömer’in kumandanlarından biri, bir şehre vardıklarında askerlerine şöyle der:
“Burası, kadını ve şarabı bol bir yerdir. İçinizden biri cezayı hak edecek bir suç işlerse, hemen gelsin cezasını vererek kendisini günahından temizleyelim.”
Kumandanın bu sözü Hz. Ömer’in kulağına gider ve ona bu sözün yanlışlığını hatırlatan bir mektup yazarak şöyle çıkışır:
Günahlarını Allahın gizlediği kimselere, o günahları teşhir etmelerini tavsiye ediyormuşsun, öyle mi? (Abdürrezzâk, el-Musannef (A‘zamî), V, 197-198).
Şurası da unutulmamalıdır: Günahları teşhir etmek insanın ar damarını çatlatır; ona yeniden günah işleme cesareti verir. Birinin yaptığı günahı duymak, karakteri zayıf bazı kimselerde günahlara sempatiyle bakma ve fırsatını bulunca o günahı işleme arzusu uyandırır. Bunlardan daha kötüsü, teşhir edilen bir günahın affedilme şansı daha da azalır.
Allah’ın affedici olduğunu unutma!
Günah işleyen kimse, bir kahramanlık yapmış gibi onu kimseye söylememelidir. Yaptığı günahı Rabbinin bildiğini düşünerek o günahın altında ezilmeli ve şimdi anlatacağım hadîs-i şerifte olduğu gibi, Cenâb-ı Hakk’ın kendisini bağışlayacağını ummalıdır.
Bir gün Peygamber Efendimiz Mescid-i Nebevî’de otururken yanına bir adam geldi ve:
“Ey Allah’ın elçisi! Ben cezalandırılması gereken bir günah işledim. Cezamı ver!” dedi.
Peygamber Efendimiz o adama hiçbir şey söylemedi. Fakat adam az sonra isteğini tekrarladı:
“Ey Allah’ın elçisi! Ben cezalandırılması gereken bir günah işledim. Cezamı ver!”
Resûl-i Ekrem ona yine cevap vermedi. Derken namaz vakti geldi, namaz kılındı. Günah yükünün altında ezilen o sahâbî namazdan sonra Resûl-i Ekrem’in peşine takıldı ve isteğini tekrarladı:
“Ey Allah’ın elçisi! Ben cezalandırılması gereken bir günah işledim. Cezamı ver!”
Sevgili Peygamberimiz o zaman adama dönerek sordu:
Sen mescide gelmek üzere evinden çıkacağın zaman güzelce abdest almadın mı?
“Aldım, Ya Resûlallah!”
Sonra mescide gelip bizimle birlikte namaz kılmadın mı?
“Kıldım, Ey Allah’ın elçisi!”
Öyleyse Allah Teâlâ senin günahını bağışlamıştır (Buhârî, Hudûd 27; Müslim, Tevbe 44).
Sevgili Efendimiz bu müjdesiyle, ibadetlerin insana sevap kazandırmakla kalmayacağını, onların aynı zamanda günahlara da keffâret olacağını haber vermiştir.
Affın böylesi
İnsan yaptığı günahın hesabını elbette Allah’a verecektir. Cenâb-ı Hakk’ı hoşnut eden güzel halleri varsa, hesabı da kolay olacaktır. Bin ayağın bir ayağa derildiği o dehşetli mahşer yerinde Allah Teâlâ mü’min kulunu bütün gözlerden ırak hesaba çekecektir. Nasıl mı?
Sevgili okuyucular! Eğer bu hadisi daha önce duymadıysanız, eminim sevinçten kanatlanacaksınız. En büyük bahtiyarlığın ne olduğunu yeniden düşüneceksiniz.
Manzara şu:
Herkes mahşer yerinde toplanmıştır. Bütün insanlar hesaplarının görülmesi için sıranın kendilerine gelmesini beklemektedir. O sırada Allah Teâlâ sevdiği kulunu mahşerdekilerin görmeyeceği şekilde kendine şefkatle yaklaştıracak ve ikisinden başkasının duymayacağı biçimde onunla konuşmaya başlayacaktır:
“Söyle bakalım, şu günahını hatırlıyor musun?”
“Evet yâ Rabbî, hatırlıyorum.”
“Şunu da hatırlıyor musun?”
“Evet yâ Rabbî, onu da hatırlıyorum.”
O kul, yaptığı bütün günahları hatırlayacak ve hepsini Cenâb-ı Hakk’a bir bir itiraf edecek. Vaktiyle gözlerden uzak bir şekilde yaptığı bütün günahlarını Allah Teâlâ’nın bilindiğini görünce büsbütün mahvolduğunu düşünmeye başlayacak. İşte tam o sırada Yüce Mevlâ ona şu müjdeyi verecektir:
Ey kulum! Günahlarını dünyada halktan gizlemiştim; şimdi de onları bağışlıyorum. Günahlarından tamamen arınan o kulun eline, sadece yaptığı iyiliklerin yazılı olduğu bir defter verilecektir (Buhârî, Mezâlim 2, Tevhîd 36; Müslim Tevbe 52).
Mahşer; dünyada, başkaları görmesin diye bin bir ince hesap ile yapılan günahların ortaya döküldüğü, kimin ne yaptığının herkesçe görüldüğü, günahkârların rezil, rüsvâ olduğu bir yerdir. Hesaplar genellikle böyle görülecektir. Bir de yukarıda okuduğumuz gibi, bütün gözlerden uzak ve sonu af ile biten bir hesap şekli vardır. Şüphesiz bir kul için gerçek saadet ve asıl bayram da budur…
Yüce Rabbim hepimizi hesabını kolayca veren kullarından eylesin (Âmin).

http://dergi.altinoluk.com/index.php?sayfa=yillar&MakaleNo=d230s028m1
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Günahları teşhir, alenileştirme ..gizleme , affı nasıl olur
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» MeMLeKeTiNiZiN ŞiVeSi NaSıLDıR ?
» Vücudumuzda Hiç Ağrı Hissetmeseydik
» Farmville nasıl oynanır? Öğrenmek isteyenler buraya
» OLAY ÇEVRESİNDE OLUŞAN EDEBİ METİNLER

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
KUTLU FORUM :: İslami ilimler ve dini kültür :: Tasavvuf-Dua-Gönül Dünyamız-
Buraya geçin: